14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/279
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30.11.2020
NUMARASI : 2018/193 E. - 2020/790 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından yurt dışından ithal edilen araca ilişkin ithalat sırasında ödenmesi gerekirken ödenmeyen özel tüketim vergisi 5067 sayılı Kaçakçılıkla mücadele kanununa eklenen geçici 10. Maddeye istinaden davacı tarafça ödendiğini, davacı tarafın 06.09.2013 tarihinde davalılar tarafından yurtdışından ithal edilerek yurda sokulan ... Plaka no.lu ... marka 2007 model ... tip aracı beşinci maliki olarak sicil ve kaydına güvenerek kullanmak maksadıyla satın alındığını, davacı tarafın aracı aldıktan 2 sene sonra aracı satmak istediğini, satış bedelinin 96.000,00 TL alıcı tarafından davacı tarafın hesabına gönderildiğini, noterde araç satışı sırasında araca devir yasağı konulduğunun görüldüğünü ve davacı tarafın da alıcıya parayı iade ettiğini, daha sonra davacı tarafından bu devir yasağının neyden kaynaklandığının araştırıldığını, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/95 Esas sayılı dosyası ile davanın olduğunu, davacı tarafın 2015 yılında satmak istediği aracını davalının kusurundan dolayı satamadığını, davacı tarafın 2 yıl sonra çıkarılan af sayesinde borçlu olmadığı halde 20.243,00 TL ödeme yaptığını, davacı tarafın araç satışını yapmadığından ... Bankasından 30.000,00TL'lik kredi çektiğini iddia ederek, ÖTV bedeli ile kredi için ödenen faiz ve masrafların tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket temsilcisi savunmasında özetle; davacı tarafın iddialarını kabul etmediklerini, davacı taraf ile araç alım-satım akdinin olmadığını, davalı şirketin 2014 yılında kurulduğunu, davacı tarafından iddia edilen 2013 yılında satışı olan ... Plaka no.lu ... marka 2007 model aracın yurtdışından getirilmediğini, keza firmalarının yurtdışından aracın ithalatçısı olmadığını ve davacı tarafı zarara uğratmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı dava dilekçesinde; davalı olarak ... Tic A.Ş gösterilmiştir. Ancak davaya konu ... plaka sayılı aracın, sahiplik belgelerinde dava dışı ... Tic. Ltd. Şirketi tarafından, ülkeye ithal edildiği, bu noktada davalı gösterilen şirket ile aracı ülkeye ithal eden şirketin farklı ticaret ünvanına sahip oldukları anlaşılmakla; Bu noktada öncelikli olarak şirketler arasında organik bağ bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapılması gerekmekte olup bu hususta yapılan değerlendirmede; Dosyada mübrez 18.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, iki şirket arasında organik bağ bulunduğu, zira şirketlerin ticaret ünvanlarının benzer olması, şirketlerin faaliyet gösterdikleri adreslerinin, faaliyet alanlarının, yöneticilerinin aynı olması karşısında mahkememizce de bu sonuca varılmıştır.Şirketler arasında organik bağ bulunduğu tespitinden sonra, zararların tazmini açısından ilk olarak ödenen ÖTV bedeli açısından yapılan değerlendirmede;Olay tarihinde, davacının aracı satamaması üzerine ilgili makamlar tarafından ...Plakalı araca ait ÖTV tutarının 80.968,20TL olduğunun tespit edildiği, 5607 sayılı kanunun geçici 10. Maddesine ve anılan yönetmeliğin 5 maddesinin 7. Fıkrasına göre ÖTV tutarının %25'ne isabet eden 20.243,00 TL ÖTV nin ödenmesi halinde aracın kaydındaki satılamaz tahdidin kaldırılacağı davacıya bildirilmesi üzerine davacının, T.C Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından davacı tarafa 07.06.2017 tarihli gelen yazıya istinaden; 22.08.2017 tarihinde Atatürk Hava Umanı Gümrük Saymanlık Müd. 20.07.2017 tarih ... sayılı yazı ve ... plakalı araca ait 20.243,00 TL'lik Özel Tüketim Vergisini ödediği görülmekle, ... Plakalı aracın 02.03.2018 tarihinde Kadıköy Kaymakamlığından gelen yazıda görüleceği üzerine aracın birden fazla kez satıldığı, sahiplik belgelerinde dava dışı ...Tic. Ltd. Şirketi tarafından, 26.04.2007 tarihinde 163003 fatura numarası ile dava konusu aracın ... adlı şahsa ÖTV ve KDV bedeli içinde 165.445,00 TL'ye satıldığı, aracı ülkeye ithal eden şirketin, davalı şirketle organik bağı olan şirket olması nedeniyle bu zarardan davalı şirketin sorumlu olması gerekeceğinden,
Davacı tarafından ödenen 20.143,00 TL ÖTV bedelinin 18/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Davacının Diğer Talepleri Yönünden;Davacının arabayı kaydındaki tahdit nedeniyle satamadığından kaynaklı çekmek zorunda olduğu kredi ve faiz talebi yönünden, talep edilen zararların dolaylı zararlar olması ndeniyle davalı şirketin bu zararlardan sorumlu olmayacağı anlaşıldığından, bu talepler yönünden davanın reddine ..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı tarafından ödenen 20.143,00 TL ÖTV bedelinin 18/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşan istemin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf dilekçesine cevap ve katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın yerinde olduğunu, kaldırılma taleplerinin olmadığını ancak davalı tarafın yargılama süresince vekil ile temsil edilmediği hâlde gerekçeli kararda sehven davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olduğundan kararın düzeltilerek onanmasını talep ettiklerini, davalının müvekkilinin bir dönem maliki olduğu aracı ithal eden ...Mobilya San.ve Tic. Ltd Şirketi arasında organik bağ bulunmadığını, pasif taraf ehliyetinin bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep ettiğini, her iki şirketin ortaklarının aynı olduğunu, aynı adreste faaliyet gösterdiğini, her iki firmanın ticaret unvanlarının ortakları gibi aynı olduğunu, davalı şirketin kuruluşunun 01.09.2014 Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilirken ithalatı yapan firmanın 12.09.2014 tarihi itibariyle faaliyeti devam etmesinde fayda görülmediği gerekçesiyle verilen tasfiye kararı neticesinde 19.09.2014 tarihli gazetede tasfiyenin ilan edildiğini, davalı şirketin kurucusu ve münferit yetkilisi ile tasfiye edilen ithalatçı firmanın ortağının aynı kişi ... olduğunu, ithalatçı firma yetkilileri hakkında ceza davası açılması neticesinde kötü niyetli olarak iflas ya da başka tasfiye kararı bulunmayan firmayı görülen lüzum üzerine tasfiye sürecine soktuklarını, mahkemenin bilirkişi için dosyayı gönderme sebebinin alım satım ve ödeme işlemlerinin tarafların defterlerinde bulunup bulunmadığının tespitine yönelik olduğunu, kararın esas bakımından isabetli olduğunu belirterek, vekalet ücreti yönünden kararın düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, pasif taraf ehliyetinin bulunmadığını, hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi gereken konularda bilirkişiye başvurulamayacağını, organik bağın tespitinde bazı kriterlerin oluşması gerektiğini, borçlu şirkete ait bir kısım belgeleri davalı şirket iş yerinde bulunması, borçlu şirket ile davalı şirket arasında devir ilişkisinin olması, iki şirketin aynı merkezden idare edilmesi, farklı şirketler kurularak farklı tüzel kişiliklerin çatısı altında dolandırıcılık yapılması, iki şirketin faaliyet alanlarının ve müşteri çevrelerinin aynı olması, iki şirketin çalışanlarının önemli ölçüde aynı olması, şirket yöneticilerinin aynı olması, ortaklar arasındaki akrabalık ilişkisi vb sebeplerin Yargıtay tarafından belirlenen kıstaslardan bir kısmı olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında şirketler arasındaki organik bağın bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapılması gerektiği belirtilerek bilirkişi raporunda belirtildiği üzere iki şirket arasındaki organik bağ bulunduğu, şirketlerin ticaret unvanlarının benzer olduğu, aynı faaliyeti gösterdikleri, yöneticilerin aynı olduğu gerekçesine yer verildiğini, bilirkişinin hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerinin doğrudan hükme esas alınamayacağını, raporun 5.sayfasında müvekkili şirket ile dava dışı şirketin faaliyet gösterdikleri adreslerin aynı olmadığının açık bir şekilde ifade edildiğini, faaliyet konularının birbirinden farklı olduğunu, davalı şirket ve dava dışı şirket yöneticilerinin aynı olmadığını, bir kısım ortakların aynı olmasının bu durumu değiştirmediği gibi aynı olması nedenine dayanılarak şirketler arasında organik bağ olduğunun söylenemeyeceğini, müvekkili ile davacı arasında herhangi bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığını, müvekkilinin borcu bulunmadığını, ticari defterler incelendiğinde herhangi bir alım ve satımın olmadığının görüldüğünü, davacının doğrudan dava dışı ... AŞ ile de hukuki ilişkisi olmayıp Kadıköy 30. Noterliğini 06.09.2013 tarihli satış sözleşmesi ile dava konusu aracın ... tarafından davacıya satıldığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma konu olan aracın ithalatçı tarafça ödenmesi gereken ÖTV'nin ödenmemiş olması nedeniyle ödenmek zorunda kalınan ÖTV bedelinin ithalatçı firmadan tahsili ile gelir kaybı, kredi çekimi için ödenmek zorunda kalınan faiz ve masrafların tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, dava konusu ... plakalı aracın dava dışı ... Tic Ltd Şirketi tarafından 2007 yılında yurt dışından ithal edildiği, davacı şirket tarafından dava konusu aracın 06.09.2013 tarihinde dava dışı ...'tan araç satış sözleşmesi ile satın alınmış olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının davalı taraftan talep etmekte haklı olduğu alacağının olup olmadığı, davalı şirkete husumet yöneltilmesinin isabetli olup olmadığı ile pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, davalı şirketin dava dışı ithalatı gerçekleştiren şirketle arasında organik bağın olup olmadığı ve davalının kendisini vekille temsil edip etmediği takdir edilen vekalet ücretinin isabetli olup olmadığına dairdir. Dosya kapsamından, dava dışı ... Ltd Şirketi tarafından dava konusu ... plakalı 2007 model ... arazi taşıtının 13.02.2007 tarihinde Yeşilköy Otomobil İhtisas Gümrük Müdürlüğünün beyannamesi ile ithal edilmiş olduğu, dava konusu aracın araç tescil bilgilerine göre dava dışı şirket tarafından yine dava dışı gerçek veya tüzel kişilere satılmış olduğu, davacı şirket tarafından yukarıda yer verildiği üzere dava konusu aracın 06.09.2013 tarihinde 115.000,00 TL bedel karşılığında Kadıköy .... Noterliğinde düzenlenen araç satış sözleşmesi ile dava dışı ...'tan satın alındığı, dava tarihi itibariyle aracın dava dışı ... adına kayıtlı bulunduğu, plakasının ... olarak belirtildiği, 07.06.2017 tarihli Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Yeşilköy Gümrük Müdürlüğü tarafından davacı şirketin talebi üzerine verilen cevabı yazıda, ... plaka sayılı araç ile ilgili 6777 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanunun 31.maddesi ile 5607 sayılı Kaçakçılık ile Mücadele Kanununa eklenen geçici 10.maddenin uygulanmasına yönelik düzenlenen 09.05.2017 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren "5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa göre Gümrük Vergilerinin Eksik Ödenmesi Nedeniyle El Konulan Kara Taşıtlarının Sahiplerine İadesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" kapsamında işlem talep edildiği, anılan yönetmelikte belirlenen uygulama doğrultusunda ilgili vergi dairesi ile yapılan yazışmalar neticesinde ilk iktisapta ödenmesi gereken ÖTV tutarının 80.968,20 TL olduğunun bildirildiği, 5607 Sayılı Kanunun Geçici 10.maddesine ve anılan yönetmeliğin 5.maddesinin 7.fıkrasına göre ÖTV tutarının %25 isabet eden 20.243,00 TL ÖTV'nin ödenmek istenilmesi halinde yönetmeliğin ek2'de yer alan başvuru formu ile birlikte 31.07.2017 tarihi mesai saati bitimine kadar başvurulması gerektiği, bir ay içerisinde belirtilen ÖTV'nin %25 isabet eden tutarın hesaba ödenerek alındı belgesinin ibraz edilmesi hususlarına yer verildiği, davacı şirket tarafından 22.08.2017 tarihinde 20.243,00 TL bedele dair ödeme gerçekleştirildikten sonra iş bu davanın açılmış olduğu, dosya içerisindeki Türkiye Sicili Gazete örneklerinden dava dışı .... Ltd Şirketinin 07.09.2007 tarihinde tescil edildiği, Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, ortaklarının .... olduğu, şirket ortaklarından hissesinin tamamını devretmiş olduğu, ...ın hissesini ....'a devrettiği, dava dışı şirketin 12.09.2014 tarihli karar ile şirketin faaliyetine devam etmesinde fayda görülmediği gerekçesiyle tasfiye haline girmesine, şirket müdürü ...'ın tasfiyeye girinceye kadar yaptığı işlemlerden dolayı ibra edilmesine ayrıca tasfiye memuru olarak atanmasına, şirket merkez adresinin ise Acıbadem Caddesi 8/2 Kadıköy/İstanbul adresine nakledilmesine karar verildiği, dışı limited şirketinin 12.05.2017 tarih ve onaylı Genel Kurul Kararı ile aynı tarihli tasfiye sonu beyanının 17.05.2017 tarihinde tescil edildiği, 24.05.2017 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde tasfiye sonucunun ilan edildiği, davalı şirketin ise 26.08.2014 tarihinde tescil edildiği, bu hususun Ticaret Sicil Gazetesinin 01.09.2014 tarihli nüshasında ilan edildiği, dava dışı limited şirketinin davalı şirketin tescil tarihinden kısa süre sonra tasfiye haline girdiği, davalı şirketin adresinin Fenerbahçe Mahallesi Kadıköy/İstanbul olarak belirtildiği, yönetim kurulu üyesinin ... olduğu, şirketin yönetim kurulu üyelerinden ... münferiden atacağı imza ile şirketi temsil ve ilzam edeceğine yer verildiği, gerek ithalatçı şirket olup tasfiye sonucu sicilden terkin edilen gerekse davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olan ... hakkında kaçakçılık ve sahtecilik iddiası ile kamu davasının açıldığı, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/462 Esas, 2021/149 Karar ve 20.05.2021 tarihli kararı ile adı geçen sanıklar hakkında açılan kamu davasının sanıkların mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle beratlerine karar verildiği, kararın kesinleşmiş olduğuna dair herhangi bir bilginin olmadığı, dosyada katılanın İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü olduğu, suçtan zarar gören pek çok gerçek kişinin mevcut olup araç malikleri olarak davada yer aldıkları, iddia makamı tarafından sanıkların birleştirilen iddianamelere konu 2007,2008,2009 ve 2010 yıllarında yargılamaya konu serbest dolaşma giriş beyannameleri ile ithalatını gerçekleştirdikleri, kovuşturma sonucunda sanıkların gümrük idaresince yapılan yurt dışı araştırması sonucunda ihracatçı ülke yetkili mercilerinden temin edilen belgeler ile ithal beyannamesine ekli faturaların incelenmesi sonucu yapılan ithalatlarda gümrük idaresini yanıltarak araçlar hakkında düzenlenen kısmi faturaların beyan edilerek ithalat işlemlerinin yapıldığı, bu şekilde eksik gümrük vergisi ödemek maksadıyla ithal ettikleri eşyanın kıymet ve miktarını eksik ve yine kullanılmış araçları kullanılmamış gibi göstererek sahte serbest dolaşma, giriş beyannamesi tanzim etmek suretiyle kaçakçılık ve sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği hususlarına yer verilmiş olduğu anlaşılmıştır. 18.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda; T.C Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından davacı tarafa 07.06.2017 tarihli 25603261 sayılı yazıda; ... Plakalı araca ait ÖTV tutarının 80.968,20TL olduğunun tespit edildiği, 5607 sayılı kanunun geçici 10. maddesine ve anılan yönetmeliğin 5 maddesinin 7. Fıkrasına göre ÖTV tutarının 9625'ne isabet eden 20.243,00TL ÖTV nin ödenmek istenilmesi halinde yönetmelikte yer alan başvuru formu ile birlikte 31.07.2017 tarihi mesai saati bitimine kadar müdürlüğe başvuru yapılması gerektiği, T.C Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından davacı tarafa 07.06.2017 tarihli gelen yazıya istinaden; davacı tarafından 22.08.2017 tarihinde Atatürk Hava Limanı Gümrük Saymanlık Müd. tarafına 20.07.2017 tarih ... sayılı yazı ve ... Plakalı araca ait 20.243,00TL'Lik Özel Tüketim Vergisi ödediğinin görüldüğü, ... Plakalı aracın 02.03.2018 tarihinde Kadıköy Kaymakamlığından gelen yazıda görüleceği üzerine aracın elden ele satıldığının görüldüğü, dava dışı ... Tic Ltd Şti tarafından 26.04.2007 tarihinde 163003 fatura numarası İle dava konusu aracı ... ana para 76.200,007L * ÖTV 64.008,001L 4 KDV 25.237,00TL olmak üzere toplam 165.445,00TL'ye sattığının görüldüğü, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler çerçevesinde, yukarıda belirtilen kriterler üzerinden yapılan değerlendirme neticesinde, takdiri ve hukuki nitetendirme mahkemeye ait olmak üzere ... olduğu kanaatine varıldığı, davalı ... A.Ş, diğer dava dışı ... Tic Ltd Şti Organik bağ olduğu kanaatine varıldığı, tüm bu hususlar itibariyle davacının söz konusu ödemelerden dolayı talep edebileceği 20.243,00TL'Lik Özel Tüketim Vergisi alacak tutarları olduğu, davacı tarafın davalı yandan bu tutarı talep edip edilemeyeceği hususunun takdirinin mahkemeye ait olduğu, davacı tarafından ... Bankasından çekilen 30.000,00 TLlik tutarındaki kredinin ise davacı tarafın davalı yandan talep edilip edilemeyeceği hususunun takdirinin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. Davalı şirket temsilcisi tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; davacı ile şirketleri arasında herhangi bir alışverişinin olmadığını, dava dışı Kolatlar .... Ltd Şirketinin tasfiye edildiğini, tasfiye sürecinde tüm borçların ödendiğini, davalı şirkete herhangi bir gelir girdisinin olmadığını, dava dışı şirket ortaklarından biri olarak yargılandıkları ithalatlar ile ilgili vergi incelemesi yapıldığını, eksik ödendiği belirlenen tüm vergilerin yapılandırılarak tarafınca eksiksiz ödendiğini, haklarında kurulacak hükmün beraat yönünde olacağı kanaatinde olduklarını, raporda peşinen hükümler kurulduğunu, 4 ortaklı şirketin tüm borçlarının ödenerek tasfiye edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 30.11.2020 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında; bilirkişi raporunun organik bağı destekler niteliğinde olduğunun, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket yetkilisi aynı celsede zapta geçen beyanında; ... Mobilyanın aile şirketleri olduğunu, ... Grubun ise kendi şahsi şirketi olduğunu, aralarında bağ olmadığını, aile şirketi ile davacı şirket arasında ticari alış verişin olmadığını, aracın ... Tekstile satıldığını belirtmiştir. Mahkemece, yukarıda belirtilen gerekçelere istinaden davanın ÖTV bedeli yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Somut olayda, tartışılması gereken husus, dava konusu aracı yurt dışından ithal ederek satışını gerçekleştiren şirketin tasfiye sonucunda sici.lden terkin edilmiş olması neticesinde husumetin davalı şirkete yöneltilmesinin isabetli olup olmadığı konusudur. Bu konunun ise söz konusu şirketler arasında organik bağın olup olmadığı yönünden değerlendirme ile çözüme ulaştırılması isabetli olacaktır. Temel hukuk kurallarının en önemlilerinden bir tanesi alacak haklarının nispiliği ilkesidir. Alacak hakkı ancak hukuki ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Kural olarak borç ilişkinin dışında bir başka gerçek ya da tüzel kişiye karşı borç ilişkisinden doğan alacak hakkı ileri sürülemez. Ticaret şirketlerinde ise sınırlı sorumluluk ilkesi ayrı ve bağımsız malvarlığı oluşumunu yaratmaktadır. Tüzel kişi ile ortakları arasında malvarlığı ile sorumluluk ayrılmaktadır. Ticaret şirketlerinde sınırlı sorumluluk ya da ayrı malvarlığı ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için Kıta Avrupası ve Anglo-Sakson hukuk sistemlerinde “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve tüzel kişiliğin arkasına sığınarak durumu kötüye kullanan ortakları sorumlu tutma imkânı getirilmiştir. Teorinin amacı, hakkaniyet gerektirdiği zaman tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılmasının önlenmesidir. Uygulama ve doktrinde benimsenen genel görüş perdenin kaldırılması kuramının hukuki temelini Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kurallarına aykırılığa ve hakkın kötüye kullanılmasına dayandırmaktadır. Tüzel kişiliğin varlığı asıl olup borcun yükümlüsü olan bir tüzel kişilik bulunmakta iken şirketin ortaklarına ya da başka bir şirkete karşı bu borçtan dolayı yönelinemeyecektir. Ancak tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığı bazı istisnai hâllerde tüzel kişilik perdesi aralanmak suretiyle gerçek ya da tüzel kişi ortakların sorumluluğu cihetine gidilebilecektir. Başka bir anlatımla perdenin kaldırılması kuramı sadece tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanan ve onu dürüstlük kurallarına aykırı biçimde bir kalkan olarak sorumluluktan kurtulmak amacıyla kullanan kişilerin sorumlu kılınması yöntemidir. Bununla birlikte perdenin kaldırılması kuramı kişiler hukukunun temel öğelerinden biri olan tüzel kişilik kavramının (o somut olayda) yok sayılması anlamına gelmektedir. Bu nedenle kuram, olayın özelliklerine göre istisnai hâllerde uygulama alanı bulabilir (Çamoğlu, E.,:“Ticaret Ortakları Bağlamında Perdenin Kaldırılması Kuramı ve Yargıtay Uygulaması”, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, Cilt:32 Sayı:2, Haziran 2016, s. 5-17).Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı ise şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir. Organik bağ ile tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması arasında benzerlikler olduğu kadar farklılıklar da bulunmaktadır. Özellikle somut olayın niteliği gereği organik bağın tespitinde; şirketlerin yöneticilerinin veya kurucularının aynı olması, davalı şirket kuruluşundan kısa süre sonra limited şirketinin tasfiye sonucunda sicilden terkin edilmesi gibi hususların göz önünde bulundurulması durumunda her iki şirket arasında organik bağ olduğunun kabulü kaçınılmazdır. Bu sebeple, davalı vekilinin aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf nedenine gelince ise; davalı taraf yargılama aşamasında kendisini vekille temsil ettirmemiştir. Dosya içerisine ibraz edilen Kadıköy .... Noterliğinde düzenlenen ... yevmiye nolu vekaletnamenin tarihi 01.12.2020 olup, karar tarihi olan 30.11.2020 tarihinde sonradır. HMK'nın 323 maddesinde, yargılama giderlerinin kapsamı başlığı ile yargılama giderlerine yer verilmiştir. HMK'nın 323/1-ğ bendinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmıştır. Somut olayda, davalı taraf, yargılama aşamasında kendisini vekille temsil ettirmemiştir. Karar tarihinden sonra dosyaya ibraz edildiği anlaşılan vekaletnameye istinaden karar başlığında vekilin gösterilmesi ve davacı aleyhine, reddedilen miktar üzerinden vekalet ücretinin takdir edilmiş olması isabetli görülmemiştir. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmesi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davalı yararına hükmedilen vekalet ücreti bakımından düzeltilmek üzere ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının, vekalet ücreti yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; 1-Davanın kısmen kabulü ile davacı tarafından ödenen 20.143,00 TL ÖTV bedelinin 18/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2.maddesi uyarınca avans esasına göre hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Aşan istemin reddine, 3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 1.375,97 TL harçtan peşin alınan 431,09 TL harcın mahsubu ile bakiye 944,88 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden 4.080,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden ve vekaletname karar tarihinden sonra düzenlenmiş olduğundan, davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvurma harcı ve 431,09 TL peşin harç toplamı: 466,99 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine; harç dışında yapılan 1.397,99 TL yargılama giderinden davanın red ve kabul oranına göre hesaplanan 1.115,55 TL'lik bölümünün davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7.Davalı tarafça sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 8-Taraflarca tarafından yatırılan gider avanslarından artan kısımların, HMK'nın 333. maddesi gereğince, karar kesinleştikten sonra yatıran taraflara iadesine,9-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden,a-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine,b-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf bavuru harcı gideri, 5,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 167,60 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,c-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,10-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,11-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.29.02.2024