11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2010/14533 E. , 2011/1673 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.05.2008 tarih ve 2000/707-2008/282 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.02.2011 gününde davalı ... avukatı .... davalı ... avukatı ..., davalı ... avukatı ....geldi, yapılan tebligata rağmen davacı vekili ve diğer davalı vekilleri duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 22.12.1999 tarihinde yönetim ve denetimi TMSF’na intikal eden Egebank A.Ş.’nin müvekkili şirketin %51 hisseli ortağı olduğunu; yapılan incelemelerde davalı eski yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarıyla müvekkili şirketin zarara uğratıldığının anlaşıldığını, dava dışı Üniversal Yatırım Holding A.Ş. ile Jale Oktay’dan herhangi bir hizmet alınmadığı halde hizmet bedeli olarak ödemeler yapıldığını ileri sürerek, şimdilik (38.857.239.240)TL ortaklık cari yıl zararı ile (770.000)USD ve (19.963.586.027)TL hizmet bedelinin temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu danışmanlık (hizmet) sözleşmeleri gereği düzenlenen faturaların davacı defterlerine düzenli olarak işlendiği, bu hizmetin davacı büyüklüğündeki bir şirket için olağan sayılması gerektiği, dava konusu 1999 yılında 1998 dönemine göre bu hizmetlerden sonra şirket zararının önemli ölçüde düştüğü, davacının ileri sürdüğü zararı tespit eden vergi ve denetim raporlarında, zararın neden kaynaklandığının somut gerekçelerle belirtilmediği, kaldı ki anılan faturaların ve hizmet sözleşmelerinin gerçek olmaması halinde dahi dava dışı Egebank A.Ş.’ne yansıtılması sonrasında davacı şirketin bu işlemden kâr elde ettiği, davacının iddia ettiği zararın somut delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve davacı şirketin (38.857,24) TL cari yıl zararına ilişkin olup da yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Ancak dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalılar aleyhine açılan sorumluluk davasıdır.
Davacı vekili yukarıda açıklanan zararın dışında, müvekkili şirketin davalıların kusuru ile iki kalemden ibaret zararının daha meydana geldiğini ileri sürmüştür. Bunlar toplam yedi adet fatura karşılığı dava dışı Üniversal Yatırım Holding A.Ş.’ne ödenen (770.000) USD ile yine 1999 yılı Eylül, Ekim ve Kasım Aylarında dava dışı Pembe Jale Oktay’a ödendiği ileri sürülen (19.963,59) TL danışmanlık ücreti bedelleridir.
Her ne kadar mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti raporlarına dayanılarak yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmişse de davacının dosyaya sunduğu deliller yeterince incelenip değerlendirilmemiştir. Öncelikle Üniversal Yatırım Holding A.Ş. tarafından işbu davanın davacısı T.H.Üniversal Bilgisayar Hizmetleri A.Ş. aleyhine açılan ve işbu davanın da konusunu oluşturan 01.07.1999 tarihli hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin davada, davacının davalı şirkete verdiği bir hizmetin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve kesinleşmiştir. Her ne kadar anılan davanın konusu, yukarıda açıklanan yedi adet faturanın dışında kalan ve 01.03.2000 ve 31.03.2000 tarihli olup da 2000 yılı Ocak, Şubat ve Mart Aylarına ilişkin olan faturalar ise de, anılan davada davacının faturalar kapsamında davalıya bir hizmet vermediği tespit edilirken, işbu davanın da konusunu oluşturan 15.10.2003 tarih ve 1129/136-20 sayılı kurumlar vergisi inceleme raporu ile aynı tarih ve 1129/137-21 sayılı katma değer vergisi inceleme raporuna dayanılmıştır. Dolayısıyla mahkemece aynı ilişkiden kaynaklanan başka bir davada tespit edilen bu hususların işbu davaya etkisinin ne olacağının da incelenip değerlendirilmesi gereklidir.
Yine mahkemece görüşüne başvurulan tarihsiz son bilirkişi raporunda 1129/136-20 sayılı vergi inceleme raporunun dayanağı olan 1129/118-2 sayılı vergi inceleme tekniği raporu sunulmadığından bu konuda bir inceleme yapılamadığı bildirilmiştir. O halde mahkemece 1129/136-20 sayılı rapordaki tespitlerin dayanağı olan 1129/118-2 sayılı vergi tekniği inceleme raporunun da getirtilerek incelenmesi gereklidir. Ayrıca davacı vekilince, 1129/136-20 ve 1129/137-21 sayılı vergi inceleme raporlarına dayanılarak müvekkiline vergi ceza ihbarnameleri gönderildiği, bu ihbarnamelere kaşı İstanbul 1. Vergi Mahkemesi’nde açtıkları davada, işbu davanın da konusunu oluşturan yedi adet faturanın gerçeği yansıtmadığına, bu faturalar karşılığında bir hizmet sunulmadığına, dolayısıyla fatura tutarlarının vergi dönem beyanlarından tenzili ile ceza tarhiyatında bir isabetsizlik bulunmadığına karar verildiği bildirilmiştir. Davacının ileri sürdüğü gibi işbu davanın da konusunu oluşturan yedi adet faturanın gerçek olmadığı bir mahkeme kararı ile tespit edilmişse, bu tespitin işbu davayı da etkileyeceği tabiidir. O halde mahkemece anılan vergi mahkemesi dava dosyasının da getirtilip incelenmesi gereklidir.
Dava dışı ....’a ödediği ileri sürülen (19.963,59) TL danışmanlık ücreti yönünden de mahkemece yapılan inceleme hüküm kurmak için yeterli değildir. Zira öncelikle davacı tarafından anılan ödemenin anılan kişiye yapıldığına ilişkin belgelerinin dosyaya sunulması gereklidir. Her ne kadar davacı vekilince bu konuda SSK’na sunulan tahakkuk fişleri ibraz edilmişse de, anılan fişlerde belirtilen meblağların toplamı (19.963,59) TL.’ndan az gözükmektedir. Bir ödemenin varlığının kanıtlanması halinde ise bu kez de iddia edilen hizmetin gerçekten de verilip verilmediğinin tespiti gereklidir. Mahkemece bu yönde bir inceleme de yapılmamıştır.
Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe oluşan zarardan müteselsilen sorumludurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucu meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999). Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK.’nun 559. maddesinde düzenlenmiştir.
Dolayısıyla mahkemece yukarıda açıklanan incelemeler yapılırken davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları ve yine denetim kurulu üyesi olan davalıların sorumluluklarının, bu sıfatlarının dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmesi gerektiği gözetilmelidir. Bu durum karşısında mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.