14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA VE TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın vekili aracılığı ile ...
6.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından dosya münderecatında mevcut ... tarihli ... numaralı 5.038.20 TL miktarı bedeli düzenlendiği anda ödenmiş kapalı faturayı 9.336.37 TL takip çıkışı olarak icra takibine konu ettiğini, taraflarınca ödeme emri tebliğ edilince gerek asil gerekse vekil sıfatı ile borca açıkça itiraz edilip takibin durdurulduğunu ancak müvekkilinin e-devlet üzerinde hala borçluluk sıfatını taşımakta olduğunu ve bankacılık işlemleri vs. gibi durumlarda uyap kaydında borçlu göründüğünü ileri sürerek müvekkilin ...
6.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine, davalının % 40'dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkumiyetine yargılama, harç, masraf ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle; Ticari faaliyet kapsamında davacıya mal satışı gerçekleştirdiğini, bu satışa istinaden düzenlenen ve ticari kayıtlarına da işlenen fatura bedelinin tahsil edilememesi üzerine ...
6.İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyasında davalı aleyhine icra takibi yaptığını ancak, takibin itiraz üzerine durduğunu, bu aşamada herhangi bir icrai işlem yapılamayacağından davalının hukuki bir yararının bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 2021/651 E - 2022/144 K. sayılı dosyasından verilen 16/02/2022 tarihli karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2022/1901 E - 2022/1489 karar sayılı 10.11.2022 tarihli kararı ile " ... Dava, İİK'nın 72.maddesi hükmü uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkidir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur... Davacı, davalı tarafından faturaya dayalı olarak aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine itiraz ettiğini, takibin durduğunu, davalıya borcu bulunmadığını ileri sürerek icra dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, davalı taraf, davacıya mal satımı karşılığında fatura düzenleniğini, ancak fatura bedelinin ödenmediğini, davacının borçlu olduğunu, aksini ispatlayamadığını savunmuş, mahkemece, davacının takibe itirazı üzerine takibin durduğu ve icra işlemi yapılamayacağı, bu nedenle menfi tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. ...
6.İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine 5.038,20 TL fatura alacağı ile 4.298,17 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.336,37 TL'nin tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davacı tarafından süresinde yapılan itiraz sonucunda takibin durduğu anlaşılmıştır. İcra takibine itiraz üzerine, alacaklı tarafından ''itirazın iptali'' davası açılması durumunda, menfi tespit davasında ileri sürülebilecek iddialar, itirazın iptali davasında savunma sebebi olarak ileri sürülebileceğinden, bu durumda borçlunun ayrı bir menfi tespit davası açmakta hukuki yararı yoksa da, henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmamış olduğu durumda böyle bir imkan söz konusu olmadığından, borçlunun, itirazın iptali davası açılmasını beklemeden menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğunun kabulü gerekir. Zira, bu halde, yapılan itiraz üzerine takip durmuşsa da, ''takibe itiraz'' sadece takip hukuku ile ilgili bir sonuç olup, kesin hükmün sonuçlarını doğurmaz. Bu sebeple borçlu, ''itirazın iptali'' davası için alacaklıya tanınan bir yıl gibi uzun bir süreyi beklemeden maddi hukuk anlamında, borcun bir an önce ve kesin olarak ortadan kaldırılmasını istemek hakkına sahip olup, böyle bir durumda dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını kabul etmek mümkün değildir. Kaldı ki, yapılmış bir icra takibi olmadan da borç tehdidi altında olan kişinin menfi tespit davası açabileceği, İcra İflas Kanununun 72/2.maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Bu nedenle, dava konusu somut olayda, hakkında başlatılan takibe itiraz eden borçlu-davacının, kendisine karşı bir itirazın iptali davası açılmasını beklemeden iş bu menfi tespit davasını açmakta hukuki yararı bulunduğunun kabulü gerekirken, mahkemece, davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş ve davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar verilmiştir. Öte yandan, HMK'nın 115/1. maddesi uyarınca, dava şartlarının bulunup bulunmadığı husunun davanın her aşamasında resen araştırılması gerekmekte olup 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması da dava şartı olarak düzenlenmiştir. TTK'nın 4.maddesinde, bir davanın ticari dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir. Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticari sayılan davalardır (mutlak ticari davalar). Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup TTK'nın 4/1 hükmünde (a) ile (f) bentleri arasında sayılmıştır. İkincisi ise, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalardır. TTK'nın 4/1-son cümlesi uyarınca ikinci grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da gerekli ve yeterli görülmüştür. Üçüncü grup ise, nispi ticari davalar olup, TTK'nın 4/1 maddesi uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. TTK'nın 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticari iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticari sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ''ticari iş'' esasına göre değil, ''ticari işletme'' esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması tek başına davayı ticari dava haline getirmez. Aynı Yasanın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Ticari işletme ise TTK'nın 11/1 hükmü uyarınca, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanlığınca çıkarılacak kararnamede gösterilir (TTK m.11/2). Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK m.12/1). İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK m. 15/1). TTK'nın 24 ve devamı maddelerinde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez. Bu bilgilere göre somut olay incelendiğinde; dava, asliye ticaret mahkemesinde açılmış, mahkemece, görev konusunda herhangi bir araştırma yapılmadan hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. Ancak, taraflar arasındaki uyuşmazlık, satım sözleşmesi uyarınca düzenlenen faturadan kaynaklanmakta olup satım sözleşmesi TTK'da düzenlenmediğinden, taraflardan her ikisinin de tacir olması halinde, davanın nispi ticari dava olduğu kabul edilecek ve ticaret mahkemesi görevli olacaktır. Eldeki davada, tarafların tacir sıfatını haiz olup olmadığının, satımın da ticari satım olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Dava dosyası ve icra dosyası kapsamında takip konusu olan faturaya rastlanmamış olup davalı tarafından işletme defteri örnekleri ile vergi levhası sunulduğu görülmüştür. Bunun dışında başkaca bir belgeye dosya kapsamında rastlanmamış, mahkemece de bu konuda bir inceleme yapılamıştır. Bu durumda, ilk derece mahkemesince yukarıda belirtilen tacir-esnaf ayrımına ilişkin esaslar dikkate alınarak, gerekli araştırmalar yapılıp, tarafların tacir sıfatını haiz olup olmadığının da tespiti gerekirken, bu konuda herhangi bir araştırma yapılmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı görülmüştür... " ifadelerine yer verilerek kaldırılmıştır.
Mahkememizce istinaf mahkemesi kararı doğrultusunda araştırma yapılarak tarafların tacir olduklarının ve mahkememizin görevli olduğunun tespit edilmesinden sonra davacının ... tarihli ... numaralı 5.038.20 TL bedelli olup 9.336.37 TL takip çıkışı olarak icra takibine konu edilen faturadan dolayı davalıya borçlu olup olmadığı, faturanın ödenmiş olup olmadığı rapor aldırılmış, mali müşavir... tarafından düzenlenen bilirkişi raporu, dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve denetime elverişli olup hükme esas alınmıştır.
Davacının usulüne uygun tutulmuş defterlerinde davalının, davacıya kestiği ... seri numaralı, 5.022,00 TL bedelli ve dava konusu olan ... seri numaralı 5.038,20 TL bedelli faturaların işletme defterine kayıt edildiği görülmüştür. Davaya konu olan ... seri numaralı fatura fotokopisi dosyaya ibraz edilmediğinden davacıdan görseli talep edilmiştir.
Davacı tarafından ibraz edilen faturanın kapalı fatura olduğu görülmüştür.
Davalının usulüne uygun tutulmuş defterlerinde davalının, davacıya ... tarih, ... seri numaralı fatura ile 5.022,00 TL bedelli mal/hizmet satımı yaptığı, ... tarihinde ... seri numaralı fatura ile 5.038,20 TL bedelli mal/hizmet satımı yaptığı görülmektedir.
Davalı taraf 5.038,20 TL tutarlı faturayı icra takibine konu etmiştir. Davalı diğer faturayı icra takibine konu etmemiştir. Diğer dava konusu olmayan faturanın davalı tarafından ödenip ödenmediği her iki tarafın işletme defterinde yer almamaktadır. Çünkü ; Davalı ve davacıya ait işletme defterinde borçlu/alacaklı olduklarına dair bir kayıt tespiti yapılamamaktadır. Taraflar arasındaki ticari ilişkide davalı tarafından kesilen fatura her iki işletme defterinde işlidir.
Tarafların yasal kayıtlarını kaydettiği defterin bir tarafında giderler, diğer tarafında ise işletmenin satış faturalarının bulunduğu gelirler kısmı mevcuttur. İşletme Defterine yapılacak kayıtlarda işlemin peşin veresiye veya senetli olduğuna bakılmaksızın işlemle ilgili toplam tutar kaydedilir. İşletme Defteri kayıtlarında sadece mal alış ve satış ile masraflara ait belgeler izlenildiğinden, İşletme Defterinde mal alımı veya satımı ile ilgili karşılık olarak verilen nakit, çek, senet, banka havalesi, tahsilat ve tediye hareketlerinin izlenmesi mümkün değildir. İşletme Defterinde tarafların dava konusu ettiği fatura kayıtlı ancak, kasa nakit tahsilatı çek senet gibi vs. bilgiler kayıt altına alınamamaktadır, Ancak ödemeler belge ile ispat edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla davacının, davalıya ödeme iddiasında bulunduğu faturalara ait ödeme makbuzlarını dosyaya sunması gerekecektir. Ancak davacı taraf davalıya ödeme yaptığını ve karşılığında davalının kapalı fatura kestiğini beyan etmektedir.
Davacı taraf “Kapalı Fatura” ödeme iddiasına dayanmaktadır.
Faturalar açık fatura ve kapalı fatura olarak ta düzenlenmektedir. Açık fatura, ürün ya da hizmet tesliminde, müşterinin mal veya hizmet bedelini faturanın düzenlendiği anda ödemeyip, daha sonra (vadeli) ödeyecek olması halinde düzenlenen faturadır. Açık fatura düzenlenirken (vadeli satış yapıldı zaman) kaşe ve imza faturanın üst bölümüne atılır. Açık faturada müşterinin borcu da açık anlamında yani ödenmemiş anlamındadır. Kapalı fatura, mal veya hizmet tesliminde müşterinin, mal veya hizmet bedelini, faturanın düzenlendiği anda (peşin) ödemesi durumunda düzenlenen faturadır. Peşin ödemeli satış yapıldığı zaman, fatura tutarının peşin alındığını göstermek için faturanın alt bölümüne kaşe vurulur ve imzalanır. Bu da müşterinin borcu kapalı yani borç ödendi anlamına gelmektedir.
Somut olayımızda davalı taraf dosyaya fatura görseli sunmamıştır. Davacının sunduğu ve dava konusu olan fatura görselinde de satıcı imzası/parafı alt tarafta olup, parafın alt tarafta olması, faturanın kapalı fatura olduğu ve bedelinin tahsil edildiği anlamı taşımaktadır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Esas: 2013/2176 Karar: 2013/12170 Tarih : 13.5.2013 kararında belirtildiği üzere, "kapalı faturalar borcun davalı tarafından ödendiği hususunda karine teşkil eder ve aksini ispat külfeti davacıdadır.
Alacaklı ... tarafından borçlu olduğu savlanan ... alyhine 09.6.2021 tarihinde başlattığı ilamsız takipte, 5.038,20 TL asıl alacak, 4.298,17 TL işlemiş faiz olmak üzere 9.336,37 TL alacağın, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık % reeskont avans faizi ile tahsili talep edilmiştir. Borcun sebebi ise fatura olarak beyan edilmiştir. Ödeme emrinin borçluya tebliği ile borçlu asilin 15.06.2021 tarihli itiraz dilekçesinde, alacaklı olduğunu iddia eden tarafça takip talebinde dayanağı gösterilen nedene itiraz etmiştir. Borçlu icra takibine faize ve tüm ferilere itiraz etmiştir.
Davalı alacaklı takip talebinde takip tarihi itibariyle 4.298,17 TL işlemiş faiz talep etmektedir. Alacaklı tarafça açılmış olan icra takibinde davacı borçluya kesilen fatura fotokopisi dosyada mübrez değildir. Ayrıca taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığından davacının faiz talep edebilmesi için davalıyı temerrüde düşürmesi gerekir. Dosyada fatura bedelinin ödenmesini içerir bir ihtarname mevcut değildir. Bu nedenle davacının dava öncesi faiz talebi yerinde değildir. Takip tarihi ile temerrüt söz konusu olduğundan, takip tarihi itibarı ile faize hükmedilmesi gerekir.
Sonuç olarak, davacının ve davalının işletme defteri tuttuğu, davaya konu olan faturanın her iki işletme defterinde kayıtlı olduğu, İşletme Defterinde mal alımı veya satımı ile ilgili karşılık olarak verilen nakit, çek, senet, banka havalesi, tahsilat ve tediye hareketlerinin izlenemediği, ödemelerin belge ile ispat edilmesi gerektiği, davacının ödeme iddiasının kapalı fatura olduğu ve buna ilişkin dosyaya dava konusu faturanın görselini sunduğu, sunulan faturanın kapalı fatura olarak kesildiği ve kapalı faturanın, mal veya hizmet tesliminde müşterinin, mal veya hizmet bedelini, faturanın düzenlendiği anda (peşin) ödemesi durumunda düzenlenen fatura olduğunun anlaşıldığı, davalı tarafın alacaklı olmasına rağmen dava konusu yapılan fatura görselini dosyaya sunmadığı, davacının sunduğu fatura görselinden faturanın kapalı fatura olduğu görüldüğünden ve kapalı faturalar da borcun ödendiği hususunda karine teşkil edeceğinden, davacının, davalıya 14.11.2014 tarih, 15126 seri numara, 5.038,20 TL bedelli fatura yönünden borçlu olmadığı kabul edilerek davacının davalıya ... 6 İcra Müdürlüğünün ...E sayılı icra dosyası nedeni ile borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Dosyanın istinaf mahkemesi incelemesinden geçtiği gözden kaçırılarak kısa kararda kararın kesin olmak üzere verildiği sehven belirtilmiş ise de, bu yanlışlığın yasa yolunun kapalı olmasına neden olmayacağına, tebliğden itibaren itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yasa yolunun açık olduğuna dikkat çekmek gerekmiş, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması bakımından hükümde değişiklik yapılmamıştır.
Davanın kabulü ile davacının davalıya ... 6 İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra dosyası nedeni ile borçlu olmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, Harçlar Kanununca alınması gerekli 427,60 TL ilam harcından peşin yatırılan 159,45 TL harcın mahsubu ile bakiye 455,34 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 9.336,37 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvuru harcı, 159,45 TL peşin harç, 2.000,00 TL bilirkişi ücreti, 411,00 TL tebligat, müzekkere ve posta giderlerinden oluşan toplam 2.629,75 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair kesin olmak üzere verilen karar davacı vekili ile davalı asil ...'ın yüzlerine karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28/02/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)