kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizin ........ Esas sayılı dosyası ile başlatılan davanın ...... Karar sayılı 14/06/2023 tarihli kararı ile davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verildiği, kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ..... Esas ...... Karar sayılı 20/09/2023 tarihli kararı ile kaldırıldığı, dosyanın Mahkememizin yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı görülmekle davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ile ortak iş yapmak amacıyla faaliyetinde kullandığı makinaları ve plastik kalıpları Aralık/2020 döneminde davalının adresine taşıdığını, faaliyette kullanılacak makinelerin ve müşteri portföyünün müvekkili tarafından getirilmesi ve üretimden kaynaklanan karın davalı ile müvekkili arasında yarı yarıya bölüşülmesini sağlayacak ortaklık kurulması amacının olduğunu, ortaklığın devamında ise bu şartların yürürlükte olduğu yeni bir şirket kurulması ve ....... 'ın ya 4.000.000 TL sermaye koyarak ortaklığa devam etmesi ya da müvekkile ait olan makineleri satın almasının amaçlandığını, bu amaçla da yeni şirket olan ...... 'ın kurulduğunu, ortaklık kapsamında ürünlerin satış ve pazarlamasının yapıldığını, müşteriler de müvekkiline ait olduğundan satış faturalarının da hep müvekkili tarafından kesildiğini, müvekkilinin ortaklık kapsamında üretilen ürünlerin satışı ile yaptığı tahsilatların bir kısmını zaten ortaklık kapsamında davalıya ödediğini, bu faturaların ise buna rağmen davalı tarafından usul ve yasaya aykırı şekilde düzenlendiğini, daha sonra ise davalı şirket yetkilisi .......'ın taahhütlerini yerine getirmediğini, hatta ortaklık faaliyetlerine zarar vermek amacı ile elektrikleri kestiğini ve plaston yetkilerinin içeri girmesini engellediğini, müvekkilinin de zaten kendisine ait olan makineleri ve kalıpları alabilmek için 750.000,00 TL değerinde üç adet çeki verdiğini ve daha sonra makineleri ve kalıpların bir kısmını alarak ortaklıktan ayrıldığını, gerçek bir alacağı yansıtmayan faturalara dayanarak müvekkilinin borcu varmış gibi müvekkili hilafına İstanbul ...... İcra Müdürlüğünün ...... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, dosyadan haksız tahsilatlar yapıldığını, icra dosyasının halen derdest olduğunu, yine davalının kötü niyetli olarak yapılan ödemeler ile takip tutarı arasındaki farkı kapatabilmek için ise yeniden geriye dönük fatura kestiğini, müvekkilinin hiçbir borcu olmadığının tespiti ile iddia edilen borcun tahsil edilmemiş kısmı bakımından belirsiz menfi tespit, tahsil edilmiş kısmı bakımından ise belirsiz alacak istirdat amacı ile huzurdaki davayı ikame etme zorunluluğu hasıl olduğunu, tedbir talep ettiklerini beyanla takibin durdurulmasını, davanın kabulünü, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, yetkili mahkemenin Söğüt Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, davacı tarafın 750.000,00 TL borcu bulunduğunu bilmesine ve tam da bu tutarda borcunu kapatacak miktarda çeki müvekkil şirkete teslim etmesine karşın huzurdaki davayı kötü niyetli şekilde tam aksi yönde beyanlarda bulunduğunu, takip tarihi itibariyle (01.07.2021) müvekkil şirkete 418.917,45-TL borcu olan davacı şirket, ilgili ödeme emrini tebliğ aldıktan sonra müvekkil şirket ile iletişime geçerek mevcut icra dosyasındaki borcunu ve ayrıca tarafların mutabık kalarak müvekkil şirketten kesmiş olduğu 06.01.2022 tarihli 304.190,82-TL tutarında faturayı da kapsayacak şekilde müvekkil şirkete toplam 750.000,00-TL değerinde 3(üç) adet çek teslim ettiğini, kesilen faturaların teminat niteliğinde kesildiğine ilişkin ispat yükünün davacı şirket üzerinde olduğunu, faturaların teminat niteliğinde kesildiğine ilişkin hiçbir bilgi ve belge veya yazışma bulunmadığını, davacı şirketin muhtelif iddialarda bulunmuş olup hiçbirini ispat edemediğini, beyanla davanın esastan reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve istirdat talebine ilişkindir. İstanbul ...... İcra Müdürlüğü'nün ...... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davalı şirketin davacı aleyhinde dayanak 418.917,45 TL alacağın tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, takibin kesinleştiği görülmüştür.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi ..... Esas ....... Karar sayılı 20/09/2023 tarihli kararı ile "Öncelikle HMK 31. madde kapsamında davacıya talep sonucunu açıklamak için mehil verilmelidir. İcra takibinde davacıya yöneltilen alacak talebi ve davacının icra takibinde ödediği bedeller konusunda belirsizlik bulunmadığından esasen menfi tespit davalarında HMK 107.madde hükmünün de uygulanamayacak olması karşısında davacı vekilinin belirsiz alacak davası niteliğinde menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğuna yönelik diğer istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Ayrıca; bir alacak talebi yöneltilmeden ortaklık nedeniyle hiçbir borcunun bulunmadığının tespitine yönelik istek de güncel hukuki yarar bulunmamaktadır.
Davacı vekiline talep sonucunu açıklayıp, dava değerini belirtmek ve eksik peşin harcı tamamlaması yönünden HMK'nin 115/2. maddesi uyarınca kesin mehil verilmesi gerekirken, hukuki yararın tamamlanamaz dava şartı olduğundan bahisle mehil verilmeden davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Davacı verilen mehil içinde beyanda bulunmaz ise davanın usulden reddi, beyanda bulunup harcı yatırmaz ise Harçlar Kanunu'na göre davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken bu hususlar yapılmadan davanın usulden reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır." bildirmiştir.
Davacı vekiline 09/10/2023 tarihli tensip tutanağı istinaf kaldırma kararı doğrultusunda gerekli açıklamayı yaparak dava değerini belirtmek ve eksik peşin harcı tamamlaması yönünden 2 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekili tarafından 30/10/2023 tarihli dilekçesi ile "Dava dilekçesine konu taleplerimizde de salt bahsi geçen icra takibi ile sınırlı olmamak üzere ancak söz konusu icra takibin de kapsayacak şekilde davalıya hiçbir borcumuz olmadığının tespiti talep edilmiş olmakla, borçlu olmadığımız bedel fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kayıdyla, 304.190.81 TL'dir. Bu meblağ kadar sorumlu olmadığımızın tespiti halinde zaten söz konu çeklerden ve faturadan dolayı da borçlu olmadığımız zaten kendiliğinden ortaya çıkacaktır." şeklinde beyan edilmiştir.
Davacı vekilinin bildirdiği değer üzerinden harç yatırdığı görülmüştür.
Davacı vekili 20/12/2023 tarihli celsede "bizim söz konusu uyuşmazlıkta kabul etmiş olduğumuz bir borç miktarı yoktur, diğer hususlar da bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacaktır, dosya bilirkişiye tevdi edilsin" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmalarına göre; davanın icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve istirdat talebine ilişkin olduğu, davacı vekili tarafından davanın belirsiz dava olarak açıldığı, mahkememizce bu davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağı ve bunun tamamlanamaz dava şartı eksikliği olduğu değerlendirilmesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, istinaf kaldırma kararında ise dava dilekçesi içeriğine göre talep sonucunun yeterince açık olmadığı, davacı vekiline kesin süre verilmesi gerektiği, açıklama yapılmaz ise davanın usulden reddinin değerlendirilebileceği belirtilmiş olmakla; usulüne uygun muhtıra sonucunda davacı vekilinin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 304.190.81-TL olarak dava değerini belirttiği, talebin salt icra takibiyle sınırlı olmadığının ve icra takibini de kapsayacak şekilde davalıya hiçbir borçlarının bulunmadığının tespitinin talep edildiği, icra dosyası incelendiğinde icra takip çıkışının 418.917,45-TL olduğu, kural olarak menfi tespit davasının kısmi dava olarak açılamayacağı, davacı vekilinin 20/12/2023 tarihli celsede kabul ettikleri bir borç miktarının da olmadığını beyan ettiği, bu durumda mahkememizce dava değeri belirlenerek noksan harcın tamamlanması yoluna gidilemediği keza davacı vekilinin açıkça icra takibini kapsayacak şekilde daha fazla miktar için borçlu olmadıklarını talep ettiği, davanın belirsiz dava olarak açıldığı, istinaf kaldırma kararı sonrası kısmi dava şeklinde açıklama yapılarak harcının yatırıldığı, davanın bu şekilde açılarak devam edilmesine davacının hukuki yararı bulunmadığından, davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Davanın usulden reddine,
Alınması gerekli 269,85 TL harcın davacı tarafça yatırılan 179,90 TL peşin harç ve 5.478,49 TL harçtan mahsubuyla bakiye fazla yatırılan 5.388,54 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, AAÜT 7/2. gereğince hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345. maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.20/12/2023 Katip......
(e-imzalıdır)
Hakim .......
(e-imzalıdır)