Esas No
E. 2021/1377
Karar No
K. 2024/295
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1377

KARAR NO: 2024/295

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 14/10/2020

NUMARASI: 2012/1495 Esas - 2020/508 Karar

DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/02/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, merkez ofisi Avusturya'da bulunan müvekkili şirketin, her türlü petrol ve türevlerinin alım-satım işiyle iştigal ettiğini, Türk müşterilerine yapmış olduğu satışların karşılığını çek ile tahsil ettiğini, bu çeklerin ... Bankası Ümraniye/Siteyolu Şubesi aracılığı ile tahsil edilerek müvekkili hesabına alacak olarak kaydedildiğini, müvekkili şirketin 05.10.2009 tarihinde gerekli müsaadeleri alarak İstanbul'da irtibat bürosu kurduğunu, davalılardan ... müvekkili şirketin Türkiye'de lehine düzenlenen çekleri ilgili yerlerden toplayarak bankaya tevdii etmekle görevli çalışanı olduğunu, bu çekler bankaya sunulduğunda ve vadesi geldiğinde bankanın müvekkili hesabına çek bedellerini yatırdığını, davalı ... ile ilişkinin bu şekilde yaklaşık üç yıl devam ettiğini, ancak bu sürenin son 6 aylık kısmında ... Bankası Ümraniye Siteyolu şubesinin kendilerine davalı ... bankaya verdiği çekleri geri aldığını bildirmesi üzerine müvekkilinin bilgi ve rızası dışında vadesi gelmeyen çeklerin davalı ... tarafından geri alındığı ve bu geri alınan 54 adet çekin kendisi tarafından ciro edilerek davalı ... devredildiğinin anlaşıldığını, bu sırada Kadıköy Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nden tedbir kararı aldıklarını ancak bu tedbirin kaldırılmasına karar verildiğini, bu arada davalı İbrahim Tıraş tarafından aynı çeklerin diğer davalı ... ciro edildiğini, bir protokol düzenlenerek davalı ... bu çekleri bankaya ibraz ederek tahsil ettiğini, uygulamada müvekkili şirketin Türkiye'de şubesi yada temsilcisi olmadığı için Türkiye'den mülakatla seçilen ve yabancı dil ve diğer konularda bilgisi olan ... aracılığıyla ödemeleri çek şeklinde toplayarak müvekkili şirkete rapor edilmesi, anlaşmalı bulunduğu benzin istasyonları tarafından dijital ortama aktarılarak müvekkili tarafından takip edilmesi ve bu çeklerin bankaya verilmesi sonrasında banka hesabından takip edilmesi şeklinde işlemekte olduğunu, sonuç olarak davalılar tarafından müvekkilinin rızası dışında müvekkili adına düzenlenmiş çeklerin bankadan geri alınması, ciro edilmesi ve tahsil edilmesi nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu zararın şimdilik 705.000 Euro'luk kısmının istirdadını talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... cevabında özetle; davacı şirketin Türkiye'de ... A.Ş. isimli bir şirketi olduğunu ve 2009 yılında Türkiye'deki şirkette yönetici olarak göreve başladığını, tüm yetkilendirme ve düzenlemelerin yasal olarak yapıldığını ancak anonim şirket olması nedeniyle masraf ve vergi yükünden kaçmak için bu şirketin kapatılmasına, onun yerine irtibat bürosu kurulmasına karar verildiğini, irtibat bürosu kurulması için yurtdışı şirketin tüm belgeleri ile birlikte Bakanlığa başvurması gerektiğini, buna istinaden tüm belgelerin hazırlanarak Bakanlaktan kendisinin davacı şirketin Türkiye'deki yetkilisi olduğunun resmi şekilde belirlendiğini, bununla birlikte üç ayrı banka ve factoring şirketinde hesap açıldığını, davacı şirketin 2011 yılının ortalarında mali krize girdiğini, ... şirketinin işlemler devam etmek için bilanço istediğini, ancak yurt dışından resmi belgeler gelmediği için ... iş hacmini düşürdüğünü, bunun üzerine ... Bankasının Siteyolu şubesinde hesap açtıklarını ve 1.000.000 TL miktarlı kredi çektiklerini, bu krediyi müşteri çeklerinin ödenmesinde kullandıklarını, 2011 yılının sonunda yurt dışındaki işletmenin sahibinin Türkiyeye gelerek şirketi için iflas ertelemesine başvuracağını, kendileri ile çalışmaya devam edip etmeyeceğini sorduğunu, birlikte çalışmaya devam etme kararı aldıklarını, Factoringdeki iş hacmini sona erdirdiklerini, çekleri kırdıramaz hale geldiklerini, ancak satışlar devam ettiği için çek toplamaya devam ettiklerini, 04/06/2012 tarihinde davacı şirketin iflas ertelemeye başvurduğunu, nakit akışının kesildiğini, çekleri kısa tarihlerle ve hatta doğmamış faturalar için dahi almaya ve tahsil etmeye başladıklarını, bu durumun yaklaşık üç ay boyunca devam ettiğini, şirket sahibinin iflastan kurtulamayacağını ve eldeki son çekleri paraya çevirmek istediğini söylediğini, bunun üzerine 2012 yılının 7. ayından sonraki çekleri diğer davalı ... ciro ettiklerini, ciro sırasında şirket sahibi ... yanlarında bizzat bulunduğunu, bu çeklerin karşılığında ... 1.450.000 Euroyu nakit olarak aldığını, davacı tarafın kendisinin yetkisiz şekilde bankadan çekleri geri aldığı yönündeki beyanının doğru olmadığını, zira bütün bankalara davacı şirket tarafından kendisine verilen yetkileri içeren noter tasdikli belgelerin sunulduğunu, davacı tarafın iddialarının tamamen yanlış olduğunu, şirketin sahibinin mağdur olmaması için kendisine ibraname düzenleyerek verdiğini, bu ibranamenin noter tasdikli olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ... cevabında özetle; toplam 1.349.000 Euro bedelli çekleri diğer davalı ... ciro yoluyla aldığını, Uluslararası nakliye işi yapan bir şirketin sahibi olduğunu, davacı ... şirketi ile yıllardır devam eden bir ticari ilişkisinin olduğunu, davacı şirketin sahibi ... isimli kişinin işlerinin kötüye gittiğini söyleyerek kendisinden nakit borç istediğini, 1.450.000 Euro borç parayı iki taksit halinde elden kendisine ödediğini, 10 yıldır beraber çalıştıklarını, kendisinin ilk müşterisinin kendisi olduğunu, aralarında güven ilişkisi bulunduğunu ve yıllarca kendisine kredi açtığını, bu nedenle Türkiye'den müşterilerinden toplayacağı çekleri vermek kaydı ile bu borç parayı verdiğini, daha sonra ... tarafından 1.349.000 Euro bedelli çeklerin ciro edildiğini, bu çekleri arsa karşılığı müteaahhit ... isimli kişiye ciro ettiğini, ayrıca 140.000 Euro civarında alacağının kaldığını, ayrıca bu çeklere tedbir konulduğu için bankadan çekemediğini ve bu yüzden bir süre zarara uğradığını, daha sonra tedbir kaldırılınca çekleri tahsil ettiklerini, davacı tarafın iddialarını kabul etmediğini, hatta çeklerin tahsili geçiktiği için kendisinin çekleri ciro ettiği ... arsayı alamadığını ve çeklerin peyder pey tahsil edildiğini, davacı şirket sahibi ile halen görüştüklerini, kendisinin iflas ettiğini ve işyerinin kapatıldığını, şuanda yasal olarak kayyıma devredildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ... cevabında özetle; müvekkilinin iyi niyetli üçüncü şahıs konumunda bulunduğunu, dava konusu çekleri, davalılardan, yine üçüncü şahıs konumundaki İbrahim Tıraş'tan imzalanan sözleşmeye istinaden 13.09.2012 tarihinde teslim aldığını, çeklerin bir kısmının bankalardan tahsil edildiğini, ancak ödemeler yapılırken Ekim ayı içinde davacının, Kadıköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/961 D.İş sayılı dosyasından 08.10.2012 tarihinde tedbir kararı alarak çeklerin ödenmesini bankalardan durdurduğunu, fakat akabinde müvekkil ile ... arasındaki anlaşmanın karşılıklı bozulduğunu, bozulma nedeninin tamamen bu çeklerin ödemesinin aksamasından kaynaklandığını, sözleşme nedeniyle kendisinden almış olduğu çeklerin tahsil edilenlerin bedelini makbuz karşılığında ... iade edildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "....davalı ...'in kambiyo senedi düzenlemek hususunda özel olarak yetkilendirildiğinin bilgisine ulaşılamadığı, ancak ancak tespitler bu yönde olmakla birlikte, davalı ... ile diğer Davalı ... arasında düzenlenen 28.08.2012 tarihli teslim tutanağı ve bu tutanak uyarınca temlik edilen çeklerden biri incelendiğinde, davalı ... çeki ciro etmek suretiyle devrettiği, toplam 54 adet çekin teslim edildiği işleme ilişkin tutanakta diğer davalı ...'tan 02.09.2012 tarihinde 700.000 €, 12.09.2012 tarihinde ise 750.000 Euro olmak üzere toplam 1.450.000 Euro teslim alındığının yazılı olduğu, çekleri teslim eden kişi olarak da davalı ... tutanağa imza attığı, bu tutanak uyarınca 1.450.000 Euro tutarın davalı ... tarafından teslim alındığı, davalı ... ile davalı ..., 09.10.2013 tarihli celsede, davacı Şirket yetkilisi ... teslim sırasında hazır bulunduğunu ve nakit parayı elden teslim aldığını İddia etmişlerse de bu iddiayı kanıtlayan hiçbir yazılı belge bulunmadığı, bu kapsamda, davalı ...'tan alınan 1.450.000 TL tutarındaki paranın davalı ... uhdesinde göründüğü, bu durumun, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine aykırı olarak kambiyo senetleri ciro edildiği ve bu ciro karşılığında alınan bedelin aktarılmaması nedeniyle şirketin zarara uğratıldığı anlamına geldiği, bu kapsamda davalı ... sözleşmeye aykırı hareket ettiği ve sözleşmeye aykırılığın meydana getirdiği bu zarardan sorumlu olduğu, dosyada bulunan "ibraname" başlıklı metnin, İzmir ... Noterliği tarafından gönderilen aslı ile dosyada bulunan örneğinin farklı olduğu, İzmir ... Noterliği tarafından gönderilen İbraname aslında, İbra eden ... adı altında herhangi bir imza bulunmadığı, bu nedenle ortada geçerli bir ibraname olmadığı, sonuç olarak davalı ... uhdesinde tuttuğu 1.450.000 € İçin davacı Şirket'e karşı sözleşmeye aykırılık sebebiyle sorumlu olduğu, bu sorumluluğu ortadan kaldıran geçerli bir ibranamenin olmadığı, davalı ... tarafından dosyaya sunulan belgenin fotokopi olduğu, HMK uyarınca senet niteliği bulunmadığı ve bu nedenle geçerli bir ibranamenin varlığının da ispat edilemediği, Davalı ... , diğer Davalı ... ile gerçekleştirdiği anlaşma uyarınca zenginleştiği ölçüde davacı Şirket'in fakirleşmesinden sorumlu olacağı. Teslim tutanağı uyarınca davalı ... 1.350.000 Euro değerindeki çeki teslim alması ve karşılığında 1.450.000 Euro tutarında nakit para teslim etmesi neticesinde dosya kapsamında aksine İşaret eden bir belge de bulunmadığından davalı ...'ın geçersiz işlem sebebiyle zenginleşmediği, Davalı ...'ın, diğer davalı ... İle akdettiği sözleşme uyarınca çeklerin hamili konumuna gelmiş ise de bu davalı ile ne davacı Şirket arasında ne de yetkisiz temsilci ... arasında hukuki ilişki bulunmadığı, bu sebeple sözleşmesel bir borcun oluşması imkânı bulunmadığı kanaatine varılarak davalılar ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kabulü ile 705.000,00 Euro alacağın bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin "ibranamenin geçerliliği" hakkındaki gerekçesinin, kesinleşmiş mahkeme kararlarına aykırı olduğunu, müvekkilinin, senetlerin alınmasına dair yetkisinin olmadığına dair gerekçenin hukuka aykırı olduğunu, davacının senelerce yaptırdığı işlemleri inkar etmesi ise TMK m. 2 uyarınca mümkün olmadığını, Mahkemenin re'sen nazara alınacak olguyu incelemediğini, dava konusu çeklerin bedelinin davacının “zararı" olup olmadığının gereği gibi araştırılmadığını, dava konusu çekler hakkında yapılan ödemeler ve açılan alacak davaları dikkate alınmadan karar verildiğini, hizmet sözleşmesine aykırılık söz konusu ise dava görevsiz mahkemede görülüp sonuçlandığını, müflis şirketin dava takip yetkisi olmadığını ve dava şartının eksik olduğunu, kararın, eksik incelemeye dayalı bir karar olduğunu, müvekkili hakkında davacı şirket tarafından imza edilen İzmir .... Noterliği'nin 13.09.2012 tarihli ... yev.nu'lı tercümeye konu ibranamenin geçerli olduğunun kesinleşmiş mahkeme kararları ile sabit olduğunu, buna göre, TBK m 132 uyarınca en geniş şekilde borcu sona erdiren bu ibraname karşısında, davacının alacak hakkı ve taraf sıfatı olmadığını, Mahkemenin alacağın varlığı ve zararın miktarı konusunda yeteri kadar araştırma yapmadığını, keza Mahkeme, senelerce davacı tarafça kabul edilen işlemlere muvazi işleme dair geçersizlik iddiasının ileri sürülemeyeceğini gözden kaçırdığını, re'sen gözetilmesi gereken bu durumun nazara alınmamasının ağır bir usuli hata olduğunu, Mahkemenin, derdestlik durumlarını da nazara almadığını, tüm bu itirazları yanında Mahkemenin kendi kabulü (hizmet sözleşmesine aykırılık ifadesi) bile davanın işçi işveren hukukuna göre çözümlenmesi gerekirken görevsiz mahkemede görülüp sonuçlandırıldığını , taraf sıfatı, dava takip yetkisi ve alacağını temel ilişkiden kaynaklı davalarla mükerrer olarak talep eden davacının hukuki yararı olmamasına rağmen, Mahkemenin bu konuları da gereği gibi araştırmadığını beyanla kararının kaldırılmasına, davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... , yabancı menşeili müvekkil ... Gmbh lehine tanzim edilmiş çekleri ciro etme yetkisinin mevcut olmadığını, hal böyle iken, müvekkili şirket lehine tanzim edilmiş çeklerin ciro yolu ile 3. kişilere devrinin hukuken mümkün olmadığını, ...'ın iyiniyetli hamil olduklarından bahsedilemeyeceğini, nitekim ... beyanında uluslararası nakliyet işi ile iştigal edip müvekkil ... ile uzun yıllardır ticari ilişkisi olduğunu beyan ettiğini, diğer yandan davalılar ... “... Tic AŞ” isimli şirkette ortak olduklarını, önemle işaret etmek gerekir ki, davalılardan ... 1.350.000 euro bedelli çek karşılığında 1.450.000 euro tutarında nakit para ödemesi yaptığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kaldı ki bu tutarın ödendiğinin adi yazılı belge ile ispatının mümkün olmadığını, öte yandan nakit olarak elden teslimi de bavullar ile ancak taşınabileceği gibi sunulu evraklar da her zaman tanzimi mümkün adi yazılı evraklar olduğunu ancak mahkemenin tüm taleplerinize rağmen çek örneklerini bankadan talep etmediğini, bu sebeple dosyanın eksik incelendiğini, dava konusu çeklerin teslim evrakları ile sözde para makbuzu olarak düzenlenen belgelerin de kendi içinde çelişkili olduğunu, ... çek karşılığı olarak aldığı iddia edilen tutarın ne zaman ve ne şekilde teslim edildiğinin muamma olduğunu, davalı ... tarafından sunulu belgeler ve beyanların da çelişkili olduğunu, ..., ödemeyi 2 seferde yaptığını beyan ederken, ... ödemenin tek seferde ve ... yapıldığını iddia ettiğini, ihbar olunan müdahil bankanın, yazılan müzekkereye vermiş olduğu cevapta, ... müvekkili şirketi temsile, çek almaya yahut cirolamaya yönelik bir yetkiye haiz olduğuna ilişkin herhangi bir belge ibraz etmediğini, öte yandan, her ne kadar davalılar arasında 30.08.2012 tarihli belge ile çeklerin teslim edildiğine yönelik bir belge sunulmakta ise de aslen sözkonusu çeklerin anılı tarihte halihazırda ... Bankası Siteyolu Şubesinde bulunduğunu, nitekim davalı Byö, 17.09.2012 tarihinde bankaya liste halinde çeklerin ... teslim edilmesi talepli dilekçe gönderdiğini, bu hususun açıklığa kavuşturulmadan davalıların çeklere ilişkin belgelerinin gerçeği yansıttığının da kabul edilemeyeceğini, sunulu belgeler ışığında, davalılardan ... Ve ... birlikte şirket ortaklığı yaptıkları ve iyiniyetli olduklarından bahsedilemeyeceği kanaatiyle Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ... Tic Aş'nin sicil kayıtları istenilmediğinden, davalılar tarafından sunulu belgelerin çelişkisini gidermek ve iddialarını doğrulamak amacıyla İhbar olunan müdahil bankanın Siteyolu Şubesine müzekkere yazılarak dava konusu çeklerin bu belgeye istinaden teslim edilip edilmediği sorulmadığından, dava konusu çek örnekleri talep edilmediğinden, tüm bu eksikliklerin giderilmesinden sonra ek rapor alınmadığından, davalılar ... ve ... arasında çeklere ilişkin olarak düzenlenmiş belgeler makbuz hükmünde sayılamayarak ve her zaman düzenlenebilir nitelikte olduğundan çelişkili belgelerin taraflar arasındaki ilişkiyi ispata değer olmadığı yönündeki beyanlarının değerlendirilmediğinden ve gerekçelendirilmediğinden anılı belgelerin aslen yapılan usulsüz cirolama işleminin üzerini örtmek ve kanunu dolanmak amacını taşıdığı yönündeki iddialarının değerlendirilmediğinden mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılmasına, dosyanın mahkemeye iadesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, lehdarın elinden rızası dışında çıktığı iddia olunan çeklerin zayi olması nedeniyle çeklerin istirdatı, olmadığı takdirde 28.08.2012 tarihli teslim tutanağında ifadesini bulan hukuki ilişkiyle davacının bağlı olmadığının tespiti ve bir kısım çeklerin tutarı kadar olan 705.000,00 Euro'nun tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davalılar ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kabulü ile 705.000,00 Euro alacağın tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekili ile davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık , davacı vekilinin dava takip yetkisi olup olmadığı, davalı ... dava konusu çekleri ciro etme yetkisi bulunup bulunmadığı,davalı ... hakkında düzenlendiği belirtilen ibranamenin geçerli olup olmadığı, çekleri ciro yoluyla devralan ciranta ve son hamil olan diğer davalıların çekleri iktisaplarında kötüniyetli ve ağır kusurlu olup olmadıkları noktalarındadır.Dosyaya sunulan 01/06/2015 tarihli Avusturya Cumhuriyeti Steyr Bölge Mahkemesi'nin tercüme edilen yazısında davacı şirket hakkında 04.06.2012 tarihinde verilen iflas kararı nedeniyle iflas işlemlerinin yürütüldüğü belirtilmiştir. Şirket merkezinin Avusturya olması nedeniyle hak ve fiil ehliyeti bakımından uygulanacak hukuk Avusturya hukuku olduğundan davacı şirket hakkında geçerli bir iflas kararının bulunduğu görülmüştür. Davacı şirketin dosya kapsamına alınan Avusturya ticaret sicili kayıtlarına göre ticaret sicilinden silinmediği, tasfiye görevlisi olarak Av.Dr. ... atandığı, davacı vekillerinin dosyaya sundukları 02/10/2012 tarihli vekaletnamenin ... ünvanı altında tasfiye memuru sıfatıyla hareket eden ... tarafından verildiği, bu haliyle davacı vekillerinin davacı şirketi temsil yetkisi bulunduğu anlaşılmaktadır.Temsil yetkisine ilişkin bu hususun, davacısının ... ile davalılarının ..., ... A.Ş. olduğu İstanbul(Kapatılan) Anadolu 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/87 Esas sayılı dosyasında davacı şirketin aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine ilişkin kararın karar düzeltme incelemesi sırasında Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2018/373 - 2019/2972 Esas ve Karar sayılı kararında tartışılarak bu şekilde değerlendirilmiş olduğu gözetildiğinde mahkemenin davacı vekilinin takip yetkisi bulunduğuna dair kabulü isabetlidir. Bu yöne ilişkin davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde değildir. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti ve Avusturya Cumhuriyeti arasında mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi hakkında 23 Mayıs 1989 tarihli Sözleşme ile iflas kararlarının ayrık tutulmuş olması nedeniyle iflas kararının tenfizi mümkün olmayıp, davalı vekilinin tenfizine karar verilmeyen iflas kararı nedeniyle davacı şirketin iflâs organlarının usulüne uygun oluşmadığı yönündeki istinaf sebebi de yerinde değildir. Davalı ... vekili, davacı şirket ile müvekkili arasında iş ilişkisinin bulunduğu ve görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu yönünde ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmiş olup, davacı şirket adına çek keşide etme ve ciro etme yetkisi verilmediği halde bir kısım çeklerin ciro edilmek suretiyle davacı şirketin zarara uğratıldığı iddiası ile bir kısım çek tutarının tahsilinin talep edildiği bu davada, davacının şirket, davalı ... irtibat bürosu yöneticisi olduğu da gözetildiğinde davaya bakmakla görevli mahkeme Ticaret Mahkemesi olduğundan davalının bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.Davacı tarafça, yetkili hamili olduğunu belirttiği çeklerin , kambiyo senedi ciro etme yetkisi bulunmayan davalı ... tarafından cirolanarak davalı ... devir ve teslim edildiği, davalı ... dışındaki davalıların çekleri haksız ve kötü niyetli olarak iktisap ettikleri iddiasıyla istirdat davası açılmış ise de davacı vekili ilk duruşmada davalılar tarafından davacının rızası dışında davacı adına düzenlenmiş çeklerin bankadan geri alınması, ciro edilmesi ve tahsil edilmesi nedeniyle davacının uğramış olduğu zararın şimdilik 705.000 Euro'luk kısmının tazminini talep etmiştir. Davalıların beyanları ve dosyaya sunulan belgelere göre dava konusu çeklerin davacı şirketin Türkiye irtibat bürosu yöneticisi olarak davalı ... tarafından cirolandığı ve davalı ... teslim edildiği, davalı ... ile 28.08.2012 tarihinde teslim tutanağı düzenlendiği, teslim tutanağında toplam 1.349.486,15 Euro tutarındaki 54 adet çek karşılığında 1.450.000 Euro'nun 02.09.2012 ve 12.09.2012 tarihlerinde nakit olarak teslim alındığının yazılı olduğu, tutanağın davalı ... tarafından davacı şirketin Türkiye irtibat bürosu sıfatıyla imzalandığı, davalı ... imarlı arsa temini için davalı ... ile 13.09.2012 tarihinde yaptığı sözleşmede arazi temininde avans olarak kullanılmak üzere 28.08.2012 tarihli teslim tutanağında yazılı çekleri davalı ... vereceğini taahhüt ettiği, 13.09.2012 tarihinde düzenlenen teslim tutanağında da bu çeklerin davalı ... tarafından teslim alındığının yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Davanın esasına ilişkin istinafa gelen ilk uyuşmazlık, davalı ... davacı şirketin irtibat bürosunun yöneticisi olarak kambiyo senedi imzalama ve ciro yetkisi bulunup bulunmadığı noktasındadır .Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere irtibat büroları 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu'nun 3/1-h maddesi uyarınca kurulmakta olup, bu bürolar Türk Ticaret Kanunu anlamında birer şube değildir. Ancak irtibat bürolarının da ticari olmasa da hukuki işlem niteliğinde bazı faaliyetlerde bulunması gerektiğinde irtibat bürolarına Türk Borçlar Kanunu'nun 40.vd maddelerine dayanan bir temsil yetkisi verilmesi mümkündür.Somut uyuşmazlıkta, Beyoğlu .... Noterliğinin 30/10/2009 tarih ve ... yevmiye nolu imza sirkülerine göre davalı ... davacı şirketin İstanbul'da kurulacak irtibat bürosunun yöneticisi olarak tayin edildiği ve yetkili makamlar nezdinde şirketi temsil etmesi ve gerekli tüm imzaları şirket adına atması için yetkilendirildiği görülmüştür. Bunun yanısıra davacı şirket ile davalı ... arasında imzalanan 23.09.2009 tarihli hizmet sözleşmesinde yeni müşteriler edinilmesi, mevcut müşterilerin idaresi, iş akışı tanımına uygun olarak ödemelerin ve riskin yönetimi, bir satış ekibinin kurulumu ve yönetimi konusunda düzenleme yapılmış olup, davalıya kambiyo taahhüdünde bulunma (çek düzenleme, ciro etme), ticari vekil veya mümessil olma gibi özel yetkiyi gerektiren işlemleri yapma yetkisi verilmemiştir. Bu durum nedeniyle davalının davacı şirketin ticari mümessili veya vekili olmadığı gibi davacı şirket adına çek düzenleme, ciro etme yetkisi bulunmadığı gözetildiğinde Mahkemece davalı ... çekleri ciro ederken yetkisiz temsilci sıfatı ile hareket ettiğinin kabulü yerindedir. Davalı ... vekilince, davacı şirket tarafından İzmir ... Noterliğinin 13.09.2012 tarih ve ... yevmiye nolu ibranamede 01/10/2012 tarihinden geçerli olmak üzere her türlü anlaşmalar, ipotekler, protokoller, açılmış veya açılabilecek her türlü davadan dolayı davalı ... en geniş anlamda ibra edildiğine ilişkin ibraname bulunduğu belirtilmiş ise de "ibraname" başlıklı metnin İzmir ... Noterliği tarafından gönderilen aslı ile dosyada bulunan örneğinin farklı olduğu, İzmir .... Noterliği tarafından gönderilen ibraname aslında ibra eden ... adı altında herhangi bir imza bulunmadığı görülmüştür. Bu hususla ilgili olarak davalı ... hakkında nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik suçundan yapılan yargılamalar sonunda İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/436 Esas ve 2019/117 Karar sayılı ilamı ve İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/570 Esas ve 2019/340 Karar sayılı ilamı ile verilen beraat kararları, hukuk hakiminin ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle ve ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı olmadığına ilişkin TBK 74. maddesi hükmü gereğince ibranamenin geçerli ve bağlayıcı olduğu sonucunu doğurmamaktadır. Ayrıca ibranamenin düzenlenme tarihi itibarıyla davacı ... şirketi hakkında iflas kararı verilmiş olması nedeniyle şirket yönetici ve temsilcilerinin şirketi temsil yetkilerinin sona erdiği gözetildiğinde de Mahkemece davalı ... sorumluluğu ortadan kaldıran geçerli bir ibraname bulunmadığının kabulü yerindedir. Dosya kapsamına göre davalı ..., davacı şirket adına çek alma, ciro etme konusunda doğrudan talimat verildiğine, ... Bankası nezdinde bulunan çeklerin bankadan alınarak ... ciro edilmesi ve karşılığında 1.450.000 Euro'nun alınması hususunda talimat aldığına ve 1.349.486,15 Euro tutarındaki 54 adet çek karşılığında 1.450.000 Euro'nun nakit olarak ... tarafından teslim alındığına yönelik savunmada bulunmuş olup, ispat yükü kendisine düşen davalı, savunmasını ispata yarar HMK'nın 200.maddesi uyarınca geçerli yazılı delil ibraz etmediği gibi dava konusu çeklerin ve bedellerinin davacı şirketin kasasına girdiğini de ispatlayamamıştır. Davalı, çeklerin ciro edilmesi ve karşılığının davacı şirket hesabına aktarılmaması nedeniyle davacı şirketi zarara uğratmış olup,

TTK'nın 818.maddesi gereği çekler hakkında da uygulanan TTK'nın 678. maddesi uyarınca bu zarar nedeniyle sorumlu olduğundan mahkemece davanın davalı ... yönünden kabulüne karar verilmesi isabetli olmuştur.Davanın esasına ilişkin istinafa gelen ikinci uyuşmazlık, davalılar ... çekleri haksız ve kötü niyetli olarak iktisap edip etmedikleri noktasındadır. Türk Ticaret Kanunu'nun 792. Maddesine göre çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790'ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hamil korunur. Bu tür davalarda, davacı öncelikle çeklerin yetkili hamili olduğunu, ardından davalı tarafın çeki kötüniyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap ettiğini ve bu çeki tahsil ederek sebepsiz zenginleştiğini ispat etmesi gerekir. Bunun yanısıra TTK 818/c maddesi yollamasıyla çekler hakkında da uygulanacak TTK 677. maddesindeki düzenlemeye göre "imzaların istiklali" prensibi benimsenmiş olup, düzgün ciro silsilesine göre çeki iktisap eden hamilin, çeki iktisapta ağır kusurunun bulunduğunun ayrıca ispatlanması gerekmektedir. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6.madde), diğer bir ifadeyle iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190.madde ) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.Somut olayda, davalı İbrahim Tıraş'ın 1.350.000 Euro değerindeki çekleri davalı ... ciro yoluyla teslim alarak karşılığında 1.450.000 Euro tutarında nakit parayı davacı şirket adına teslim ettiği beyanı ve bu beyanın aksine bir belge bulunmaması karşısında davacı davaya konu edilen çeklerin davacı şirketin zararına olarak davalı ... tarafından kötüniyetle ve/veya ağır kusurla iktisap edildiğini ve davalının çekleri tahsil ederek sebepsiz zenginleştiğini ispatlayamamıştır. Davacı şirket ve davalı ... ile doğrudan ilişki içerisinde bulunmayan davalı ... da davacı şirketin zararına olarak dava konusu çekleri kötüniyetle ve/veya ağır kusurla iktisap ettiği ve çekleri tahsil ederek sebepsiz zenginleştiği davacı tarafça ispatlanmamıştır. Davacının davaya konu edilen çeklerle ilgili açtığı Kadıköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/961 D.İş sayılı dosyasına davalı ... tarafından müdahale dilekçesi verilirken davalı ... ile davalı ... arasında imzalanan 28.08.2012 tarihli teslim tutanağının da dosyaya ibraz edilmesi, tek başına davalı ... çekleri kötüniyetle iktisap ettiğini veya iktisapta ağır kusurlu olduğunu ispata elverişli değildir. Bu nedenlerle Mahkemece davalılar ... yönünden davanın reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Her ne kadar davacı vekilince yargılama aşamasında sunulan beyan dilekçesi ve istinaf dilekçesi ile 12.11.2012 tarihli ticaret sicil gazetesine göre ... Tic A Ş. isimli şirkette davalılar .... ortak oldukları ileri sürülmüş ve bu hususun mahkemece araştırılmaması istinaf sebebi yapılmış ise de HMK 141. maddesinin amir hükmü gereği, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeninin dinlenmesi mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda ilk derece mahkemesinin kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekili ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 27.931,93 TL harcın, alınması gerekli olan 111.727,74 TL harçtan mahsubu ile bakiye 83.795,81 TL istinaf karar harcının davalı ... alınarak hazineye irat kaydına, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ YASA YOLU açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi 28/02/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog