44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/113
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 21/12/2023
NUMARASI: 2023/153 E.
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/03/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin “...” ibaresi ile Türkiye'de birçok şehirde ve birçok iş kolunda faaliyet gösterdiğini, davalı tarafın “...” şeklindeki kullanımlarının müvekkilin marka haklarına tecavüz teşkil ettiği ve haksız rekabete yol açtığını, müvekkili şirketin 2006 yılından beri bu unvan ile faal olduğunu, 2006 yılından beri tescilli markalarının bulunduğunu, ibare üzerinde hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalı şirketin https://www...com.tr/ alan adlı web sitesine ve web sitesinde yer alan “ ...” başlığına girildiğinde de ulaşılan https://.../ alan adlı ... hesaplarına girildiğinde, davalının otomotiv alanında faaliyet gösterdiğinin görülebileceğini, davalı kullanımlarının müvekkili markaları ile iltibas yarattığını, bu haliyle müvekkili markalarının serisi algısı yarattığını, iddia ederek davalı tarafından kullanılan “...” isimli https://.../ internet sitesinde yer alan ... hesapları hakkında ve davalının https://.../ alan adlı internet sitesinde yer alan kullanımları hakkında ihtiyati tedbir kapsamında erişimin engellenmesi kararı verilmesine ve ayrıca davalının müvekkil şirketin markasına karşı yaptığı tecavüzün tespiti, önlenmesi ve durdurulmasını talep ettiği görülmektedir.
İlk derece mahkemesince 02/10/2023 tarihli ara karar ile; ".... Alınan bilirkişi raporunda, tedbir isteyenin " ...” markasının "https://.../" isimli internet sitesinin alan adında ve içeriğinde kullanıldığı, davalı yanın “...” markası altında lojistik, ... markası altında araç alım satım, “... E-Ticaret Şirketi” markası altında araç yedek parçaları ve aksesuarları, “...” markası altında “tır şoför eğitimi” alanlarında hizmet verdiği, davalının bu markayla “https://.../” üzerinden ürün satmaya devam etmesinin davacının zararına neden olabileceği, bu aşamada sadece internet sitesi üzerinden satışın yasaklanmasının ölçülü olacağı, davacının diğer talepleri yönünden verilecek kararın davanın esasını çözer mahiyette olacağı ve uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektiği dikkate alınarak ve yine davacının zararlarına yönelik davalı tarafa teminat bedeli depo ettirilmek suretiyle ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne kısmen reddine,
Davalı tarafa ait “https://.../” isimli siteye ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE, Erişim engeli yönünden verilen kararının uygulanması için karar kesinleştiğinde Erişim Sağlayıcıları Birliğine Mahkememizce müzekkere yazılmasına" karar verilmiştir. İhtiyati tedbir talep eden vekilinin 18.10.2023 tarihli talep dilekçesi ile, davalıya ait https://...com.tr/ sitesi hakkında erişim engeli kararı verildiğini, dava dilekçesinde belirtilen davalının yine kullandığı https://.../ sitesi hakkında da karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince 01/11/2023 tarihli ara karar ile; "...Tüm dosya kapsamı ve ....com dan gelen yazı cevabı incelendiğinde; davalının bu markayla https://.../ üzerinden ürün satmaya devam etmesinin davacının zararına neden olabileceği ve uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektiği dikkate alınarak ve Mahkememizin 02/10/2023 tarihli ara kararında teminata yönelikte karar verildiği anlaşıldığından yeniden teminat yatırılması hususunda karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir. İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin itiraz dilekçesinde özetle; ... aktif olmayan, hiçbir faaliyeti bulunmayan bir iştirak olup, tüzel kişiliği dahi bulunmadığını, bu nedenle, ticaret hayatında var olmayan bir teşebbüs nedeniyle, müvekkil şirket’in internet sitesi üzerine tedbir konulması hukuken mümkün olmadığını, müvekkilinin ticaret unvanı ‘’...’’ ibaresini doğrudan barındırmakta olup, daha önce Ankara 2.FSHM nezdinde, müvekkiline ait “...” ibaresinin ticaret sicilden terkin edilmesi için davacı yanca dava açıldığını, ancak yapılan yargılamada, davacının talepleri reddedilmiş olup, müvekkilinih hem ‘’...’’ ibaresini hem de “...“ isimli web sitesinin kullanmasına engel bir durum olmadığı hükme bağlandığını, ihtiyati tedbir kararı verilen ... isimli internet sitesi müvekkili şirkete ait resmi web sitesi olup erişimin engellenmesi kararı ölçülülük ilkesine aykırılık oluşturduğu gibi müvekkilinin mülkiyet hakkını da ihlal ettiğini, ... şirketinin ana internet sitesine erişim engeli getirilmesi nedeniyle, müşterilerin şirket hakkında bilgi edinmesinin önüne geçildiği, usulüne uygun biçimde tescil ettirilen ... unvanının kullanılamamasının telafisi mümkün olmayan zararın oluşacağına, tedbir şartlarının somut uyuşmazlık bakımından gerçekleşmediği, ... motors işaretinin internet sitesinden kaldırılacağı, durum ve şartların değiştiğinin, kabulü ile; ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini vekaleten arz ve talep etmiştir.İlk derece mahkemesince 21/12/2023 tarihli ara karar ile; "...Tüm dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporu ile; tespite konu adreste ve web sitelerinde yapılan incelemeler sonucunda; karşı tarafça gerçekleştirilen marka kullanımlarının talep eden markası ile iltibas oluşturabileceği, davalı tarafın kullanımının da adına tescilli olan ... markası marka tesciline dayandığı dikkate alındığında davanın esasını çözer mahiyette tedbir kararı verilmesi mümkün olmadığından ve bu aşamada davacı tarafın hakları için teminat alınması yönündeki tedbir uygulamasının daha ölçülü olacağı anlaşıldığından HMK'nun 390/son maddesi uyarınca yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği anlaşılmakla, ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, aleyhine tedbir talep edilen tarafın ihtiyati tedbire itirazının kısmen kabulü ile,
Mahkememizce verilen 02.10.2023 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, Talep eden vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, SMK'nun 159/2-c maddesi gereğince aleyhine tedbir talep edilen tarafça yatırılan 200.000,00 TL nakdi ya da gayrinakdi teminatın itirazdaki talepler yönünden teminat olarak kabulüne, " karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından davalının 02.10.2023 tarihli ara karara itirazının kısmen kabulüne karar verildiğini, ancak söz konusu kararın kanuna ve usule aykırı olduğunu, anılan kararın kaldırılarak davalının tedbire itirazının reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde "... Mah. ... No:... Etimesgut/ANKARA" adresinde yapılan incelemelerde, davalı yanın ilgili adresten kısa bir süre önce taşındığı belirtilmiş (nitekim ticaret sicilinde yapılan adres değişikliği ve web sitesinde yer alan bilgiler de bu iddiayı desteklemektedir) buna rağmen “...” ibaresinin fiili kullanımlarını taşıyan tabela ve etiket kullanımların halen devam ettiği, davalıya ait "https://.../" alan adının 28.03.2023 tarihinde tahsis edildiği, alan adı sahip bilgilerinin gizlenmekte olduğu, ancak alan adı içerisinde yapılan incelemelerden ilgili adresin davalıya ait olduğunun anlaşılabildiği, davalı yanın “...” markası altında lojistik, ... markası altında araç alım satım, “...Ticaret Şirketi” markası altında araç yedek parçaları ve aksesuarları, “...” markası altında “tır şoför eğitimi” alanlarında hizmet verdiği, bu kullanımların, davacıya ait tescilli markalar kapsamında kaldığı, davalı ticaret unvanının 21.05.2013 tarihinde ilan edildiği ancak “...” ibaresinin markasal nitelikte kullanımlarının hangi tarihte başladığı yönünde bir bilginin dosyada mevcut olmadığı, davalı yanın markasal kullanımlarına konu “...” ibaresinin, davacı yanın tescilli markalarının doğrudan kendisi olduğu, bu durumun adına tescilli markalardan doğan hakları ihlal edebileceğine" dair görüş bildirmişlerdir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.HMK’nın 389/1. maddesindeki düzenlemeye göre, tedbir kararına hükmedilebilmesi için; şartlara uygun tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunması gerektiği, ayrıca HMK’nın 390/3. maddesinde, "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde düzenleme yer aldığı, düzenleme gereği, ihtiyati tedbir kararının verilmesi için tam bir ispat aranmadığı, talebin yeterliliği hususunda mahkemeye kanaat verecek delilerin varlığının yeterli olduğu anlaşılmaktadır.Dosya kapsamına göre, "..." ibareli markanın tescilli olduğu, bilirkişi raporunda belirlendiği üzere davacı adına tescilli olduğu, davalının alan adı olarak ve unvan olarak kullanımının ticaret alanında markasal kullanım olarak kabule yeterli olmadığı, markasal kullanılıp kullanılmadığına ilişkin davacı ve davalı delilleri toplanarak yeniden rapor alınması gerektiği, markasal kullanım hususu, derdestlik itirazı ve kullanımın benzer sınıflarda olup olmadığı hususlarının yargılamayı gerektirdiği, davalının markasal kullanımları ile ilgili ihtiyati tedbir uygulanması bakımından yaklaşık ispat koşulunun mevcut olmadığı, diğer başvuru sebeplerinin yargılama sırasında esasla birlikte değerlendirilmesi gereken savunma sebepleri olduğu, tedbir ve teminata ilişkin kararların yargılamanın seyrine göre her zaman değiştirilmesinin mümkün olduğu dikkate alındığında, tedbir amaçlarına, usul ve yasaya, hak ve yarar dengesine göre, muhtemel zararlara karşılık makul oranda belirlenen teminat karşılığı ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, tedbire itirazın kabulü kararında bir isabetsizlik bulunmadığı tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.