11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2008/12215 E. , 2010/3425 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.02.2008 tarih ve 2001/151-2008/65 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkilinin acentesi olduğunu, anılan sözleşmenin 01.11.2000 tarihi itibariyle feshedildiğini, bakiye alacağın ödenmediğini ileri sürerek, 31.589.495.073 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, akdin davacının tutumu nedeniyle feshedildiğini, müvekkilinin bir borcunun olmadığını, 1995 tarihinde davacının talimatı ile yeni ödeme sistemine geçildiğini, bu sisteme göre poliçe düzenledikten sonra müvekkilinin komisyon ve vergiyi tahsil ettiğini, prim borcunu ödemesi için müşteriye çek verdiğini, bunları davacının tahsil ettiğini, müvekkilinin ödemeyi kontrol etmesinin mümkün olmadığını, ayrıca iptallerin davacı tarafından bildirilmediğini, bunların da müvekkili hesabına borç yazıldığını, en son mutabakatın 1996 yılında yapıldığını, 2000 yılında ürettiği poliçelerin belli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında sigorta acenteliği ilişkisi bulunduğu, davacının, davalıdan alacağının olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 29.000.93 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sigorta acentelik sözleşmesinin feshinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasında 12.05.1993 tarihli acentelik sözleşmesi imzalandığı ve bu sözleşmenin davacı tarafından feshedildiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Çekişme, feshedilen sözleşme sonrası davacının davalı acenteden alacağı olup olmadığı ve varsa miktarı noktalarında toplanmaktadır. Mahkemece bu hususların tespiti bakımından bilirkişi incelemeleri yaptırılmış olup, birinci bilirkişi raporunda taraf defterlerinin usulüne uygun tutulmadıkları açıklanarak davacı alacağının 21.681.301.246 TL tutarında bulunduğu ifade edilmiş, taraf vekillerinin itirazı üzerine alınan ikinci bilirkişi raporunda ise, davacı defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu belirtilerek alacağının 29.000.920.662 TL bulunduğu görüşüne yer verilmiştir.
Davalı vekilinin itirazı üzerine mahkemece raporlar arasında çelişki görülerek üçüncü defa bilirkişi incelemesine karar verilmiş, talimatla Ankara mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, taraf kayıtlarının Bursa ve İstanbul’da olduğu, sigorta poliçeleri ile ilgili olarak taraflarca yeterli açıklamada bulunulmadığı, banka kayıtlarının yetersizliği ve hasar bedellerinin kimin tarafından ödendiğinin belirtilmediği gerekçesiyle bir sonuca ulaşılmadığı ve rapor düzenleme imkanın olmadığı belirtilmiştir. Mahkemece, ikinci bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmiştir.
Ancak, çelişkili rapora itibar edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bu durum karşısında, öncelikle taraflara eksik bilgi ve belgeler bakımından gerekli açıklamaların yaptırılması, sözleşme hükümleri de dikkate alınıp, sunulan kanıtlar ile taraf defter ve kayıtlar üzerinde aralarında sigorta hukukçusu ve mali müşavirin bulunduğu bilirkişi kurulu vasıtasıyla inceleme yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.