13. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2252 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2018/1423 Esas - 2021/956 Karar
TARİHİ : 28/09/2021
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili Şirketin Asansör Malzemelerinin İmalatı ve alım satımı işi ile iştigal ettiğini, Davalı Borçlu Firmanın Müvekkil Şirketten satın almış olduğu malzemelere ilişkin olarak Müvekkil Şirket tarafından davalı firma adına ... Nolu 13.139,30 TL, ... Nolu 548,70 TL, ... Nolu 4.692,15 TL, ... Nolu 9.858,90 TL bedelli faturaların düzenlenerek ... ' a imza karşılığı teslim edildiğini, ... ve ... Nolu Faturalara ilişkin malzemelerin ... ve ... nolu sevk İrsaliyeleri ile Davalı Firma çalışanı ...' a imza karşılığı teslim edildikleri, diğer faturalara ilişkin mallar ise borçluya müvekkil şirkette teslim edildiği için yasa gereği sevk irsaliyesi düzenlenmediğini, davalı Firmanın Toplamda 46.560,91 TL olan borcun 30.000,00 TL'sini ödediğini, bakiye 16.560,91 TL'sini ise ödemediğini, davalı ile defalarca görüşülmesine rağmen ödeme yapılmaması nedeniyle, Davalı Firmadan olan Alacağın tahsili amacıyla Davalı Borçlu aleyhine İst. And. ....İcra Md. ...
E. Sayılı dosyasıyla ilamsız takip başlatıldığını ve borçlu davalının takibe kötü niyetli olarak itiraz ettiğini iddia ederek, davanın kabulüne, davalı borçlunun vaki itirazın iptali ile takibin devamına, en az %20 İcra İnkar Tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 28/09/2021 tarih 2018/1423 Esas - 2021/956 Karar sayılı kararında;"Dava, cari hesaba dayalı alacağın tahsili için girişilen icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkin olup, İİK.' nun 67 ve devamı maddelerine dayanmaktadır.Davaya konu İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp olunarak yapılan incelenmesinde ; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 16.560,91 TL alacağın haciz yoluyla tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalının davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını belirterek itiraz ettiği, icra takibinin durduğu görülmüştür.Mahkememizce tüm deliller toplanmış olup taraf ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi hususunda dosyanın bir mali müşavir bilirkişiye tevdii sağlanmış olup bir kök bir de ek rapor dosyaya kazandırılmıştır.
Yapılan yargılamada ve incelemede tarafların ticari defter ve kayıtlarını ibraz ettiği ve bilirkişi tarafından incelendiği görülmüştür.
Davacı tarafın incelenen ticari defter ve kayıtlarında 5 adet faturadan kaynaklı (..., ..., ..., ... ve ...) olarak 16.560,91 TL alacaklı konumda bulunduğu davalının ise incelenen ticari defter ve kayıtlarında ise ... ve ... seri numaralı faturaların kayıtlı olmaması nedeni ile borçlu görünmediği tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki temel ihtilaf aslolarak cari hesaptan kaynaklanmakta ise de cari hesabın da borç ve alacaklardan oluştuğu gözetildiğinde bu iki adet fatura ihtilafın çekirdeğini oluşturmaktadır. Bu iki faturanın konusu olan malların davalı tarafa teslim edilip edilmediği irdelenmelidir. Bu hususta öncelikle irsaliyeli fatura niteliğindeki belgelerin asılları celbedilmiş davalıya isticvap davetiyesi çıkarılmış fakat davalı tarafça isticvaba iştirak olunmayarak irsaliyeli fatura altındaki imzalar kabul edildi sayılmıştır. Yalnız bu değil diğer yandan ise davalının bağlı bulunduğu vergi dairesine müzekkereler yazılmış olup davacı tarafından keşide edilip her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı bulunan ..., ... ve ... seri numaralı faturaların davalı tarafça KDV indirimine konu edildiği, bu tutumun fatura konusunun kabul edildiğine karine teşkil edeceği, diğer yandan kabul edilen irsaliyeli faturaların altındaki isim ve imza ile kabul edilmeyen irsaliyeli faturalar altındaki isim ve imzanın "... " isimli şahsa ait olduğu, yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre ... isimli şahıs şirkette çalışan olarak görünmese dahi önceki kabul edilen 3 fatura nedeni ile teamül oluştuğu ve kabul edilmeyen ihtilaf konusu irsaliyeli faturaların konusu olan malların bu şekilde davalıya tesliminin ispatlandığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.Takipten sonra işleyecek faiz yönünden ise tarafların ticari faaliyetleri sebebiyle meydana gelen bir ihtilafta alacaklının ticari faiz isteyebilme hakkı varken yasal faiz istemesinde bir beis görülmemiş ve bu yönden de talep kabul edilmelidir.İzah olunan gerekçeler ile davacının davasının sübut bulduğu anlaşıldığından davanın kabulü ile İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında; davalının 16.560,91 TL asıl alacağa yönelik itirazının iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynen devamnına, alacağın likit niteliği göz önünde bulundurularak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, "Davanın KABULÜ ile; İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibine yapılan itirazın 16.560,91 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynen devamına,Davacı lehine hükmedilen tutarın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkemenin dosyaya sundukları beyan ve itirazlarının, belgelerinin dikkate alınmadığını, bankadan v.s. celbini talep ettikleri kayıtların getirilmediğini, borcu inkar etmelerine rağmen dosya tekemmül etmeden eksik inceleme sonucu hatalı ve hukuka aykırı bir şekilde karar oluşturulmuş olup, hukuka aykırı mahkeme kararının kaldırılmasına, haksız ve ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Somut olayda, davacı tarafın iddialarını ispat edememesine rağmen Mahkemece karineler yorumuyla davanın kabulüne karar verildiğini; oysa davacı tarafın alacak ve mal teslimi talebinin usulüne uygun olarak ispat edilmesi, yine var olduğu iddia edilen borca karşılık ödeme iddialarının ve bu yöndeki ispat vasıtalarının ve delillerin toplanarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve savunma haklarının kısıtlanarak hukuka aykırı şekilde karar verildiğini, Davalı müvekkili ... ile davada bahsi geçen ... arasında 25.12.2017 tarihinde 5. Ayda teslimi gerçekleştirilecek ve bedeli 47.500-TL olan asansör için asansör sözleşmesi imzalandığını ve 24.04.2018 ileri tarihli 17.500 TL, 30.05.2018 ileri tarihli 15.000-TL, 30.05.2018 ileri tarihli 15.000 TL bedelli 3 adet çekin teslimi ile müvekkili ... tarafından ödemesi yapıldığını; asansör yapım sözleşmesinin de dosyaya ibraz edildiğini, Taraflar arasındaki 25.12.2017 asansör sözleşmesine davacı taraf ... firmasının dahil olmadığını; müvekkilinin asansör teslimi için kararlaştırılan ödemesini ileri tarihli 3 adet çek ile yapmış olup söz konusu asansör işinden dolayı müvekkilinin hiç kimseye veya hiçbir şirkete borcunun bulunmadığını, dava dışı ... ile yapılan sözleşme gereği ödeme edimini yerine getiren davalı müvekkili karşısında asansör teslimini gerçekleştirecek olan ve bunu yaparken de asansör için gerekli malzemeleri başkasından (faturalar ve içeriğine göre davacıdan) temin eden ... sözleşme gereği yerine getirmesi gereken işi yaparken faturayı kendi adına kesmesi gerektiğini, ancak bu kişinin davacıdan aldığı anlaşılan bir takım malzeme karşılığı düzenlenen faturaları müvekkili ... adına faturalandırması ve davacı taraf ile dava dışı ... arasında ticari anlaşmazlık çıkması nedeniyle davacının faturaları dayanak göstererek müvekkile karşı alacak talebine bulunduğunu, bu hususu Mahkemeye dilekçelerinde belirtmelerine, aksi davacı tarafça ispat edilememesine rağmen gerçek ticari ilişki araştırılmadan, müvekkilinin doğrudan sorumlu tutularak hüküm kurulduğunu, Müvekkili ile davacı arasında hiçbir zaman herhangi bir alım-satım veya sözleşme ilişkisi söz konusu olmadığını; davacı ile müvekkili arasında, asansör yapımı, montajı konusunda herhangi bir anlaşma olmadığı gibi, iddia edildiği mal alımına dair bir ticari ilişkinin olmasının da mümkün olmadığını; dayanak yapılan fatura içeriklerinin sadece asansör malzemesine ilişkin olduğu, yapım, montaj ve imalata dair bir bedel içermediğinin de görülmekte olduğunu, müvekkilinin, davacıya, herhangi bir ürün, malzeme sipariş etmediği gibi,
Davacı tarafından da doğrudan Müvekkile herhangi bir ürün teslimi yapılmadığını; bu nedenlerle, Davacı ile hiçbir ticari ve sözleşmesel ilişkisi olmayan Müvekkile husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını; bu hususun bilirkişi tarafından davacı defterlerinde yapılan inceleme ile de ortaya çıktığını,
Davacı tarafın müvekkili tarafından keşide edilmiş çeki tahsil edip kaydına almadığını, buna rağmen kayden direkt müvekkile düzenlediği fatura karşılığı alacağı olduğu iddiası ile aynı bedeli müvekkilden tahsil etmeye çalıştığını, Müvekkilinin asansör yapımı konusunda yapılan anlaşma gereği ödemesini çekler karşılığında yaptığını; sözleşme gereği işi üstlenen ... işbu çeki davacı tarafa düzenleyip teslim etmelerini söylediğini ve davacıya çek teslim edildiğini; ödeme için verilen çeklerin bir kısımının davacı tarafın kabulünde ve kayıtlarında olması gözönünde bulundurulduğunda, davacı tarafın bir diğer çekinin müvekkili için oluşturduğu kayıtlarında göstermeyip alacak kaydı oluşturma çabasında olduğunun görüldüğünü, oysa davacı tarafça kayda alınmayan 24.04.2018 Keşide tarihli ve ... Nolu 17.500,00-TL meblağlı çeke ilişkin ödeme kayıtlarının ilgili bankadan celbi halinde bu hususun ortaya konulacağını, müvekkilinin asansör bedeline karşılık keşide ettiği, dava dışı ... teslim edilip davacı tarafa verilen ve davacı tarafça çekin tahsil edildiği halde, aynı şekilde tahsil edilen diğer çekleri ödeme kaydına alınıp, 24.04.2018 keşide tarihli ... Nolu 17.500,00-TL meblağlı çekin kayda alınmadığının veya dava dışı ... diğer borçlarına sayıldığı, sayılmış olabileceğinin görüleceği yargılama aşamasında Mahkeme'ye dilekçelerinde belirtilmesine rağmen bankadan ilgili kayıtların celbedilmediğini, incelemeye alınmadığını, eksik yargılama ile hukuka aykırı olarak karar verildiğini, Mahkemenin taleplerini değerlendirmemesine rağmen taraflarınca temin edilip ekte sundukları ... ait 24.04.2018 keşide tarihli, 17.500,00-tl meblağlı, 4081 nolu çek sureti ve çekin ödendiğini ilişkin banka kaydından da görüleceği üzere; davacı tarafın haksız yere mükerrer tahsilat peşinde olduğunu; ödendiği davacı tarafça kabul edilen diğer çekler gibi işbu çek bedelinin de ödendiğini; müvekkilinin hiçbir borcunun bulunmadığını, (YARGITAY 22. H.D. 2020/1937 E. 2020/8508 K. 2.7.2020 T.)Yine dava konusu edilen faturalar nedeniyle müvekkilinin herhangi borcu olmadığı gibi, sözü edilen faturaların müvekkile veya çalışanlarına da teslim edilmediğini; Müvekkilinin, sözü edilen bu faturaların muhatabı da olmadığını; davacı, haksız ve kötüniyetli davranarak, faturanın muhatabının Müvekkili olmadığını, esasen karışılığında çek ile tahsilat dahi yaptığını bile bile, müvekkile cari hesaba dayalı olarak icra takibi yaptığını, bu safhada dahi fatura aslı veya suretini müvekkile tebliğe göndermediğini, Davacı, varsa dava dışı ... ile yapmış olduğu sözleşme ve sair alacağını, almış olduğu tahsilatları/çekleri, yok sayarak, sanki, muhatabı Müvekkilmiş gibi, gerçek dışı beyan ve iddialarla Sayın Mahkemeyi de yanıltmaya çalışmakta olduğunu ancak, davacının haksız ve somut dayanaktan yoksun davasının reddi gerekirken itirazlarının ve taleplerinin dikkate alınmaksızın Mahkemece davanın kabul edilmesinin yerinde olmadığını, Ayrıca mahkeme kararının gerekçesinde belirttiğinin aksine müvekkilinin ... isimli herhangi bir çalışanının olmadığını; söz konusu kişinin davacı ile arasındaki tüm ticari ilişkiyi müvekkili ile bağdaştırmasının yerinde olmadığını, müvekkilinin yukarıda belirttikleri üzere söz konusu asansör nedeni ile tüm ödemelerini çeklerle yaptığını; dolayısı ile davacının kayda almadığı ödemelerden müvekkilini haksız yere sorumlu tutulamayacağını, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 06.10.2005 E. 2005/8385 K. 2005/9627 Sayılı Kararında; "..........Davalı alım satım ilişkisini kabul etmemektedir. Bu nedenle davacının fatura deliline dayanabilmesi için, faturada yazılı malı davalıya teslim ettiğini, bu teslimin borç doğurucu sözleşmesel hukuki bir ilişki sonucu olduğunu, faturanın da bu ilişki sonucu düzenlenmiş olduğunu genel ispat kurallarına göre ( yemin teklifi dahil ) kanıtlaması gerekir. ...." denildiğini, davacının alacak iddiasına dayanak yaptığı faturalar incelendiğinde de görüleceği üzere, davacının iddiasının dahi samimi ve gerçek olmadığının anlaşılacağını, davacının, Müvekkili aleyhine düzenlediği faturalarda aynı nitelikte mükerrer ürünler içerdiğini, aynı ürünlerin birkaç faturaya konu edildiği, özellikle 422438 nolu fatura ile ... nolu fatura içeriği malzemelerin büyük bölümünün mükerrer faturalandırıldığı, asansör imalatı için gerekli bir ürünlerin büyük bölümünün ikişer kez fatura edildiği, böyle bir alımın hayatın akışına da uygun olmadığını, bu hususun dahi davacı tarafın muhtemelen dava dışı ... verdiği bir kısım benzer ürünleri de müvekkile fatura etmiş olduğunu düşündürdüğünü; davacının iddiasının gerçek ve samimi olmadığı için yaptığı işlemlerin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, Müvekkilinin asansör yapımı konusunda yapılan anlaşma gereği ödemesini çekler karşılığında yaptığını; ödeme için verilen çeklerin bir kısımının davacı tarafın kabulünde ve kayıtlarında olması gözönünde bulundurulduğunda, davacı tarafın bir diğer çeki müvekkili için oluşturduğu kayıtlarında göstermeyip alacak kaydı oluşturma çabasında olduğunun görüldüğünü, davacının ödemelerini kaydına almadığını, mahkemece de taleplerine rağmen celbinin sağlanmadığını, ...'a ait 24.04.2018 keşide tarihli, 17.500,00-TL meblağlı, ... nolu çek sureti ve çekin ödendiğini ilişkin banka kaydı da dikkate alındığında müvekkilinin takibe konu hiçbir borcu olmadığını, Bu nedenle öncelikle haksız ve hukuka aykırı kararın icrasının engellenmesi için icranın geri bırakılmasına karar verilmesine, alacağın ve dayanaklarını ispatlanamaması yanında, ödemeye ilişkin deliller, belgeler gözetilerek de davanın reddi gerekirken haksız ve hukuka aykırı şekilde verilen davanın kabülüne ilişkin kararın incelenerek kaldırılmasına, haksız ve ispatlanamayan davanın reddine, karar verilmesini talep ettiklerini, İleri sürerek, usul ve yasaya aykırı olan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, icra takibi ve işbu davada kötüniyetli hareket eden davacı aleyhine %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; ticari satış ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dava konusu takip dosyası kapsamından davacının davalı aleyhine, 16.560,91-TL bakiye cari hesap alacağı açıklaması ile ilamsız takipte bulunduğu, davalının yasa sürede borca itiraz ettiği ve eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
Davalı tarafından süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı, mahkemece aldırılan ek bilirkişi raporu akabinde dosyaya rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesi sunulduğu anlaşılmıştır. Buna göre davalı davayı inkar etmiş sayıldığından, yalnızca inkar kapsamında savunmada bulunabilir. Mahkemece taraf deliller toplanmış, davacı tarafından 2018 yılı açık hesap dökümüne konu satış faturaları ve irsaliyeli fatura asılları dosya arasına alınmış, davalı tarafa fatura ve irsaliyeler ile ilgili isticvap davetiyesi çıkarılmış, davalı duruşmada hazır bulunmamış, davalı tarafından ticari defterler dosyaya sunulmuş, taraf defterleri üzerinde mali bilirkişi incelemesi yaptırılmış, kök raporda davalı defterleri incelenmediği için ek rapor aldırılmıştır. Alınan kök ve ek bilirkişi raporları kapsamından, davacının bilanço usulüne göre defter tuttuğu, davalının ise işletme defteri tuttuğu tespit edilmiş, 2018 yılı açık hesabına konu toplam beş adet faturadan üçünün davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, 30/03/2024 tarihli ... numaralı 4.692,15-TL bedelli ve 20/04/2018 tarihli 18.321,86-TL bedelli iki adet faturanın davalı defterinde kayıtlı olmadığı, davacı defterlerinde her biri 15.000,00-TL tutarlı iki adet çek ile yapılmış 30.000,00-TL lik ödeme kaydı bulunduğu, beş faturanın tamamının bağlı olduğu irsaliyelerde teslim alan kısmında ... İmzasının blunduğu, davalının 2018 yılında BA bildiriminde bulunmadığı, ancak KD indirimine esas fatura bildiriminde bulunduğu ve diğer gider belgeleri ile birlikte defterlerinde kayıtlı olan üç adet satış faturasını da vergi dairesine sunduğu, beş faturaya konu ürünlerin tamamının da teslim edildiği kanaatine varılırsa, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle bakiye 16.560,91-TL cari hesap alacağı bulunduğu kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili tarafından ek rapora itiraz dilekçesinde, davacı şirket ile ticari ilişkisi olmadığı, asıl davalı ile dava dışı ... arasında asansör satış sözleşmesi bulunduğu, ... asansör malzemelerini davacıdan temin ettiği ve faturaları kendi adına tanzim etmesi gerekirken davacı şirkete tanzim ettirdiği, ... davacıya teslim edilmek üzere üç adet çek verildiği, ikisinin davacı tarafından tahsil edilerek kendi defterlerine kaydedildiği, ancak 24/04/2018 keşide tarihli, 17.500,00-TL bedelli ... nolu çek de tahsil edilmesine rağmen, davacının bu tahsilatı defterlerine kaydetmediği, ... davalı çalışanı olmadığı, çekin ödeme bilgilerinin bankadan sorulması gerektiği savunulmuştur.
İlk derece mahkemesi tarafından; dava konusu faturalardan üçün davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, bu faturalara konu ürünlerin ... teslim edildikleri, davalının bu teslimi kabul ederek faturaları defterlerine işlemesi, tüm irsaliyelerle ilgili isticvap davetiyesine rağmen duruşmaya katılmaması karşısında, davacının, davalı defterlerinde kayıtlı olmayan iki adet faturaya konu ürünleri de davalıya teslim ettiğini ispatladığı, buna göre davacının davalıdan 16.560,91-TL alacaklı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemece ticari ilişkinin gerçekte davacı ile davalı arasında olmadığı yönündeki, ... davalı çalışanı olmadığı, ... nolu çekin ödeme bilgilerinin bankadan sorulmadığı, davacı tarafından bu çekin tahsil edildiği mahkemeye bildirilmiş olmasına rağmen bu hususun araştırılmadığı yönündedir.
Davacı vekili tarafından istinafa cevap dilekçesinde; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, yeni delil sunulmasına muvafakat edilmediği, 24/04/2018 keşide tarihli, 17.500,00-TL bedelli 4081 çekin davalıdan alındığı ve fakat dava konusu faturalar için değil, 2017 yılı içerisinde kesilen dava dışı ... nolu 8.779,20-TL bedelli ve 422174 nolu 8.721,38-TL bedelli faturaların tahsili için alındığı belirtilmiştir. Davanın faturadan doğan alacak talebine değil, bakiye açık hesap alacağına dayalı olarak açıldığı, bilirkişi raporu kapsamından, davacı defterlerindeki davalı cari hesabının 2018 yılından devirle gelmediğinin 04/01/2018 tarihinde başladığının anlaşıldığı, davalının ek rapora itiraz dilekçesinde davacıya teslim edilmek üzere dava dışı ... verdiğini iddia ettiği çeklerden ikisinin gerçekten de davacı tarafından tahsil edilerek defterlerine kaydedildiği, buna göre 24/04/2018 keşide tarihli, 17.500,00-TL bedelli ... çekin de davacı tarafından tahsil edildiği, ancak defterlere kaydedilmediği yönündeki savunmanın bir ödeme itirazı mahiyetinde olduğu ve her zaman ileri sürülebileceği, buna göre mahkemece anılan çekin ibraz ve ödeme bilgilerinin muhatap bankadan sorulması ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin başlangıcından itibaren tüm ticari defter ve kayıtların incelenerek, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle bakiye alacağının bulunup bulunmadığı hususunda rapor aldırılması gerekirken, davalının ödeme itirazı değerlendirilmeksizin eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde olmamış, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur.
Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.