11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/7517 E. , 2011/1326 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.05.2009 tarih ve 2006/229-2008/290 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Bulgaristan’a sattığı çayların anılan ülkeye taşınması için davalılara ait 2 adet TIR'a yüklendiğini, davalıların müvekkiline ayrıca taahhütname başlıklı yazı verdiğini, emtia yola çıktıktan bir gün sonra davalıların müvekkilini arayarak araçlardan birinin soyulduğunu ve emtianın kaçırıldığını bildirdiklerini, davalıların zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, 40.986 USD’nın reeskont faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, İkizler-Zıynep Hyuseın ET’nin ayrı tüzel kişiliği olan bir şirket olduğunu, yükü taşıyan araçların da bu şirkete ait olduğunu, davanın bu şirkete karşı açılmasının gerektiğini, araçtan davacıya ait emtianın çalınması olayı ile ilgili olarak Pozantı Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma yürüttüğünü, müvekkillerinin bu dosyada şüpheli olmadıklarını,
TTK’nun 781. maddesine göre kusurları bulunmadığı için müvekkillerinin zarardan sorumlu olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Mersin Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğü’nden dava konusu tırlara yüklenen çayların gasp edilerek tırlarla birlikte kaçırıldığı, faiillerin bulunamadığı, davalı şirket adına diğer davalı ...’in imzası ile davacıdan alınan çayların Bulgaristan’daki alıcısına teslim edilinceye kadar her türlü sorumluluğun üstlenildiği, bu taahhütnamede davalı ...’in imzasının bulunmadığı, anılan taahhütnamenin davalı şirket ile Şahabettin’i bağladığı, diğer davalıyı şahsen bağlamadığı, davalı ...’in tek başına davalı şirketi temsile yetkili olduğu gerekçesiyle davalı ... yönünden açılan davanın sübut bulmadığından reddine, diğer davalılar yönünden açılan davanın kabulüne, 40.986 USD’nin dava tarihinden itibaren işleyecek Merkez Bankası’nın bir yıl vadeli dövize uyguladığı en yüksek faizi ile birlikten anılan davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, uluslararası kara taşıması sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Ülkemiz, 30.10.1995 tarihinde CMR Konvansiyonu'nu kabul etmiş ve anılan Konvansiyon hükümleri, bu tarihte yürürlüğe girmiştir. T.C. Anayasasının 90/son maddesi uyarınca, usulüne uygun şekilde yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmalar kanun hükmündedir. CMR Konvansiyonunun 1. maddesi uyarınca bu sözleşme, yükleme yeri ve teslim için belirlenen yerin en az birisinin akit ülke olan iki ayrı ülkede olması halinde, tarafların ikametgahı ve milletine bakılmaksızın ücret karşılığında yüklerin taşıt ile karadan taşınmasına ait her mukaveleye uygulanacaktır. TTK'nın taşımaya ilişkin hükümleri halen yürürlükte ise de, uluslararası taşımalar için daha sonra yürürlüğe giren ve bir iç hukuk kuralı haline gelen CMR Konvansiyonunun öncelikli olarak uygulanması gerekmektedir.
O halde mahkemece, somut uyuşmazlık yönünden de uluslararası taşıma konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla, CMR Konvansiyonu hükümleri uyarınca davalıların sorumluluğunun ve kendilerine husumet yöneltilip yöneltilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde TTK'nın taşımaya ilişkin hükümlerine göre karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2.Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.