7. Hukuk Dairesi
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/146
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/10/2022
NUMARASI : 2022/4 Esas - 2022/781
Karar
ASIL DAVA
BİRLEŞEN DAVA : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2016/1673 E. - 2017/928 K.
BİRLEŞEN DAVA : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2017/899 E. - 2018/291 K.
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı arasında 01.09.2014 tarihinde imzalanan "Poliüretanlı İzolasyon Levha Boyutlandırma Makinası Satın Alma Sözleşmesi" kapsamında davalı, sözleşme konusu "Poliüretanlı İzolasyon Levha Boyutlandırma Makinası'nı teslim etmeyi, iş bu edim karşılığında davacının ise %65 peşin, %35'i ise makinenin tam, eksiksiz montajı yapılmış, kullanıma hazır ve çalışır halde teslimi anında ödemek üzere 257.000,00 Euro ödemeyi yüklendiğini, sözleşmede kararlaştırıldığı üzere, davacı tarafından sözleşme bedelinin %65'ine denk gelen 167.050,00 Euro peşinatın 02.10.2014 tarihinde davalıya ödendiğini, davalının sözleşme kapsamında sözleşme konusu "Poliüretanlı İzolasyon Levha Boyutlandırma Makinası'na ilişkin proje ve yerleşim planını, sözleşmenin imzalanmasını takiben en geç 30, makineyi ise en geç (150) iş günü içerisinde teslim etmeyi taahhüt ettiğini, davacı tarafından peşinat ödeme yükümlülüğü yerine getirilmesine rağmen davalı tarafından proje ve makine süresi içinde teslim edilmediğini, Gebze 6.Noterliği'nin 11.05.2016 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeye konu makinenin davacı şirket tarafından onaylanan projeye uygun şekilde 15 gün içerisinde teslim edilmesi ihtar edildiğini, davalı tarafından taraflarına Karacabey 1. Noterliği'nin 23.05.2016 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile makine tesliminin gerçekleştirilebilmesi için yeni bir sözleşme yapılmasını ihtar ettiklerini, Gebze 6. Noterliği'nin 09.06.2016 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnemesi ile sözleşmenin geçmişe etkili şekilde feshedildiğini ve ödenen peşinatın iadesi talep edildiğini, Gebze 1. İcra Müdürlüğü'nün 2016/7709 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıp, davalıya ödeme emri gönderildiğini, davalı tarafından yetkiye, borca itiraz edildiğini, davalının borca itirazı kötüniyetli olup, sözleşmenin geçmişe etkili şekilde sona ermesi ile davalının, davacı tarafından ödenen peşinatı iade etmesi gerektiğinin açık olduğunu, borçlu şirket tarafından, sözleşmede kararlaştıran şekilde, proje taslağının dahi davacıya teslim edilmediğini, makine tesliminin de gerçekleşmediğini, davacının sözleşmede kararlaştırılan şekilde 02.10.2014 tarihinde ödediği 167.050,00 Euro peşinatı iade etmesi gerektiğini beyanla, Gebze 1. İcra Müdürlüğü'nün 2016/7709 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den aşağı olmamak şartı ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin ... adresinde makine imalatı ile uğraştığını, yaklaşık 20 işçi ile faaliyette bulunan ve 2015 yılı cirosu 1.000.000,00 TL olan bir şirket olduğunu, Ngim Holding davalı şirketin binlerce katı büyüklüğünde ve bünyesinde 9 büyük şirket barındıran, yüzlerce kişiye istihdam sağlayan bir şirket olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında makine imalatı konusunda iki adet eser sözleşmesi imzalandığını, dava konusu 01.09.2014 tarihli Ekolmak Poliüretan İzalasyon Levha Boyutlandırma Makinası için sözleşme imzalandığını, her iki makinanın özellikli makinalar olup, Türkiye'de yapılmayan ve yurt dışından getirilmesi durumunda değerleri milyon dolarla ifade edilecek makinalar olduğunu, fakat iş sektörünün içinde bulunduğu krizden dolayı her iki makinayı da maliyetlerine bir fiyatta yapmayı ve teslim etmeyi taahhüt ederek sözleşmeyi imzaladıklarını, buraya kadar taraflar arasında herhangi bir ihtilaf söz konusu olmadığını, teknik şartname ile üretilecek makinaların hangi özellikleri taşıyacakları belirlenmesine rağmen söz konusu şartnameler işin başından beri davacı firma ve özellikle firma sahibi ... tarafından değiştirildiğini, davalının beyanı ile davacı taraf ilerleyen tarihlerde sözleşmedeki teknik şartname dışında yeni bir makine yaptırmaya çalıştığını, sözleşmede kararlaştırılan makinenin 2-4 cm kalınlığında ürün kesebilecek nitelikte olacak iken davacı tarafından önce kalınlık 10 cm çıkarıldığını, buna göre yeni proje istenildiğini, proje davacıya sunulduğunda firma sahibinin kalınlığın 100 cm olacağını ve bu şekilde bir proje hazırlanmasını istediğini, müvekkili firmanın 100 cm kalınlığında proje hazırlayıp davacı tarafa sunduğunu, istenilen projenin onaylanma tarihinin 28.12.2014 olduğunu, davalı tarafından 3 ayrı proje hazırlanmak zorunda kalındığını, normal şartlarda bir projenin hazırlanması ek bir külfet, zaman ve maliyet gerektirirken davacı tarafın sürekli fikir değiştirerek davalıyı oyaladığını, üretimi istenen projedeki makina ile davacı tarafından sonradan değiştirilen yapımı istenen makine arasındaki tek benzerlik yapacağı işlev olan "Poliüretan Dilimleme" olduğunu, sadece makinanın adının değiştirilmediğini, bunun dışındaki tüm sistemin değiştirilmek zorunda kaldığını, taraflar arasında ilk sözleşmeden kalan ve davacıya teslim edilen sözleşmeden dolayı davalının, davacıdan 46.305 Euro ve haricen yapılan işlerden dolayı 40.861,00 TL alacağının mevcut olduğunu, bu borç ödenmediğinden davalının ekonomik olarak sıkıntıya girdiğini, makinanın imalatının da geciktiğini, söz konusu makinaların yapılmamasının nedeninin davacı olduğunu, davacının davasının reddine, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ettiğini bildirdiği anlaşılmıştır.
Mahkeme dosyası ile birleşen aynı mahkemenin 2016/1673 Esas, 2017/928 Karar sayılı dosyasında, davacı ...'nin, davalı ...ne karşı açtığı davada dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı arasında 01/09/2014 tarihinde "Poliüretanlı İzolasyon Levha Boyutlandırma Makinası Satın alma Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşme kapsamında davalının sözleşme konusu "Poliüretanlı İzolasyon Levha Boyutlandırma Makinası"nı teslim etmeyi, işbu edim karşısında müvekkilinin ise %65 peşin, %35 ise makinenin tam, eksiksiz, montajı yapılmış, kullanıma hazır ve çalışır halde teslimi anında ödemek üzere 257.000,00 Euro ödemeyi yüklediğini, müvekkilinin sözleşmede üzerine düşen edimi yerine getirdiğini, sözleşme bedelinin %65 ine denk gelen 167.050,00 Euro peşinatı, 02/10/2014 tarihinde davalıya ödediğini, ancak davalı tarafından proje ve makinenin süresi içerisinde teslim edilmediğini, ihtarname ile verilen sürede teslim gerçekleşmaeyince Gebze 6.Noterliğinin 09/06/2016 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğini, davalının borcunu ifa etmemesi nedeniyle uğramış olduğu zararların giderilmesi için şimdilik 60.000,00 TL maddi tazminatın sözleşmenin fesih tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etttiği anlaşılmıştır.
Mahkeme dosyası ile birleşen aynı mahkemenin 2017/899 Esas, 2018/291 Karar sayılı dosyasında davacı ..., davalı ...'ye karşı açtığı davada dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında makine imalatı konusunda iki adet eser sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede imzalanan ve üretimi istenen projedeki makine ile davalı tarafından sonradan değiştirilerek yapımı istenen makine arasındaki tek berzerliğin yapacağı işlev olan Poliüretan Dilimleme yani sadece makinanın adının değişmediğini, bunun dışındaki tüm sistemin değiştirilmek zorunda kalındığını, sözleşme konusu makine ile davalının istek ve değişiklikleriyle müvekkili tarafından imal edilmeye çalışılan makine arasında çok büyük farklar söz konusu olduğunu, bu nedenle sözleşme ile belirlenen zaman ve fiyatta bu makinanın yapılmasının düşünülemeyeceğini, makinanın %60-70'lik kısmı bitirildikten sonra davalının taraflarına Gebze 6.Noterliğinden gönderdikleri 09.06.2016 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile taraflar arasında yapılan 01.09.2014 tarihli sözleşmeyi fesh ettiklerini bildirdiklerini, söz konusu feshin haksız olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile haksız ve kötü niyetli fesihden dolayı müvekkilinin uğradığı zararların tahsili için 50.000,TL maddi tazminatın sözleşmenin haksız feshinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... A-Asıl dava 2022/4 Esas sayılı dosya yönünden; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacı alacaklının takip yapmakta kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden, davalı borçlunun kötüniyet tazminatı isteminin reddine, B-Birleşen Mahkememizin 2016/1673 Esas, 2017/928 Karar sayılı dosyası yönünden;
1.Davanın REDDİNE, C-Birleşen Mahkememizin 2017/899 Esas, 2018/291 Karar sayılı dosyası yönünden;
1.Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, a)Davacının dava dilekçesi ile talep ettiği alacak bakımından, davanın KABULÜNE, BİRLİKTE İFA KURALI GEREĞİNCE; dava dilekçesi ile talep edilen 50.000,00.-TL alacağın taraflar arasındaki sözleşmenin fesih tarihi olan 09/06/2016 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, taraflar arasındaki 01/09/2014 tarihli "Poliüretanlı İzolasyon Levha Boyutlandırma Makinesi Satın Alma Sözleşmesi" başlıklı sözleşme konusu makinenin mevcut haliyle bulunduğu yerde, davacı tarafından davalıya teslimine,
b)Davacının ıslah dilekçesi ile talep ettiği alacak bakımından, davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Hükme esas alınan raporda hiçbir itirazları incelenmeden eski raporun aynısının tanzim edildiğini, üretilen makine Ar-Ge ürünü olmamasına rağmen ilk defa üretilen makine gibi tespitlerde bulunulması ve başkaca bir iş için kullanılamayacağı tespitinin son derece hatalı olduğunu, davalı tarafından imal edilen makinenin sözleşme ve teknik şartnameye uygun yapılmadığını, zaten ortada imza yetkilileri tarafından imzalanan kabul gören bir projenin mevcut olmadığını, Bilirkişilerin makineyi incelemediği dosyadaki önceki raporları baz alarak rapor tanzim ettiği beyanlarını ısrarla tekrar ettiklerini; ıslah ile artırılan kısım yönünden hiç inceleme yapılmaksızın zamanaşımı yönünden reddi kararı hukuka, kanuna ve emsal kararlara uygun olduğu kararın zamanaşımı yönünden reddi kısmının onanmasını, Bilirkişilerin ek maliyet olarak hesapladıkları 122 parça ve işçiliğin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, iş bu sözleşmenin götürü bedelli sözleşme olduğu tüm olasılıkların hesaplanarak sözleşme bedelinin belirlendiğini, davacı firmaya ek maliyet olarak çıkarılan parçaların faturalarının tebliğ edilmediğini, bahsi geçen 122 parçanın makine üzerinde olup olmadığının tespit edilmediğini, bahsi geçen 122 parçanın fiyatları için rayiç piyasa araştırılmasının yapılmadığını, rakamların neye göre baz alındığının raporda belirtilmediğini, hükme esas alınan Bursa 1 ATM 2016/805 esas sayılı raporun 8. sayfasında yapılan B bendinde mekanik açıdan yapılan hesaplama ile "başlangıcından bitimine kadar" ifadesine yer verilerek henüz imalatı olmayan hesaplamalarında dahil edildiğinin belirtildiğini, oysa Bam ve Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere eğer bir fazla imalat varsa o ana kadar yapılan imalatların hesaplanması yönündedir.. iş bu nedenle de hesaplamanın hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yaklaşık sözleşme bedelinin 362.535,50 euro olabileceği yönündeki tespitin hukuka aykırı olduğunu,
Bilirkişi heyetinin ilave işlerinin asla kabul etmemekle beraber 105.000,00 Euro ek maliyeti işlemlerin tamamı bitmiş olarak hesaplanması ve dikkate alınması davalı firmanın sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verdiğini, makinenin davacıya iadesine karar verildiğinden davacı lehine vekalet ücretine karar verilmesini talep ettiklerini, birleşen Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1673 E., 2017/928 K. sayılı davanın reddi kararının itirazları kapsamında kaldırılarak, birleşen dava yönünden de davanın kabulüne karar verilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sürecin başından beri sözleşme sebebiyle mağdur olduğunu ve zarara uğradığını iddia edenin karşı taraf şirketi olmasına rağmen; kaldırma ilamı doğrultusunda alınan detaylı raporda asıl zarara uğrayanın davalı şirket olduğu ve karşı taraf şirketten 50.471,30€ alacaklı olduğunun yer aldığını, taraflarınca sunulan tüm deliller, Mahkemece toplanan tüm deliller, dava konusu makine üzerinde yapılan tüm incelemeler sonucunda; karşı taraf şirketin sözleşmeyi geçmişe etkili şekilde feshetmesinin haksız ve kötü niyetli olduğuna kanaatinin getirildiğini, kaldırma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporunun dahi tek başına karşı taraf şirketin kötü niyetli olduğunu ispat etmeye yettiğini, davalı şirketin, karşı tarafça istenen tüm değişiklik ve ilaveleri sağlamasına ve hatta kendi bütçesinden ek olarak 50.471,30 € harcama yapmasına rağmen karşı taraf şirketin sözleşmeyi haksız ve hukuka aykırı şekilde feshettiğini, mağdur olduğunu ve zarara uğradığını iddia ederek davalı şirketin ticari hayatına kast ettiğini, yargılama aşamasında tüm bu hususları ileri sürmelerine rağmen Mahkeme takip miktarının %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesi taleplerinin hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, birleşen 2016/1673 esas 2017/928 karar hükmünün onanmasını talep ettiklerini, dava dilekçesinde yaptıkları imalatın bedelini değil sözleşme sebebiyle uğradıkları zararların tazminini talep ettiklerini, davalarının belirsiz alacak davası olarak değil de kısmi dava olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zaman aşımı yönünden yapılan tespitin açıkça hatalı ve hukuka aykırı olduğunu eser sözleşmesinde sözleşme dışı işlerde vekaletsiz iş görmeye ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiğini, hüküm kesinleşinceye kadar tehir-i icra kararı verilmesini talep ettiklerini, karşı tarafça tazminat talebiyle açılan davanın reddi kararın onanmasına; taraflarınca açılan ve 50.000,00TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilen davalarının ise 229.644,415TL üzerinden kısmen kabulüyle düzeltilerek onanmasına karar verilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dosya içerisindeki mevcut e tebliğ mazbatasında da açıkça görüldüğü üzere Mahkemenin gerekçeli kararı 15/11/2022 tarihinde karşı taraf şirket vekiline tebliğ ettiğini, karşı yan şirketin "gerekçeli kararı henüz tebliğ almadıklarına ilişkin" gerçeğe aykırı beyanına itiraz ettiklerini, başlatmış oldukları icra takibi hakkındaki tehir-i icra talebinin; davalının alacaklarına kavuşmasına engel olacağı endişesiyle reddini talep ettiklerini, 05/05/2022 tarihli raporun BAM kaldırma ilamına tamamıyla uygun olduğu; kaldırma ilamında tespiti istenen tüm hususları içerdiğini, karşı taraf şirketin bu rapora şiddetle itiraz etmesinin tek ve asıl sebebiısı davalı şirketin haklılığını ispatlayan bir belge olmasından dolayı olduğunu, karşı taraf şirketin yer verdiği rapor taraflar arasında ayrıca imzalanan 31/03/2014 tarihli sözleşme doğrultusunda imal edilen ve karşı taraf şirkete teslim edilen ayrı bir makine olduğunu, bu dava ile raporuna yer verilen davanın hiçbir ilgisinin bulunmadığını, bahsi geçen dosyada mevcut raporda incelenen makinenin halen karşı taraf şirket bünyesinde olduğu kullanılmaya devam ettiğini, bu yöndeki itirazlarının da reddinin gerektiğini, karşı taraf şirketin davanın başından beri (yaklaşık 7 sene) boyunca bir kere dahi ileri sürmediği yazılım bedelinin mahsubu talebi iddianın değiştirilmesi ve genişletilmesi kapsamında olup reddinin gerektiğini, davalı şirket başta aldığı ödemeye ilaveten 50.471,30 € harcama yaptığı ve makineyi olduğu haliyle karşı tarafa teslim etmeyi kabul ettiğini, yazılım adı altında ek bir mahsup talebinin tamamıyla kötü niyetli olduğunu,
05/05/2022 tarihli bilirkişi raporunun içerisinde dava konusu makinenin keşif anında çekilmiş onlarca fotoğrafın mevcut olduğunu, öncelikle davalı şirket dava konusu makineyi 05/05/2022 tarihli raporda yer aldığı haliyle teslim etmeye hazır olduğunu, karşı tarafça açılan Gebze Atm'nin 2022/754 esas sayılı dosyasında henüz ön inceleme duruşması dahi yapılmamış olup karşı taraf lehine doğmuş tek bir alacağın dahi bulunmadığını, dava konularının farklı olması ve ortada mevcut bir ilam bulunmaması sebepleriyle karşı taraf şirketin sürecin başından beri ilk kez ileri sürdüğü takas ve mahsup talebinin Mahkemece reddinin gerektiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/10/2022 tarih, 2022/4 Esas - 2022/781 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl dava; itirazın iptali, birleşen davalar ise sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1673 Esas sayılı davasının reddine birleşen Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/899 Esas sayılı davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; Taraflar arasında 01.09.2014 tarihinde, Poliüretanlı İzolasyon Levha Boyutlandırma Makinası yapımına ilişkin eser sözleşmesinin imzalandığı, sözleşme konusu olan Poliüretanlı İzolasyon Levha Boyutlandırma Makinesini yüklenicinin peşin ödeme olan, toplam bedelin %65'ini aldığında yapmaya başlayacağı ve 150 iş günü içinde bitirip iş sahibine çalışır halde montajını da yaparak teslim edeceği, bedelin bakiye %35'inin de makinenin montajı yapılıp kullanıma hazır ve çalışır halde teslimi anında ödeneceği, sözleşmeye göre toplam ödenecek bedelin 257.000,00 Euro olduğu ve peşinat olan sözleşme bedelinin %65'ine denk gelen 167.050,00 Euro peşinatın 02.10.2014 tarihinde yükleniciye ödendiği, sözleşmenin, sözleşme konusu başlıklı 2.2. maddesinde "...proje ilerledikçe ALICI'nın sözleşmenin konusuna uygun talep ve beklentileri doğrultusunda karşılıklı mutabakat ile malzeme ve sistem üzerinde değişiklikler yapılacaktır." hükümlerinin bulunduğu, yüklenici tarafından sözleşmeye konu makinenin yapımına başlandığı, iş sahibinin sözleşme konusu makinede değişiklikler talep ettiği, dosyada yapılan bilirkişi incelemesi, yüklenici beyanları ve delillerden iş sahibinin makinedeki değişikliklere ilişkin taleplerini, yüklenicinin kabul ettiği, mutabakat üzerine iş sahibinin taleplerine uygun değişikliklerin yapılmaya başlandığı, eserin %60'ının tamamlanmış olduğu, iş sahibinin Gebze 6. Noterliği'nin 11.05.2016 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeye konu makinenin 15 gün içerisinde teslim edilmesini ihtar ettiği, yüklenicinin de Karacabey 1. Noterliği'nin 23.05.2016 tarih, ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile makine tesliminin gerçekleştirilebilmesi için yeni bir sözleşme yapılması gerektiğinin cevaben bildirildiği, iş sahibinin verilen sürede eser teslim edilmediği için Gebze 6.Noterliği'nin 09.06.2016 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeyi geçmişe etkili şekilde fesh ettiğini bildirerek ödenen peşinatın iadesini talep ettiği, 6 gün sonra 15/06/2016 tarihinde Gebze 1. İcra Müdürlüğü'nün 2016/7709 Esas sayılı dosyası ile yükleniciye karşı icra takibi yaparak ödediği bedeli faizi ile birlikte talep ettiği, iş sahibinin asıl davada itirazın iptalini ve birleşen 2016/1673 Esas sayılı davada sözleşmedeki edimin yerine getirilmemesi nedeniyle zararını, yüklenicinin de birleşen 2017/899 Esas sayılı davada sözleşmenin feshi nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep ettiği, ilk derece mahkemesince bilirkişi raporları aldırıldıktan sonra yüklenicinin sözleşmeyi geriye etkili feshi için şartların oluştuğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davaların sübut bulmadığından reddine karar verildiği, anılan kararın istinaf edilmesi üzerine dairemizce yapılan inceleme sonunda; “…TBK'nın 470. maddesi uyarınca; eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği bir sözleşmedir.
Taraflar arasında; 01.09.2014 tarihinde "Poliüretanlı İzolasyon Levha Boyutlandırma Makinası" yapımına ilişkin eser sözleşmesinin imzalandığı tartışmasızdır. Dosya kapsamına göre sözleşme konusu eserin yapımına başlandığı, süreç içerisinde iş sahibinin sözleşmedeki düzenlemelere dayanarak değişiklikler talep ettiği, yüklenicinin de bu talepleri kabul ederek imalata devam ettiği, ancak makinenin icra takibi tarihi itibarıyla bilirkişi raporlarına göre % 60'ının tamamlandığı ve teslim edilmediği anlaşılmaktadır. "Eser sözleşmesi ilişkisinde, yüklenici tarafından gerçekleştirilen imalâtın iş sahibi tarafından reddedilemeyecek bir oranda tamamlanmamış olması halinde, haksız dahi olsa sözleşme tek taraflı irade beyanıyla feshedilebilir. Yargıtay uygulamasında geriye etkili fesih olarak da adlandırılan bu halde; fesih, karşı tarafa varmakla hukuki sonuç doğurur.
Sözleşmenin bu şekilde feshedilmesi halinde, sözleşme ilişkisi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tasfiye edilir ve herkes aldığını iade eder. Buna karşılık; işin, iş sahibi tarafından reddedilemeyecek bir oranda tamamlanmış olması ya da imal edilen malzemenin iş sahibi için özel olarak üretilmesi ve bu nedenle başka bir iş için kullanılmasının mümkün olmaması halindeyse, sözleşmenin tek taraflı olarak ve geriye de etkili olacak şekilde feshedilmesi mümkün değildir. Zira bu halde fesheden tarafın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde anlamını bulan sübjektif iyi niyet kurallarına uygun davrandığından söz edilemez. Sözleşmenin bu halde feshi durumunda da, fesih ileriye etkili olacağından, yüklenici fesih tarihine kadar yaptığı imalâtın bedelini, iş sahibi de yapılan imalâtın teslimini talep edebilecektir." (YARGITAY 15.Hukuk Dairesi 19.01.2015 tarih, 2014/ 6400 Esas- 2015 / 220 Karar).
İlk derece mahkemesince sözleşmenin geriye etkili feshine karar verilmiş ise de; yukarıda anılan Yargıtay İlamında belirtildiği gibi sözleşme konusu makinenin iş sahibi için özel olarak üretilip üretilmediği ve bu nedenle başka bir iş için kullanılmasının mümkün olup olmadığı, bu durumda sözleşmenin geriye etkili feshinin mümkün olup olmadığı üzerinde durulmamıştır. Zira; dosya kapsamı delillere göre de yüklenici taraf sözleşme konusu makinenin iş sahibi taraf için özel olarak üretildiğini ve başka bir iş için kullanılmasının mümkün olmadığını savunmaktadır.
Bu durumda yapılması gereken iş; sözleşme hükümleri ve tarafların beyanları da dikkate alınarak, sözleşme konusu makinenin iş sahibi için özel üretilen ve başka bir iş için kullanılması mümkün bir makine olup olmadığının tespiti, bu kapsamda tarafların bilirkişi raporlarına esaslı itirazlarının da dikkate alınarak makine başında işin ehli bilirkişiler marifetiyle keşif yapılarak fiili gerçekleşme oranı, yapılan imalatın bedeli ve iş sahibi için özel üretilen ve başka bir iş için kullanılması mümkün bir makine olup olmadığının tespiti, bundan sonra da yukarıda alıntılanan Yargıtay İçtihadında belirtilen şekilde sözleşmenin geriye veya ileriye feshi hususunda hukuki değerlendirme yapılması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir…” gerekçesiyle anılan kararın kaldırıldığı, mahkemece kaldırma kararı doğrultusunda yeniden yapılan yargılama sonunda asıl ve birleşen 2016/1673 Esas sayılı davanın reddine, birleşen 2017/899 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Eser sözleşmeleri iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olup; yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle yükümlüdür.
Türk Borçlar Kanunu 112. maddesine göre, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Düzenleme kapsamına göre tazminat istenebilmesi için alacaklının zarara uğramış olması gerektiğinden, uğranılmış bir zarar karşılığı olmayan miktara tazminat olarak hükmedilemez. Burada zarar kapsamı net ve gerçek zarar olarak düzenlenmiştir. Net ve gerçek zarar, mal varlığındaki gerçek eksilmeyi ifade eder. Bu nedenle müspet zararın tazmini halinde mal varlığının ulaşacağı değerin, sözleşmenin ifası halinde mal varlığının ulaşacağı değeri geçmemesi gerektiği gözetilerek hesaplama yapılmalıdır. Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi, sözleşmelerde; borçlunun temerrütü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır: Bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zararını isteyebilmedir. "Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet zarar olacağı gibi, menfi zarar da olabilir. Müspet zarar: Borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki fark müspet zarardır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, temerrüte düşen borçludan, gecikmiş ifa ile birlikte gecikme dolayısıyla tazminat istenmesinde, yahut borçlunun temerrütü halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, müspet zararın giderimi söz konusu olur (Prof. Dr.
H. Tandoğan Türk Mesuliyet Hukuku 1961 s.
426 vd.).
Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur. Sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır. Burada sözleşmenin feshedilmemesinden değil, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu göz ardı edilmemelidir." (Örnek: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.07.2006 tarihli, 2006/13-499 Esas, 2006/507 Karar sayılı ilâmı).
Sözleşme feshedildiğinde burada olumlu zarar yani kar yoksunluğu zarara değil, olumsuz zarar yani sözleşme kurulmamış olsaydı davacı yüklenicinin mal varlığı ne durumda olacak idiyse, sözleşmenin kurulmasından dolayı mal varlığında meydana gelen fiili eksilme tazminat olarak talep edilebilir. Menfi zarar denilen bu tazminat kalemlerine tarafların bu sözleşme dolayısıyla iyi niyetle yapmış olduğu giderler ile yine bu sözleşme yapılmış olması nedeniyle kaçırmış olduğu fırsatlar, yani başka bir sözleşme yapma olanağını kaçırmış olmasından dolayı uğradığı zararlar girer. Ancak, bu suretle hesap edilecek olumsuz zararın tutarı hiçbir durumda olumlu zarar tutarını geçemez.
Eser sözleşmesi ilişkisinde, yüklenici tarafından gerçekleştirilen imalâtın iş sahibi tarafından reddedilemeyecek bir oranda tamamlanmamış olması halinde, haksız dahi olsa sözleşme tek taraflı irade beyanıyla feshedilebilir. Yargıtay uygulamasında geriye etkili fesih olarak da adlandırılan bu halde; fesih, karşı tarafa varmakla hukuki sonuç doğurur.
Sözleşmenin bu şekilde feshedilmesi halinde, sözleşme ilişkisi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tasfiye edilir ve herkes aldığını iade eder. Buna karşılık; işin, iş sahibi tarafından reddedilemeyecek bir oranda tamamlanmış olması ya da imal edilen malzemenin iş sahibi için özel olarak üretilmesi ve bu nedenle başka bir iş için kullanılmasının mümkün olmaması halindeyse, sözleşmenin tek taraflı olarak ve geriye de etkili olacak şekilde feshedilmesi mümkün değildir. Zira bu halde fesheden tarafın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde anlamını bulan sübjektif iyi niyet kurallarına uygun davrandığından söz edilemez. Sözleşmenin bu halde feshi durumunda da, fesih ileriye etkili olacağından, yüklenici fesih tarihine kadar yaptığı imalâtın bedelini, iş sahibi de yapılan imalâtın teslimini talep edebilecektir." (Yargıtay 15.Hukuk Dairesi 19.01.2015 tarih, 2014/ 6400 Esas- 2015 / 220 Karar)
Somut ... yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; Taraflar arasında 01.09.2014 tarihinde "Poliüretanlı İzolasyon Levha Boyutlandırma Makinası" yapımına ilişkin eser sözleşmesinin imzalandığı tartışmasızdır. Dosya kapsamına göre sözleşme konusu eserin yapımına başlandığı, süreç içerisinde iş sahibinin sözleşmedeki düzenlemelere dayanarak değişiklikler talep ettiği, yüklenicinin de bu talepleri kabul ederek imalata devam ettiği, ancak makinenin icra takibi tarihi itibarıyla bilirkişi raporlarına göre % 60'ının tamamlandığı ve teslim edilmediği anlaşılmaktadır. Sözleşme bedeli olarak taraflar 257.000 Euro belirlemişlerdir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 2.2 ve 5.1.maddesi gereği iş sahibinin karşılıklı mutabakat ile malzeme ve sistem üzerinde değişiklikler yapabileceği de kararlaştırılmış ancak bu işlemlere ait bir bedel belirlenmemiştir. Aynı sözleşmenin 8.6 maddesinde taraflar arasındaki bilgi alışverişinin faks veya mail ile yapılacağı düzenlenmiştir. Anılan sözleşme maddelerine göre; iş sahibinin iş üzerinde değişiklik yapabileceği, karşılıklı mutabakat sağlandığında malzeme ve sistem üzerinde de değişiklikler yapabileceği anlaşılmaktadır.
Dosyaya sunulan Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/805 esas sayılı dosyasından alınan 22.05.2017 tarihli rapor, bu raporla uyumlu dosyadan alınan 17.06.2018 tarihli kök, 19.03.2019 tarihli ek rapor ve dairemizin kaldırma kararı sonrası alınan 05.05.2022 tarihli raporlara göre; taraflar arasındaki mail yazışmalarında iş sahibi olan asıl dosya davacısının istekleri doğrultusunda değişiklikler yapıldığı, bu değişikliklerin 6098 sayılı yasanın yapıldığı yılın rayiç değerlerine göre bedellerinin tamamlanması halinde 105.535,00 Euro sözleşme bedelinde artış sağlayacağının tespit edildiği, sözleşme konusu bedel olan 257.000,00 Euro ya bu bedel eklendiğinde toplam sözleşme bedelinin 362.535,50 Euro olduğu, işin fiziki tamamlanma oranın %60 olduğu, makinenin iş sahibi için özel üretilen bir makine olduğu, başka bir iş için kullanılmayacağı bildirilmiştir. Anılan raporlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde yargı denetimine elverişli ve hüküm vermeye yeterlidir. Bu durumda dairemizin kaldırma kararında belirtilen Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin 2014/ 6400 Esas- 2015 / 220 Karar sayılı ilamı gereği fesih ileriye etkili olacağından, yüklenici fesih tarihine kadar yaptığı imalâtın bedelini, iş sahibi de yapılan imalâtın teslimini talep edebilecektir.
İş sahibinin iş değişikliği talebinde bulunması ve bunun maliyet artışına neden olması nedeniyle götürü bedelin kapsadığı işlerde de değişiklik meydana gelmiş olup, bu durumda yüklenici götürü bedelin artırılmasını talep edebilecektir. Bedeldeki artışın ne oranda olacağı konusunda tarafların anlaşamaması halinde bu oran TBK. m. 481 uyarınca eserin değeri ve yüklenicinin gideri dikkate alınarak belirlenir. Buna göre taraflar arasında artış bedelinde bir anlaşma olmadığı nazara alındığında hükme esas alınan raporda ve bu raporla uyumlu olan dosyaya sunulan diğer raporlarda bu artış bedeli anılan yasal düzenlemeye uygun olarak tespit yapılmış ve sözleşme bedelinin yapılması istenen değişiklikler göz önüne alındığında 362.535,50 Euro olduğu tespit edilmiştir.
İşin fiziki bitme oranı olan %60’lık kısmın 217.521,30 Euro olduğu, asıl davacı-birleşen dosya davalısı iş sahibinin asıl davalı-birleşen dosya davacısı yükleniciye yaptığı ödeme olan 167.050 Euro mahsup edildiğinde asıl davalı-birleşen dosya davacısına 50.471,30 Euro daha ödemesi gerektiği bildirildiğinden, mahkemece asıl davanın reddine karar verilmesi yerindedir. Yine taraflar arasında başka uyuşmazlıkların da bulunduğu, bu uyuşmazlıklar nedeniyle davacının yasal yollara başvurmasının davacının takip başlatmakta kötü niyetini de göstermeyeceği anlaşıldığından ilk derece mahkemesince kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi de yerindedir.
Yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere; Türk Borçlar Kanunu 112. maddesine göre, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Düzenleme kapsamına göre tazminat istenebilmesi için alacaklının zarara uğramış olması gerektiğinden, uğranılmış bir zarar karşılığı olmayan miktara tazminat olarak hükmedilemez. Burada zarar kapsamı net ve gerçek zarar olarak düzenlenmiştir. Net ve gerçek zarar, mal varlığındaki gerçek eksilmeyi ifade eder. Burada zararı ve miktarını ispat edecek olan zarara uğradığını iddia eden iş sahibine düşmektedir. İş sahibi olan Nuhpanel Yapı Elemanları Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketince zarara ilişkin bir delil sunulamadığından mahkemece birleşen 2016/1673 Esas sayılı davanın reddi yerindedir.
Birleşen 2017/899 Esas sayılı dosyadaki yüklenicinin tazminat talebi yönünden ise; az yukarıda detaylandırıldığı gibi; dosya kapsamında yapılan fesih ileriye etkili olacağından, yüklenici fesih tarihine kadar yaptığı imalâtın bedelini talep edebilecektir. Dosyaya sunulan raporlara göre; işin fiziken %60 oranında bittiği, %60’lık kısmın 217.521,30 Euro olduğu, asıl davacı-birleşen dosya davalısı iş sahibinin asıl davalı-birleşen dosya davacısı yükleniciye yaptığı ödeme olan 167.050 Euro mahsup edildiğinde asıl davalı-birleşen dosya davacısına 50.471,30 Euro daha ödemesi gerektiği bildirildiği, asıl davalı-birleşen dosya davacısının da bu rapor doğrultusunda davasını ıslah ettiği, dolayısıyla yapılan imalat bedelini talep ettiği anlaşılmıştır.
Eser sözleşmelerinde talep edilen alacaklar niteliği itibariyle belirsiz olmayıp, belirlenebilir nitelikte bulunduğundan, karşı dava olarak açılan davanın kısmi dava olduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Zaman aşımı sözleşmenin feshedildiği 09.06.2016 tarihi itibariyle işlemeye başlamış olup, 5 yıllık zaman aşamı süresi 10.06.2021 tarihi itibariyle dolmuştur. Birleşen davada ıslah bu tarihten sonra 02.09.2022 tarihinde yapıldığından ıslah ile istenen miktar zaman aşımına uğramıştır. Bu nedenlerle mahkemece birleşen davanın kısmen kabulü yerindedir. Her ne kadar asıl davacı-birleşen dosya davalısı takas talebinde bulunmuş ise de, takas defi olarak cevap dilekçesinde ileri sürülebilecek bir talep olup, birleşen dosyadaki cevap süresinde ileri sürülmediğinden mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmamış olması da yerindedir.
Buna göre Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2.İstinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
3.Birleşen 2017/899 E. - 2018/291 K. Sayılı dosya yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 3.451,50-TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 854,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 2597,5 TL istinaf karar harcının davalı ...'den alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4.Asıl dava ve Birleşen Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1673 E. - 2017/928 K. sayılı davalar yönünden; alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile kalan 346,90-TL istinaf karar harcının davacı ...'den ayrı ayrı alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
5.Asıl dava ve Birleşen Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/899 E. - 2018/291 K . Sayılı dava yönünden; alınması gerekli maktu (427,60 x 2) 855,20-TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 3.148,70-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 2.293,50-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde Ekolmak Makina San. ve Tic. Pazarlama Ltd. Şti. iadesine,
6.İstinaf edenler tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerilerinde bırakılmasına,
7.İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,
8.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
9.6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/03/2024 ... Başkan ...
(e-imzalıdır)
...
Üye ...
(e-imzalıdır)
...
Üye ...
(e-imzalıdır)
...
Katip ...
(e-imzalıdır)
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*