11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/8125 E. , 2011/1159 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.03.2009 tarih ve 2008/182 - 2009/181 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan blokeli hesabından internet aracılığıyla ve iki ayrı işlemle toplam 16.000,00 TL'nın tanımadığı kişilere havale edildiğini, havale edilen paranın 4.397,95 TL'nın yapılan ihbar üzerine havale alacaklısına ödenmeden müvekkiline iade edildiğini, davalı bankanın üzerine düşen güvenlik tedbirlerini yeteri kadar almadığı için kusurlu olduğunu ileri sürerek, 11.602,00 TL'nın tahsilini istemiş, ıslah dilekçesi ile ıslah tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının uğradığını iddia ettiği zarara kendi kusurlu davranışı ile sebebiyet verdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenin bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının kendi sorumluluğunda bulunan şifre ve kişisel bilgilerini gerektiği gibi koruyamaması, ek güvenlik önlemlerini almaması nedeni ile olayda % 70 oranında kusurlu, davalının ek güvenlik önlemlerinin alınmasını zorunlu tutmaması nedeni ile % 30 oranında kusurlu olduğu gereçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.480,60 TL'nın ıslah tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Davacı vekilinin temyiz istemine gelince; Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu dava dışı kişiler adına havale edilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, dava konusu havale işleminin gişe işlemi olarak değil, internet ortamı üzerinden elektronik işlem olarak gerçekleştirildiği sabittir.
İnternet bankacılığı hizmeti sunan bankaların asli borcu, elektronik bankacılık işlemlerinin güvenle yapılabilmesini sağlamaktır. Bu hizmetten yararlanan müşteri ise, internet bankacılığı işlemine açık olan hesabına ait şifre ve parolanın, kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçmesine engel olmak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Davacının hesabındaki paranın üçüncü şahıslarca hukuka aykırı bir şekilde çekilmesi eylemi, davalı bankaya karşı yapıdığından ortaya çıkan zarar esasen banka zararıdır.
Bankalar yazılı ve sözlü duyurularla halktan faiz veya ivaz karşılığında topladıkları paraları Türk ekonomisinin güçlenmesi doğrultusunda değerlendiren ve aynı zamanda bu mevduatlardan para kazanan kuruluşlardır. Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usülsuz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK'nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı iade ve eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdi de paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Ancak, mudinin istediği zamanda iade ile yükümlüdür. Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu nedenle de hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.
Somut olayda, taraflar arasında mevduat sözleşmesinin olduğu, davacının davalı bankadaki hesabında parasının bulunduğu ve internet üzerinden işlemler yaptığı sabittir.
Davacı taraf şifre ve parolayı kimseye vermediğini, davalı bankanın sistemindeki aksaklıklar nedeniyle kötüniyetli üçüncü kişilerin elde ittiği şifre ve porala ile işlem yapıldığını iddia etmiş, davalı banka vekili ise banka sisteminin güvenilir olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacının şifre ve parolasını koruyamadığı, ek güvenlik önlemlerini almaması nedenleriyle kötüniyetli üçüncü kişilerin şifre ve parolayı elde ettiği sonucuna ulaşılarak davacıya, davalı bankanın ek güvenlik önlemlerinin alınmasını müşterilerine zorunlu tutmaması nedenleriyle davalı bankaya kusur izafe edilmiştir. Öte yandan, davacının ihmal ve kusuru ile şifre ve parolasını kötüniyetli üçüncü kişilere verdiği veya onların almalarına neden olduğuna dair dosyada kanıt yoktur.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ve davalı bankanın hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu ilkesi nazara alınmak suretiyle, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, bir şekilde davacı kişisel bilgilerini ele geçiren üçüncü kişilerin internet üzerinden davacı hesabından para çektiği, olayda davacının % 70 oranında davalı bankanın ise % 30 oranında kusurunun olduğu gerekçesiyle karar verilmesi doğru olmamıştır.