22. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/06/2021
ESAS-KARAR NO : 2019/346 E - 2021/534 K
VEKİLİ
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili,... isimli firmanın sahibi olduğunu, firmanın davacının eski eşi ... tarafından işletildiğini, davalının 378101,379507 ve 379832 seri nolu fatura alacaklarından ötürü Ankara 29.İcra Müdürlüğü’nün 2018/10999 esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, söz konusu dosyada yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, icra takip dosyası faturaların büyük bir kısmının ödendiğini,dosyaya sunulan son ödeme makbuzu dışındaki makbuzların kaybolduğunu, son ödeme makbuzunda kalan borcu gösterir bir ibare olan 1.500 yazdığını, davacının takip tarihinde borcunun 1.500TL olduğunu, takibin bu miktar üzerinden başlatılması gerektiğini, işbu takip dosyasına 05.10.2018 tarihinde 1.000TL ödendiğini, dava tarihi itibariyle davacının asıl borcunun 500-TL olduğunu ileri sürüp, davacının Ankara 29.İcra Müdürlüğü’nün 2018/10999 sayılı takip sebebiyle borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, %20’den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili, davacının 2018 yılında borca ilişkin ödeme yaptığını belirtilmekte ise de bu ödemelere ilişkin belge aslının bulunmadığını, davacının dosyaya sunduğu belgeyi kabul anlamına gelmemek üzere belge üzerinde “1.500” şeklinde bir ibarenin kalan borcun 1.500-TL olduğu şeklinde nasıl yorumlandığının izaha muhtaç olduğunu, davacının ödeme yaptığını makbuz ve belge ile ispat etmesi gerektiğini,davacının davasının haksız ve kötüniyetli olduğunu beyanla, %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece, taraflar arasında süregelen ticari ilişki bulunduğu, davalı tarafından takip konusu edilen faturaların davalı defterlerinde kayıt altına alındığı,Ankara 29.İcra Müdürlüğü’nün 2018/10999 Esas sayılı takip dosyasının takip tarihi olan 20.09.2018 itibariyle, davalının kendi defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacıdan 1.499,59-TL alacaklı olduğu, takip tarihinden sonrada davacı tarafça 10/10/2018 tarihinde 500,00TL ödemede bulunulduğu bilirkişi raporu, davalının ticari defter ve kayıtları ile tüm dosya içeriği ile anlaşılmakla, icra takibinden sonra davacı tarafça 10/10/2018 tarihinde yapılan 500,0TL'lik ödemenin infazda dikkate alınması gerektiği gözetilerek; Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, Davacının Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2018/10999 esas sayılı dosyasında takip tarihi itibariyle davalıya 1.499,59-TL borçlu olduğuna, bakiye 5.954,49-TL borcunun bulunmadığına, bakiye talebin reddine, icra takibinden sonra davacı tarafça 10/10/2018 tarihinde yapılan 500-TL'lik ödemenin infazda dikkate alınmasına, tarafların şartları oluşmayan kötü niyet tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1.İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; Kötü niyet tazminatı talebi yönünden düzelterek onanmasını mümkün değilse kararın bozularak kaldırılmasını istemiştir.
2.İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili tarafından; Yerel mahkeme tarafından 31.05.2021 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak, rapora karşı itirazları değerlendirilmeden kurulan hükmün yasaya, hukuka ve Yerleşik Yargıtay İçtihatlarına aykırı olduğu, faturaların tarafların ticari defterlerine kayıtlı olması, fatura kapsamındaki malların teslim edildiğine karine teşkil ettiği, bunun aksini malın teslim edildiğini iddia eden davacının yazılı delillere kanıtlaması gerektiği, ancak somut uyuşmazlıkta davacı yanın defterlerini ibraz etmekten imtina ettiği, üstelik daha önce de beyan edildiği üzere davacı yan söz konusu faturaların varlığını ikrar etmiş olup, faturaların kaybolduğunu beyan ettiği, aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinin de hatalı olduğu bildirilmiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Davaya konu borçtan davacının sorumluluğunun değerlendirilmesi uyuşmazlık konusudur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2018/10999 E. sayılı takip sayılı dosyasında; ... Limited Şirketi tarafından ... aleyhine 6.522,83 TL asıl alacak 931,25 işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.454,08 TL tutarındaki alacağın tahsili için 20.09.2018 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının 18.02.2017 tarihli 378102 seri no'lu fatura, 06.02.2017 tarihli 379 507 seri nolu fatura(teslim alan ... imzalı) ve 11.02.2017 tarihli 379 832 seri no'lu fatura olduğu,takibe dayanak faturaların irsaliyeli olduğu teslim eden kısmının imzalı olup teslim alan kısmının (biri hariç) imzalı olmadığı,içeriklerinin un, pakmaya vesaire olduğu görülmüştür .
İcra dosyasında düzenlenen haciz tutanağında borçlunun ... olduğu adreste hazır bulunan ...'nın ödeme taahhüdünde bulunduğu, buna göre borcun 3000,0 TL'lik kısmı yönünden 19.10.2018, 26.10.2018, 02.11.2018, 09.11.2018, 16.11.2018, 23.11.2018 tarihinde 500,00 er TL ödeme taahhüdünde bulunduğu görülmüştür.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda;2016 yılından gelen devirden davalının davacıdan 17.017,70 TL alacaklı olduğu, 2017 yılı içinde davalının davacıya toplam 11.547,39 TL tutarında 13 adet fatura düzenlediği, davacıdan 22.315,50TL tahsilat yaptığı, 31.12.2017 dönem sonu itibariyle davalının davacıdan 6.249,59 TL alacaklı olduğu ve bu tutarın 2018 yılına devrettiği, 2018 yılı içinde davalının davacıya fatura düzenlemediği, dönem içinde davalının davacıdan 5.250,00TL tahsilat yaptığı, 31.12.2018 dönem sonu itibarıyla davalının davacıdan 999,59 TL alacaklı olduğu ve bu tutarın 2019 yılına devrettiği belirtilerek, sonuç olarak davalı tarafından takip konusu edilen faturaların davalı defterlerinde kayıt altına alındığı, davacı tarafından ticari defterler ibraz edilmediğinden takip konusu faturaların davacı defterlerinde kayıt altına alınıp alınmadığının tespit edilemediği, Ankara 29.İcra Müdürlüğü'nün 2018/10999 Esas sayılı takip dosyasının takip tarihinin 20.09.2018 olduğu, davalının kendi defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacıdan 1.499,59-TL alacaklı olduğu, davacı vekili tarafından her ne kadar icra dosyası üzerinden 05.10.2018 tarihinde hacze çıkıldığı ve davacının eşinden 1.000-TL tahsilat yapıldığı beyan edilmiş ise de buna ilişkin olarak dosyaya ödeme belgesi ibraz edilmediği, davalının defterlerine göre takip tarihinden sonra 10.10.2018 tarihinde davalının davacıdan 500,00-TL tahsilat yaptığı, işbu tahsilatın icra dosyasına bildirilmediği, 2018 yılı dönem sonu itibariyle davalının davacıdan 999,59-TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerinin tasdik ve onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırıldığı, defter kayıtlarının birbirini takip ettiği ve doğruladığı bildirilmiştir.
Buna göre Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına ve özellikle davalı tarafın ticari defter kayıtlarından davacının borçlu olduğu miktarın belirlenmesine göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davalı vekilinin istinaf başvurusuna gelince; davacının borçlu olduğu belirlenen tutar 1.499,59 TL olup, mahkemece bu tutar kabul edilmekle karar tarihi itibariyle kesinlik sınırı 5.880,00 TL'dir. Bu durumda; HMK'nin 341/2.maddesinde açıklanan 5.880,00TL'yi aşmayan kararın istinaf başvuru sınırının altında kaldığı anlaşıldığından, HMK'nin 352.maddesi gereğince davalının istinaf isteminin de miktar yönünden reddine karar verilmiştir.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 341/2.maddesi gereğince başvurunun MİKTAR İTİBARİYLE REDDİNE,
Peşin alınan istinaf karar ve ilam harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
3.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın istinaf eden davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4.İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6.HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
7.Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 11/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."