11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2010/2894 E. , 2010/3429 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.07.2008 tarih ve 2007/67-2008/249 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının ortağı olduğu yönünün mahkeme kararı ile kesinleştiğini, ilamın kesinleşmesi sonrası gerekli evrakların tamamlanması ve mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi amaçlı ihtarlar çekilerek müvekkilinin ihracına karar verildiğini, oysa ihtarların usulsüz bulunduğunu ileri sürerek, ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetkili mahkemenin müvekkilinin ikametgahı Gölcük mahkemeleri olduğunu, ihraç kararının yerinde bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının mahkeme kararı ile davalının ortağı olduğunun kabul edildiği, ortaklık kaydından hemen sonra evrakların tamamlanması ile aidat ve gecikme faizi borcunun ödenmesi için ihtarlar keşide edildiği, bu ihtarlarda borçların dayanaklarının ayrıntılı gösterilmediği, anasözleşmenin 10 ncu maddesindeki evrakların tamamlanması için birinci ihtarnamede verilen 10 günlük sürenin yetersiz bulunduğu, ihtarların usulsüz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, ihraç kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.
Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davalı kooperatifçe davacı ortağının iki nedene dayanılarak ihraç edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenlerden ilki davacının anasözleşmenin 10. maddesinde belirtilen belgeleri, ihraç kararının dayandığı iki ihtarda verilen sürelere rağmen temin edememesidir. Mahkemece bu konuda sadece davacıya anılan belgeleri temin etmesi için ilk ihtarnamede 10 günlük süre verilmesinin yetersiz ve bu nedenle kötü niyetli olduğu gerekçesine dayanılmış ve ihraç kararının iptaline karar verilmiştir.
Oysa kooperatifçe anılan belgeleri temin etmesi için davacıya 30 günlük süre tanıyan ikinci bir ihtarname daha keşide edilmiş olup, bu iki ihtarda belirtilen toplam süre dikkate alınırsa, verilen sürelerin yetersiz olduğu söylenemez. Esasen davacı da birinci ihtarnameye verdiği cevabi ihtarda, kendisine 30 günlük süre verilmesini istemiş, kooperatifçe bu istem ikinci ihtarda yerine getirilmiştir. Ancak, davacı tarafından ilk ihtardan sonra anılan belgelerin davalı kooperatife noter aracılığıyla keşide edilen bir ihtarname ile gönderildiği ileri sürülmüş, davalı kooperatifçe de bu husus kabul edilmiştir. Bu durumda davalı kooperatifçe hangi belgelerin eksik olduğu belirtilmeden ikinci ihtarnamenin keşide edilmesi suretiyle davacının ihraç edilmesi haksız olmuştur. Dolayısıyla mahkemece ihtarnamelerde verilen sürelerin yetersiz olduğu gerekçesiyle ihraç kararının haksız sayılması yerinde değilse de mahkemenin bu kabulü, yukarıda açıklanan nedenlerle sonucu itibariyle doğrudur.
Davacının ihracının dayandığı ikinci neden ise, aidat ve gecikme faizi borcunun süresinde ödenmemesidir. Mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, davalı kooperatifçe keşide edilen ihtarnamelerde talep edilen aidat ve gecikme faizi alacağının, hangi genel kurul kararlarıyla belirlendiğinin ihtarnamelerde açıklanmadığı, ayrıca ikinci ihtarnamede verilen 30 günlük sürenin usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle ihraç kararının dayandığı ihtarnamelerin usulsüz olduğu bildirilmiş ve bu nedenle de ihtarnamelerde istenen aidat ve gecikme faizi miktarlarının doğru olup olmadığı yönünde bir hesaplama yapılmamıştır. Oysa anılan ihtarnamelere ekli listelerde aidat ve gecikme faizi alacaklarının tek tek hangi aylara ait olduğu belirtilmiş olup, ihtarnamelerde ayrıca bu miktarların hangi genel kurul toplantılarında kararlaştırıldığının belirtilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Yine Kooperatifler Kanunu’nun 27. maddesinde ortağa gönderilecek 2. ihtarda bir aylık süre verilmesi gerektiği ve bu sürenin ortağın aleyhine olacak bir şekilde değiştirilemeyeceği belirtilmiş ise de ortağın lehine olacak veya aynı sonucu doğuracak bir sürenin verilmesi halinde, bir ay ibaresi kullanılmasa bile o ihtarın usulsüzlüğünden bahsedilemez. Somut olayda da davacıya gönderilen ikinci ihtarda 30 günlük ödeme süresi tanınmış ise de bu ihtarname davacıya 01.11.2006 tarihinde tebliğ edilmiştir. Dolayısıyla ihtarnamenin tebliğ edildiği ay dikkate alınırsa bu yönde bir usulsüzlükten de söz edilemez.
Dava konusu ihraç kararının dayandığı ihtarnamelerde şekli yönden başka bir eksiklik de bulunmadığından, artık ihtarlarda talep edilen aidat ve gecikme faizi alacağının miktar itibariyle doğru olup olmadığının incelenmesi gerekecektir. Nitekim davacı tarafından da bu rakamların ve hesaplamanın hatalı olduğu konusunda ayrıntılı itirazlar ileri sürülmüştür. O halde mahkemece anılan ihtarnamelere ekli listelerde belirtilen aidat ve gecikme faizi taleplerinin dayandığı genel kurul kararlarının tamamının getirtilerek, davalı kooperatif talebinin miktar açısından doğru olup olmadığının bilirkişi aracılığıyla tespit ettirilmesi ve miktarda bir farklılık varsa bunun ihraç kararını geçersiz kılıp kılmayacağının değerlendirilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca, davacı tarafından ihraç kararının dayanağı olarak keşide edilen ilk ihtardan sonra kısmi ödemede bulunulduğu ileri sürülmüş olup, davalı kooperatifçe de bu ödeme olgusu kabul edilmiştir. Mahkemece bu iddianın doğru olup olmadığı, bir ödeme varsa bu ödemenin ihtarnamelerde talep edilen borç dönemine ilişkin bulunup bulunmadığı, eğer ihtarnamelerdeki borç dönemine ilişkin ise yapılan ödeme miktarının ikinci ihtarda gösterilip gösterilmediği de incelenmemiştir. Oysa ortağa gönderilen ilk ihtardan sonra, bu ihtarda talep edilen borç dönemine ilişkin bir ödeme yapılmış ise bu ödemenin ikinci ihtarda borçtan indirilmesi ve ondan sonra ikinci ihtarın gönderilmesi gerekir. Aksi halde ikinci ihtar geçersizdir ve bu ihtara dayanılarak ihraç kararı verilemez. Bu durum karşısında mahkemece, uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.