4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2010/2810 E. , 2010/4179 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... aleyhine 18/02/2005 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; verilen kararın dairece bozulması üzerine bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne dair verilen 06/10/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2.Tarafların diğer temyiz itirazına gelince; dava, haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur. Davacı, davalıların haksız şikayet dilekçesinde yer alan sözleri ile ceza soruşturması sırasında söyledikleri sözlerin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek, davalıların maddi ve manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir.
Yerel mahkemece istemin reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairemizce; davalıların sözlerinin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu vurgulanarak, davacı yararına uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş; bozmaya uyularak her bir davalıdan 2.000,00’er YTL manevi tazminatın alınmasına karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesinde, 15.000,00 YTL olarak belirlediği manevi tazminatın dayanışmalı olarak (müteselsilen) davalılardan alınmasını istemiştir.
Yerel mahkemece davacının istemi gözetilerek, takdir edilecek tek bir tazminat tutarının davalılardan dayanışmalı olarak alınmasına karar verilmesi gerekirken, her bir davalının ayrı ayrı manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olmaları, takdir edilen tazminata hangi günden itibaren faiz yürütüleceğinin hüküm fıkrasında gösterilmemiş olması ve takdir edilen manevi tazminatın somut olayın özelliğine, kullanılan sözlerin ağırlığına ve tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına uygun bulunmamış olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince kararın, davacı yararına takdir olunan 3.000,00 TL manevi tazminatın 19.02.2004 gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan dayanışmalı olarak alınması biçiminde, düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.