11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2010/1651 E. , 2010/2528 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/05/2008 tarih ve 2008/209-2008/316 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tıbbi ve endüstriyel tahlillere yönelik laboratuvar cihazlarının, sarf malzemelerinin satış ve pazarlama işi ile iştigal ettiğini, ortağı ve yetkili temsilcisinin daha önce davalı ... An. Ltd. Şti’nin ortağı ve teknik servis müdürü olarak görev yaptığını, bu şirketten ayrılarak davacı şirketi kurduğunu, çalışmalarında başarı kazandığını, durumu hazmedemeyen davalıların müvekkili şirketi karalamaya başladıklarını, çalıştığı veya irtibat halinde oldukları firmalara fakslar çekerek hizmet ve faaliyetlerini kötülediklerini, eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, haksız rekabetin tespitine, önlenmesine ve hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Lab. Tic. A.Ş vekili, müvekkilinin ikametgahının İstanbul’da olduğunu, bu yer mahkemelerinin yetkili bulunduğunu, diğer davalının salt davanın İzmir’de açılması için davalı gösterildiğini, davanın esastan reddinin gerektiğini savunmuştur.
Diğer davalı vekili, iddiaya konu faks metninin müvekkiline de gönderildiğini, diğer davalının ayrı tüzel kişiliğinin olduğunu, iddiaların yersiz bulunduğunu savunarak,davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, haksız rekabetin önlenmesine ilişkin davaların HUMK'nun 21 nci maddesine göre haksız rekabetin işlendiği veya davalının ikametgahı mahkemesinde açılabileceği, uyuşmazlığa konu haksız rekabetin Ankara ve İstanbul’da işlendiği, ayrıca anonim şirket davalının merkezinin İstanbul’da bulunduğu, yetki itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliğine, talep halinde dosyanın yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve hüküm özetinin ilanı istemine ilişkindir.
TTK'nun 56 ncı maddesinde haksız rekabet, aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimali olarak tarif edilmiştir. Haksız rekabet, haksız fiilin özel bir türüdür. Haksız rekabete dayalı davalarda genel yetki kuralları uygulanacaktır. Haksız fiilin özel bir türü olması dolayısıyla haksız rekabete ilişkin davalarda HUMK'nun 21 nci maddesi uyarınca haksız rekabetin gerçekleştiği yer mahkemesi de yetkilidir.
Somut olayda davacı vekili davalılardan anonim şirketin yetkilisi tarafından kaleme alındığını iddia ettiği yazılarda müvekkilinin ticari faaliyetinin kötülendiğini, yazıların anılan davalı ile irtibatlı olan diğer davalı tarafından müvekkilinin ticari ilişkide bulunduğu firmalara gönderildiğini, bu şekilde haksız rekabette bulunduklarını iddia etmiştir. Mahkemece, yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmiştir. Davalı limitet şirket vekili uyuşmazlığa konu yazıların müvekkiline de gönderildiğini açıklamıştır. Bu davalının ticari merkezi İzmir’de olup, yetki itirazında bulunmamıştır. Yetki itirazında bulunan davalı anonim şirket vekili, yazının bilgilendirme amaçlı olduğunu açıklayarak haksız rekabetin koşullarının oluşmadığını savunmuştur.
Davacı vekilinin ibraz ettiği faks örneklerinden davalı anonim şirket yetkilisinin kaleme aldığı yazıların, İzmir merkezli diğer davalı tarafından yine İzmir’de faaliyet gösteren iki ayrı şirkete gönderildiği de dosya kapsamıyla sabittir. Bu durum karşısında, haksız rekabet teşkil ettiği ileri sürülen eylemlerin İzmir İli’nde de gerçekleştiği, mahkemenin yetkili bulunduğu tartışmasızdır. Öte yandan, davalı limitet şirket vekilinin yetki itirazı da bulunmamaktadır. Kabul şekli bakımından davalı limitet şirket hakkında mahkemece kendiliğinden yetkisizlik kararı verilmesi de yanlış olmuştur. O halde, mahkemenin yetkili olduğu kabul edilerek davanın esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.