11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2008/11743 E. , 2010/2519 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.06.2008 tarih ve 2006/451-2008/169 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin isim ve logosunun davalı tarafından izinsiz bir şekilde taklit edilerek kullanmasının markasının itibarını zedelediğini ileri sürerek, şimdilik 7.500-YTL. maddi, 7.500-YTL. manevi tazminatın temerrüt faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir..
Mahkemece; toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalının eyleminin davacının markalarını taşıyan taklit ürünleri işyerinde satmaktan ibaret olduğu, maddi tazminatın takdirinde hakkaniyet ilkeleri ile BK'nun 42 ve 43 ncü maddelerinin de gözetilmesi gerektiği, davacının markasının yüksek oranda tanındığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 2.500 -YTL.maddi, 7.500- YTL.manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Dava, 556 sayılı KHK.ne dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle istem gibi 7.500-YTL.manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa, gerek 556 sayılı KHK.nın 62 nci, gerek BK.nun 49 ncu ve gerekse TTK.nun 58 nci /d-e maddelerinin amacı bir tarafı zenginleştirme diğer tarafı ise cezalandırma olmadığı kuşkusuz olup, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, ihlalin kapsamı ve tecavüzün biçimi dikkate alındığında mahkemce, daha ılımlı bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekireken, somut olaya uygun düşmeyecek şekilde manevi tazminat takdiri isabetli görülmemiş ve kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.