Esas No
E. 2022/253
Karar No
K. 2022/253
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK

MAHKEMESİ

TARİHİ : 05/07/2022

NUMARASI : .....

DAVANIN KONUSU : Eser Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Durdurulması, Maddi ve Manevi Tazminat

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/07/2022 tarih ve 2016/194 Esas - 2022/253 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, ... ... Başkanlığı ile ... işbirliği ile 2008 yılında ... ... ... şehrinde inşa edilen ve ... ... ismi verilen ... projesinin müvekkiline ait olduğunu, davalı Şirketin de anılan ... inşasında müşavir firma olarak görev yaptığını, müvekkilinin, ... ... ... şehrinde yapılan caminin kendisine ait olan projesini, Türkiye’de ... ... ve ... ... yerleşkelerinde inşa edilen camilere de uyguladığını, ... proje ve tasarımıyla ilgili tüm fikir ve yaratıcılık müvekkilinin emeklerinin ürünü olmasına rağmen davalı yanın müvekkilinden hiçbir şekilde izin almadan ... ... ve eklentilerinin bir benzerini ... ... kampüsünde inşa edilen ... projesine uyguladığını, böylece davalı ... şirketinin hiçbir emek sarf etmeden ve hiçbir karşılık ödemeden müvekkiline ait projeyi izinsiz ve haksız olarak kullandığını, davalının müvekkiline ait projeyi orijinalinden farklı olarak ve aslına sadık kalmayarak uygulamak suretiyle müvekkilinin ... kariyerine de leke düşürdüğünü, telif hakkı ödemeden ve hiçbir şekilde izin almadan, müvekkiline ait projeyi orijinalinden farklı olarak uygulayan davalının bu davranışının, FSEK md. 21’de yer alan işleme hakkının sınırlarını da aştığını, davalının bu eyleminin intihal olarak tanımlandığını, kullanılan projede müvekkilinin adının da zikredilmediğini, davalının bu davranışının aynı zamanda FSEK 15/son maddesinin de ihlali olduğunu ileri sürerek, şimdilik 1.000,00 TL’nin haksız fiil tarihinden, müvekkilinin uğramış olduğu maddi zararlar için 1.000,00 TL. ve 50.000,00 TL. manevi tazminatın haksız fiilin işlendiği tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, davalının müvekkiline ait eseri kendisine aitmiş gibi tanıtması nedeniyle internet sitesindeki haksız tanıtımlarla ilgili reklam niteliğindeki uygulamanın kaldırılmasına, FSEK md. 15 gereğince eserin görülen bir yerine müvekkilinin adının silinmeyecek bir şekilde yazılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, tazminat talebini 91.433,00 TL'ye ıslah etmiştir.

Davalı Şirket vekili, davacı yanın iddia ettiği caminin Ankara’daki hayırsever kuruluşların da katılımı ve girişimi ile ... ... Başkanlığı, ...’nın çalışması sonucu oluşturulup, inşaatı tamamlanıp, kullanıma açıldığını, bu caminin yapılması aşamasında, dava dışı ...’nın, önce davacı ile sözleşme yaptığını, fakat belirtilen süre içerisinde davacı edimlerini yerine getirmediğinden ve projeyi tamamlamadığından bu işin yürütülmesini davacıdan aldığını, söz konusu ... projesinin davacıya ait olduğuna dair herhangi bir tespit ya da tescilin olmadığını, müvekkili Şirketin, anılan caminin kontrol ve müşavirlik hizmetlerini bila bedel yerine getirdiğini, davacının iddia ettiği gibi bu ... projesinden herhangi bir kazanç da sağlamadığını, somut olayda FSEK'e herhangi bir aykırılığın olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu ... ........ Şehrine yapılan "... ..." isimli caminin projesinin dava dışı ...... arasında imzalanan 14/03/2008 tarihli sözleşme uyarınca hazırlandığı, ... mimarisinin belirli özellikleri ihtiva etmesi zorunlu olmakla birlikte, yaratılan tüm konsepte bütünsel olarak bakıldığında projenin eser sahibinin hususiyetini taşıdığı, bu doğrultuda ... .... ... Şehrine yapılan "... ..." isimli caminin mimari projesinin 5846 sayılı FSEK’in 2/3. maddesi bağlamında ilim ve edebiyat eseri olduğu, FSEK’in 11. maddesi kapsamındaki karine de göz önünde bulundurulduğunda eser sahibinin davacı ... olduğu, dava dışı ... ve ... ... ve ... ... Şti. arasında imzalanan 14/03/2008 tarihli sözleşmede FSEK 52. madde uyarınca mali hakların devrine ilişkin herhangi bir maddenin bulunmaması, sözleşmenin genel mahiyetinin şirkete ödenecek 35.000 TL bedel karşılığında mimari bir proje hazırlanması olması, işbu sözleşmenin tarafları arasında bu konuda herhangi bir ihtilafın bulunmaması, projenin ... ...’te uygulanması noktasında problem yaşanması üzerine proje ilişkisinin sona erdirilmesi ve anılan projenin uygulanması için ilgili vakıf ve dava dışı ...... arasında sözleşme imzalanarak uygulamanın gerçekleştirilmesi, taraflar arasındaki fiili ilişki bir bütün olarak değerlendirildiğinde mali hakları kullanma yetkisinin dava dışı ...’na ait olduğu, incelemeye konu camilerin tıpatıp benzemediği ancak genel dış görünüş olarak ve özellikle pencerelerden kaynaklı görsel bir benzerlik bulunduğu, dünya genelinde ... projelerinin tamamının tıpatıp aynı olmadığı, temelde ortak özellikler barındırsa da birbirinden farklı projelerin de bulunduğu, davaya konu ... ... ...’nin tüm proje olmasa dahi dış görsel olarak davacının eser sahibi olduğu projenin caminin dış görünümüne ilişkin çizimleri ile benzerlik taşıdığı, davaya konu projenin belirli bir bedel karşılığında dava dışı ... adına hazırlanması karşısında mali hakları kullanma yetkisinin anılan vakfa ait olduğu, mali hakların ihlali sebebiyle tazminatı da bu vakfın talep edebileceği, ... ... ... projesinde davacıya proje müellifi ve/veya başkaca bir biçimde herhangi bir atıfta bulunulmadığı, proje ile ilgili olarak herhangi bir izin alınmadığı, bu sebeple yapılan eylemin, eser sahibi davacının umuma arz salahiyeti ve adın belirtilmesi salahiyetinin ihlali anlamına geldiği, bu durumda... belirtilen manevi tazminat ile ilgili şartların oluştuğu, ihlalin boyutu da göz önüne alınmak suretiyle manevi hak ihlali ile ilgili olarak 10.000,00 TL manevi tazminat takdir olunduğu, dava konusu eserin ... projesi olması karşısında eserin uygun görülecek bir yerinde eser sahibinin adının eklenmesinin de mümkün olduğu gerekçesiyle mali haklar yönünden açılan davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, eserin görünen bir yerine davacının adının masrafı davalıdan karşılanmak suretiyle yazılmasına karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili, 2008 yılında ... ........ şehrinde ... inşası için müvekkil ... ile anlaşma yapılmış olup, inşa edilen ... projesinin müvekkiline ait olduğunun kayıtlarla sabit bulunduğunu, anılan eserin müvekkilinin 40 yıllık mesleki birikiminin ürünü olarak tasarlanmış bir eser olduğunu, FSEK hükümleri gereğince tüm haklarının da müvekkiline ait bulunduğunu, davalı ... şirketinin hiçbir emek sarf etmeden ve hiçbir karşılık ödemeden müvekkiline ait projeyi izinsiz ve haksız olarak ... ... yerleşkesinde inşa edilen camiye uygulanmasının, müvekkilinin mali haklarından işleme, çoğaltma ve yayma haklarını ihlal ettiğini, takdir edilen manevi tazminatın da düşük olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Davalı vekili, müvekkili lehine olan bilirkişi raporlarının dikkate alınmadığını, yargılama süreci içerisinde aldırılan raporlarında açıkça dava konusu projelerin birbirini andırmakla birlikte detaylı incelendiklerinde farklı olduklarının belirtildiğini, ... ...'te yapılan ... projesinin davacıya ait olmadığını, diğer yönlerden kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının proje sahibi olduğunun kabulü halinde Yargıtay'ın yerleşik kararları gereğince, eserin orijinalliğinin bozulmaması halinde eser sahibinin manevi haklarının da ihlal edilmiş sayılamayacağını, proje sahibi mimarın, projenin uygulanması ile hayata geçmiş olan yapının aksine sadece proje üzerinde hak sahibi olacağını, bu durumda yapıda meydana gelebilecek değişikliklere de proje sahibinin müdahalede bulunma imkanının olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, eser sahipliğinden kaynaklanan hakların ihlal edildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat ile davacının adının eser üzerine yazılması istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Davacı tarafça, eser sahibi olduğu mimari projenin, izinsiz olarak ve bedeli ödenmeksizin davalı tarafından ... ... kampüsünde inşa edilen camide uygulandığı ve bu suretle eser sahipliğinden kaynaklanan mali ve manevi hakların ihlal edildiği ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince de ... ...’te inşa edilen caminin mimari projesinin, 5846 sayılı FSEK’in 2/3. maddesi bağlamında ilim ve edebiyat eseri niteliğinde bulunduğu, eser sahibinin davacı ... olduğu, eserin mali hakları kullanma yetkisinin dava dışı ...’na ait bulunduğu, incelemeye konu camilerin tıpatıp benzemediği ancak genel dış görünüş olarak ve özellikle pencerelerden kaynaklı görsel bir benzerlik bulunduğu, davaya konu ... ... ...’nin tüm proje olmasa dahi dış görsel olarak davacının eser sahibi olduğu projenin caminin dış görünümüne ilişkin çizimleri ile benzerlik taşıdığı, davacının mali hakların ihlaline yönelik olarak kendi adına tazminat talep edemeyeceği, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, davaya konu projenin belirli bir bedel karşılığında dava dışı ... adına hazırlanması karşısında mali hakları kullanma yetkisinin anılan vakfa ait olduğu, mali hakların ihlali sebebiyle tazminatı da bu vakfın talep edebileceği, ... ... ... projesinde davacıya proje müellifi ve/veya başkaca bir biçimde herhangi bir atıfta bulunulmadığı, proje ile ilgili olarak herhangi bir izin alınmadığı, bu sebeple yapılan eylemin, eser sahibi davacının umuma arz salahiyeti ve adın belirtilmesi salahiyetinin ihlali anlamına geldiği gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.

... ...'te inşa edilen caminin mimari projesinin davacı tarafından hazırlandığı dosya kapsamı ile sabit olduğu gibi bu husus ilk derece mahkemesinin de kabulündedir. Ancak mahkemece, davaya konu projenin belirli bir bedel karşılığında dava dışı ... adına hazırlanması karşısında mali hakları kullanma yetkisinin anılan vakfa ait olduğu kabul edilerek, maddi tazminat talebi aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddedilmiştir. Oysa, FSEK'in 8. maddesi uyarınca bir eserin sahibi, onu meydana getirendir.

Somut olayda da eseri meydana getiren davacıdır. Davacının, eser sahipliğinden kaynaklanan mali haklarını, FSEK'in 52. maddesinde öngörülen şekilde bir başkasına devrettiği de savunulmamış ve ispat edilememiştir. Öte yandan, somut uyuşmazlıkta, FSEK'in 10/4 ve 18/2 maddesi koşulları da bulunmamaktadır. Zira, ortada ne birden fazla kişi tarafından vücuda getirilen eser, ne de memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri bir eser yoktur. Söz konusu projenin, dava dışı ... ile yapılan sözleşme kapsamında hazırlanması da, ortada FSEK'in 52. maddesine uygun bir mali hak devri olmadığı da gözetildiğinde anılan Vakfın, eser üzerindeki mali hakları kullanma yetkisini haiz olduğu sonucunu doğurmayacaktır. Bu itibarla, ilk derece mahkemesinin, eser üzerindeki mali hakları kullanma yetkisinin davacıya ait olmadığı yönündeki gerekçesi yerinde görülmemiş, eser sahibi olduğu sabit bulunan davacının, eser sahipliğinden kaynaklanan mali hakların ihlal edildiği iddiasıyla açılan davada, aktif husumet ehliyetine sahip olduğu kabul edilmiş, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları haklı bulunmuştur.

Uyuşmazlığın esasının incelenmesine gelince, 5846 sayılı FSEK'in 2/3. maddesine göre mimari projeler, sahibinin hususiyetini taşıması koşuluyla ilim ve edebiyat eseri niteliğindedir. Burada mimari proje ilim ve edebiyat eseri sayıldığından, eser sahipliği de bu proje üzerinde doğmakta olup, şayet projenin uygulandığı yapı(bina) aynı Kanun'un 4/3.maddesi anlamında güzel sanat eseri (mimari eser) vasfında değilse proje sahibi mimarın, bu yapı üzerinde bir hak sahipliği bulunmamaktadır. Nitekim bu husus, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin birçok kararında da vurgulanmıştır (Örneğin 2011/14054 E., 2012/1045 K.- 2014/4558 E., 2014/10892 K.- 2011/12553 E., 2013/14085 K.-2015/8620 E., 2016/4026 K. sayılı ilamlar).

Somut olayda da, davacı tarafından hazırlanan mimari projenin ilim ve edebiyat eseri niteliğinde bulunduğu, buna karşılık projenin uygulanması ile ortaya çıkan yapının ise güzel sanat eseri niteliğinde olmadığı ilk derece mahkemesince tespit edilmiş olup, mahkemenin bu tespitlerinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Buna göre, davacıya ait mimari projenin uygulanması suretiyle ortaya çıkan yapı, güzel sanat eseri niteliğinde bulunmadığından, davacının bu yapı üzerinde FSEK'ten kaynaklanan bir hakkı yoktur. O halde, somut uyuşmazlıkta FSEK anlamında bir ihlalden söz edebilmek için, davacının eser sahibi olduğu mimari projenin, izinsiz olarak uygulandığı ya da bu projeden faydalanılarak yeni bir proje hazırlandığının ispat edilmesi gerekmektedir.

İlk derece mahkemesince, incelemeye konu camilerin tıpatıp benzemediği ancak genel dış görünüş olarak ve özellikle pencerelerden kaynaklı görsel bir benzerlik bulunduğu, dünya genelinde ... projelerinin tamamının tıpatıp aynı olmadığı, temelde ortak özellikler barındırsa da birbirinden farklı projelerin de bulunduğu, davaya konu ... ... ...’nin tüm proje olmasa dahi dış görsel olarak davacının eser sahibi olduğu projenin caminin dış görünümüne ilişkin çizimleri ile benzerlik taşıdığı kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de bu değerlendirme yukarıda açıklanan ilkeler ile uyuşmadığından, Dairemizce yerinde görülmemiştir. Çünkü, belirtildiği üzere davacının eser sahipliği mimari proje üzerinde doğmuş olup, güzel sanat eseri vasfı olmayan yapı üzerinde davacının bir hakkı bulunmamaktadır. Buna rağmen mahkemece, mimari projelerin uygulanması suretiyle ortaya çıkan binaların görünümünden hareketle değerlendirme yapılmıştır. Bu itibarla, davacının eser sahibi olduğu mimari proje üzerindeki haklarının ihlal edilip edilmediğinin tespiti için Dairemizce HMK'nın 356. Maddesi uyarınca duruşma açılmış, davacının üzerinde hak sahibi olduğunu iddia ettiği ... ... mimari projesi ile ... ... camiinin mimari projesi arasındaki benzerliklerin ve farklılıkların neler olduğu, dava konusu ... projesinin, davacının hak sahibi olduğunu iddia ettiği mimari projeden alıntı suretiyle oluşturulup oluşturulmadığı, davacının eser sahipliğinden kaynaklanan mali ve manevi haklarının ihlal edilip edilmediği hususlarında bilirkişi raporu aldırılmıştır.

Dairemize sunulan 27.12.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 22.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda, incelemeye konu camilerin tıpa tıp benzemediğinin ancak görsellere göre genel dış görünüş olarak ve özellikle pencerelerden kaynaklı görsel bir benzerlik bulunduğunun bildirildiği, bilirkişi heyetinin davaya konu edilen projeler yerine ortada var olan ... kütlelerinin görsellerine bakarak bir değerlendirme yaptıkları, projeler üzerinde yorum ve değerlendirme yapmadıkları, dosyaya kazandırılan mimari projeler karşılaştırıldığında, projelerin cizim tekniği-yazı biçimi şeklinde birbirine benzemediği, birisinin 1/200 ölçekli ... proje, diğerinin 1/100 ölçekli uygulama projesi olduğu, ... projede her an için caminin yapılacağı alandaki olumlu değişikler üzerine değişik tasarımların projelendirilebileceği (örnek davacı yanın sunduğu 2 ayrı ... vaziyet planında daha sonradan süs havuzunun tasarlanmış olması gibi), bu projelerin vaziyet planı ve kat planı bazında kesit bazında birbirine benzemediği, ancak cephe görüntüsü- cephe tasarımı bakımından kubbe altı ışıklık ve silikon cephe giydirme bazında birbirine benzediği, bununda özel bir tecrübeye dayalı olmadığı, her yerde karşılaşılan bir uygulama olduğu, bu bağlamda bir değerlendirme yapıldığında, her iki projenin birbirinin kopyası olduğundan ya da ... ... ... camisinden/ bu camiye ait ... projeden esinlenilmiş olduğundan bahsedilemeyeceği, davaya konu edilen her iki ... projesinde sadece kubbe altı ışıklandırma pencerelerinde bir benzerlik olduğu, bunun da özel bir tecrübe gerektirmediği, her yerde karşılaşılabilecek ... içini ışıklandırma amaçlı bir tasarım olduğu, iki katlı Üniversite camisinde alt katta bay-bayan lavabo ve tuvalet tasarlandığı, yüksek avlu ve ... içinde engelli asansörü planlandığı, ... camisinin tek katlı olduğu, lavabo ve tuvalet düşünülmediği, caminin doğu-batı kesimlerinde caminin görsel al benisi için revak ve yeşil alan düşünüldüğü, daha sonra ikinci vaziyet planına göre bunlara ek olarak süs havuzu tasarlandığı, bu farklıklara istinaden Üniversite kampüsündeki ... projesinin ...-... ... ... ... ... projesinin kopyası olduğu, bu ... projesinden alıntı yapıldığı şeklinde bir kanaate varılamayacağı, diğer bir deyişle davacının hak sahibi olduğunu iddia ettiği mimari projeden alıntı sureti ile Üniversite kampüs ... projesinin oluşturulmadığı, davacı yanın eser sahipliğinden kaynaklanan haklarının ihlal edilmediği açıklanmıştır.

Dairemize sunulan ve yukarıda özetlenen bilirkişi raporunda yapılan tespitler, esasen ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporundaki teknik değerlendirmeler ile uyumlu görülmüştür. Gerçekten de, dosyada mevcut 19.04.2021 tarihli rapordaki "Teknik inceleme başlıklı bölümde heyetimizin mimar üyesi tarafından yapılan değerlendirmeler uyarınca; ... ... ... projesi ile davacıya ait ... ... projesi arasında kısmi benzerlikler olsa da; bu benzerliklerin davacıya ait mimari projenin izinsiz kopyalandığı ya da çoğaltıldığını ortaya koymak için yeterli olmadığı, ... projelerinin ülkemizde genel olarak aynı olduğu, projelerin fonksiyon ve eklenti detaylarının birbirinden tamamen farklı olduğu", 13.12.2021 tarihli rapordaki "Sonuç olarak incelemeye konu camilerin tıpatıp benzemediği ancak aşağıda görselleri sunulduğu üzere genel dış görünüş olarak ve özellikle pencerelerden kaynaklı görsel bir benzerlik bulunduğu kanaatine varılmıştır.", 15.03.2022 tarihli ek rapordaki "Sonuç olarak, ... ... ile ... projeler arasında önemli benzerlikler olduğu tespit edilmiştir.

Bunun yanı sıra söz konusu bu projelerin ... ... ... ile de kısmi benzerliklerinin olduğu ama bu benzerliklerin projenin tamamen kopyalandığı ya da çoğaltıldığının tespiti için yeterli düzeyde olmadığı, kök raporumuzda görselleri sunulduğu üzere genel dış görünüş olarak ve özellikle pencere dizaynlarından kaynaklı görsel bir benzerlik bulunduğu kanaatine varılmıştır." şeklindeki teknik değerlendirmeler, Dairemize sunulan rapordaki teknik değerlendirmelerle benzerdir.

Yukarıda yapılan tüm açıklamalar çerçevesinde; davacının ... ...'te inşa edilen ... projesinin sahibi olduğu, bu eserle ilgili mali hakları kullanma yetkisinin de kendisine ait bulunduğu, zira bu hakların FSEK'in 52. Maddesine uygun şekilde bir devri olmadığı gibi FSEK'in 10/4 ve 18/2 maddeleri şartlarının da somut olayda gerçekleşmediği, davacıya ait mimari projenin uygulanması suretiyle ... ...'te yapılan yapının güzel sanat eseri niteliğinde bulunmadığı, dolayısıyla yapı üzerinde davacının FSEK'ten kaynaklanan bir hakkının olmadığı, davacının eser sahipliğinin, yalnızca hazırladığı mimari proje üzerinde bulunduğu, bu projenin uygulandığının ya da bu projeden faydalanılarak yeni bir proje hazırlandığının da dosya kapsamında ispat edilemediği, mimari projelerin uygulanması suretiyle ortaya çıkan yapılar arasında genel dış görünüş ve özellikle pencerelerden kaynaklı görsel bir benzerlik bulunmasının, davacının mimari proje üzerinde sahip olduğu hakların ihlali anlamına gelmeyeceği anlaşıldığında, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1.Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 05/07/2022 gün ve 2016/194 Esas 2022/253 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

2.Davanın REDDİNE,

3.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 888,03-TL harcın mahsubu ile bakiye 460,43-TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,

4.Davacı tarafından ıslah harcı olarak yatırılan 1.545,00-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde ve davacıya iadesine,

4.Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen maddi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre tayin ve tespit olunan 25.500,00-TL, reddedilen manevi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre tayin ve tespit olunan 25.500,00-TL olmak üzere toplam 51.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,

6.Davalı tarafından ilk derece aşamasında yapılan 3.000,00-TL bilirkişi ücreti, istinaf aşamasında yapılan 12.000,00-TL bilirkişi ücreti, 201,00-TL tebligat ve posta gideri, 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan 15.693,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine,

7.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),

8.Davacı ve davalıdan ayrı ayrı peşin olarak alınan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davacı ve davalıya ayrı ayrı iadesine,

9.Davalı kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden ve birden fazla duruşma yapıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 20.400,00-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak ile davalıya verilmesine,

Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şirket vekili, ihbar olunan ... ... Başkanlığı vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 21/02/2024 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/02/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/02/2024

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.