11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2010/2867 E. , 2010/3482 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.02.2008 tarih ve 2005/517 - 2008/72 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifte 2 adet ortaklığı bulunduğunu, her Daire için 8.265,00 YTL olmak üzere toplam 17.250,00 YTL’lık aidat borcunun tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın %40'dan az olmamak üzere tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu daireler için aidat borcu bulunmadığını, genel kurullarda belirlenen aidat borçlarının ödendiğini, yüklenici firma ile müvekkili arasındaki alacak borç ilişkisinin tasfiyesi için her daire için ayrı ayrı 15.914.900.000.-TL ödeme yapıldığını savunarak, davanın reddini ve %40'dan az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının çek ile yaptığı 13.000,00 YTL’lık ödemenin kooperatif ortaklığı ile ilgili olmayıp ortaklık dışı satın alınan 4 daire ile ilgili olduğunun bilirkişi raporunda belirtildiği, çekle ilgili ödeme kooperatif kayıtlarında yer almamakta ise de çek bordrosuna göre ödemenin davalı tarafından yapıldığı, davalının kooperatif ortağı olması nedeniyle çeke dayalı ödemenin ortaklık aidatı ile ilgili olduğu, bilirkişinin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmediği, davacı taraf çekle yapılan ödemenin ortaklık dışında alınan 4 daire ile ilgili olduğunu ileri sürmüş ise de arsa sahipleri ile yapılan paylaşıma ilişkin kayıt ve belgelerin verilen kesin süreye rağmen ibraz edilmediği, bu nedenle davacı iddialarına itibar edilmediği, davalının davalı kooperatife borcunun bulunmadığı, davacı tarafın aynı alacak için daha önce de icra takibi yapıp itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasını takipsiz bıraktığı, çekle ilgili kayıtları ticari defterlerine doğru şekilde aksettirmeyip aynı konuda tekrar icra takibine geçmiş olması nedeniyle davacının takibinde haksız ve kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine, taktir olunan %40 icra inkar tazminatı 6.900,00 YTL’nın davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, aidat borcunun tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı taraf davacı kooperatife karşı aidat borcu bulunmadığını, davalı kooperatifte 2 adet hissesi bulunduğunu, dava dışı arsa malikinden 4 adet daire satın aldığını bu dairelerin bedelini kooperatife değil arsa sahibine ödeyip tapusunu aldığını, 25.09.2000 vadeli 13.000.000.000.-TL bedelli çeki kooperatifte bulunan iki adet ortaklığına karşılık verdiğini savunmuştur.
Davacı vekili ise çekle yapılan ödemenin ortaklık harici alınan 4 daireye karşılık yapıldığını, tüm dairlerin tapu kayıtlarının arsa maliki üzerinde olduğunu, tapu devirlerinin arsa malikince yapıldığını ileri sürmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmalık çekle yapılan ödemenin kooperatifte bulunan 2 adet hisseye karşılık mı yapıldığı, yoksa satın alınan 4 adet daireye karşılık mı yapıldığı konusundadır. Mahkemece kat karşılığı inşaat sözleşmesi, paylaşım sözleşmesi ve kura tutanağı dosya arasına alınıp kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve paylaşım sözleşmesine göre hangi dairelerin kooperatife, hangi dairelerin arsa malikleri ve yüklenici firmaya düştüğü, davacının aldığı yerlerden hangisinin arsa sahibine, hangisinin kooperatife isabet ettiği, davacının aldığını iddia ettiği yerlerden kuraya dahil edilen yerler olup olmadığı hususlarının kooperatif kayıtları da incelenmek suretiyle aydınlatılmasından sonra sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru görülmemiştir.