11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2008/11963 E. , 2010/2814 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Yalova Asliye 2.Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Yalova Asliye 2.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.04.2008 tarih ve 2006/299-2008/84 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılardan Kayapalı ... Turizm Seyahat ve Otobüs İşlt.Tic.Ltd.Şti. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların maliki, taşıyanı ve sürücüsü olduğu otobüste yolcu olan müvekkilinin kaza sonucu yaralandığını ileri sürerek, şimdilik 1.170.25 YTL maddi, 20.000 YTL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan kooperatif vekili, müvekkilince dava konusu aracın diğer davalıya kiraya verildiğini savunarak, davanın usul ve esas yönünden reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar doğrultusunda, davalı kooperatif ile davalı şirket arasındaki uzun süreli taşıt kiralama sözleşmesi bulunduğu gerekçesiyle, davanın malik olan davalı kooperatif yönünden husumet yokluğu nedeni ile reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ile davalılardan Kayapalı ... Turizm Ltd.Şti. vekili temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılardan Kayapalı ... Turizm Ltd.Şti. vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Dava, yolcu taşıma sözleşmesine dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkin olup, Borçlar Kanunu’nun 47.maddesi hükmüne göre hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda, davacı tarafça 20.000 YTL manevi tazminat talep edilmiş mahkemece, yazılı gerekçelerle 8.000 YTL manevi tazminata hükmedilmiştir. Dava konusu kaza sonrası davacının yüz, sağ ve sol kolundan yaralandığı, sağ kolunda sabit eser niteliğinde kalıcı yanık izinin kaldığı sabit olup, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarı, davacının olaydan etkileniş derecesine, yaralanmanın niteliğine, yaşına, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşmemiş olup, davacı yönünden daha tatminkar, adalete ve olayın özellliklerine uygun, makul bir manevi tazminat takdir edilmesi yerine, davacının manevi zararını tatmin etmekten uzak olan yazılı miktara hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.