KARAR NO: 2024/440
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09.02.2021
NUMARASI: 2018/431 E. - 2021/175 K.
DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen 20/10/2017 başlangıç ve 30/11/2017 bitiş tarihli "Satın Alma Sözleşmesi"ne göre davalının sözleşmede belirtilen ürünleri süresinde ve eksiksiz olarak teslim etmeyi, davacının ise teslim edilecek ürünlerin bedelini ödemeyi taahhüt ettiğini, davacı tarafından ... A.Ş Gaziosmanpaşa şubesine ait 28/02/2018 vade tarihli 80.000,00 TL bedelli, 31/03/2018 vade tarihli 80.559,00 TL bedelli ve 30/04/2018 vade tarihli 80.000,00 TL bedelli üç adet çeki davalıya teslim ettiğini, ... nolu ödeme emrinin davacı tarafından yerine getirildiğini, davalının sözleşmeye aykırı davranarak 39.076,36 TL'ye tekabül eden ürünlerin teslmini yerine getirmediğini, bu nedenle Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından sözleşme bedelinin on binde beşi oranında günlük ceza uygulanarak davacıya 4.339,68 TL ceza kesildiğini, davacının davalının borcunu ifa etmemesi sebebiyle zarara uğradığını, davacının işin devamını sağlayabilmek adına ... unvanlı şirketten temin etmek zorunda kaldığını, Kartal ... Noterliğinin 01/12/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile teslim edildiğini, davalının ihtarnameye cevap vermediğini, davaya konu cari hesap alacağı dolayısıyla 39.076,36 TL alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini ,itirazın haksız olduğunu iddia ederek, davalının itirazın iptaline ve takibin devamını, davalının kötüniyetli itirazlarından dolayı %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili savunmasında özetle; müvekkili ile davacı arasında 20/10/2017 tarihli sözleşme ile toplam 240.566,22 TL tutarında çeşitli tür ve miktarda alüminyum malzeme satım sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme kapsamında ürünlerin 30/11/2017 tarihinde tesliminin kararlaştırıldığını, davacının davalıya toplam 240.559,00 TL bedelli 28/02/2018, 30/03/2018 ve 30/04/2018 vadeli üç adet çek verdiğini, davacının sözleşmede yer alan teslim tarihinden birkaç gün önce davalıdan malzemelerin kendisine en geç 26-27/11/2017 teslimini talep ettiğini, bu talebin sebebinin davacının iş yaptığı belediye ile yaptığı sözleşmedeki teslim tarihlerinin bu tarihler olduğunu dile getirdiğini, davalının davacının müşterisinin mağdur olmaması için sözleşmeye konu numaralı irsaliye ile 27/11/2017 tarihinde davacının iş yaptığı yere tesliminin gerçekleştiğini, toplam 210.923,57 TL tutarındaki ürünlerin tesliminin sözleşme teslim tarihinden önce gerçekleştiğini, kalan ürünlerin ise 30/11/2017 tarihinde teslim edileceğinin bildirildiğini, davacının 30/11/2017 tarihinde kalan ürünleri teslim almayarak müvekkiline Kartal ... Noterliğinin 01/12/2017 tarih ... yevmiyeli sözleşmeyi feshettiğini ileri sürerek 38.306,39 TL bedelin iadesini istediğini, ihtara cevaben müvekkilinin davacı yetkilisine mail attığını, 02/12/2017 tarihli e mail ile kalan malların teslim tarihi olan 30/11/2017 tarihi itibariyle teslimine hazır olduğunu ve iptalin mümkün olmadığının bildirildiğini savunarak, davanın reddine, kötüniyetli davacının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davanın, cari hesaba dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında 20/10/2017 satış sözleşmesi kurulduğu, davacının sözleşme kapsamında davalıya ... A.Ş'ye ait 28.02.2018 keşide tarihli 80.000,00 TL bedelli, 31.03.2018 keşide tarihli 80.559,00 TL bedelli ve 30.04.2018 keşide tarihli 80.000,00 TL bedelli 3 adet çek verdiğini, davalının sözleşme kapsamında eksik malzeme teslim ettiğini beyanla eksik malzemeye tekabül eden 39.076,36 TL'nin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptalini talep ettiği, davalının 210.923,57 TL tutarındaki ürünü teslim ettiğini, kalan ürünlerin ise 30.11.2017 tarihinde davacıya teslim edileceğinin bildirilmesine rağmen davacının Kartal .... Noterliği'nin ... Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeyi fesih ettiğini, sözleşme konusu malların özel üretim olduğunu, sözleşmenin fesih edilemeyeceğini, kalan malları teslime hazır olduğunu beyanla davanın reddini savunduğu görülmüştür.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda davacının davalıya teslim ettiği vadeli çeklerin icra takip tarihinden sonraki tarihlerde çek hamilleri tarafından tahsil edildiği dikkate alındığında davacının icra takip tarihi olan 16/02/2018 tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olmadığı, aksine 201.482,64TL. borçlu olduğu tespit edilmiştir. İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip tarihinin 16/02/2018 olduğu, davacının davalıya sözleşme kapsamında verdiği çeklerde yazılı keşide tarihlerinin takip tarihinden sonra olduğu, davacının kendi defter kayıtlarına göre takip tarihi itibari ile davalıya 201.482,64TL. borçlu olduğu, itirazın iptali davalarında incelemenin takip tarihi itibari ile yapılabileceği, davacının takip tarihi itibari ile çek bedellerini henüz ödemediği, takip tarihi itibari ile davalıdan alacaklı olmadığı, bunun yanında davacı takibi başlatmakta haksız ise de kötü niyetli olmadığı, kötü niyet tazminatı koşulları oluşmadığı anlaşılmakla... " gerekçesiyle davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı itiraz üzerine açılan davanın reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafın ürünleri sözleşmenin belirlenen sürede teslim etmeyerek temerrüte düştüğünü, kararın hatalı olduğunu, 30.11.2017 tarihinde 5016 metre Alüminyum Köşebentin müvekkiline teslim edilmediğini, müvekkilinin kamu kurumları ile ihalelere girip onlara ürün sağladığını, davalıyla sözleşmeye konu ürünlerinde temin edilecek ürünler arasında olduğunu, ancak davalının ürünleri süresinde teslim etmediğinden müvekkilinin bu ürünleri teslim edemediğini, ciddi zarara uğradığını, kesin vade dolduktan sonraki 01.12.2017 tarihinde noter vasıtasıyla ürünlerin eksik teslim edildiğini, eksik kısma ilişkin bedelin iadesinin istendiğini, her ne kadar davalının bu ihtarname ile müvekkilinin sözleşmeyi feshettiğini iddia etmiş ise de bu iddianın hatalı olduğunu, sözleşmenin bitim tarihinden sonra ayakta olmayan bir sözleşmenin feshedilmesinin mümkün olmadığını, davalının çeki iade etmediği gibi ödenmeyen bedeli de iade etmediğini, müvekkilinin girdiği ihalede üstüne düşen yükümlülüğü yerine getirebilmek için davalının kusuru nedeniyle ürünlerin başka bir tedarikçiden temin etmek zorunda kaldığını, davalıdan ihtarname ile teslim edilmeyen ürünlere ilişkin bedelin iadesinin talep edildiğini, davalının çeki likit para gibi kullanıp kendi borcuna istinaden üçüncü kişilere verdiğini, tarafların defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiğini ancak yalnızca müvekkili defterleri üzerinde inceleme yapıldığını, davalının ticari defterlerini ibraz etmediğini, müvekkilinin alacaklı olmasına rağmen borçluymuşcasına tespit yapılmasının hatalı olduğunu, davalının sadece 27.11.2017 düzenleme tarihli ve sevk tarihli 201.482,36 TL tutarlı faturadaki ürünleri teslim ettiğini, bu tutarın müvekkili defterlerine işlendiğini, uyuşmazlık konusunun davalının 210.923,57 TL miktarındaki ürünü teslim iddasından kaynaklandığını, fakat iddianın doğruluk payı olmamakla birlikte davalının kendi lehine kanaat uyandırmaya çalıştığını, yalnızca 201.482,36 TL değerindeki ürünü teslim ettiğini, aradaki fark olan 9.433,71 TL tutarındaki malzemeyi teslim ettiğinin ispat yükünü cevap dilekçesindeki beyanları kapsamında davalıda olduğunun tespit edildiğini, davalının 9.440,93 TL bedelle 05.12.2017 tarihli faturada belirlenen köşebente ilişkin faturayı dosyaya sunmuş ise de faturanın davaya konu alacakla ilgisinin olmadığını, fiili sevk tarihinin sözleşmede belirlenen kesin vadeden sonra olduğunu, ayrıca teslim alan kişinin imzası veya bilgisinin bulunmadığını, davaya konu çeklerin takip tarihinde henüz davalıya ödenmediğinden müvekkilinin alacaklı olmadığının belirtildiğini, fakat çeklerin ödeme aracı olduğunu, davalının çekleri tekrar tedavüle koyduğunu, somut uyuşmazlığın senetle ispat kuralına tabi olması nedeniyle yargılama aşamasında tanık dinlenmesi ve tanık beyanlarıyla hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, satın alma sözleşmesinin mevcudiyeti, sözleşme kapsamında davalının tedarikçi, davacının ise talep eden firma olarak yer aldığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalı tarafın sözleşme kapsamında belirlenen ürünleri davacıya teslim edip etmediği, davacının takibe konu etmiş olduğu alacak hakkının mevcut olup olmadığı ile iş bu uyuşmazlıkta tanık dinlenmiş olmasının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında başlangıç tarihi 20.10.2017 olan satın alma sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmede davacı şirketin talep eden firma, davalı şirketin ise tedarikçi firma olarak yer aldığı, sözleşmenin konusunun 2.maddede, teknik şartnamede belirtilen özelliklere haiz malzemenin tedariki olduğu, 3.maddede ürün satın alma koşullarına yer verildiği, sözleşmenin yürürlüğe girmesine müteakip başlangıç tarihinin 20.10.2017, bitiş tarihinin 30.11.2017, malzemenin kesin teslim tarihinin 30.11.2017 olarak belirlendiği, teslim yerinin Antalya Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Hizmetleri Şantiyesi Konyaaltı/Antalya olarak belirtildiği, 3.4.maddede, teslim şeklinin, nakliye, indirme, hamaliye hususların belirlendiği ve malzemenin tesliminin tedarikçi firma deposundan yapılacağı, teslim edileceği kuruma teslimatın taraflarınca yapılacağı, ürünlerin tedarikçi firma tarafından hasar görmeyecek, kolay nakledilecek ve kolay yükleme boşaltma yapılacak şekilde paletli ve streçli olarak hazırlanacağı, araç üstüne yükleme esnasına kadar malzemenin tüm sorumluluğunun tedarikçi firmaya ait olduğu vb hususlara yer verildiği, tedarik edilecek malzemelerin ithal malzeme olması durumunda malzemelerin üretici ve/veya ara satıcı firmanın bulunduğu, depolardan başlamak üzere teslim yerine ulaşıncaya kadar tüm masrafların tedarikçi firma tarafından karşılanacağı, sözleşme süresinin 4.maddesinde, 20.10.2017 tarihinde başlayıp, 30.11.2017 biteceği şekilde akdedildiği, tedarikçi firmanın sözleşme süresinin sonuna kadar borç bakiyesini kapatmak ve sözleşme şartlarını yerine getirmek kaydıyla her zaman sözleşmeyi feshedebileceği, 4.2.maddede, sözleşmenin yazılı sebeplerden dolayı hiçbir sebep gösterilmeksizin talep eden firma ve tedarikçi firma tarafından çift taraflı ve hiçbir ihbar ya da ihtara gerek kalmaksızın feshedebileceği, tedarikçi firmanın malzemeleri zamanında tedarik ve teslim etmemesi, gerçek kişi tedarikçinin vefatı, tüzel kişilik tedarikçinin feshi, iflası vb sayıldığı, malzemelerin toplam tutarının KDV hariç 206.831,400 TL olarak belirlendiği, malzemelerin alüminyum köşebent ve alüminyum kompozit panel olduğu, gerçekleşen sözleşme kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete ödeme amaçlı müşteri çeklerini ciro ettiği, toplam çek tutarının 240.559,00 TL olduğu, 23.10.2017 tarihinde buna dair davalı şirket tarafından çek tahsilat makbuzunun düzenlenmiş olduğu, dava dışı .... AŞ şirketi tarafından davalı şirket adına 27.11.2017 tarihli sevk irsaliyesini düzenlemiş olduğu, toplam 210.923,57 TL tutarındaki ürünlerin teslim edildiği, davalı şirket tarafından 2 Aralık 2017 tarihinde davacı şirkete gönderilen mailde sözleşmede mal teslim tarihinin 30.11.2017 olarak belirtildiği, bu malzemelerin temin tarihinden önce alma talebinde bulunulduğu, ancak sözleşmede belirtildiği üzere 30.11.2017 tarihinden önce bu malzemenin verilemeyeceği bilgisinin paylaşıldığı, sözleşmenin yok sayılarak malzemenin büyük bir kısmının verilmiş olmalarına rağmen geri kalan kısmını teslim tarihi bile beklemeden başka bir firmadan tedarik edildiği, daha sonrasında sözleşmenin iptal etmek istenildiği, malzemenin ise zamanında gelmediğinin dile getirildiği, söz verildiği gibi 30.11.2017 tarihi itibariyle bu malzemelerin fabrikada hazır olarak bekletildiği, özel olarak üretilen bir malzemenin iptal edilmesinin söz konusu olmadığının belirtildiği, davacı şirket tarafından Kartal ... Noterliğinde düzenlenen 01.12.2017 tarihli ihtarname ile sözleşme kapsamındaki sipariş edilen ürünlerin 30.11.2017 tarihine kadar teslim edilmesi gerektiği, belirtilen tarihte alüminyum kompozit paneli ve alüminyum köşebentin teslim edildiğini, alüminyum köşebent malzemenin 5016 metresinin eksik teslim edildiğini, söz konusu malzemenin aciliyetinin defaten şifahen bildirilmesine karşın malzemenin süresinde teslim edilmediğini, belirtilen süre içerisinde eksik teslim edilmiş olan malzemelerin daha yüksek bedel ile başka bir tedarikçiden temin etmiş bulunduklarını, sözleşmeye istinaden eksik teslim edilmiş olan malzeme taleplerini iptal ettiklerini, süresinde teslim edilmeyen ürünlerin bedelinin 32.463,05 TL KDV hariç tutarı olduğu, ürünler karşılığı 240.559,00 TL ödemenin yapılmış olduğu, teslim edilmeyen miktar karşılığı olan KDV dahil 38.306,39 TL'nin iade edilmesinin aksi takdirde hukuki işlem başlatılacağının ihtaren bildirildiğini ve davacı şirket tarafından davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 39.076,36 TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla 16.02.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı şirketin borca ve icra müdürlüğünün yetkisine itiraz ettiği, davacı şirket tarafından İİK'nın 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Davacı dava dilekçesinde, delilleri arasında tanık deliline de yer vermiştir. Davalı vekili ise cevap dilekçesinde; tanık anlatımlarını delilleri arasında göstermiştir.Mahkemece, gösterilen tanıklar dinlenilmiştir. Bilirkişi raporu alınmıştır. 29.09.2020 tarihli ara karar gereğince; tarafların ticari defterlerinin incelenmesine dair ara karara ilişkin davalı vekili tarafından 05.10.2020 tarihli dilekçe ibraz edilerek müvekkilinin Antalya ilinde olması sebebiyle defterleri mahkemeye sunmalarının mümkün olmadığını, Antalya Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak müvekkili defterlerinin Antalya ilinde incelenmesini talep etmiştir. 14.12.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacı şirket tarafından ibraz edilmekle incelenen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin TTK hükümleri uyarınca süreleri içerisinde yaptırılmış olduğu. ticari defterlerin birbirlerini teyit ettiği, davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre, davacı şirketin davalı şirkette toplam tutarı 240.559,00 TL olan üç adet vadeli çeki davalıya teslim ettiği ve davalı şirkete borç kayıt ettiği, davalı tarafından davacı şirket adına düzenlenmiş olan fatura tutarı olan 201.482,64 TL'nı davalıya alacak kayıt ettiği, bu işlemler neticesinde, davacı şirketin icra takip tarihi olan 16/02/2018 tarihi itibariyle davalı şirketten alacaklı durumda göründüğü, dökümü yapılan çeklerin ... A.Ş.'nin 18/11/2019 tarihli yazısında görüleceği üzere çek hamili tarafından ödenmiş olduğunun anlaşıldığı, davacı şirketin davalı şirkete teslim etmiş bulunduğu vadeli çeklerin çek hamilleri tarafından icra takip tarihinden sonraki tarihlerde tahsil edildiği dikkate alındığında, davacı şirketin icra takip tarihi olan 16/02/2018 tarihi itibariyle davalı şirketten alacaklı durumda bulunmadığı, aksine 201.482,64 TL borçlu durumda bulunduğunun hesaplandığı, taraflar arasında 20/10/2017 tarihinde adi yazılı olmakla TBK m.12 hükmünce geçerli şekilde taşınır satış sözleşmesi kurulduğu, sözleşmeye göre davacının alıcı, davalının ise satıcı olduğu, iş bu sözleşme kapsamında malzeme kesin teslim tarihinin 30/11/2017 olarak kararlaştırıldığı ve sözleşme bedelinin KDV dâhil 240.566,22 TL. olduğu, söz konusu teslim tarihinin “kesin vade” niteliğinde olduğu, TBK m. 92/1, b.l hükmü gereğince kesin vade olan 30.11.2017 tarihinden sonraki gün, yani 01.12.2017 tarihinde davalının borçlunun temerrüdüne ihtarsız, kendiliğinden düşeceği; başka bir ifadeyle davalı tarafından davacıya gönderilen 02.12.2017 tarihli e-mail de beyan edildiği üzere henüz malların 02.12.2017 tarihinde de teslim edilmediği anlaşıldığı, (sözleşmenin 3.d. hükmünde sözleşmeye konu malların davalı tarafından teslim yerine getirileceği, malların davalının deposundan teslim yerine nakledileceği kararlaştırılmıştır) davalının TBK m. 117/1, c. 1 hükmünce (kesin vade, aynı zamanda belirli vade olduğundan) kendiliğinden, ihtara gerek olmaksızın 01.12.2017 tarihinde bir kısım malı “teslim borcu yönünden” borçlunun temerrüdüne düşeceği, davalının bir kısım malı “teslim borcu vönünden” borçlunun temerrüdüne düşmesinden sonra davacı, davalıya 01.12.2017 tarihinde Kartal 22. Noterliği'nden gönderdiği ihtarnamede “başkasından malları temin ettiklerinin ve sözleşmenin feshedildiğini” bildirmiş olsa da davacının bu beyanının, davalının sözleşmede teslim tarihi (kesin vade) olarak kararlaştırılan 30.11.2017 tarihinde teslim borcunu yerine getirmeme sebebi olarak görülemeyeceği, davacının TBK m. 106 vd. hükümlerince alacaklının temerrüdüne düşmediği. dolayısı ile borçlunun temerrüdüne düşen davalının, davacı tarafından keşide edilen bu ihtara dayalı olarak alacaklının temerrüdü hükümlerine dayanamayacağı, taraflar arasındaki sözleşme gereğince davacının cari hesap alacağı doğduğundan bahisle davalı aleyhine başlatılan İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptalinin gerekip gerekmediği hususunda; mali açıdan yapılan değerlendirme neticesinde davacının davalıya teslim ettiği vadeli çeklerin icra takip tarihinden sonraki tarihlerde çek hamilleri tarafından tahsil edildiği dikkate alındığında davacının icra takip tarihi olan 16/02/2018 tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olmadığı, aksine 201.482,64 TL borçlu olduğu, ancak çeklerin keşide tarihlerinde ödenmiş olması ve çekin ödeme vasıtası olması gözetilerek keşide edilerek davalıya teslim edilen ve bu itibar ile tedavüle sokulan çeklerin davalıya teslim tarihi itibari ile davacının bedel ödeme borcunu ifa etmiş kabul edilmesi hususunun mahkemenin takdirinde olduğu, davacının icra takibine konu ettiği ve teslim edilmeyen malzeme tutarı ile davalının teslim ettiğini beyan ettiği malzeme tutarının farklılığı noktasında bir değerlendirme yapılamadığı, bu husustaki takdirin mahkeme'ye ait olduğu, zira davacının teslim edilmeyen mala ilişkin bedelin icra takibine konu ettiği tutarın) 39.076.36TL. olduğunu, davalının ise davacıya teslim ettiği malın tutarının 210.923,57 TL olduğunu beyan ettiği, sözleşme bedelinin 240.566.22 TL, olması karşısında davalının teslim ettiğini iddia ettiği malın bedeli ile sözleşme bedeli arasındaki farkın (240.566,227L.-210.923,57TL.) 29.642 65TL. olduğu, başka bir ifadeyle davacının teslim edilmediğini iddia ettiği mal bedeli arasındaki kesişen tutarın (240.566,22TL-210.923,37TL.) 29.642.65 TL olduğu ve bu miktardaki mala ilişkin olarak yukarıda yapılan izah ışığında davalının, malzemeleri teslim etmemesinde borçlunun temerrüdüne düştüğü ve alacaklının temerrüde ilişkin hükümlere başvuramayacağı belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; davalı tarafça sözleşme konusu bir kısım malzemelerin süresinden önce talep edildiği ve 27.11.2017 tarihinde teslim edildiği beyan edilmiş ise de somut delil ibraz edilmediğini, raporda da isabetle tespit edildiği üzere müvekkili ile davalı arasında akdedilen sözleşmenin kesin vadeye bağlanmış olduğunu, davalının ihtara ve mehil vermeye gerek olmaksızın teslim borcu bakımından temerrüte düştüğünü, müvekkili şirketin sözleşmeden kaynaklanan bedel ödeme borcunu tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davalı tarafça sözleşmeye aykırı davranılması sonucunda teslim edilmeyen ürünlerin bedeli olan KDV dahil 39.076,36 TL'lik kısmın iade edilmesi gerektiğini, ispat yükünün davalı tarafta olduğunu belirterek davanın kabulüne ve % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; raporda icra takibi başlatıldığı tarihte davacıya muaccel bir borcun bulunmadığını tespit edilmekle davacının haksızlığının ortaya çıktığını, dosyaya sunulan mail kayıtlarında görüleceği üzere son malın teslim tarihi olan 30.11.2017 tarihi itibariyle müvekkilinin ürünleri teslime hazır olduğunu, davacının sözleşmeyi feshetmeden önce başka bir firmadan ürün tedarik ettiğini ve ürünleri almaktan imtina ettiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, kötü niyetli hareket etmesinin ise davacı ile belediye arasındaki sözleşmede yer alan teslim tarihinin 20.11.2017 olması olduğunu, davacının dilediği an ürünleri alabileceğini, rapordaki ürün teslimi ve temerrüte ilişkin görüşlerin hatalı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda belirtilen gerekçelere istinaden, davacının sözleşmeye istinaden davalıya vermiş olduğu çeklerin vade tarihlerinin takip tarihinden sonra olduğu, davacının kendi ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalıya borçlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında, menkul satışına ilişkin adi yazılı şekilde satın alma sözleşmesinin gerçekleştirildiği ve sözleşme içeriğinde sözleşmenin başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirtilmiş olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Davacı tarafça sözleşmede belirlenen son teslim tarihi itibariyle davalı satıcının teslim edilmeyen ürünler yönünden temerrüte düştüğünü iddia ederek söz konusu mal bedelleri için ödenen miktarın tahsili amacıyla icra takibi başlatmıştır. Davalı tarafça, mal bedellerinin ödenmediğine yönelik olarak gerek icra takip talebine itiraz dilekçesinde, gerekse de cevap dilekçesinde böyle bir savunmada bulunulmamıştır.Davalı, uyuşmazlık konusu edilen ürünlerin teslime hazır olduğuna dair gönderilen mail yazısına istinaden davacı tarafın teslim almayarak dava dışı kişiden ürün temin ettiğine dair savunmada bulunmuştur. Taraflar arasında düzenlenen sözleşme kapsamında sözleşme bedeli olarak davalı satıcıya teslim edilen çeklerin vade tarihleri 28.02.2018, 03.03.2018 ve 30.04.2018 tarihlidir. Davalı satıcı şirket tarafından sözleşmenin devamında teslim edilen çeklerin vade tarihlerine ilişkin herhangi bir itirazda bulunulmayarak 23.10.2017 tarihli tahsilat makbuzu ile çekleri teslim almıştır. Belirtildiği üzere yargılama aşamasında ödememeye yönelik herhangi bir savunmada bulunulmamıştır. Dava dışı bankanın vermiş olduğu cevabı yazıda çeklerin daha sonraki aşamada çek hamili tarafından tahsil edilmiş olduğu da anlaşılmaktadır. Bu durumda, uyuşmazlık konusu olmayan hususta değerlendirme yapılarak karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun görülmemiştir. İş bu davada tartışılması gereken konu, tarafların kabulünde olduğu üzere davacının vadesinde teslim edilmeyen sözleşme konusu ürünlerin olup olmadığı ve davacının takibe konu alacak hakkının sübuta erip ermediğine ilişkindir. Bilirkişi raporunda, TBK'nın ilgili hükümleri gereğince alacaklı ve borçlunun temerrütü değerlendirilmiştir. TBK'nın 117/1 maddesinde, muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarıyla temerrüte düşeceği, 2. maddesinde ise borcun ifa edileceği günün birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan birinin usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlenmişse bugünün geçmesiyle borçlunun temerrüte düşmüş olacağı ifade edilmiştir. Somut olayda, TBK'nın 117/2 hükmünde taraflar arasında gerçekleştirilen sözleşmede borcun ifa edileceği kesin teslim tarihi 30.11.2017 olarak belirlenmiştir. Davalı satıcı tarafça her ne kadar 30.11.2017 tarihinden itibaren teslim edilmeyen ürünlerin fabrikada hazır olarak bekletildiği 02.12.2017 tarihli mail ile belirtilmiş ise de o tarihten önce ürünlerin fabrikada hazır edilip edilmediği hususu ispat edilemediği gibi herhangi bir tevdi işleminin yapılmadığı, mail tarihi itibariyle davalı satıcının temerrüt hâlinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekir iken tümden reddine karar verilmiş olması isabetli görülmemiş, davcı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçelerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; 1-Davanın kabulü ile davalı borçlunun İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız icra takibine yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin devamına, 3-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle İİK'nın 67. maddesi gereğince takdiren %20 oranında hesaplanan 7.815,27 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Alınması gereken 2.669,31 TL harçtan, mahsup edilen icra harcı ve peşin alınan 471,95 TL harcın toplamı olan 667,33 TL'nin mahsubu ile bakiye 2,001,98 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacının yapmış olduğu toplam 1.610,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Taraflarca yatırılmış olan gider avansından kullanılmayan kısımların, HMK'nın 333. maddesi gereğince yatıranlara iadesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri, 54,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 216,10 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,9-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 14.03.2024