11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2011/3466 E. , 2012/12247 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/12/2010 tarih ve 2010/85-2010/625 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, yurt dışındaki bir çok şahıs gibi kendisinin de davalı şirket yetkililerinin teklifine aldanarak ortaklık durum belgesi karşılığında davalı şirket yetkililerine para ödediğini, ilk zamanlarda yapılan kâr payı ödemelerinin daha sonra yapılmadığını, davalı şirkete ortak olmaması sebebiyle yapılan ödemelerin davalı açısından sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğini belirterek toplam 226.715 Alman Markı karşılığı 240.000,00 TL'nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili şirketin ortağı olduğunu, TTK'nun 329. maddesi uyarınca A.Ş.'nin kendi hisse senetlerini geri alması veya TTK'nun 405. maddesi gereğince hisse bedelini iade etmesinin mümkün olmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin ortağı olduğu, anonim şirketin kendi hissesini temellük edemeyeceği, buna ilişkin olarak yapılan akitlerin hükümsüz olduğu,
TTK'nun 405. maddesi gereğince davacının şirkete sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceği, ortaklıkta şirket kâr ettiğinde kârdan yararlanılması zarar ettiğinde zarara katlanılması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı temyiz etmiştir. Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, bilirkişi raporu alındıktan sonra yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilirkişi kurulu, davalı şirketi ait pay defterini incelemiş, gerek davalı ...'in gerekse alacağını temlik aldığı ...'ın pay defterinde kayıtlı olduğunu, şirketin kâr dağıtımı yapmadığını, davacının elindeki ortaklık durumu belgesine ve pay defterindeki kayda göre davacı ve ...'ın davalı şirkete ortak olduğunu, hisseleri devren ikitisap ettiklerini bildirmiştir. Ancak, davacı ortaklık durum belgesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirkete ortaklıklarının gerçekleşmediğini sonradan anladığını bildirerek davalı şirkete ödediği paranın istirdadını talep ettiğine göre mahkemece, pay defterindeki kaydın sahih olup olmadığının da üzerinde durulması gerekir. Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilindiği üzere Konya 1. ACM ve Konya 3. ACM'de davalı şirketin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, dolandırıcılık suçlarından yargılanmışlardır. 3 ACM dosyasında dava nihai olarak zamanaşımı ile ortadan kalkmış, 1. ACM dosyasında ise mahkemece verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı temyiz edilmiş olup kararın kesinleşip kesinleşmediği belli değildir. Ayrıca, bu konularda SPK ve Meclis Araştırma Komisyon raporları, SPK duyuruları mevcuttur. Yine emsal dosyalardan bilindiği üzere davalı şirketin pay defterindeki ortaklara ilişkin kayıtlar bilgisayarda yazılmış olup deftere yapıştırılmıştır. 1997-98-99-00 yıllarındaki ticari defterlere göre sermaye hesabında sadece (30) ortak kayıtlıdır. Somut olayda bilirkişi kurulu, bu hususlar üzerinde durmamış, davacı ile ...'ın paylarının sermayede temsil edilip edilmediği, payların kimden intikal ettiği üzerinde durmamıştır.
Bu durumda, mahkemece iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alınarak davacı ile hissesini temlik aldığı ...'ın davalı şirkete ortaklığının sahih olarak gerçekleşip gerçekleşmediği kesin olarak belirlenmeden taraflar arasında bu konuda niza bulunmadığı gerekçesiyle hüküm kurulması doğru olmamıştır. Mahkemece, gerekirse ek rapor alınmak suretiyle bu husus açıklığa kavuşturulmalı davacının ibraz ettiği belgeler, kuponlar tüm delillerle birlikte değerlendirilmeli ortak olduğunun anlaşılması halinde TTK'nun 329 ve 405 nci maddeleri gereğince dava şimdiki gibi reddedilmeli, delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesindeki " Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir." hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek suretiyle karar verilmelidir. Açıklanan bu sebeplerle kararın mümeyyiz davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.