11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2008/8040 E. , 2010/3511 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Denizcilik İhtisas Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 15.04.2008 tarih ve 2007/198 - 2008/117 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 30.03.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının dava dışı bir gemiye kurtarma ve yardım hizmeti yapmak suretiyle müvekkilinin kurtarma ve yardım tekel hakkını ihlal ederek 400.000 USD kâr kaybına neden olduğunu, geminin ve yükün toplamı olan 4.050.000 USD üzerinden oranlama yaparak kâr kaybını istediklerini, davalı geminin ve kurtarılan geminin kaptanına tekel hakkının kurtarma öncesi hatırlatıldığını ileri sürerek, 400.000 USD'nın faiziyle birlikte ödeme tarihindeki TL karşılığının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kurtarma faaliyeti değil, limbo (yük aktarım) işlemi yaptığını, bununu ticari bir faaliyet olmadığını, talep miktarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve 16.12.2003 ve 13.10.2004 tarihli bilirkişi kurulu raporlarına itibar edilerek, karaya oturan geminin kurtarıldığı, faydalı sonucun elde edildiği, karaya oturan geminin kurtarıldığı, faydalı sonucun elde edildiği, kurtarma ve yardımın unsurlarının oluştuğu, geminin ve yükün davalının sunduğu deliller çerçevesinde toplam değerinin 1.721.220 USD olduğu, emsal Yargıtay uygulamalarında bunun % 3'ü oranında kurtarma ve yardım ücretinin makul bulunduğu, buna göre 51.636,00 USD kazanç kaybına uğradığı, davacının tekel hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava, davacının kurtarma ve yardım tekel hakkını davalının ihlal ettiği ididasına dayalı kâr kaybının tahsili istemine ilişkindir.
Hükme esas 16.12.2003 ve 13.10.2004 tarihli bilirkişi raporlarında, davalının 10.07.2003 tarihli dilekçe ekindeki yükün değerine ilişkin yabancı dil ile kaleme alınmış proforma fatura ile kurtarılan geminin onarım giderlerini gösteren belgeye itibar edilmiştir.
Davacı vekili her iki rapora 19.12.2004, 22.04.2004 ve 29.11.2004 tarihli itirazlarında, kurtarılan değerler hesaplanırken kurtarma hizmetinin yapıldığı İstanbul'daki rayiç değerlerin dikkate alınması gerektiğini, Kazakistan menşeli bir proforma faturadaki yük değerine itibar edilemeyeceğini, bunun yerine İstanbul Maden ve Metaller İhracatı Birlikleri Genel Sekreterliği'nden aldıkları yük değerinin esas alınması gerektiğini, anılan faturanın tercümesinin de sunulmadığını, Londra Metal Borsası'nın fiyatlarını da dosyaya ibraz ettiklerini, havuzlama ve onarıma ilişkin anılan diğer bilgi ve belgenin kaza ile ilgili olup olmadığının beldene anlaşılamadığını, yıllık periyodik bakım ve onarım gereği yapılmış olan giderler olma olasılığının da güçlü olduğunu ileri sürmüştür. Gerçekten de faks fotokopisinden ibaret proforma faturanını tercümesi yaptırılmamış olup, yine faks fotokopisinden ibaret tersane belgesinde tersaneye ait bir kaşe ve yetkili imza bulunmamakta, bu belgenin kaza ile ilgili olup olmadığı ve düzenleme nedeni anlaşılamamaktadır. Yükün meşei itibariyle anılan faturaya itibar edilmesi gerektiğine ilişkin bilirkişi görüşü ilke olarak isabetli değildir. Yükün kurtarılması hizmetinin verildiği yerde tekel hakkı ihlal edildiğine göre, kurtarılan yükün değerinin de o yerdeki rayiç değerinin esas alınması gerektiğinin kabulü icap eder. Davacının rapora bu yönden yaptığı itirazlar ilke bakımından isabetlidir. Raporda Londra Metal Borsası fiyatlarının esas alınmaması bu nedenle de sonucu itibariyle doğru olmuştur. Tersane belgesine yapılan itiraz üzerinde ise durulmamış, belgenin geçerli bir belge olduğunun belirtilmesi ile yetinilmiştir. Diğer yandan 16.12.2003 tarihli bilirkişi raporuna yapılan davacı itirazları ciddi görülüp, üçüncü kez bilirkişi raporu alınmasına gerek duyulduğuna ve her iki raporun arasında geminin ve yükün değerine ve ayrıca kazanç kaybına esas alınacak yüzde oranına ilişkin farklılığın giderilmesi amaçlandığına göre, ikinci bilirkişi kurulunda yer alan uzak yol kaptanı...'un üçüncü bilirkişi kurulunda da yer alması, son raporun da hükme esas alınması karşısında doğru olmamıştır. Bu durumda, geminin ve yükün rayiç değerinin olay yeri itibariyle belirlenmesi, ilk bilirkişi raporu ile sonraki raporlar arasındaki farklılığın yeni bir bilirkişi oluşturularak giderilmesi, davacı vekilinin anılan itirazları üzerinde durulması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün (geminin ve yükün değeri bakımından) taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
3.Diğer yandan,
TTK'nun 1225/1. fıkrasına göre taraflar arasında sözleşme yoksa, kurtarma ve yardım ücreti halin icabı gözetilerek hak ve nesafet dairesinde tayin olunur. Son fıkrada ise, taraflar arasında kurtarılan şeyin değerinin yüzdesi nispetinde kurtarma ve yardımücretinin belirlenmesine ilişkin görüşbirliği varsa buna göre hüküm verilebilmesine olanak tanınmış olup, taraflar arasında bu yönde bir çekişme bulunmamaktadır. Çekişme, yüzdenin hangi oranının esas alınacağı noktasında olup, ilk bilirkişi raporunda, çoğunluk tehlikenin boyutu ve davacının fiilii masraf yapmamış olması gözetilerek bu oranın % 3 olarak, azınlık görüşünde aynı olgularla % 1 olarak takdirin uygun olacağı görüşü bildirilmiştir. Davacı yan % 10 olarak talepte bulunmuş, mahkeme ise Dairemizden geçen bazı dosyalarda % 3 oranın onanmasını gerekçe göstererek yapılan re'sen değerlendirme sonucu % 3 üzerinden hüküm altına almıştır. Oysa, her somut olayın koşulları farklı olup, dava konusu somut olayı değerlendiren bilirkişilerden geminin ve yükün değerine ilişkin görüşü hükme esas alınan ikinci ve üçüncü bilirkişi raporunda yer alan % 1 orandan, somut olayın hangi özelliği ile uzaklaşıldığını mahkemenin açıklaması, bunu gerekçelendirmesi gerekirken, önce oran bakımından da rapora ihtiyaç duyulmasına duyulup, sonra re'sen farklı bir oranın hükme esas alınması da hatalı olmuş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.