4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2011/6186 E. , 2012/9061 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 16/07/2009 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davalılar ..., ... ve ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, diğer davalılar hakkındaki davanın reddine dair verilen 27/10/2010 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan ... ve ... vekili ile duruşmasız olarak incelenmesi de davacı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 22/05/2012 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılardan asil ... ve vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacı ... vekili Avukat Gültekin Türkucu geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2.Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle zarara uğrayana ödenen tazminatın, haksız eylemi gerçekleştiren davalılardan rücu yolu ile alınması istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı ile davalılardan ... ve ... tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı ..., davalılardan ...’nın adına tapuya kayıtlı taşınmazını, 01.06.2004 günü dava dışı ...’ya sattığını, tapu sicil müdürlüğünde memur olarak görev yapan davalı ... tarafından, bu taşınmazın satışına ilişkin resmi satış sözleşmesinin düzenlendiğini, adı geçen davalının satış işlemlerini tamamladığını, ancak tapu kütüğünde taşınmazı satın alan kişi ... adına tescil işlemini yapmayı unuttuğunu, taşınmaz, tapu kütüğünde halen eski malik olan davalı ... adına tescilli olarak göründüğünden, davalı ...’nın alacaklıları tarafından onun aleyhine başlatılan icra takibi sırasında bu taşınmazın başkasına satıldığını ve elde edilen satış bedeli ile davalı ...’nın borcunun karşılandığını, taşınmazın bedelini ödeyerek satın alan dava dışı ...’nın, adına tescil işlemi yapılmadığından dolayı taşınmazı eski malikin borçları nedeniyle icra yolu ile başkasına satılması nedeniyle uğradığı zararın ödetilmesi amacıyla Hazine aleyhine açtığı tazminat davasının kabulü üzerine, ...’nın zararının ödendiğini belirterek, ...’ya ödenen tazminatın, satış işlemini gerçekleştiren tapu idaresi görevlileri olan davalılar ile taşınmazın satış bedeli ile borcu ödenen eski malik olan davalı ...’dan ortaklaşa ve dayanışmalı olarak (müştereken ve müteselsilen) alınmasını istemiştir.
Davalılar ise; davaya konu satış işleminin yapılmasından kısa bir süre önce tapu sicil müdürlüğü’nün başka bir binaya taşındığını, taşınma sırasında bir müddet işlere ara verildiğini, bu nedenle işlerin biriktiğini, yeni binaya taşınmadan sonraki ilk iş gününde birikmiş işlerin yoğunluğu, belgelerin bir kısmının eski binada olması ve personel eksikliği nedeniyle tescil işleminin yapılmasının unutulduğunu, kusurları bulunmadığını, zararın tümünden de sorumlu tutulamayacaklarını ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
a)Davacı idare, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan zararı ödemiş olup, bu dava ile kusurlu elemanlarından rücuen bu bedelin tahsilini istemektedir. Borçlar Yasası'nın 50. ve 51. maddelerinde düzenlenmiş bulunan dayanışma (teselsül) kuralları, birden çok kişinin birlikte bir zarara yol açmaları ve aynı zarardan dolayı sorumlu olmaları durumuna ilişkin olup zarara yol açanlar ile zarar gören arasındaki ilişkinin düzenlenmesine yöneliktir. Eldeki davada, zarar görene ödenen tazminat, zarar verenlerden rücu yoluyla istendiğine göre zarar verenler arasında dayanışmadan söz edilmez. Zarar verenler, zarar nedeniyle zarar görene karşı dayanışmalı ( müteselsil) olarak sorumlu iseler de, rücu davasında ancak, kendi kusurları oranında sorumludurlar.
Yerel mahkemece, açıklanan yönler gözetilerek, davalıların zararın meydana gelmesindeki kusur oranlarının belirlenmesi amacıyla uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulundan rapor alınmalı, davalıların kusur oranlarının belirlenip, kusur oranlarına karşılık gelen tutardan sorumlu tutulmaları gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile tüm zarardan ortaklaşa ve dayanışmalı olarak sorumlu tutulmuş olmaları usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b)Diğer yandan, zararlı sonucun ortaya çıkmasında davalıların durumunun ve çalışma koşullarının Borçlar Yasası'nın 43. maddesi kapsamında tartışılmamış olması da doğru görülmemiştir. Şu durumda yerel mahkemece, davalıların belirlenecek kusurları oranında sorumlu tutulmalarına karar verilmesi; tazminat kapsamı belirlenirken, davaya konu satış işleminin, tapu idaresinin başka bir binaya taşınması sırasında yapılması, iş yoğunluğu, çalışma ortamının koşulları gözetilerek davalılar yararına Borçlar Yasası'nın 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı da tartışılıp değerlendirilerek bu hususta varılacak uygun sonuca göre karar verilmesi gerekirken, açıklanan bu olgular gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması da bozmayı gerektirmiştir.