Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

ANTALYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 14/12/2023
DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Fesih İstemli)

GEREKÇELİ KARAR

YAZIM TARİHİ: 23/02/2024

İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili, müvekkilinin .... Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin %51 ortağı olduğunu, ... ın ise şirketin temsile yetkili müdürü olduğunu, müvekkilinin yamaç paraşütü pilotu olup bu alanda faaliyet göstermek için aynı şekilde yamaç paraşütü pilotu olan .... ile .... Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ni 27.01.2021 tarihinde %50 hisse, .... , %50 hisse müvekkili .... olmak üzere birlikte kurduğunu, daha sonra ... nun 19.11.2021 tarihinde hissesini şuan ki ortaklardan ...a ve aynı zamanda şirket müdürü olan ....a devir ettiğini, 19.11.2021 tarihli hisse dağılımının müvekkil .... %51, .... %48, ... %1 şeklinde olup aynı tarihde ... ın tam yetkili şirket müdürü olarak atandığını, ... ın müvekkilinin pilot hocası olduğunu, aralarında bu nedenle bir güven ilişkisi bulunduğunu, aynı zamanda diğer ortak ... ın eşi olduğunu, müvekkilinin memur olması nedeniyle güven ilişkisi içerisinde şirkete tam yetkili müdür olarak atandığını, her konuda yetkili kılındığını, Son olarak 01.06.2023 tarihinde .... Şubesinde yamaç paraşütü faaliyetinde bulunmak için mevzuat gereği .... Şubesinde pilot olarak görevli ...a ... tarafından %1 hisse verildiğini ve pilot .... şirket ortağı olduğunu, güncel hisse dağılımının; .... %51, .... %47, .... %1, ... %1 şeklinde olduğunu, Şirket Seyahat ve Tur Acentası olarak .... merkez ve .... şube şeklinde, .... ve 1.... şubesi olarak ..., daha sonra 2. şube olan .... şubesi ... de faaliyete başladığını, Şirket ana faaliyet konusu olan ... yamaç paraşütü turu (Paragliding) olarak faaliyete devam ettiğini, davaya konu sirket genel kurulunun her yıl yapılması gerekirken, herhangi bir genel kurul toplantısı yapılmadığını, Şirket ana sözleşmesinde olağan genel kurulun her hesap döneminin sona ermesinden itibaren 3 ay içerisinde toplanacağı ve şirketin net dönem karının kanuni yedek akçe ayrıldıktan sonra genel kurul kararı ile pay sahiplerine kar payı olarak dağıtılacağı yer almasına rağmen bu zamana kadar genel kurulun toplantıya çağırılmadığı gibi kar payı dağıtımı da yapılmadığını, .... ve eşi şirket müdürü ... ın uçuş ücretlerini şirket hesabına değil kendi şahsi hesaplarına yönlendirdiğini, uçuş ücretlerinin şahsi hesaplarda toplandığı için hem şirketi hem de müvekkilinin zarara uğrattıklarını, Bu nedenle bilinçli olarak ne genel kurul toplantıya çağrılıp ne de kar payı dağıtımının yapılmadığını, güven ilişkisini dayanan yetkinin suistimal edildiğini, banka hesaplarının incelenmesinde bu durumun ortaya çıkacağını, Uçuş sayıları ile muhasebe kayıtları tutmayınca bu konuları müvekkili ...a sorduğunda .... ile tartıştıklarını ve kendisine bir açıklama yapılmadan şirketin kayıtlarına ulaşılmasının engellendiğini, anahtarlar ile mail ve mali sistemlerin şifreleri değiştirildiğini ve müvekkillinin şirketten zorla uzaklaştırıldığını, müvekkilin şirketten zorla uzaklaştırılmasının, şirketin finansal tablolarını ve bilançolarını incelemesine izin verilmemesi, kapı kilitlerinin ve mail şifrelerinin değiştirilmesi, uçuş kayıtları ile muvazaalı işlemlere ait bilgi ve belgelerin .... Şubesi kasasında bulunması ve bunların her an şirket müdürü tarafından değiştirilme ve ortadan kaldırılma tehlikesi bulunmasından dolayı ve ayrıca dava süresince davacı müvekkilin, ortaklıktan doğan haklarının teminat altına alınması ve şirketin içinin boşaltılmasının engellenmesi için TTK 638/2 maddesi uyarınca teminatsız olarak gerekli tedbirler alınarak şirkete kayyum atanmasını, davanın kabulüne, ile davalı şirketin haklı nedenlerin varlığı nedeniyle TTK 636. Maddesi uyarınca feshine ve tasfiyesine karar verilmesini, Şirketin öncelikle malvarlığının aynen taksim edilmesini, aynen taksim uygun görülmedigi takdirde nakden taksimine karar verilmesini, Şirketin malvarlıgına tedbir konulmasına, tüm alacak ve borçların dondurulmasına,Davalı şirketin banka hesaplarına tedbiren bloke konularak hesapların dondurulmasına, Şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili müdür ... ın şirketin ve müvekkil davacının haklarını ihlal edecek şekilde nakit tasarrufları ile borçlandırıcı, taahhüt altına sokucu sözleşme, kambiyo senedi imzalama, ipotek, kefalet, aval ve benzeri islemleri yapmaması için ihtarına ve münferiden şirketi temsil ve ilzam yetkisinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 25/12/2023 tarihli dilekçesinde özetle; mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının orantısız ve yüksek nakdi teminat hükmedilerek kısmen kabulü ile verilen kararın müvekkilinin telafisi imkansız zararlara uğramasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin memur olduğunu bu zamana kadar şirketten hiç kar payı almamasına bağlı olarak ekonomik durumu göz önüne alındığında 200.000,00-TL gibi yüksek bir nakdi teminatın müvekkili tarafından yatırılmasının mümkün olmadığını ifade ederek mahkemece verilen 200.000,00-TL teminat bedelinin kaldırılarak teminatsız tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davacı şirket feshi istemli davada ihtiyati tedbir talep etmiştir.

Mahkememizin 14/12/2023 tarihli ara kararı ile, talebin kısmen kabulü ile davacı vekilinin şirketin taşınır ve taşınmaz malvarlığının üçüncü kişilere devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin teminat karşılığında kabulüne, karar verilmiş, davacı vekili ihtiyati tedbire itiraz etmiş, ihtiyati tedbir kararının teminatsız olarak verilmesini talep etmiş ve itiraz mürafaalı olarak değerlendirilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunun 392/1. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacağı muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorunda olup, yine aynı Kanun'un 394/2. maddesi gereğince teminata itiraz edebilecek olan sadece aleyhine tedbir kararı verilen olup davacı vekilinin bu bağlamda teminatlı verilen ihtiyatı tedbir kararına karşı ilk derece mahkemesi nezdinde başvurabileceği itiraz yolu kanunda düzenlenmediğinden itirazın reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi karar verilmiştir. ..." şeklinde karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın haksız olup, müvekkilinin haklarını korumaktan çok uzak olduğunu, müvekkilinin memur olması ve bu zamana kadar şirketten hiçbir kar payı almaması sebebiyle 200.000 TL gibi yüksek bir nakdi teminatı yatırmasının mümkün olmadığını, tedbir kararının uygulanmasının bu nedenle oldukça zor şartlara bağlandığını,

TTK'nın 630. maddede şirket müdürünün yetkisinin sınırlandırılabileceği belirtilmesine rağmen mahkemece bu konuda hiçbir tedbir kararı verilmediğini, müvekkilinin şirkete ait hiçbir evraka, bilgiye, belgeye ulaşamamakta ve ulaşmasına izin verilmemekte olup, böyle bir durumunda müvekkilinin yaklaşık ispat koşullarının sağlanmasının beklenmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

İstinafa konu karar, ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne ilişkin 14/12/2023 tarihli ara karardır. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

İş bu davada davalı limited şirketin ortağı olan davacının, şirketin fesih ve tasfiyesini bu talebi yerinde görülmez ise de, haklı sebebe dayalı olarak ortaklıktan çıkma ile çıkma payı istediği anlaşılmaktadır. 6100 Sayılı HMK'nın 390/3. maddesi gereğince davacının ihtiyati tedbir talebi yönünden yaklaşık olarak ispata elverişli deliller sunması gerekmektedir. 6102 Sayılı TTK ve özel yasalarda limited şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nın 1. maddesinde "Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

TMK'nın 426. maddesinde temsil kayyımlığı, 427. maddesinde ise yönetim kayyımlığı düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunun 426. maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide gerekse yargı kararlarında kabul görmektedir. Bir şirketin yasal temsilcisinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunduğu taktirde kendisine o iş için temsil kayyımı atanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630/2. ve 3. maddelerinde de; her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunacağı belirtilmiştir.

Anılan maddelerde müdürün yetkisinin sınırlandırılabileceği belirtilmiş olup, maddedeki sınırlandırmanın amacı müdürün yetkisi dahilinde yaptığı işlerin kayyım onayına tabi tutulması değildir.

Böyle bir yorum, TMK'da düzenlenen kayyımlık müessesesi ile bağdaşmadığı gibi TTK'nun 629/1. maddesinin atfıyla limited şirketlere de uygulanması mümkün olan TTK'nun 371/3. maddesi gereğince ancak temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin özgülendirilmesine veya birlikte kullanılmasına ilişkin sınırlandırılmalar geçerli olup,

TTK'nun 630/2 ve 3. fıkralarında belirtilen sınırlandırmada ancak kanunda belirtilen bu hallere ilişkin olarak yapılabilir.

HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına,

HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, dava konusunun niteliği ve davalı şirketin faaliyetinin devamını engeller nitelikte tedbire hükmedilmesinin mümkün olmaması hususları da birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2.492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,

3.Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

4.Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,

5.İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

6.Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.