Esas No
E. 2021/1179
Karar No
K. 2021/1179
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: 2021/1179 - 2024/289

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 21/04/2021

NUMARASI : 2020/246 E. - 2021/160 K.

GEREKÇE

Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı tarafça, karıştırılma tehlikesi, tanınmışlık, eskiye dayalı kullanım, ticaret unvanı ve kötü niyet vakıalarına dayalı olarak eldeki dava açılmış olup, ilk derece mahkemesince davacının sair iddiaları yerinde görülmemiş, yalnızca davacının ticaret unvanına dayalı iddiası yerinde bulunarak, davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı da yalnızca davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bu durumda istinaf incelemesinin, davacının ticaret unvanına dayalı olarak SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında dava konusu YİDK kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı ile sınırlı olarak yapılması gerekmektedir. Zira, davacının diğer iddiaları ilk derece mahkemesince yerinde görülmemiş ve davacı taraf da bu karara karşı gerekçe yönünden istinaf kanun yoluna başvurmamıştır. 6769 sayılı SMK'nın 6/6. maddesi, "Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir." şeklindedir. Ticaret unvanı, bir tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemlerinde kullandığı addır. Markalar, eşya ile işletme arasındaki ilişkiyi kurar ve farklı işletmelerin ürettiği benzer emtiayı birbirinden ayırt etmeye yarar. Buna karşılık, ticaret unvanları ise işletmenin kendisini tanımlar. Şirketlerin ticaret unvanları tescil edilirken, faaliyet alanına her türlü mal ve hizmetin yazılması mümkün olduğundan ve ticaret unvanının bu alanların hepsinde kullanma gibi bir yükümlülük bulunmadığından, ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından, 6769 sayılı SMK'nın 6/6 maddesi anlamında sahibine öncelik hakkı sağladığının kabulü gerekmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22.06.2017 tarih, 2016/1193 esas, 2017/4014 Karar sayılı ilamında da, "davacı şirketin fiilen faaliyette bulunduğu mal ve hizmetler ile davalı markası kapsamında kalan mal ve hizmetler arasında ilişkilendirilebilecek ölçüde benzerlik bulunması halinde, bu mal ve hizmetler yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken" denilerek aynı sonuca ulaşılmıştır. Yine Yüksek Dairenin 12/02/2020 tarih, 2019/2828 E., 2020/1294 K. sayılı ilamı da aynı yöndedir.

İlk derece mahkemesince, dava konusu markanın davacıya ait ticaret unvanının kılavuz unsurunu aynen içerdiği, dava konusu markanın kapsamındaki mallar ile davacıya ait ticaret unvanın kapsamındaki faaliyet alanlarının benzer/ilişkili olduğu, dolayısıyla dava konusu marka ile davacının ticaret unvanı arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de yukarıda açıklanan ilkelere aykırı olarak davacının ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler araştırılmadığından, Dairemizce,

HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşma açılmasına karar verilmiş ve davacının ticaret unvanının, dava konusu marka başvurusunun yapıldığı tarih itibariyle fiilen hangi sektörlerde kullanıldığı ve bu sektörler ile dava konusu başvurunun kapsamında kalan mallar arasında benzerlik bulunup bulunmadığı hususunda talimat yoluyla bilirkişi raporu alınması yoluna gidilmiştir.

Davacı Şirketin ticari kayıtları incelenmek suretiyle hazırlanan ve dosyaya sunulan 24.12.2023 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu marka başvurusunun yapıldığı 2018 yılında davacı tarafından düzenlenmiş faturaların muhataplarının çoğunlukla aynı iştirak grubu altındaki diğer iştirak şirketleri olduğu, faturaların içeriğinde "Arge bilgi işlem hizmetleri, doğrudan adınıza yapılan hizmetler, finansal yönetim hizmetleri, hukuk müşavirliği hizmetleri, iç denetim hizmetleri, iştirak yönetim hizmetleri, kurumsal iletişim hizmetleri, planlama hizmetleri ...... vb hizmetlerin" verildiğinin belirtildiği, davacının iştiraki olan şirketlerle birlikte ... oluşturdukları, davacının mali kayıtlarına göre "... " unvanının, ağırlıkla diğer iştirak şirketlerine verilen kurumsal hizmetlerin sağlanmasında kullanıldığı, davacının ticaret unvanını, dava konusu 2018/85817 sayılı markanın kapsamında yer alan 6.ve 7. sınıf mallar üzerinde kullandığının tespit edilemediği, bununla birlikte davacı şirket nezdinde hissedarlık ilişkisi içinde olan ... iştirak şirketlerinden bir kısmı üzerinden dava konusu başvuru kapsamında kalan mallarda kullanmış olabileceği, fakat bu yönde bir görevlendirme kararı bulunmadığı için anılan yönden bir inceleme yapılmadığı açıklanmıştır.

Somut olayda; dava konusu 2018/85817 sayılı markanın kapsamında 6. ve 7. sınıfa dahil mallar yer almakta olup, davacının ticaret unvanını bu mallar ya da bu mallarla benzer/ilişkili mallar üzerinde kullanmadığı, yukarıda özetlenen bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir.

Esasen davacı tarafın da aksi yönde bir delili yoktur. Her ne kadar Dairemize sunulan bilirkişi raporunda, davacı şirket nezdinde hissedar olan iştirak şirketleri üzerinden dava konusu başvuru kapsamında kalan mallarda ticaret unvanının kullanılmış olabileceği belirtilmiş ise de ayrı tüzel kişilikleri olan söz konusu iştirak şirketlerinin, davalı başvurusuna itiraz etmedikleri, dolayısıyla YİDK kararının iptalini talep edemeyecekleri, başvuruya itiraz eden davacı Şirketin de, iştirak şirketlerinin ticaret unvanlarına dayalı olarak bir iddia ileri sürmesinin mümkün olmadığı gözetildiğinde, Dairemizce bu yönden ayrı bir araştırma yapılmasına gerek görülmemiştir. Bunun dışında, davacı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü karıştırılma tehlikesi, tanınmışlık ve kötü niyet hususları ise yukarıdaki paragraflarda açıklandığı üzere istinaf incelemesi kapsamı dışında kaldığından, bu yönlerden bir değerlendirme yapılması mümkün değildir.

Sonuç olarak, dava konusu marka başvurusunun kapsamında 6. ve 7. sınıf malların yer aldığı, davacı Şirketin ticaret unvanını bu mallar ve benzerleri üzerinde fiilen kullandığını ispat edemediği, ayrı tüzel kişilikleri olan ve dava konusu başvuruya itiraz etmeyen iştirak şirketlerinin, ticaret unvanlarını bu mallar üzerinde kullanıp kullanmamalarının da işbu dava açısından bir etkisinin olmadığı, buna göre SMK'nın 6/6 maddesi koşullarının oluşmadığı, ilk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığından, davacı vekilinin SMK'nın 6/6 maddesi dışında kalan iddialarının ise istinaf incelemesi dışında bulunduğu anlaşıldığından, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1.Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 21/04/2021 gün ve 2020/246 Esas 2021/160 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

2.Davanın REDDİNE,

3.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 54,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 373,20-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

4.Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

5.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,

6.Davalı ... Kurumu tarafından istinaf aşamasında yapılan 5.216,50-TL bilirkişi ücreti, 120,00-TL tebligat ve posta masrafı, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 5.498,60-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,

7.Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 3.783,50-TL bilirkişi ücreti, 25,38-TL tebligat ve posta masrafı, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 3.970,98-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,

8.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333),

9.Davalılardan peşin olarak alınan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davalılara ayrı ayrı iadesine,

10.Davalılar kendilerini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden ve birden fazla duruşma yapıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 20.400,00-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı ... Kurumu vekilinin yüzlerine karşı, davalı şirketin yokluğunda, yapılan açık yargılama sonucunda 21/02/2024 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/02/2024

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog