4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2009/7623 E. , 2010/3969 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... Mirasçıları ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 24/02/2000 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 20/01/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2.Davalının diğer temyiz itirazına gelince; dava, etkili eylem nedeni ile yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş, karar; davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Yerel mahkemece, zamanaşımı nedeni ile istemin reddine ilişkin olarak verilen önceki karar, Dairemizin 02.04.2001 gün ve 2001/931-3167 sayılı kararı ile, “…dosya kapsamından davacının yaralanmasına bağlı tedavisinin devam ettiği anlaşıldığından, tüm tedavi evrakları getirtilerek tedavinin hangi tarihte sona erdiği sorulmalı, zararın kesin olarak hangi tarihte gerçekleştiği belirlendikten sonra zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinin buna göre araştırılması...” gerektiği belirtilerek bozulmuştur. Bozma üzerine davacıya ait tedavi belgeleri getirtilerek, zararın gerçekleştiği gün ve davacının sürekli iş göremezliğine ilişkin Adli Tıp Kurumu raporu ve bundan doğan zararın belirlenmesi amacıyla bilirkişi raporu alınmıştır. Zararın hesaplanmasına ilişkin bilirkişi raporu alındıktan sonra verilen ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemi artırılmıştır. Ne var ki, davalının ıslah ile artırılan tutara yönelik zamanaşımı def'i hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden maddi tazminat isteminin tümü ile manevi tazminat isteminin bir bölümü kabul edilmiştir. Davacı, davalının kasıtlı eylemi nedeniyle yaralandığını, tam olarak iyileşemediğini belirterek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini istemiş; yargılama aşamasında, 18.08.2008 günlü dilekçe ile de maddi tazminat istemini ıslah yolu ile artırmıştır. Davalı ise, davanın ve ıslah ile artırılan bölümün zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, bozma kararına uyularak, Adli Tıp Kurumu'ndan davacının sürekli iş göremezlik oranı ve tam iyileşme tarihi sorulmuş, Adli Tıp Kurumu'nun 08.07.2005 günlü raporunda davacının sürekli iş göremezlik oranının % 14,1 olduğu, 19.04.2006 günlü raporda da davacının tedavisinin 2003 yılı sonunda sona erdiğini bildirmiştir.
Davacı vekiline sürekli iş göremezlik oranına ilişkin rapor 11.10.2005 günlü oturumda, tedavinin bittiği süreye ilişkin rapor ise 11.07.2006 gününde tebliğ edilmiştir. Davacı ise 18.08.2008 günlü dilekçesi ile maddi tazminat istemini ıslah yolu ile artırmıştır.
Asıl dava yönünden davacının zararının 2003 yılı sonunda gerçekleştiği kabul edilerek davanın zamanaşımı süresi dolmadan açıldığının kabul edilmesi doğrudur. Islah edilen bölüm yönünden ise, ıslah yolu ile artırılan istemin yeni bir dava niteliğinde olması nedeni ile zamanaşımına ilişkin süreler yönünden ıslah gününün esas alınması gerekir.
Dava konusu olayın 30.08.1994 günü meydana geldiği, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 24.02.2000 günü dava açıldığı, davacının tedavisinin 2003 yılı sonunda sona erdiği, davacının % 14,1 oranında sürekli iş göremezliği bulunduğuna ilişkin 08.07.2005 ve 19.04.2006 günlü raporları davacı vekilinin 11.10.2005 ve 11.07.2006 günlerinde öğrendiği, ıslah dilekçesinin ise 18.08.2008 günü verildiği anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemece; açıklanan olgular karşısında, Adli Tıp Kurumu'nun sürekli iş göremezlik oranına ilişkin raporunun öğrenildiği günden ıslah dilekçesinin verildiği güne kadar Borçlar Yasası'nın 60/1. maddesinde öngörülen 1 yıllık ve olay gününden itibaren de 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin geçtiği gözetilerek, ıslah ile artırılan tutarın zamanaşımı nedeniyle reddedilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.