4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2011/10849 E. , 2011/12526 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 07/05/2010 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; manevi tazminat isteminin reddine, maddi tazminat isteminin yargı yolu farklılığı yönünden reddine dair verilen 02/12/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece manevi tazminat isteminin reddine, maddi tazminat istemi yönünden ise yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, davalı ... hakkında açtığı bu davada; davalı kurum tarafından hizmet akdinin haksız olarak feshedilerek işine son verildiğini, hizmet akdinin feshine ilişkin işlemin iptali için idare mahkemesinde açmış olduğu davada işlemin yürütmesinin durdurulması kararının verilmesi üzerine işine iade edildiğini ancak, işine son verildiği tarihten yürütmenin durdurulması kararı gereğince tekrar işe başlatıldığı tarihe kadar parasal haklarından yoksun kaldığını belirterek bu tarihler arasında alamadığı ücretleri nedeniyle alacak isteminde bulunmuş, ayrıca davalı kurumun kendisini haksız yere şikayet ettiğini ileri sürerek manevi tazminat istemiştir. Yerel mahkemece, davacının alacak istemi yönünden idare mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmiş, manevi tazminat istemi yönünden ise, ‘davalının anayasal şikayet hakkını sınırları içinde kullandığı’ gerekçesi ile davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Anayasa’nın 135. maddesine göre meslek kuruluşları kamu kurumu niteliğindedir. Davalı ... da bir kamu tüzel kişisidir. Davacı, davalı idarenin haksız yere kendisini savcılığa şikayet ettiğini ve hizmet akdinin haksız yere feshedildiğini ileri sürerek zarara uğradığını belirttiğine göre davacı, davalı idarenin hizmet kusuruna dayanmaktadır. İdarenin işlemi ya da eylemi nedeni ile doğan zararlardan dolayı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince idareye karşı, idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekir. Görev sorunu, açıkça veya hiç ileri sürülmese de yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınır. Kaldı ki 1.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 110 maddesinde de, “…davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunması şarttır.” biçiminde düzenleme bulunmaktadır. Şu durumda yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek davacının davalı kurum hakkındaki maddi ve manevi tazminat istemleri arasında görev ayrımı yapılmadan manevi tazminat istemi yönünden de yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.