20. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2022/19 - 2024/448
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/12/2021
NUMARASI : 2021/330 E. - 2021/1011 K.
VEKİLİ
GEREKÇE
Dava, haksız rekabetin men'i, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden davalının fiilinin, davacının "ticaret unvanı", "adres bilgileri" ve "işletme kayıt numarası" üzerinde yazılı olan, ancak davacıya ait olmayan bir ürünün, davalı tarafından dava dışı ... Tekstil Ltd. Şti.'nden satın alınarak, davalının iş yerinde satılmasından veya ticari amaçla elinde bulundurulmasından ibaret olduğu anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince, davalının dava konusu ürünlerin üreticisi olmadığı, davalının söz konusu ürünleri haksız rekabet kurallarını ihlal edecek şekilde ürettiği, piyasaya sürdüğü veya sattığının dosya kapsamında ispatlanamadığı, davacı tarafça davadan önce yaptırılan tespit sonrasında ürünleri iade edildiği, bu nedenle kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar karar verilmiştir. 6102 sayılı TTK.'nın 55/1-a-4. maddesinde, "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" fiili haksız rekabet olarak sayılmıştır. Anılan hüküm, ETTK.'nın 57/5. maddesinin karşılığıdır. ETTK.'nın 57/5. maddesinde yer alan "iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak" düzenlemesine, 6102 sayılı TTK.'nın 55/1-a-4. maddesinde yer verilmemesinin nedeni, 55/1-a-4. maddesinin hükümet gerekçesinde, "(4) numaralı alt bendin ilkeleri ve amacı, 6762 sayılı Kanunun 57 nci maddesinin (5) numaralı bendi ile özdeş olmasına rağmen lafızda farklıdır. Ancak, bu değişiklik 6762 sayılı Kanundaki hükmün öğreti ve mahkeme kararlarındaki birikiminin feda edilmesi, uygulanamaz kabul edilmesi anlamını taşımamaktadır. Çünkü, karıştırılma (iltibas) kavramı, pozitif hukuklarüstü anlamı ve işlevi ile varlığını sürdürmektedir." denildikten sonra, 6762 sayılı Kanun hükmünde geçen, "başkasının ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları ile iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları" cümle parçasına yeni düzenlemede neden yer verilmediğinin açıklandığı kısımda "...Anılan cümle parçalarının burada yer almaları, haksız rekabete ilişkin hükümlerin fikrî mülkiyete ilişkin düzenlemelerde kümülatif uygulanması yönünden de gerekli görülemez." ibareleri ile belirtilmiştir.
Dolayısıyla haksız rekabet ile üretilmiş ürünleri satanlar hakkındaki sorumluluğun belirlenmesinde, Yargıtay 11. HD.'nin, 6102 sayılı TTK.'nın 18/2. (ETTK.'nın 20.m.) maddesinde yazılı basiretli tacir kavramından yararlanan kararlarını, somut olaya uygulamak halen mümkündür. Yargıtay uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay 11. HD.'nin 17/06/2019 tarih ve 2018/3387 E.-2019/4529 K.).
Kaldı ki TTK.'nın 55. maddesinde "Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar" başlığı altında, haksız rekabet hallerinin başlıcalarının, örnek mahiyetinde sayıldığı, bu maddede sayılmamış olan ve fakat 54/2. maddesinde verilen tanım çerçevesinde haksız rekabet oyarak nitelendirilebilecek davranış ve uygulamaların da, haksız rekabet sayılabileceğinde bir tereddüt yoktur. Gerçekten de anılan hüküm uyarınca, "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.". Bu durum karşısında bir an için davalının fiilinin TTK 55/1-a.4. maddesi uyarınca bir haksız rekabet hali oluşturmadığı kabul edilse bile,
TTK 54/2. maddesinde verilen tanım çerçevesinde, haksız rekabet halini oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu itibarla, Dairemizce ilk derece mahkemesinin davalının fiilinin haksız rekabet oluşturmadığı gerekçesi yerinde görülmemiştir.
İlk derece mahkemesinin davalının kusurlu olmadığı yönündeki gerekçesinin değerlendirilmesine gelince; haksız rekabetin varlığı için kusur aranmasa da TTK'nın 56/1-d maddesi uyarınca haksız rekabet sebebiyle tazminat istenebilmesi için failin kusurlu olması şarttır. Zira bu kapsamda açılan tazminat davası, özünde bir haksız fiil davası olup, zarar ile fiil arasında nedensellik bağının yanında, maddi ve manevi tazminat talep edilebilmesi için mütecavizin kusurunun varlığını da zorunlu kılar.
Bu nedenle davalının gerek maddi gerekse de manevi tazminat ile sorumlu tutulabilmesi için kusurlu olduğunun da ortaya konulması gerekmektedir. Kusur, kasıt biçiminde olabileceği gibi ihmal biçiminde de olabilir. İhmal halinde de, gösterilecek özenin derecesi, objektif kriterler yanında, mütecavizin mesleği, iştigal alanı, tacir olup olmadığı, somut olayın özellikleri gibi hususların da gözetilmesi suretiyle belirlenir. Yukarıda da açıklandığı üzere; haksız rekabet ile üretilmiş ürünleri satanlar hakkındaki sorumluluğun belirlenmesinde, Yargıtay 11. HD.'nin, 6102 sayılı TTK.'nın 18/2. (ETTK.'nın 20.m.) maddesinde yazılı basiretli tacir kavramından yararlanan kararlarını, somut olaya uygulamak halen mümkündür. Somut uyuşmazlıkta da her ne kadar davalı şirket, dava konusu ürünün doğrudan üreticisi değilse de, davalının başkasından satın aldığı ürünü, kendi iş yerinde satarken de basiretli bir tacirden beklenen özeni göstermesi gereklidir.
Bu özen yükümlülüğünün derecesini belirlerken, somut olayın önemli bir özelliğinin de dikkate alınması gerekir. Zira somut uyuşmazlıkta davalının fiili, sattığı malın marka veya tasarım yönünden değil, üretilen malın üzerinde davacının "ticaret unvanı", "adres bilgileri" ve "işletme kayıt numarası" bilgilerinin yazılı olması nedeniyle haksız rekabet halini oluşturmaktadır.
Davalı ise bu durumda müvekkilinin gereken bütün özeni gösterdiğinin kabul edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin asıl ticari faaliyetinin akaryakıt istasyonu işlemeciliği olup, akaryakıt istasyonunda yer alan markette satmak üzere, fatura karşılığı satın aldığı üründe davacının ve davacıya ait ürün bilgilerinin kullanıldığını bilebilecek durumda olmadığını bu nedenlerle kusurlu bulunmadığını savunmaktadır.
Oysa yukarıda da belirtildiği gibi somut uyuşmazlıkta davalının sattığı ürün, davacının markası veya tasarımı ile benzer olduğu için değil, davacının "ticaret unvanı", "adres bilgileri" ve "işletme kayıt numarası" bilgilerinin üzerinde yazılı olması nedeniyle haksız rekabet fiilini oluşturmaktadır. Somut olayın açıklanan bu özelliği gereği, davalının sattığı ürünün, davacının markaları veya tasarımı ile benzer olduğu hallerde yapıldığı gibi, davacıya ait olup olmadığını bilmesinin kendisinden beklenip beklenmeyeceği konusunda sektörel bir araştırma yapılması gerekmez. Tam tersine davalı bu ürünü, ister işlettiği benzin istasyonunda, ister bu iş için tahsis ettiği özel bir işletmede satsın, satın aldığı ... Tekstil Ltd. Şti. tarafından üretilip üretilmediğini kontrol etmesi, ürünün üzerinde belirtilen üretici bilgilerinin doğru olup olmadığını denetlemesi, eğer üretim zinciri sağlıklı bir şekilde kurulamıyorsa, sahte bilgiler içeren bu malı satmaması gereklidir. Aksinin kabulü, bir kısım sektörlerde ürünün üzerinde üreticinin ticaret unvanının, adres bilgilerinin ve işletme kayıt numarasının açıkça yazılı olduğu hallerde, gereken incelemeyi yapmayan üretici olmayan satıcıların, bu şekilde yapılan sahtecilikten sorumlu tutulmamaları sonucunu doğurur ki bu sonucun, basiretli tacir kavramı ve TTK'nın 54 vd. maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hükümlerinin amacı ile bağdaşmayacağı açıktır.
Bu durum karşısında Dairemizce, davalının somut olaydaki kusurunun kasıt derecesinde olmasa da ihmal derecesinde olduğu, ihmalin esasen davalının kendisinden beklenilecek özeni yerine getirip getirmediği ile ilgili bulunduğu, tacirler arasındaki özen yükümlülüğünün oldukça yüksek olduğundan, sattığı üründe sahte üretici bilgilerinin kullanılıp kullanılmadığı ile ilgili araştırma yapmayan davalının kusurlu bulunduğu, davadan önce davacı tarafça davalının iş yerinde yapılan tespitten sonra ürünlerin bir kısmını iade etmesinin de varılan sonucu değiştirmeyeceği kanaatine varıldığından, ilk derece mahkemesinin davalının kusurlu olmadığı yönündeki gerekçesi de yerinde görülmemiştir.
Bu belirlemelerden sonra davalının haksız rekabeti nedeniyle davacının talep edebileceği maddi tazminatın miktarına gelince,
TTK'nın 56/1 maddesinin son cümlesinde, aynı maddenin (d) bendi hükmünce tazminat olarak, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebileceği düzenlenmiş olup, davacının da ,dava dilekçesi içeriğinden maddi tazminat olarak davalının haksız rekabeti nedeniyle elde etmesi mümkün görülen kazancın tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamına bizzat davalı tarafça sunulan faturalar ve davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için alınan bilirkişi raporundan, davalının dava dışı ... Tekstil Ltd. Şti.'nden toplam bedeli 8.484,00 TL olan, 120 adet ürün satın aldığı, bu ürünlerden 29 tanesini iade ettiği, davalının dava dışı ... Tekstil Ltd. Şti.'nden aldığı ürünün birim fiyatının 70,00 TL olduğu, davalının bu ürünleri 89,00 TL'den sattığı, bu duruma göre iade edilen ürünlerden sonra kalan 91 adet ürünün maliyetinin 6.370,00 TL , davalının bu ürünlerin satışından elde ettiği gelirin de 8.099 TL olduğu, bu duruma göre davalının ihlal oluşturan 91 adet ürün satışından kaynaklı olarak elde ettiği menfaatin 1.729,00 TL (8.099-6370) bulunduğu, hesaplanan bu miktarın TBK'nın 50/2 maddesi kapsamında hakkaniyete de uygun bulunduğu kanaatine varılmış, ancak davacının talebi 100,00 TL olduğundan, taleple bağlı kalınarak anılan miktar maddi tazminat olarak hüküm altına alınmıştır.
Her ne kadar mahkemece davalı tarafça davadan önce davacı tarafça yaptırılan tespitten sonra davalının bir ürün satışı yapmadığı kabul edilmişse de mahkemece alınan bilirkişi raporunda bu yönde bir tespit bulunmadığı gibi davalının ticari defter ve kayıtlarına göre sadece 29 adet ürün iade ettiği, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda davalının 48 adet satış yaptığının belirlendiği, kalan 43 adet ürün hakkında davalı tarafça herhangi bir açıklamada bulunulmadığı hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesinin bu kabulü yerinde görülmemiş, Dairemizce maddi tazminat hesabında davalının dava dışı ... Tekstil Ltd. Şti.'nden satın aldığı 120 adete üründen iade ettiği sabit olan 29 üründen sonra geriye alan 91 adet ürün miktarı dikkate alınmıştır.
Davacının, TTK'nın 56/1-e maddesine dayanarak manevi tazminat talep etmesi mümkün bulunduğundan, Dairemizce tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın oluş şekli ve olay tarihindeki paranın satın alma gücü nazara alınarak, 5000,00 TL tutarında manevi tazminatın tahsiline karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmüş, anılan miktar manevi tazminat olarak hüküm altına alınmıştır.
Davalının haksız rekabet oluşturan dava konusu eylemlerinin özünde bir haksız fiil olması ve tarafların tacir olması nedeniyle davacının bu yöndeki talepleri yerinde görülerek, Dairemizce hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminata, haksız fiilin tespit tarihi olan 20.01.2020 tarihinden avans faize hükmedilmiştir.
HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09/12/2021 gün ve 2021/330 Esas - 2021/1011 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
2.Davanın KISMEN KABULÜ ile davalının haksız rekabetinin MEN’ine,
3.100,00-TL maddi ve 5.000-TL manevi tazminatın tespit tarihi olan 20/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine,
4.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken maddi olmayan talepler yönünden alınması gereken 427,60-TL, maddi tazminat yönünden 427,60-TL, manevi tazminat yönünden 427,60-TL olmak üzere toplam 1.282,80-TL karar ve ilam harçtan peşin olarak alınan 257,88-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.024,92-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5.Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, maddi olmayan talepler yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 17.900,00-TL, maddi tazminat talebi yönünden AAÜT'nin 13/2 maddesi gereğince belirlenen 100,00-TL, kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden AAÜT'nin 13/2 maddesi gereğince belirlene 5.000,00-TL olmak üzere toplam 23.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6.Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, reddedilen manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 'nin 10/2 maddesine göre belirlenen 5.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7.Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 700,00-TL bilirkişi ücreti, 117,75-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 75,60-TL tebligat ve posta masrafı, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 1.055,45-TL yargılama giderinin, davanın kabul-red oranı takdiren 2/3 kabul edilerek, bu orana tekabül eden 703,63-TL'ye, 257,88-TL peşin harç, 54,40-TL başvuru harcı eklenerek oluşan 1.015,91-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8.Davalı tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
10.Davacıdan peşin olarak alınan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
11.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 08/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/04/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.