11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2010/13140 E. , 2011/1454 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
#
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.06.2010 tarih ve 2009/148-2010/335 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 08.04.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı İldar Demirak gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubesinde 15.08.1997 tarihinde döviz tevdiat hesabı açtırdığını, bu hesapta müvekkilinin bilgisi dışında işlemler yapıldığını, müvekkilinin 16.11.1999 tarihinde yeni bir hesap açarak para yatırdığını, 2002 yılında bankaya başvurulduğunda 55.000.USD’nın hesapta bulunmadığının bildirildiğini, oysa bu meblağın müvekkilince çekilmediğini ileri sürerek, anılan tutarın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hesaplardaki tüm işlemlerin davacının bilgisi dahilinde gerçekleştiğini, hesaptan çekilen paraların bir kısmının davacının yakın ilişki içinde olduğu ...’ın hesabına yatırıldığını, anılan şahsın ölümünün ardından bu davanın açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemizin 11.11.2008 gün ve 2007/4327 E, 2008/12668 K sayılı kararında yazılı gerekçeyle taraflar yararına bozulmuş olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, tacir olan ve basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü olan bankadan hesap cüzdanı olmadan da işlem yapılabilmesinin uygulamada mümkün olması ve bankanın hesap cüzdanı olmadan bankaya gelen müşterilerinin de para yatırmak ve para çekmek gibi işlemlerini kabul ederek gerçekleştirmesi nedeniyle davacının sürekli olarak elinde hesap cüzdanı ile para yatırma işlemini gerçekleştirmesinin kendisinden beklenilmediği ve davacı tarafından yapılan işlemlerin de para yatırma işlemi olması, para çekme işlemi olmaması, ayrıca mevduat kabul etmenin bankaca risk taşımaması nedeniyle hesap cüzdansız bu tür işlemlerin davalı bankadan kolayca gerçekleştirilebileceği, böylelikle davacının banka hesabından çekilen paralarla ilgili bilgisi ve rızası olmadığı yönündeki beyanına itibarla davacının bu hususta iyiniyetli kabul edilmesi gerektiği, davalı bankanın aksini kanıtlaması gerekirken ispat edemediği, ayrıca davacının hesabından yetkisiz temsilci sıfatıyla para çekenin davacının ailece görüştüğü, tanıdık bir kişi olmasının davalı bankanın objektif özen yükümlülüğünü kaldırmayacağı, ayrıca davacının da yetkisiz temsilcinin işlemlerine icazet vermediği dikkate alındığında dava dışı ...’ın davalı bankada davacıya ait hesapta yaptığı işlemlerin hukuki temelinin olmadığı ve geçersiz olduğu, sonradan da rıza gösterilmediği, davacı zararının 52.000 USD ve davalı bankanın tam kusurlu olduğu gerekçesiyle 52.000 USD’nın hüküm fıkrasında yazılı tarihlerden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesinde yazılı faiziyle birlikte fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine oy çokluğu ile karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, davalı banka nezdindeki 900 41 47 ve 900 66 93 numaralı mevduat hesaplarından usulsüz olarak çekildiğini iddia ettiği 55.000 USD’nın tahsilini istemiştir.
Davacının ikinci hesabında 01.11.2000 tarihinde gerçekleştirilen yüksek miktarlı bir adet para çekim işleminde davacının imzası ve talimatı bulunmadığı ancak, 04.04.2003, 21.04.2003 ve 27.05.2003 tarihlerindeki para çekim işlemlerinin davacı tarafından yapılmış olduğunun tespit edildiği hususları Dairemizin 11.11.2008 tarihli bozma kararında belirtilmiştir.
Bozma kararına uyan mahkemece alınan 28.04.2010 tarihli bilirkişi ek raporunda davacının 900 41 47 numaralı ilk hesabından 52.085 USD, 900 66 93 numaralı ikinci hesabından da 19.000 USD olmak üzere toplam 71.085 USD çekilmesine dair dekontlarda davacı imzasının olmadığı belirlenmiş, ikinci hesaptan davacının imzası ile yapılan 04.04.2003, 21.04.2003 ve 27.05.2003 tarihlerindeki para çekim işlemleri nedeniyle önceki işlemlerden dolayı davacının bir talepte bulunamayacağı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, mahkemece ilk hesaptan 16.11.1999 tarihinde çekilen 85 USD’nın aynı gün açılan 2. hesaba aktarılması nedeniyle ilk hesaptan son olarak davacı imzası olmadan çekilen 85 USD’a yönelik talebin reddine, ancak aynı hesaptan davacı imzası olmadan çekilen 52.000 USD’nın davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir.
28.04.2010 tarihli bilirkişi ek raporunda da tespit edildiği üzere, 900 41 47 numaralı 1.hesapta bulunan 85 USD’nın tamamı çekilerek davacı tarafından yanında getirilen 600 USD ile birlikte 685 USD üzerinden 900 66 93 numaralı 2. hesabın açıldığı, 01.11.2000 tarihinde davacıya ait 2. hesaptan çekilen 19.000 USD’nın dava dışı ...’ın 900 11 58 numaralı hesabına havale edildiği, 2.hesaptaki son üç işlemin davacı tarafından gerçekleştirilmesi nedeniyle dava dışı ...’ın 900 11 58 numaralı hesabına havale işleminin davacı bilgisi dahilinde olduğu kabul edilmiş ve 2.hesaba ilişkin dava tümü ile reddedilmiştir.
Davacıya ait 2.hesaptaki bu tespitler karşısında 900 41 47 numaralı 1.hesap incelendiğinde; 20.08.1997 tarihinde çekilen 6.000 USD ile 30.09.1998 tarihinde çekilen 5.500 USD da 2.hesapta olduğu gibi dava dışı ...’ın 900 11 58 numaralı hesabına havale edilmiştir. İlk hesaptan 16.11.1999 tarihinde davacı imzası olmadan çekilen ancak 2.hesabın açılmasında kullanılan 85 USD’nın hesaptan çekildiği ve ikinci hesabın açıldığı sırada davacı önceki işlemlere karşı bir itirazda bulunmamıştır. Tüm bu açıklamalar karşısında davacının, ikinci hesapta olduğu gibi birinci hesaptaki işlemleri de benimsediğinin kabulü ile davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.