Esas No
E. 2023/1120
Karar No
K. 2024/16334
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Uyuşturucu

10. Ceza Dairesi         2023/1120 E.  ,  2024/16334 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2018/1211 E., 2019/1029 K.
SUÇ: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet

KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Ankara 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.11.2019 tarihli ve 2018/1211 Esas, 2019/1029 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 09.12.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 30.10.2022 tarihli ve 2022/11182 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.01.2023 tarihli ve KYB-144605 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.01.2023 tarihli ve KYB-144605 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev'iden suç sebebiyle açılmış bir kamu davası olduğundan, sonraki yargılama konusu suçlardan ötürü 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan dava açılması üzerine, Ankara 40. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 20.11.2019 tarihli kararı kapsamında sanığın mahkumiyetine karar verildiği ve kararın kanun yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle yapılan soruşturmalarda beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verileceği, dördüncü fıkrasında erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılması gereken durumlar sayılarak, maddenin altıncı fıkrasında ise "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez." hükmüne yer verildiği, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesinde ise, "...soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." hükmünün yer aldığı,

Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16.06.2021 tarihli ve 2020/18965 Esas, 2021/7640 Karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21.06.2021 tarihli ve 2020/21397 Esas, 2021/7865 Karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği, Dosya kapsamına göre;

1.Şüphelinin 25.01.2018 tarihli eylemi sebebiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 20.02.2018 tarihli ve 2018/21040 soruşturma, 2018/516 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın şüphelinin mernis adresine doğrudan 22.03.2018 tarihinde tebliğ edildiği, 7201 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23 üncü maddesi ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüphelinin mernis adresine doğrudan 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edilmesi nedeniyle usule aykırı şekilde yapılmış olduğu, buna göre anılan kararın usulüne uygun olarak sanığa tebliğ edilmemesi sebebiyle kesinleşmediğinden erteleme süresinin işlemeye başlamayacağı ve 27.08.2018 tarihli ikinci eyleme konu suçtan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan kamu davası açılamayacağı gibi söz konusu eylemin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulü ile kesinleşmemesi sebebiyle ihlali mahiyetinde de olmadığı gözetilerek, sanığın gerçekleştirmiş olduğu 25.01.2018 ve 27.08.2018 tarihli eylemlerine ilişkin ortak bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi ile usulüne uygun tebliğ ve devamı işlemlerin icrası için kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde,

2.Kabule göre de; sanık hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 25.01.2018 tarihli uyuşturucu madde kullanma eylemi nedeniyle, 20.02.2018 tarihli anılan kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın verildiği ve denetimli serbestlik tedbirine başlandığı, erteleme süresi içerisinde denetimli serbestlik tedbiri hükümlerine uymaması nedeniyle kamu davası açılması üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 31.10.2018 tarihli ve 2018/21040 Soruşturma, 2018/50599 Esas, 2018/32607 sayılı iddianame düzenlenmek suretiyle Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/1028 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı, Sanığın yine erteleme süresi içerisinde 27.08.2018 tarihinde işlemiş olduğu uyuşturucu kullanma suçu nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2018 tarihli ve 2018/211979 Soruşturma, 2018/57459 Esas, 2018/37550 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davası açıldığı,

Her iki suçun da ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukuki kesinti olmadığı, anılan iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, dosyaların birleştirilmesi ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin tartışılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

A. Şüpheli hakkında, 27.08.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2018 tarihli ve 2018/211979 Soruşturma, 2018/57459 Esas, 2018/37550 sayılı iddianamesi ile Ankara 40. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, Ankara 40. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 20.11.2019 tarihli ve 2018/1211 Esas, 2019/1029 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 09.12.2019 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmıştır.

B. Ankara 39.

Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/1028 Esas ve 2020/160 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde;

1.Şüpheli hakkında, daha önceden 25.01.2018 tarihinde işlediği aynı nitelikteki suç nedeniyle yapılan soruşturma sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20.02.2018 tarihli ve 2018/21040 soruşturma, 2018/516 sayılı kararı ile, 5237 sayılı kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararda, itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "7 gün" olarak gösterildiği, kararın, doğrudan şüphhelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 22.03.2018 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiği,

2.Şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 31.10.2018 tarihli ve 2018/21040 Soruşturma, 2018/50599 Esas, 2018/32607 sayılı iddianamesi ile Ankara 39.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,

3.Yine şüphelinin 08.05.2018 tarihli aynı nitelikteki eylemi nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 15.01.2020 tarihli ve 2019/187506 Soruşturma, 2020/2913 Esas, 2020/2008 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının Ankara 39.Asliye Ceza Mahkemesinin 27.01.2020 tarihli ve 2020/89 Esas, 2020/89 Karar sayılı birleştirme kararı ile 2018/1028 esas sayılı dava ile birleştirilmesine karar verildiği, aynı şekilde sanığın 12.04.2018 ve 21.04.2018 tarihli aynı nitelikteki eylemleri nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2018 tarihli ve 2018/82972 Soruşturma, 2018/57753 Esas, 2018/37745 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının da Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/1028 esas sayılı dava ile birleştirilmesine karar verildiği,

4.Yapılan yargılama sonucunda, Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.02.2020 tarihli ve 2018/1028 Esas, 2020/160 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,

C. Çubuk Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/19 Esas ve 2021/238 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde;

1.Sanığın 13.08.2018 tarihli aynı nitelikteki eylemi nedeniyle Çubuk Cumhuriyet Başsavcılığının 26.12.2018 tarihli ve 2018/2902 Soruşturma, 2018/1278 Esas, 2018/1262 sayılı iddianamesi ile, Çubuk 2. Asliye Ceza Mahkemesine doğrudan kamu davası açıldığı,

2.Çubuk 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.03.2021 tarihli ve 2019/19 Esas, 2021/238 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,

D. Ankara 39.

Asliye Ceza Mahkemesinin 05.02.2020 tarihli ve 2018/1028 Esas, 2020/160 Karar sayılı kararı ile Çubuk 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.03.2021 tarihli ve 2019/19 Esas, 2021/238 Karar sayılı kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine davalar birleştirilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 16.12.2021 tarihli ve 2020/475 Esas, 2021/1289 Karar sayılı kararı ile, hükümlerin bozulmasına karar verildiği, Anlaşılmıştır.

D. 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları "(1)Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.

Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir." şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre; 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usul ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesi zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli/sanık tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usule uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usule uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir. 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlal sebebi sayılmakta, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen suçlar ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Tüm bu açıklamalar ışığında;

Şüpheli hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 20.02.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda, karara karşı itiraz yoluna başvuru süresinin "15 gün" yerine "7 gün" olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40 ıncı maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 171, 172 ve 173 üncü maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen “denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararda kanun yolu başvuru süresinin şüpheliyi yanıltacak biçimde "7 gün" olarak gösterildiği, bu nedenle kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği gibi, 7201 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları ile Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği,

Somut olayda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğinin usulsüz olduğu, kararda itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "7 gün" olarak gösterilmesi ve tebliğinin de usulsüz olması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği, erteleme kararı usulûne uygun şekilde kesinleşmeden tedbirin infazına başlanamayacağı gibi müdürlük tarafından yapılan işlemlerin hukuken geçersiz olacağı, sanığın tüm eylemlerinin erteleme kararının kesinleşmesinden önce işlenmiş hale geleceği, inceleme konusu davada 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesini altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açılması koşullarının gerçekleşmediği, anlaşılmıştır.

Diğer yandan; 25.01.2018 tarihli suç ile inceleme konusu 27.08.2018 tarihli suçun, ilk iddianamenin düzenlendiği 31.10.2018 tarihinden önce işlendiği ve eylemler arasında hukuki kesinti olmadığı gibi, erteleme kararının usulsüz olarak verilmesi nedeniyle kesinleşmediği gözetildiğinde, sanığın 25.01.2018, 12.04.2018, 21.04.2018, 08.05.2018, 13.08.2018 ve 27.08.2018 tarihli aynı nitelikteki tüm suçlarının, erteleme kararının kesinleşmesinden önce işlenmiş hale geleceği, buna göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edileceğinden ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olacağından, Ankara 40.Asliye Ceza Mahkemesince, davanın, Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesinin bozma sonrası 2022/107 Esasa kaydedilen dava ile birleştirilmesine karar verilmesi, Çubuk 2. Asliye Ceza Mahkemesi kararının da bozulduğu anlaşılmakla, davanın derdest olması halinde bu davanın da Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/107 Esas sayılı davası ile birleştirilmesi sağlandıktan sonra, sanığın tüm eylemlerinin birlikte değerlendirlmek suretiyle hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği anlaşıldığından; mahkûmiyet kararı, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi, kısmen değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.

III. KARAR

1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2.Ankara 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.11.2019 tarihli ve 2018/1211 Esas, 2019/1029 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.03.2024 tarihinde karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku - Uyuşturucu 7201 sayılı Kanun 5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanunu 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edilmesi nedeniyle usule aykırı şekilde yapılmış olduğu, buna göre anılan kararın usulüne uygun olarak sanığa tebliğ edilmemesi sebebiyle kesinleşmediğinden erteleme süresinin işlemeye başlamayacağı ve 27.08.2018 tarihli ikinci eyleme konu suçtan 5237 sayılı Kanunu 7201 sayılı Tebligat Kanunu 5237 sayılı Kanun 516 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanunu 516 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın şüphelinin mernis adresine doğrudan 22.03.2018 tarihinde tebliğ edildiği, 7201 sayılı Kanunu 37550 sayılı iddianamesi ile Ankara 40. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı Kanunu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 5271 sayılı Kanun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları "(1)Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı Kanunu
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.