Esas No
E. 2010/2421
Karar No
K. 2010/3069
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2010/2421 E.  ,  2010/3069 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Çumra Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.03.2008 tarih ve 2005/68 - 2008/100 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalılardan ...'ün müvekkili kooperatifin 05.06.2004 tarihli genel kurul toplantısından önceki yönetim kurulu başkanı, diğer davalı ...'in ise 2004 yılı sonuna kadar görev yapan müdürü olduğunu, davalıların müvekkili kooperatifi temsilen ... Akman lehine keşide ettikleri 15.06.2003 keşide tarihli iki adet bono ile müvekkilini borçlandırdıklarını, gerçekte müvekkili ile ... arasında hiçbir hukuki ilişkinin bulunmadığını, öğrendiklerine göre bu bonoların Sinan tarafından ...'den haricen alınan 3 adet araç karşılığında düzenlendiğini, müvekkilinin bonolara dayanılarak girişilen icra takibi dolayısıyla dava dışı ciro yoluyla hak sahibi ...'a toplam (33.950) YTL ödendiğini ve davalıların böylece sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, anılan meblağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar ...vekili ile ..., ayrı ayrı dava konusu senetlerin davacı kooperatif adına ...'den alınan borç karşılığında teminat amacıyla düzenlendiğini, dolayısıyla kooperatifin kendi borcunu ödediğinden herhangi bir sebepsiz zenginleşmenin sözkonusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiş, davalılardan ...vekili ayrıca dava konusu senetlerin kooperatif hesaplarında gözükmediğini, ancak kooperatif adına alınan borçların "emanet alınan" adıyla defterlere kaydedildiğini, bu paraları kooperatife müvekkilinin getirdiğini, kooperatifin ...'den borç aldığı savunması kabul edilmezse emanete alınan paralar dolayısıyla müvekkilinin kooperatiften olan alacağının, dava konusu miktarı karşılayacak kadarının takas-mahsubunu istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının dava dışı ...'a icra dosyasında toplam (33.950) YTL tutarında ödeme yapılıp ibraname alındığı, davalıların bu miktarda sebepsiz zenginleştikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.

1.Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde davalı eski yöneticilerin müvekkili kooperatif adına imzaladıkları bonolarla müvekkilini zarara uğrattıkları ileri sürülmüş olup dava, davacı kooperatifin eski yöneticileri olan davalılar tarafından kooperatifin zarara uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesi hükmü yollamasıyla,

TTK’nun 341. maddesi uyarınca, böyle bir davanın kooperatif adına açılabilmesi için genel kurulda davalılar hakkında dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Ancak açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanabilir. Dolayısıyla bu yöndeki usulü eksiklik davanın hemen reddini gerektirmez.

Dosya içeriğine göre, davalılar hakkında genel kurulda dava açılması yolunda usulen verilmiş bir karar bulunmadığı gibi, davanın da denetçiler tarafından açılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında mahkemece, HUMK’nun 39-40. madde hükümleri uyarınca davacı tarafa süre verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde açıkça alınmış bir kararın ibrazına ve denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınması, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava usulden reddedilmesi gerekirken, re`sen dikkate alınması gereken bu yön üzerinde durulmadan, işin esasının incelenmesine girişilip yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2.Bozma sebep ve şekline göre, davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.