Esas No
E. 2022/2389
Karar No
K. 2023/6227
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

11. Hukuk Dairesi         2022/2389 E.  ,  2023/6227 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı başvurusunun reddine, davalı başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

Bölge Adliye Mahkemesince hüküm altına alınan ve davalı vekili tarafından temyize konu edilen toplam miktar 18.709,70 USD (takip tarihindeki karşılığı 36.450,23 TL) olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkili davacının işleteni ve kaptanı olduğu, ACM DELTA isimli geminin, davalının sahibi ve işletmecisi olduğu İskenderun Limanı'nda boşaltımı sırasında yardımcı olan işçilerin hatalı hareketleri ve liman donanımının yetersizliği sebebiyle bir kısım proje yükünün ve gemi ambarının hasara uğradığını, bu hasar ve zararın İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 212/79 Değişik İş sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda tespit edilerek, zararın karşılanması için davalıya ihtarneme gönderildiğini ancak davalının bu ihtarnamelere karşı olumlu cevap vermediğini, İskenderun 2. İcra Dairesi'nin 2013/4127 Esas sayılı dosyasıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibe itiraz ettiğini ve takibin durdurulmasına karar verildiğini, itirazının yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, belirterek bu nedenle davalının İskenderun 2. İcra Müdürlüğü'nün 2013/4127 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun olmadığını, yükün hatalı olduğunun İskenderun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/81 Değişik İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/79 Değişik İş sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemesinde hasar tespiti yapıldığını, müvekkili davalının kusuruna dair her hangi bir ibare bulunmadığını, müvekkili davalının sorumlu olmamasına rağmen hasar için gereken yardımı yapmaya çalıştığını, sorunun dava konusu olmadan uzlaşma ile çözülmesi için gösterdiği iyi niyetin davacılar tarafından suistimal edildiğini, müvekkili firmanın dava konusu kazada ve oluşan hasarda kusursuz olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile meydana gelen zarar açısından hasar nedeninin proje yüklerinin kaldırılması için yapılan mapaların yakınında taşıma için yapıldığını belirten ikaz ve işaretlerin bulunmaması, proje kargo olan elektrik kontrol sürüş ünitesinin kaldırılması için uygun metod kullanılmaması, elektrik kontrol sürüş ünitesinin tabanına yapılan çelik platformun dört tarafında bulunan kaldırma noktalarından sapanlanarak tahliyesi gerekirken, ünitenin çatısını monte-demonte işlemlerinde kaldırmak üzere yapılan mapaların tüm ünitenin kaldırılması ve tahliyesi için kullanılması, bu işlem esnasında uygun kaynatılmadığı anlaşılan mapalardan birinin kopması, proje kargo olan elektrik kontrol sürüş ünitesinin kaldırılması için uygun metod kullanılmamasının olduğu, bu hasar sebebi ile konteyner üzerindeki mapaların, yükün tamamını taşımak için kullanılmayacağı üzerindeki işaretlerden anlaşıldığı, elektrik kontrol sürüş ünitesini üreten dava dışı üretici firmanın %50 oranında kusurlu olduğu, istifçi firma olan ve dava ihbar edilen Cey-Mar Denizcilik Ltd. Şti. ile davalı arasında 15.02.2012 tarihli "Limakport limanı açık yük ve dökme yük tahmil tahliye operasyonları hizmet sözleşmesi" sebebi ile istifçi firma olan ihbar edilen Cey-Mar Denizcilik Ltd. Şti. ile davalının müştereken ve müteselsilen kalan %50 zarardan sorumlu oldukları ve hasarın toplamda 94.293,74 USD olduğu yönünde hazırlanan 31.08.2018 tarihli bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun bulunarak hükme esas alındığı ve davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile takibe vaki davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 47.147,00 USD üzerinden devamına, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

1.Davacılar vekili istinaf talebi ile; hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda bilirkişilerce sorumluluğa ilişkin yapılan tespitlerin nedeni anlaşılamayan şekilde zorlama yorumlardan ibaret olduğunu, dosyada düzenlenen ayrık rapor ve daha sayısız bir çok belge ile sabit olduğu üzere davalı limanın söz konusu hasardan tamamen sorumlu olduğunu, zira dosyada mevcut özel ve resmi raporların davalı limanını konu zarardan sorumluluğunu açıkça gözler önüne serdiğini, bu işle senelerdir iştigal eden profesyonel bir firma olan davalının davaya konu elektronik kontrol sürüş ünitesinin kaldırılması esnasında kaldırma noktasını tespit edemediği ve binlerce tonluk koca yükü ünite üzerindeki küçük mapalardan bir uyarı olmaması nedeni el kaldırarak hasara sebebiyet verdiğini, nitekim hasarsız tahliye edilen benzer nitelikteki ünite ve mapalara ilişkin sunulan fotoğraf ile görüleceği üzere mapa boyutunun ünite karşısında orantısız küçüklükte olup konu mapanın ilgili üniteyi taşıyabileceğine inanmanın davalı gibi profesyonel bir firma bakımından oldukça basiretsiz olduğunu, davalının tamamen sorumlu olduğu bu hasardan dolayı müvekkilinin katlanmak zorunda kaldığı tüm zararın toplam 116.590,92 ABD doları olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalı firma yarı oranda kusurlu olsa dahi, diğer yarı orandan sorumlu Elektronik Kontrol Sürüş Ünitesi'nin imalatçısı ile davalı arasında kanundan doğan müteselsil borçluluk/sorumluluk ilişkisi bulunduğunu, hal böyle olunca müvekkili şirketin zararı müteselsil borçlulardan birinden de talep edebileceğini, mahkemece kusur oranı bakımından hatalı bilirkişi raporunu esas alınsa dahi talebin tümünün davalı sorumluluğu altında kaldığını, mahkemece usul ve yasaya aykırı surette fazlaya ilişkin istemlerinin herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini, davaya konu dayanak icra takibinde geçmiş gün faizi işletildiği, faiz yönünden taleplerinin dilekçelerde mevcut iken bu hususun hükme bağlanmamasının hukuka aykırı olduğunu, nitekim haksız fiilden doğan zararların tazmini ve faiz borcunun zararın meydana geldiği tarihte oluştuğunu, belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı Limak İskenderun A.Ş. vekili istinaf talebi ile; mahkemece dosyada mevcut 31.08.2018 günlü bilirkişi raporunun karara dayanak alındığını ancak bu raporun karara dayanak olabilecek nitelikte olmadığını, sorumluluğun sadece Ceymar'a ait olduğunu, müvekkilinin taşeronu genel hatlarıyla denetleme ve personeli eğitme sorumluluğu olduğunu ve bu sorumluluğun kusursuz olarak yerine getirildiğini, davaya konu yükün limana gelen binlerce konteyner ile aynı prensiplere uyularak tahliye edildiğini, kazanın meydana gelme sebebinin konteyner üzerindeki işaretlerin yetersizliği ve istifleme şeklindeki hata olduğunun açıkça ortada olup operasyonu yürüten Ceymar firmasının da kusuru olmadığını, ülkemizin taraf olduğu ve konşimento hamileriyle taşıyan arasındaki sorumlulukları düzenleyen uluslararası konvansiyonlara göre "gemi kaptanı, yükü özenle yüklemek, istiflemek, taşımak ve tahliye etmekle yükümlüdür" denilmekle bu halde gemi kaptanı ve dolayısıyla donatanın rücu muhatabı olmaktan çıkartılması ve sorumluluğun liman işletmecisine yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkiline yüklenen kusur oranının bilimsel yöntemlere dayanmayan, mesnetsiz olduğunu, gemideki tüm yükün aynı şekilde tahliye edildiği sadece davaya konu yükte hasarın meydana geldiğini, meydana gelen zararla ilgili hesaplamanın fahiş ve tutarsız olduğunu belirterek isabetsiz mahkeme kararının istinaf incelemesi ile kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk derece mahkemesince, davalının %50 kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, Dairenin 2019/35 E. 2020/143 K. sayılı dava dosyasının incelenmesinden dava konusu uyuşmazlığın yine aynı tarihte dava konusu gemiden boşaltılan yükte meydana gelen zarar bakımından açılan rücu davasında davalıya %30 kusur verilerek dosyanın sonuçlandırıldığının anlaşıldığı, ilk derece mahkemesince verilen kararın bu sebeple kaldırılarak, davalının meydana gelen zarar bakımından %30 kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmesi gerektiği, davacı vekilinin icra takip dosyasında zarar miktarını 52.000,00 USD olarak bildirdiği icra takip talebinde işlemiş faiz ve masraflar ile birlikte talep edilen toplam miktarın 62.365,66 USD olduğu, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda zarar miktarının daha yüksek çıktığı, itirazın iptali davasının takip talebiyle sıkı sıkıya bağlı bir dava olduğu, davacının davasını alacak davası olarak ıslah etmediği o nedenlerle ilk derece mahkemesince 62.365,66 USD üzerinden tarafların sorumluluğunun tespiti gerekirken talepten fazla bedel üzerinden tarafların sorumlu oldukları miktarın belirlenmesinin doğru olmadığı, zararın miktarı ve tarafların meydana gelen zarardan hangi oranda sorumlu olduğunun belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden alacağın likit olmadığı ve icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığı, davalının meydana gelen zarardan %30 oranından sorumlu olduğu, takip çıkış miktarı olan 62.365,66 USD üzerinden davalının sorumlu olduğu miktarın 18.709,69.TL olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi ile ve davalı Limak İskenderun A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, icra takibine yönelik yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 18.709,70 USD üzerinden devamına, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge adliye Mahkemesince hatalı karar verildiğini, her olayın kendine özgü olduğunu, bu nedenle kusur tespitinin emsal dosya üzerinden yapılamayacağını, müteselsil sorumluluk müessesesi gereği davalının tüm zarardan sorumlu olduğunu, takip miktarı üzerinden değil, zarar miktarı üzerinden %30 uygulanması gerektiğini, olayda davalının tamamen kusurlu olduğunu, belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

3.Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davalı vekili temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.