11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/3207 E. , 2011/1309 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/11/2008 tarih ve 2004/423-2008/695 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı ... vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 08.03.2011 gününde davacı ... vekili Av...... ile yine birleşen davada dava davacısı .....vekili Av. ... duruşmaya geldiler, davetiye tebliğine rağmen davalılar ve vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı ... vekili, müvekkilinin 10.01.1999 ve 17.01.1999 tarihlerinde 48, 49,50 ve 51 nolu üyeliğinin tesis edildiğini, 19.02.1999 tarihinde bu dört adet pay için toplam 40.000,00 TL'nı peşin ve def'aten yatırdığını, o tarihlerde inşaatlarının durduğunu ve ülkenin ekonomik krizden geçtiğini, yeni yönetime ulaşıp gördüğünde müvekkiline Ocak 1999 tarihinden bir ay sonra istifa edip ayrılmış olduğunun hatırlatıldığını, oysa istifa etmediğini, bu yönde bir imza atmadığını, bu hisselerin halen boş ve davalı uhdesinde olduğunu öğrendiklerini ileri sürerek, anılan dört paya ilişkin üyelik haklarının devam ettiğinin tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının anılan üyeliklerden istifa ettiğini ve ödediği peşin üyelik bedellerini geri aldığını, imzaları inkar etmesinin kötüniyetli olduğunu, kooperatifin doğrama işlerini yapan davacının genel kuruların varlığını ve istifa ettiği için çağrılmadığını bildirdiğini, 12.04.1999 tarihinde peşin üyelik bedellerini geri aldığını, davacının daha sonraları da başka bir ödemede bulunmamasının da kooperatif ile bağının kesildiğini gösterdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacının istifa dilekçelerindeki imzayı ve peşin üyelik bedelini geri aldığına dair makbuzdaki imzayı inkar ettiği, imza incelemesi için imza örnekleri toplandıktan sonra bilirkişi incelemesine gerek görüldüğü, bilirkişi inceleme giderlerini kesin süreye rağmen yatırmadığı, bu durumda davacının iddiasını kanıtlayamadığı, davalının savunmasının kanıtlanmış olduğu, davacının üye olduğu hususunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ... vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı kooperatife olan üyelik için devam ettiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Davacının dava konusu dört paya ilişkin olarak davalı tarafından üyeliğe kabul edildiği çekişmesiz olup, davacının daha sonra her pay için istifa dilekçeleri verdiğini ve davacının daha önce yatırdığı üyelik bedellerinin toplamını ödeme makbuzundaki imza karşılığında geri aldığını davalı savunmuş, davacı ise dava dilekçesinde istifa etmediğini, bu yönde bir dilekçeye imza atmadığını ileri sürmüş, dava sırasında da tediye makbuzundaki imzayı inkar etmiştir. Mahkemece, istifa dilekçelerindeki imzalar ile tediye makbuzundaki imzanın davacıya ait olup olmadığının tespiti için gerekli görülen imza incelemesi giderlerini davacıya yükleyerek kesin süre vermiş, davacı yanın bu giderleri yatırmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, anılan belgeler adi senet hükmünde olup, imza inkarı halinde, imzaların davacıya aitolduğu saptanıncaya kadar bu belgelerin geçerli bir belge olarak sonuç doğurması mümkün değildir. Bu belgelere dayanan ve geçerli olduklarını savunan davalı kooperatifin, imzaların inkarı halinde bu imzaların davacıya ait olduğunu kanıt yükü altında olduğunun kabulü ile imza incelemesi giderlerinin davalıya yüklenmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, HUMK'nun 314 ncü madde hükmünü gözden kaçıran mahkemenin, ispat yükünü davacıya yüklemesine dayalı yazılı şekilde eksik inceleme suretiyle hüküm tesisi doğru olmamıştır.