10. Ceza Dairesi
10. Ceza Dairesi 2023/4181 E. , 2024/16587 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Bakırköy 36.Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2017 tarihli ve 2017/384 Esas, 2017/776 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 22.01.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 04.01.2023 tarihli ve 2020/2064 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.02.2023 tarihli ve KYB-2023/3847 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.02.2023 tarihli ve KYB-2023/3847 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği dikkate alındığında; somut olayda kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın şüphelinin doğrudan mernis adresine tebliğ edildiği, tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, mernis adresi olduğu belirtilmeksizin, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata Tebligat Kanunu'nun 23 üncü maddesinin 1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, bu nedenle somut olayda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca şüphelinin doğrudan mernis adresine yapılan tebligatın usulsüz olduğu, dolayısıyla başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmemesi nedeniyle usulsüz olarak verilen ve ayrıca usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı,
Bakırköy 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2017 tarihli dosyasında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın infazı sırasında, Diyarbakır Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce şüpheliye çıkarılan çağrı yazısı ve uyarı yazısı tebligatlarının doğrudan şüphelinin mernis adresine çıkarılması ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılması nedeniyle tebligatların usulsüz olduğu, bu nedenle Bakırköy 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2017 tarihli ve 2017/384 Esas, 2017/776 Karar sayılı kararında kovuşturma şartının gerçekleşmediğinden cihetle, sanık hakkında açılan kamu davasında durma kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 07.07.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 12.10.2016 tarihli ve 2016/85732 soruşturma, 2016/2198 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın şüpheliye 19.12.2016 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek 08.02.2017 tarihinde infazı için Diyarbakır Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Diyarbakır Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 13.02.2017 tarihli ve 2017/530 DS sayılı çağrı yazısının doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 21.02.2017 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle 06.03.2017 tarihli uyarılı çağrı yazısının doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı ve 09.03.2017 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, yine müdürlüğe başvurmaması nedeniyle yükümlülüğünü ısrarla ihlal ettiği gerekçesiyle dosyanın kapatılmasına karar verildiği,
C. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca erteleme kararının kaldırılarak 13.06.2017 tarihli ve 2016/85732 Soruşturma, 2017/16856 Esas, 2017/12592 sayılı iddianame ile Bakırköy 36. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
D. Bakırköy 36.
Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 12.12.2017 tarihli ve 2017/384 Esas, 2017/776 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 22.01.2018 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır.
E. 7201 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında;
"Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin 1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği dikkate alındığında,
Sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın infazı sırasında, Diyarbakır Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çıkarılan çağrı yazısı ve uyarı yazısı tebligatlarının doğrudan şüphelinin MERNİS adresine çıkarılması ve 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılması nedeniyle tebligatların usulsüz olduğu, bu nedenle, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan "ısrar" şartının gerçekleşmediği, Mahkemesince, kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "kamu davasının durmasına" karar verilerek, denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesi için Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulması ve infazın sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
Adli sicil kaydının incelenmesinde, Bakırköy 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.06.2021 tarihli ve 2021/536 Esas, 2021/308 Karar sayılı aynı nitelikteki suçtan verilen mahkûmiyet hükmünün, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin 12.01.2023 tarihli ve 2021/2897 Esas, 2023/105 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddi kararı ile kesinleştiği anlaşıldığından, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin 12.01.2023 tarihli ve 2021/2897 Esas, 2023/105 Kararına karşı 5271 sayılı Kanun'un 308/A maddesi uyarınca itiraz yoluna gidilmesi hususunda, Bakırköy 36. Asliye Ceza Mahkemesince ihbarda bulunulması mümkün görülmüştür.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Bakırköy 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2017 tarihli ve 2017/384 Esas, 2017/776 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.03.2024 tarihinde karar verildi.