Esas No
E. 2023/863
Karar No
K. 2023/6008
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Trafik Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2023/863 E.  ,  2023/6008 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2021/14 E., 2021/297 K.
HÜKÜM/KARAR: Davanın Reddi

Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkeme bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının eşinin 05.08.2006 tarihinde tespit edilemeyen bir aracın çarpması sonucu öldüğünü, Dazkırı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/18 Değişik iş sayılı dosyası ile kusur oranının tespit edildiğini, bu nedenlerle 17,061,74 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 05.08.2006 tarihinden itibaren başlayacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; Dazkırı Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/14 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre 55.412,24 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, talep edilen miktar ile zarar arasında olan 38.350,50 TL fark için ek dava açtıklarını belirterek davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından destekten yoksun kalma tazminatı için davalıya başvuru yapıldığını, Bağ-Kur tarafından gelir bağlandığının tespit edilmesi ile mükerrer ödeme yapılmaması için ödeme yapılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 30.05.2013 tarihli ve 2012/123 Esas, 2013/114 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulü ile 17.061,74 TL'nin 31.10.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı

1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi 26.02.2015 tarih ve 2013/16786 Esas, 2015/3441 Karar sayılı ilamında; davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek "Dava; davacının murisinin ölümü nedeni ile 6098 sayılı BK m. 53 gereğince destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. 1479 sayılı Bağ-Kur Yasasının 63.maddesi uyarınca; "Üçüncü bir kişinin suç sayılır hareketi ile bu Kanunda sayılan yardımların yapılmasını gerektiren bir halin doğmasında, Kurum, sigortalı veya hak sahiplerine gerekli bütün yardımları yapar. Ancak Kurum, yapılan bu yardımların ilk peşin değeri için üçüncü kişilere, istihdam edenlere ve diğer sorumlulara rücu eder..." Buna göre Bağ-Kur tarafından ölüm nedeniyle davacıya rücuya tabi aylık bağlanıp bağlanmadığının Kurumdan sorulmak suretiyle araştırılarak, davacılara desteğin ölümü nedeniyle rücuya tabi aylık bağlandığının belirlenmesi durumunda, bağlanan aylıkların peşin sermaye değerinin hesaplanacak tazminattan mahsup edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Somut olayda kaza tarihi 05.08.2006'dır. Mahkemece davalı vekilinin itirazları doğrultusunda davacıya desteğin ölümü dolayısıyla ölüm aylığı bağlanıp bağlanmadığı hususu araştırılarak açıklığa kavuşturulmamıştır. Kaza tarihinde yürürlükte olan yukarıda açıklanan yasa maddesi gereğince, Bağ-Kur tarafından davacıya, rücuya tabi aylık bağlanıp bağlanmadığı sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davalı vekilinin talep ve itirazları karşılanmaksızın eksik inceleme sonucu hüküm kurulmuş olması doğru olmayıp, bozma sebebidir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 09.12.2015 tarihli ve 2015/16134 Esas, 2015/13667 Karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin karar düzeltme isteği reddedilmiştir.

B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 21.12.2017 tarihli ve 2016/40 Esas, 2017/258 Karar sayılı kararıyla;

davanın kabulü ile 17,061,74 TL'nin 31.10.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı

1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 05.11.2020 tarih ve 2020/2463 Esas, 2020/6611 Karar sayılı ilamında; "...Bozma kapsamında yürütülen yargılamada maddi tazminat hesabı için yeniden alınan 08.06.2017 tarihli bilirkişi raporlarında, rapor tarihindeki verilere (2017 yılı net asgari ücret) göre hesaplama yapılmış ve kusur oranı düşülmeden 55.412,24 TL zararının olduğu belirlenmiş; mahkeme tarafından, rapor tarihindeki güncel verilere (2018 verilerine) göre hesaplanan tazminat miktarı hüküme esas alınmış ancak taleple bağlı kalınarak 17,061,74 TL’ye hükmedilmiştir. Oysa, sadece davalı taraf lehine ilk hükmün bozulduğu ve bozma ilamının kapsamı; davacı tarafın ilk hükmü temyiz etmediği; bozma ilamının kapsamında belirtilen yönler dışında 01.01.2013 tarihli rapor yönünden davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alındığında, benimsenen aktüer raporu hükme esas almaya elverişli değildir. Açıklanan vakıalar karşısında mahkemece; bozma öncesindeki ilk hükme esas alınan 01.01.2013 tarihli rapor yönünden davalı taraf lehine oluşan kazanılmış hakkın korunmasını temin etmek üzere, 01.01.2013 tarihindeki verilere göre (2013 net asgari ücret tarifesi) davacının %75 kusuruna denk gelen tazminattan, davacıya bağlanan rücuya tabi gelirin peşin sermaye değerinin (41.613,46 TL) düşülerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, 01.01.2013 tarihli hesap bilirkişi raporunda davacının talep edebileceği tazminatın 68.603,15 TL olarak hesaplandığı, müteveffanın %75 kusuruna denk gelen 17.150,78 TL tazminattan davacıya bağlanan 41.613,46 TL peşin sermaye değeri düşüldüğünde davacının talep edebileceği bir tazminatın bulunmadığı; birleşen davada ise bilirkişi raporları arasındaki fark için ek dava açmış olduğu, kısmi davada saklı tutulan alacak bölümü için birden fazla ek dava açılması mümkün olacağı, bunun tek şartının her davada fazla hakkın saklı tutulmuş olması gerektiği, davacının 11.06.2012 tarihli dava dilekçesi incelendiğinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 03.10.2017 tarihli hesap raporunun hükme esas alınması gerektiğini, SGK tarafından yapılan ödemenin tazminattan düşülmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; plakası tespit edilemeyen aracın karıştığı 05.08.2006 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi; 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri,... Yönetmeliği.

3.Değerlendirme

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,04.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.