4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2021/20594 E. , 2023/7537 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 20.10.2009 tarihinde plakası tespit edilemeyen (tescilsiz) aracın sürücüsünün asli kusuruyla sebebiyet verdiği trafik kazasında diğer tescilsiz mobilette yolcu olarak bulunan davacının basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek şekilde yaralandığını, dava konusu kazaya sebebiyet veren aracın plakası tespit edilemediğinden 5684 sayılı sigortacılık yasasının 14/2a-2b maddeleri hükmüne istinaden Güvence Hesabının davada taraf olarak gösterildiğini, kazadan sonra buraya yapılan müracaat üzerine hasar dosyası açıldığını, yapılan aktüer hesabına istinaden davacının maruz kaldığı iş göremezlik tazminatına yönelik olarak bir miktar tazminatın kendilerine ödendiğini, ancak ödenen miktarın yeterli olmadığını, kaza nedeniyle uğranılan gerçek zararın karşılanmadığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tutarak 5.000,00 TL iş göremezlik tazminatının davalı sigorta şirketinden kaza tarihi itibariyle geçerli poliçe teminat limitiyle sınırlı olmak üzere avans faiziyle birlikte temerrüt tarihinden itibaren tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı kurum tarafından yapılan başvuru sonucunda davacıya daimi sakatlığı sebebiyle uğramış olduğu zarara ilişkin 19.001,00 TL tutarında daimi sakatlık tazminatının ödendiğini ve davalı kurumun ibra edildiğini, ibranamenin 22.03.2011 tarihinde düzenlendiğini, işbu davanın ise 03.09.2013 tarihi itibariyle açıldığını, tazminat miktarına ilişkin bu davanın yersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldığı tarihinden başlayarak 2 yıl içerisinde iptal edilebilir hükmü uyarınca KTK'nun 111/2 nci maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını, bu yönden de davanın reddine karar verilmesini savunmuş, esasa ilişkin olarak da davalı kurumun davacı tarafa ibraname mukabilinde ödemede bulunduğunu, tüm zararların karşılandığını, başkaca bir sorumluluğunun kalmadığını belirterek şayet yapılan hesaplamayla davalı kurum tarafından ödenen tutar arasında açık bir nispetsizlik yok ise davanın bu yön itibariyle de reddedilmesi gerektiğini, açık bir nispetsizlik varsa da kurum tarafından ödenen tazminatın güncellenmek suretiyle hesaplanan tazminattan düşülmesi gerektiğini ve yine davalı kurumun sorumluluğunun poliçedeki teminat limitiyle ve kusur oranıyla sınırlı olduğunu, ayrıca davalı kurumun davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden ve temerrütü de bulunmadığından yargılama giderleri vekalet ücreti ve faizden sorumlu tutulamayacağını belirterek haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafça kaza sonrası davalı ... Hesabına maluliyet tazminatı için 03.02.2011 tarihinde başvuru yapıldığı ve bu başvuru sonrası davalı kurumca 22.03.2011 tarihinde 19.001,00 TL tazminatın ödendiği, KTK'nun 111/2 maddesi "Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir." hükmü gereği davacı tarafça davalı tarafından 22.03.2011 tarihinde yapılan ödeme ve ibraname sonrasında 2 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmadığı, davanın 2 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 03.09.2013 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, davacının davasının hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Hatay İskenderun Devlet Hastanesinin 18.01.2011 tarih 130 nolu Özürlü Sağlık Kurul Raporu ile müvekkilinin dava konusu kaza sebebiyle %22 oranında daimi malul kaldığının tespit edildiğini, davalı şirkete de bu raporla müracaat edilerek davadan önce kısmi bir ödeme alındığını, ancak müvekkilinin tedavisinin bu tarihte bitmediğini, tedavinin 2013 yılına kadar devam ettiğini, Yargıtayın yerleşik içtihatları gereği kuruma başvuru ve maluliyetin tespitinin değil, kesinleşmiş maluliyetin başlangıç tarihinin önemli olduğunu, bu durum dikkate alınarak davacıdaki sürekli iş göremezliğin başlangıç tarihinin araştırılarak zamanaşımı itirazının değerlendirilmesi ve sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, söz konusu ödemenin eksik ve yetersiz olduğunu, davalı tarafından sunulan ibranamenin Yargıtay'ın yerleşik içtihatları göz önünde bulundurulduğunda geçerli bir ibraname özelliklerine haiz olmadığını, hangi alacağın hangi miktar ile ibra edildiği yönündeki bulunması gereken irade beyanının tereddüte mahal vermeyecek şekilde bir açıklık içerisinde olmadığını, müvekkilinin zararının doğru ve net bir şekilde tespit edilebilmesi için Adli Tıp Kurumundan nihai rapor alınması gerektiğini, 24.03.2011 tarihinde ibraname düzenlenmişse de bu tarihte bir ödeme yapılmadığını, sunulan banka dekontlarının ibraname tarihinden geç bir tarihi gösterdiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu kaza nedeniyle davalı tarafından davacı adına ibraname alındığı, yapılan ödeme miktarının ibranamede yazılı olduğu, ibraname tarihinin 22.03.2011 olduğu, KTK'nın 111/2. maddesinde yer alan 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup resen nazara alınması gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava tarihi olan 03.09.2013 tarihi itibarıyla KTK'nın 111/2 maddesinde yer alan iki yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle mahkemece yazılı gerekçe ile açılan davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, ibraname düzenlenmişse de bu tarihte bir ödeme yapılmadığı, sunulan banka dekontlarının ibraname tarihinden geç bir tarihi gösterdiği belirtilerek itiraz edilmiş ise de dosyada mevcut banka dekont tarihinin ibraname tarihinden hemen sonra 25.03.2011 olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı tarafından sorumluluğu teminat altına alınan meçhul aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri.
3.Değerlendirme: Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, Karayolları Trafik Kanunu'nun 111 inci maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebileceği, Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması yeterli olsa da davacının dava tarihi 03.09.2013 olup KTK madde 111/2 gereği ibradan sonraki 2 yıllık hak düşürücü süre içinde davanın açılmamış olmasına göre ibraname geçerli hale gelmiş olup davanın hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.