Esas No
E. 2021/27073
Karar No
K. 2023/7360
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

4. Hukuk Dairesi         2021/27073 E.  ,  2023/7360 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2018/294 E., 2021/193 K.
HÜKÜM/KARAR: Kısmen Kabul

Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili şirkete ait 20 SK 248 plaka sayılı araçla 12.02.2004 tarihinde kazaya karıştığını, kazada tam kusurlu sayıldığını, kaza nedeniyle şirket tarafından sigortaya ödeme yapıldığını, müvekkilinin alacağının sağlanması amacıyla Sarayköy İcra Müdürlüğü'nün 2008/629 sayılı dosyasında 5.843,00 TL'nin tahsili için icra takibi başlattığını, davalı borçlunun borçlu olmadığını belirterek takibe itiraz ettiğini, açıklanan nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamını, borçlunun %40'dan aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı ödemesine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediğini, yaşanılan kazada ehliyeti olmadığı halde patronu olan Habip Kılıçarslan'ın zorla arabayı kullandırdığını, mal götürmek için zorladığını, şirketin ehliyeti olmadığı halde şoförü olduğunu, olay günü şirketin başına iş gelmemesi için arabayı gezmeye gidiyormuş gibi kullandığını söylediğini, bu ifadeyi kullanmasını patronunun istediğini, kusuru bulunmadığını, borcu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 15.01.2016 tarihli ve 2012/20 Esas, 2016/16 Karar sayılı kararıyla; alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulü ile Sarayköy İcra Müdürlüğünün 2011/664 sayılı takip dosyasına davalı ... tarafından yapılan itirazın iptaline, icra takip dosyasında belirtilen 6.008,69 TL alacağın % 40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin 15.01.2016 tarihli ve 2012/20 Esas, 2016/16 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı asil temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 18.12.2017 tarih ve 2016/20382 Esas, 2017/11775 Karar sayılı ilamında; "Somut olayda; dava 6100 sayılı HMK döneminde açılmış olup 15.01.2016 tarihli davalı ...’ın bulunmadığı son celsede HMK’nın yukarıda belirtilen maddeleri uygulanmadan karar verildiği anlaşılmaktadır. Savunma hakkının kısıtlanmaması için, HMK.'nun 186. madde hükmüne göre davalı ...’a usulüne uygun, yukarıdaki ihtaratı içerir davetiye tebliğ edildikten sonra sözlü yargılama aşamasına geçilmesi gerektiği gözetilmeden karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına, kabule göre de; "Sarayköy Sulh Hukuk Mahkemesi 2009/12 Esas sayılı dosyasının getirilip incelenerek, davalı sürücünün davaya konu kaza tarihinde geçerli ve yeterli sürücü belgesi bulunup bulunmadığı hususunun netleştirilerek, geçerli ve yeterli sürücü belgesi olmaması durumunda; dosyanın HMK.md.266 maddesi uyarınca, seçilecek kusur ve hasar uzmanı bilirkişiye tevdii ile kaza tespit tutanağı içeriği, oluş şekli ve tüm dosya kapsamı birlikte irdelenerek tarafların kusur oranının ve ayrıca, rücuen talep edilen gerçek zarar miktarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenip; ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesi ile karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davalının kaza tarihinde ehliyeti olmadığı, alınan bilirkişi raporunda tali yoldan kontrolsüz kavşağa geçiş önceliğine uymaması sebebi ile tam kusurlu olduğu, raporun gerekçeli ve denetime açık olması sebebi ile hükme esas alındığı, trafik kazasının meydana gelmesinde davacının hiçbir kusuru bulunmadığından ödediği bedeli davalıya rücu edebileceği, davalının diğer davada taraf olarak yer almadığı, davacı icra takibine itiraz ederek işleyen yasal faizin artmasına sebep olduğu, davalının işleyen bu faizden sorumlu olmayacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile Sarayköy İcra Müdürlüğünün 2011/664 sayılı dosyasında yapılan icra takibine vaki itirazının kısmen iptali ile takibin 3.364,09 TL asıl alacak üzerinden devamına, alacağın likit olmaması sebebi ile icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin karşı tarafın zararını tazmin eden Ergo İsviçre Sigorta A.Ş.'nin kendisi hakkında başlattığı icra takibi kapsamında ödediği 5.843,00 TL'yi kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olan davalıdan isteyebilmesinin kanun hükmünün bir gereği olduğunu, yapılan takibe müvekkili tarafından itiraz edilmesi nedeniyle işleyen yasal faizin davalıdan istenemeyeceğine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu, söz konusu borca itiraz edilmemiş olması halinde açılacak bir rücu davasında bu sefer de gerekli özenin gösterilmediği sonucunun çıkacağını, ayrıca müvekkilinin açılan itirazın iptali davası sonucu hükme bağlanan dava masrafı ve karşı vekalet ücretini ayrıca ödemek zorunda kaldığını, bu ödemelerin icra takibine konu edilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; sürücü belgesi bulunmayan davalı araç sürücüsünün sebep olduğu zarar nedeniyle ödeme yapan davacı işletenin; ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu iddia olunan davalı sürücüden rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

2.Değerlendirme

1.Temyizen incelenen mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Mahkemece bozma ilamına uyularak alınan kusur bilirkişi raporu doğrultusunda davalının diğer davada taraf olarak yer almadığı, davacı icra takibine itiraz ederek işleyen yasal faizin artmasına sebep olduğu, davalının işleyen bu faizden sorumlu olmayacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile asıl alacak miktarı 3.364,09 TL üzerinden davalının itirazının kısmen iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.

Davacı, müteselsil sorumlu sıfatıyla üçüncü kişiye ödediği paranın halefiyet esasınca rücuen tahsilini istediğine ve davalı önceki davada davalı olarak yer almadığına göre iadenin kapsamı, kural olarak davacının mahkum olup ödediği para, bu paranın kendisi hakkındaki davada verilen hükmün kesinleşmesine kadar işleyecek faizi, önceki davada hükmedilen avukatlık ücreti ve yargılama giderleri toplamından davalının payına düşen kısmıdır. Kendi kusurlu davranışı ile işin icraya düşmesine yol açan davacı, bu ihmali nedeniyle yapılmış olan icra giderlerini ve hükmün kesinleşmesinden sonra geçen sürede işleyecek faizi isteyemez.

Ancak üçüncü kişi, davacı aleyhine aldığı tazminat kararının kesinleşmesini beklemeden tahsili için icra takibine başlamıştır. Karar kesinleşmeden önce alacaklının icra yoluna başvurması yasanın ona sağladığı bir hak olduğuna göre davacının bunu önlemediğinden söz etmek olanaksızdır. Öte yandan aleyhine verilen karardan ötürü davacının temyiz yoluna başvurması da bir hakkın kullanılması niteliğinde bulunduğundan bu başvurmanın sonucunu bekleyerek hükmün kesinleşmesi üzerine alacaklıya ödeme yapabileceğini düşünmesi de olağandır. O halde hükmün kesinleşmesine kadar davacının borcunu ödememesi şeklinde beliren davranışında kusurlu bulunduğu kabul edilemez. Bu bakımdan davacı, hükmün kesinleşmesine kadar yapılan icra giderleri ve avukatlık ücretini de davalıdan isteyebilir.

Bu durumda, ilk bozma ilamı ve yukarıda belirtilen açıklamaları karşılayacak şekilde bilirkişi raporu alınarak davalının sorumlu tutulacağı meblağ belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR

1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA,

İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davacıya iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,01.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu K6100 md.186
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.