14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/131
KARAR NO: 2024/301
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13.10.2020
NUMARASI: 2018/541 E. - 2020/513 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Yolcu taşımadan kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu şirket aleyhine istanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlattıklarını, davalı borçlunun müvekkile olan 2 adet fatura alacağının tahsilini talep ettiklerini, davalı borçlu tarafından icra dosyasına sunulan dilekçede böyle bir borcun bulunmadığını, borcun tamamını ödediklerini, bu nedenle itiraz ettiklerini, takibin durduğunu, davalı borçlunun itirazlarının tamamen haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı borçlunun icra dosyasına itiraz ettiğini, sunulan faturalara ilişkin hiçbir açıklama yapmadığını, borcu ödediği iddiasında bulunduğunu, ödemeye ilişkin herhangi bir belge sunmadığını, takibe konu faturaların müvekkili şirketin davalı borçlu şirkete vermiş olduğu transfer hizmetleri için kesilen faturalar olduğunu, 30.11.2017 tarihli 4.720,00 TL tutarlı fatura alacağı için sadece 2.000,00 TL ödendiğini, 2.720,00 TL bakiyenin ödenmediğini, 30.01.2018 tarihli 13.726,05 TL tutarlı faturaya ilişkin olarak ise hiçbir ödeme yapılmadığını iddia ederek, davalı şirketin itirazlarının iptali ile takibin devamını, alacağın % 20'sinden az olmamak icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında özetle; davalı şirkete dava dilekçesinin tebliğ edildiği, davalı şirket tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... davanın davacı tarafça Muhtelif Transfer Hızmetlerı(Yolcu Nakli) karşılığında düzenlenen 2 adet faturanın bakiye alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, takibe ve davaya konu fatura örnekleri incelendiğinde, faturaların içeriği hizmetlerin davalı şirkete verildiğine ve faturaların tebliğine ilişkin herhangi bir şerhe yer verilmediği, mali müşavir bilirkişinin raporunda da belirtildiği üzere faturaların davalı şirketin BA formlarında bulunmadığı, davalı tarafın takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde; takip alacaklısına böyle bir borçlarının bulunmadığını, bu sebeple ödeme emrinde belirtilen tutarın müvekkil şirketten tahsilinin mümkün olmadığını, müvekkil şirket ile alacaklı şirket arasındaki ticari ilişkiye binaen doğan borcun tamamının ödendiğini, buna karşılık faturada belirtilen işlerle ilgili olarak müvekkil şirketin alacaklı şirketten herhangi bir hizmet almadığını beyan ettiği, taraflar arasında bir yazılı sözleşmenin bulunmadığı, davacı tarafın watsupp ve email kayıtlarının incelendiği ve bu kayıtlara göre; taraflarca yapılan ücretlendirmeler ile karşılıklı kabuller ile ilgili WhatsApp sohbet programı üzerinden verilen iş emirlerinin yerine getirilmiş olduğu, tüm bu yazışmalar ile taraflar arasında sürekli olarak bir iş ilişkisinin (insan taşıma, transfer işlemine ait) yerine getirilmiş olduğu ve bu işlere ait borç/alacak ilişkisini gösteren hesap tablolarının karşılıklı yazışmalar ile yapılmakta ve teyitleşildiği, davacı tarafça davalı tarafa gerek Whatsapp sohbet programı üzerinden gerekse de eposta hesabı üzerinden verilen iş emirleri ile yapılan yazışmalar sonucunda servis/taşıma hizmeti verilmiş olduğunun anlaşıldığı, tüm bu servis/taşıma işine ait taraflar arasında beher servis/taşıma işlemi için yazılı bir iş emri düzenlenmediği anlaşılmakta, ancak ilgili iş hizmeti gereği sürekli olarak WhatsApp sohbet programı üzerinden yapılan yazışmalar ile iş emrinin verilmiş olduğunun görüldüğü, taraflar arasında bu hizmetin verilerek oluşan iş bedelinin/tutarının; davacı alacağının kısım kısım davalı tarafça ödeme yapılarak işin/hizmetin yürütülmekte olduğu, davalı tarafın faturalardaki bedele yönelik bir itirazının olmadığı, davacının faturalara konu hizmeti sunmuş olduğu kanaatine varılarak davacı tarafça verilen iş/hizmet gereği 2 adet faturadan kaynaklı bakiye 16.446,05 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 16.446,05 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 9,75 oranında ve değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, her ne kadar işlemiş faiz talep edilmişse de takipten önce davalı tarafa gönderilen bir ihtarname bulunmadığı, davalı tarafın temerrüde düşürülmediği anlaşıldığından işlemiş faize yönelik talebin reddine, alacak fatura alacağı olup likit olmakla, hüküm altına alınan 16.446,05 TL'nin % 20'si oranında inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş ... " gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 16.446,05 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 9,75 oranında ve değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, işlemiş faize yönelik talebin reddine, alacak likit olmakla, hüküm altına alınan 16.446,05 TL'nin % 20'si oranında inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı tarafa borcu bulunmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, whatsapp sohbet programının hiçbir şekilde ispat aracı olamayacağının tartışmasız olduğunu, ayrıca konuşmaların istenildiği düzenlenmesi alıcı ve göndericinin rahatlıkla değiştirilmesinin her zaman mümkün olduğunu, bu nedenle bu konuşmalara riayet edilerek fatura konusu hizmetin verildiğine dair hüküm kurulmasının hiçbir hukuk kuralına uymadığını, fatura içeriğindeki hizmetin verildiğinin davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini, müvekkilinin davalıdan aldığı hizmetlerin tamamına ilişkin tüm ödemelerini gerçekleştirdiğini, faturaların müvekkiline tebliğ edilmediğini, itiraz hakkının doğmadığını, müvekkilinin ticari defter kayıtlarının incelenmediğini, raporun alacağın varlığına delil teşkil edecek nitelikte olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, fyolcu taşımaya ilişkin faturalı alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı hususunda herhangi bir ihtilaf mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının takip konusu alacağının sübuta erip ermediği, iddialarını yasal delillerle ispat edip edemediği, kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirket adına 30.11.2017 tarihinde transfer adı altında KDV dahil 4.710,00 TL tutarında ve 30.01.2018 tarihinde yine transfer adı altında KDV dahil 13.726,05 TL tutarında fatura düzenlendiği, fatura ve bakiye fatura alacağının tahsili amacıyla davacı şirket tarafından davalı şirket hakkında İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 2.720,00 TL ve 13.726,05 TL faturalar ile işlemiş faizleri olmak üzere toplam 16.591,41 TL alacağın tahsili amacıyla 22.02.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından icra takibine karşı itiraz edildiği, itiraz dilekçesinde ticari ilişkiye binaen doğan borcun tamamının ödendiği, müvekkili şirketin alacaklı şirketten herhangi bir hizmet almadığını belirttiği, davacı tarafça İİK 67 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Taraflarca delilleri ve taraf şirket yetkilileri ve görevlileri arasında gerçekleştirilen çok sayıda whatsapp yazışma örnekleri dosyaya ibraz edilmiştir. Ayrıca taraflara ait BA ve BS Formları dosyaya celp edildikten sonra bilirkişi incelemesi yapılmıştır. 24.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda; dosyanın tetkikinden, davanın davacı firmanın başlatmış olduğu icra takibine davalı şirketçe yapılmış itirazın iptali davası olduğu, davaya konu ihtilafın, davacı yanın davanın dayandığı takibe konu yaptığı alacağının varlığı ve varsa miktarı hususlarında toplandığı, dosya münderecatı davacı firmanın ticari defter ve kayıtları ile dayanak belgeler üzerinde yapılan inceleme ve tespitler sonucunda; davacı firmanın basit usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefi olarak işletme defteri tuttuğu, davalı şirkete gerçekleştirildiği iddia edilen muhtelif (Transfer Hizmetleri Yolcu Nakli) karşılığında Ekim ve Kasım/2017 Aylarında 2 Adet Ocak/2018 Ayında 1 Adet olmak üzere toplam tutarı KDV dâhil 20.620,79 TL tutarında 3 adet faturayı düzenlemek suretiyle gelir olarak İşletme defterine kayıt ettiği, işletme defterinde tahsilât kaydı yapmak ve dolayısıyla tahsilâtları izleyebilmek mümkün olmadığından, davacı beyanından hareketle 4.174,74 TL' nin tahsil edildiği, bakiye 15,446,05 TL nin ise takip ve işbu davaya konu edildikleri, takip ve dava konusu bu bakiyerin 2 720.00 TL'nin 30.14.2017 tarihli 17105 nolu faturadan, 13.726,05 TL'nin ise 31.01.2018 tarihli, 17106 nolu faturadan kaynaklandığının anlaşıldığı, fatura örnekleri incelendiğinde, faturaların içeriği hizmetlerin davalı şirkete verildiğine ve faturaların tebliğine ilişkin herhangi bir şerhe yer verilmediği, dosyaya celp edilen BA formları incelendiğinde; davacı firmanın Ekim ve Kasım/2017 ayında düzenlemiş olduğu faturaların aylık toplamı KDV hariç 5.000 TL nin altında kalmaları nedeniyle ayrıntılı BA Formu beyanına tabi olmadığından davalı şirket BA Form beyanlarında yer almadığı, davacı firmanın Ocak/2018 ayında davalı şirket adına faturanın ayrıntılı BA Formu Beyanına tabi olmasına rağmen davalı şirketin 2018 Yılı Ba Formu beyanında yer almadığının tespit edildiği, BA Formları vasıtasıyla takip/dava konusu faturaların ve faturalar içeriği hizmetlerin davalı şirkete verildiğinin kanıtlanmasi yönünde hukuki bir yarar sağlanamadığı, davacı tarafından dosyaya sunulan “e-mail yazışmaları” ve “Whatsup Sohbeti” çıktılarının delil değerleri ile takip/dava konusu faturaların içeriği hizmetlerin verildiğini ispatlamaya elverişli olup olmadıkları, davalı vekilinin davanın dayandığı takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesindeki “takip alacaklısına böyle bir borç bulunmadığını, bu sebeple ödeme emrinde belirtilen tutarın müvekkili şirketten tahsilinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin alacaklı şirket arasındaki ticari ilişkiye binaen doğan borcun tamamının ödendiğini, buna karşılık faturada belirtilen işlerle ilgili olarak müvekkili şirketin alacaklı şirketten herhangi bir hizmet almadığını” beyanı içeriğinde yer alan borcun ödendiğine ilişkin beyanının takdirin mahkemeye ait olduğu, her türlü hukuki tavsif, nihai karar ve icra tazminatı taleplerinin takdiri mahkemeye ait almak üzere, dava dosyası, dosyaya sunuları bilgi ve belgeler ile davacı firmanın ticari defterlerindeki kayıtları ve müstenidatları üzerinde yapılan inceleme sonucunda; davacı firmanın 16.446,05 TL asıl alacak ve 145,36 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.591,41 TL talep üzerinden harçlandırarak itirazın iptali istemi ile ikame etmiş olduğu, işbu itirazın iptali davasında; davacının talebine dayanak yaptığı ve ticari(İşletme) defterine gelir olarak kaydettiği, faturalar içeriği hizmetlerin davalı şirkete verilip, verilmediği, fatura bedellerine hak kazanıp kazanmadığı hususlarının mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; 30.10.2017 tarihli 2.174,74 TL bedelli faturanın davalı tarafça ödendiğine dair 07.12.2017 ödeme tarihli banka dekontunun mevcut olduğunu, dosyaya ibraz edildiğini, 30.11.2017 tarihli 4.720,00 TL faturanın 2.000,00 TL'sini 02.02.2018 tarihinde ödendiğine dair dekontun mevcut olduğunu, 30.01.2018 tarihli faturanın ise davalı tarafça ödenmediğini, davalının ticari defterlerinin sunmamış olmasının tamamen kötü niyetli ve borçtan kurtulmaya dair bir davranış olduğunu, taraflar arasında mail ve whatsapp yazışmalarının ticari ilişkiye yönelik taraflar arasındaki çalışmanın devam ettiğini gösterdiğini belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir. 13.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda; tüm yazışmalar ile taraflar arasında sürekli olarak bir iş ilişkisinin (insan taşıma, transfer işlemine ait) yerine getirilmiş olduğu ve bu işlere ait borç/alacak ilişkisini gösteren hesap tablolarının karşılıklı yapıldığı ve teyitleşmekte olunduğunun görüldüğü, tüm bu uygulama üzerinden yapılan yazışmaların inceleme günü cep telefonu üzerinden görülerek tespit edildiğini, taraflar arasındaki 09.02.2018 tarihli yazışma ile davalının toplam borç miktarı olarak 14.352,24 TL olduğu yönünde yazışmanın yapılmış olduğunun görüldüğü, taraflar arasında bir yazılı sözleşmenin akdedilmemiş olduğu, davacı tarafça davalı tarafa gerek whatsapp sohbet programı üzerinden gerekse de eposta hesabı. üzerinden verilen iş emirleri ile yapılan yazışmalar sonucunda servis/taşıma hizmeti verilmiş olduğu, taraflar arasında bu hizmetin verilerek oluşan iş bedelinin/tutarmm; davacı alacağının kısım kısım davalı tarafça ödeme yapılarak işin/hizmetin yürütülmekte olduğu, davacı tarafça verilen iş/hizmet gereği 16.446,05 TL alacaklı olduğu, davalı tarafça verilmeyen iş/hizmet olduğu yönünde bir itirazda bulunmamış olması bakımından, bu yönde de bir belge veya bilgi sunmamış olması bakımından davacının hizmeti sunmuş olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiştir. Beyanda bulunulmadığı her iki taraf vekilinin hazır olduğu 13.10.2020 tarihli duruşma zaptına geçirilmiş olmasına rağmen duruşmada da herhangi bir itirazda da bulunulmamıştır. Mahkemece, bilirkişi raporundaki tespitler uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamından ve özellikle taraf şirket yetkilileri arasında gerçekleştirilen whatsap yazışmaları ile mail yazışmalarında, her iki şirket arasında süre gelen taşıma hizmetinin davacı şirket tarafından davalı şirkete verilmiş olduğu, kısmi ödemelerin yapıldığı ancak takibe konu edilen ödemelerin yerine getirilmediği, birden fazla kere gerçekleştirilen yazışmalar sonucunda netice alınamayınca iş bu dava konusu takibin başlatıldığı, taraf şirketler arasındaki ticari ilişkinin yazışmalar ile devam ettirilmiş olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar fatura düzenlenmesi tek başına ticari ilişkinin varlığını ispata yeterli değilse de somut olayda davalı tarafça, icra takibine karşı yapılan itiraz dilekçesinde davacının alacaklı olduğu borcun tümden ödendiği savunmasına karşılık savunmayı ispatlayacak herhangi bir delil ibraz edilmediği gibi yukarıda belirtildiği üzere yapılan yazışmalarda hizmet alış verişinin varlığı ve alacak borç ilişkisinin varlığı anlaşılmaktadır. Yazışmaların ayrıntılı şekilde değerlendirildiği, teknik bilirkişi raporuna karşı ise davalı vekili tarafından herhangi bir beyan veya itirazda bulunulmamıştır. Somut olayın özelliği gereğince davacının iddiasını ispat etmiş olduğunun kabulünün hakkaniyete uygun düşeceği sonucuna ulaşılmıştır. HMK 199 maddesinde, belge başlığı altında, uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metinin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaybı gibi veriler ile elektronik ortamdaki verilerin ve bunlara benzer bilgi taşıyıcılarının bu kanuna göre belge olduğu belirtilmiştir. Bu sebeplerle, davalı vekilinin istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 842,57 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.29.02.2024