4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2011/7089 E. , 2012/8907 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ...tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 11/06/2002 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 30/06/2009 günlü kararın Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne her bir davacı için hükmedilen miktar itibariyle duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2.Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, trafik kazası sonucu desteğin yitirilmesi nedeniyle uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, dava dilekçesindeki maddi tazminat istemi kabul edilmiş, ıslah dilekçesi ile artırılan tazminat miktarı ise zamanaşımı nedeniyle reddedilmiştir. Karar, davacılar ile davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 12.06.2000 tarihinde meydana gelen trafik kazasında desteğin ölümü nedeniyle maddi tazminat istemiştir. Yargılamanın devamı sırasında düzenlenen bilirkişi raporunda davacıların destek zararının istemden daha fazla olduğunun belirlenmesi üzerine davacılar, 29.06.2008 günlü ıslah dilekçesi vererek dava dilekçesindeki talep sonucunu artırmış ve bilirkişi raporunda belirlenen zarar miktarına göre bakiye zararını istemiştir. Davacıların ıslah dilekçesinde ileri sürdüğü istem, yeni bir dava niteliğinde olmayıp dava dilekçesindeki istek sonucunun artırılması biçimindedir. Bu nedenle sadece dava dilekçesine karşı ileri sürülebilecek olan zamanaşımı itirazı ıslaha karşı ileri sürülemez. Zira ıslah, yeni bir dava olmayıp sadece dava dilekçesinde yapılan bir değişikliktir. Davanın açıldığı tarih olan 11.06.2002 tarihi itibariyle zamanaşımının dolmaması ve yukarıda açıklanan ilkelere göre davalının ıslah dilekçesine karşı ileri sürdüğü zamanaşımı itirazının reddi ile ıslah ile artırılan bölüm yönünden değerlendirme yapılması gerekirken açıklanan bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenle davacılar yararına BOZULMASINA; davalının tüm, davacıların öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 21/05/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece dava dilekçesinde istenen maddi tazminat bölümlerinin kabulüne, ıslah dilekçesi ile arttırılan kısım yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar ile davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Davaya konu trafik kazası 12/06/2000 tarihinde meydana gelmiş, ilk dava 11/06/2002 tarihinde açılmış ve davacılardan her biri için 4.000'er TL manevi, davacı ... için 2.000 TL, Ejder için 3.000 TL ve Sinan için de 5.000 TL destekten yoksun kalma tazminatı istenmiş 19/06/2008 tarihli ıslah dilekçesi ile de davacılardan Remziye için istenen maddi tazminat 3.969 TL, Sinan için istenen maddi tazminat 18.818,52 TL, Ejder için istenen maddi tazminat ise 1.446,68 TL olarak ıslah etmişlerdir. Islah dilekçesi davalılardan ...'a 06/11/2008 de tebliğ edilmiş, bu davalı tarafından ıslaha karşı cevap verilmemiş, davalı ... vekiline 15/05/2008 tarihinde tebliğ edilmiş ve vekil tarafından 20/05/2008 tarihinde (süresinde) zamanaşımı def'inde bulunulmuştur. Islah, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının istisnalarından olup, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işlemini tamamen veya kısmen düzeltmesi olarak tanımlanmaktadır. Islah ile taraflar dava sebebini, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilirler. Usulüne uygun olarak açılmış bir davanın bulunması şartı ile davanın tamamen veya kısmen ıslahı mümkündür. Dava sebebinin veya dava konusunun değiştirilmesi tamamen ıslah halleridir. (Baki Kuru 4. Cilt s. 3990). Davanın kısmen ıslahında ise, dava dilekçesinden sonraki bir usul işleminin ıslahı söz konusudur. Gerek doktrinde gerekse Yargıtay uygulamalarında kabul edildiği üzere müddeabihi (dava değerini) arttırma halinde kısmi ıslah söz konusu olup kısmi ıslahta, tamamen ıslahın aksine ıslah tarihine kadar yapılan bütün usul işlemleri yapılmamış sayılmaz. Kısmi ıslah yapıldığı tarihten ileriye dönük olarak hüküm ifade eder. Zamanaşımı ise borcu ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, doğmuş ve var olan bir hakkın istenebilirliğini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu nedenle zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. BK. 133 madde zamanaşımını kesen sebepler sayılmış olup bunlardan biri de dava açılmasıdır. Davanın tamamen ıslahında dava baştan beri (dava dilekçesinden itibaren) ıslah edildiği için ıslah edilen kısım içinde davanın açıldığı tarihte zamanaşımı kesilmiş olur. Kısmi davada ise zamanaşımı yalnızca dava edilen kısım kesilir. Henüz açılmayan (saklı tutulan) ve daha sonra ıslahla arttırılan bölüm için zamanaşımı işlemeye devam eder. Nitekim 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK. 107. maddesinde düzenleme altına alınan belirsiz alacak davası ve tesbit davasında davacının iddianın genişletilmesi yasağı olmadan ve karşı tarafın rızasına ve ıslaha da gerek kalmaksızın talep sonucunun arttırılabileceği kabul edilmiş, maddenin gerekçesinde de bu dava ile ilk dava tarihinde zamanaşımının kesileceği belirtilmiştir. Aynı Yasanın 109. maddesindeki kısmi davada ise zamanaşımının kesileceği yolunda bir açıklama yoktur. 6100 sayılı Kanunun hazırlanması sırasında görev alan Prof. Hakan Pekcanıtez, Prof. Oğuz Atalay ve Prof. Muhammet Özeken tarafından yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine göre Medeni Usul Hukuku Kitabının 321. sayfasında “Belirsiz alacak davası açılabilmesinin mümkün olduğu hallerde kısmi dava açmak davacı açısından üç nedenle daha elverişli olmayacaktır. Birincisi kısmi dava açan davacının alacağının geri kalan kısmı için zamanaşımı süresi kesilmemiş olacaktır. Buna karşılık belirsiz alacak davasında zamanaşımı, dava sonunda alacağın tümü için dava tarihinde kesilmiş sayılacaktır. İkinci olarak kısmi dava açan davacı dava sırasında alacağın geri kalan kısmını talep etmek isterse, bunu ancak ıslah ya da karşı tarafın açık rızası ile yapabilecektir...” şeklindeki açıklamaları ile gerek Dairemizin, gerekse HGK'nun önceki içtihatları gibi yeni ...da da kısmi dava açılması halinde sadece dava edilen bölüm için zamanaşımının kesileceği yolundaki istikrarlı uygulamanın devam ettirildiği anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında 12/06/2000 tarihinde meydana gelen haksız eylem nedeniyle B.K. 60. ve K.T.K'nun 109. maddelerine ve olay tarihinde yürürlükte bulunan T.C.K. hükümlerine göre 2 yıllık ve 5 yıllık (uzamış ceza zamanaşımı) zamanaşımı süreleri ıslah tarihi itibariyle geçmiştir. Bu nedenle mahkemece davalılardan ... ile ilgili olarak ıslahla attırılan bölümler için zamanaşımı nedeniyle istemin reddine karar verilmesi yerindedir. Dairemiz çoğunluğunun bu bölümle ilgili bozma gerekçesine katılmam mümkün değildir. Bunun dışında davalılardan ...'un ıslah dilekçesine karşın bir zamanaşımı savunması (def'i) bulunmadığına göre, bu davalı yönünden istemin zamanaşımı nedeniyle reddi ise doğru olmamıştır. Davalılardan ...'a yönelik hükmün bu gerekçeyle bozulması gerekirdi. Açıkladığım nedenlerle dairemiz çoğunluğunun bozma gerekçesine katılmıyorum. 21/05/2012