11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2022/3851 E. , 2023/5992 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen çıkma, kâr payı ve ücret alacağının tahsili ile yönetici sorumluluğu davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl dava karar verilmesine yer olmadığına, karşı davada kısmen kabul kararı verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.10.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı-karşı davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette %40 pay sahibi ve şirket müdürü olarak uzun süre faaliyette bulunduğunu, şirketin diğer iki ortağının şirkete ait paraları muvazaalı ve usulsüz bir şekilde tamamen kendilerine ait İlke Makine San.ve Tic. Ltd. Şti. hesaplarına aktardıklarını, bu nedenle ortaklar arasındaki güven duygusunun zedelendiğini ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirketten çıkarılmasını, pay bedeli ile müdürlük ücretleri toplamının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan işlemiş ve işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.
Davacı vekili karşı davada dava dilekçesinde; davacının şirkete ait kıymetli evraka, stokta bulunan mala ve şirket aracına el koyarak aynı iş kolunda ve faaliyet alanında davalı ile haksız rekabete giren bir başka şirketin işlerinde kullandığını 84.990,00 TL çek bedeli ile 223.619,40 TL mal bedelinin davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davada cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
2.Davalı vekili karşı davada cevap dilekçesinde; iddiaların dayanaksız olduğunu, müvekkilin kurdurduğu ve gizli ortağı olduğu hiçbir şirketin de mevcut olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.10.2017 tarihli ve 2017/70 E., 2017/155 K. sayılı kararıyla; asıl dava yönünden istinaf incelemesi sonucu istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, davacı-karşı davalı tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz yasa yoluna başvurulduğundan bu hususta bir karar verilmediği, karşı dava yönünden ise davanın kabulü ile 84.990,00 TL çek bedeli ve 223.619,40 TL mal bedelinin karşı dava tarihi olan 06.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ...'dan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.06.2020 tarihli, 2020/880 E., 2020/632 K. sayılı kararıyla; Dairemizin bozma ilamına ve tüm dosya kapsamına göre; asıl davanın reddine dair karar kesinleşmiş olmakla sonra asıl dava yönünden yeniden hüküm kurulmamış olup, karşı dava yönünden, usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmakla davacı-karşı davalı yararına usuli kazanılmış hak doğduğundan, dosyada davalı yöneticinin şirkete ait malları şirketten çıkardığına dair yazılı veya somut bir delil bulunmayıp, ceza mahkemesince verilen ve kesinleşen beraat kararında da bu yönde tespit bulunmadığı açıklanmış olmakla karşı davada şirketten çıkarıldığı ileri sürülen 187.574,00 TL'lik mal yönünden talebin reddi gerektiği gerekçesiyle karşı davanın kısmen kabulü ile 84.990,00 TL çek bedelinin karşı dava tarihi olan 06.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ...'dan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 06.12.2021 tarih, 2020/6449 E. ve 2021/6860 K. sayılı kararıyla Asliye Ceza Mahkemesinin kesinleşen beraat ilamında, davalı yöneticinin şirkete ait malları şirket deposundan çıkardığına dair yazılı veya somut bir delil bulunmadığı ya da depodan fiilen çıkarılmış olsa bile bu emtiaların şirket haricinde başka bir kişi hesabına kullanıldığının ispatlanamadığı tespit edilmişse de, şirket defterlerine fatura ile girişi yapılan emtiaların şirket deposunda bulunmadığının, 26.07.2016 tarihli bilirkişi heyeti raporu ve vergi müfettişi raporu ile tespit edildiğini, bu durumda, şirket kayıtlarına faturalı girişi yapılan ve şirkete fiilen alınmadığı iddia ve ispat edilmeyen emtiaların bedellerinden dolayı müdürün şirkete karşı sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamındaki gerekçe ile karşı davanın kısmen kabulü ile, 84.990,00 TL çek bedeli ile 187.574,49 TL mal bedelinin karşı dava tarihi olan 06.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ...'dan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine; asıl davada verilen hüküm kesinleştiğinden asıl dava hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı-karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; karşı davada çek bedeline ilişkin kısım kesinleşmiş olmasına rağmen bu taleple ilgili yeniden karar verildiğini, harç ve vekalet ücretinin de bu kısım dikkate alınarak yanlış hesaplandığını, Bölge Adliye Mahkemesince verilen ilk kararın Yargıtay tarafından müvekkili lehine bozulduğunu, bu bozma ilamı dikkate alınmaksızın temyizde dahi ileri sürülmeyen bir husus nazara alınarak bu kez müvekkili aleyhine bozma kararı verildiğini, usuli kazanılmış hakkın gözetilmediğini, müvekkilinin şirketin tek müdürü olmadığını, bilirkişi raporu ile vergi müfettişi raporunun eksik olduğunu, keşif ve teknik bilirkişi incelemesi yapılmadığını, somut olayda dava şartı olan ortaklar kurulu kararının sonradan tamamlanabilecek dava şartlarından olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, şirket ortaklığından haklı nedenle çıkarılma kararı verilmesi ile kâr payı alacağı, şirket müdürlüğü görevi nedeniyle ödenmesi gereken ücretler ve şirkette sahip olunan pay bedelinin tahsili istemlerine; karşı dava ise 84.990,00 TL çek bedeli ile 223.619,40 TL mal bedelinin faiziyle tahsili istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3.Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Karşı davada 84.990,00 TL çek bedeline ilişkin talebin kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyize konu edilmemiş olup, bu kısmın temyiz edilmeksizin kesinleştiği hususu nazara alınmaksızın bu talep hakkında yeniden hüküm tesisi ve buna bağlı olarak yeniden harç ve vekalet ücreti tayini yerinde değil ise de bu husus infazda nazara alınabilecek nitelikte olduğundan bozma sebebi yapılmamıştır.
3.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı-karşı davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden karşı davada davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.