Esas No
E. 2021/1215
Karar No
K. 2024/355
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1215

KARAR NO: 2024/355

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 24/12/2019

NUMARASI: 2016/1227 Esas - 2019/1320 Karar

DAVA: Haksız Rekabetin Tespiti ve Önlenmesi ile Manevi tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/02/2024

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın, davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:

Davacı vekili, müvekkilinin İtalya merkezli global şirketler topluluğu olan ... ( ... ) ait olduğunu ve tıbbi cihazlar vb ürünlerin saklanması ve stoklanması gibi hizmetlerin Türkiye'deki faaliyetlerini yürüttüğünü; davalı ...'nın diğer davalı Sendikanın yönetim kurulu başkanı olduğunu ve davaya konu eylemin merkezindeki kişi olduğunu; davalı Sendikanın diğer davalının önderliğinde yaklaşık 1 aydır müvekkilinin Tuzla'daki deposunu önünde yasa dışı eylemler organize ederek icra ettiği, kurdukları çadırda sergilenen afiş ve ilanlarla müvekkiline ve yöneticilerine yönelik kötüleyici ve karalayıcı açıklamalarda bulunduklarını, müvekkilinin en önemli müşterisi olan dava dışı ... firmasına asılsız, gerçek dışı bildirimlerde bulunarak müvekkilini müşterisi nezdinde haksız yere kötülemek suretiyle ticari itibarına yönelik olarak TTK 55/1,(a),(1)'de tanımlanmış haksız rekabet teşkil eden eylemde bulunduğunu, davalı Sendikanın facebook, twitter ve kendi internet sitesi üzerinden ekte sundukları görselleri sergilediklerini ve açıklamalarda bulunduklarını, söz konusu mesaj ve yazılarda müvekkili ile yöneticileri hakkında "emek hırsızı, işçi düşmanı", "... yöneticileri hangi alçak yola başvurursa başvursun hesap verecekler", "Avantası kesilen ... yöneticileri kovulan taşeron şirket patronlarıyla iş tutup Darıca mafyasını devreye soktu", "... Türkiye'nin usulsüz taşeronluğunu yapan", "... taşeronu ... şirketi iş güvenliğini işçi ölümlerine davetiye çıkaracak şekilde uygulayarak suç işlemektedir" şeklinde haksız, karalayıcı ve ağır hakaretler içeren beyanlarda bulunduklarını; ... firmasının müvekkiline bu hususta noterden 07/11/2016 tarihli ihtarnameyi gönderdiğini, ihtardan Sendika'nın 04/11/2016 tarihinde firmayla görüşme yaptığının anlaşıldığını, bu şekilde müvekkilinin müşterisi nezdinde itibar kaybı yaşadığının açık olduğunu; davalıların kötüleme eylemlerinin TTK 55/1,(a), (1), 55/d ve 55/e hükümleri kapsamında haksız rekabet eylemi olduğunu; müvekkilinin müşterileri ve toplum nezdinde işçi haklarına saygı duymayan bir firma gibi gösterilip üzerinde ekonomik ve ticari baskı yaratmaya çalışıldığını ileri sürerek, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine, davalı sendikanın facebook, twitter ve kendi internet sitesindeki haksız rekabete ilişkin duyuru, afiş ve ilanın yayınlanmasına son verilmesine, hükmün gazetede ilanına ve davalıların 50.000-TL manevi tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili, haksız rekabeti doğuran fiilin özünde ekonomik bir değer taşıması gerektiğinden gelir elde etme amacı taşımayan fiillerin haksız rekabet teşkil etmeyeceğini; müvekkillerinin yasal haklarını kullanmak amacıyla yaptıkları eylemlerin davacının ekonomik zararına yol açtığına dair somut veri sunulmadığını; müvekkili Sendikanın bir süredir davacı şirkette örgütlenme çalışmaları yaptığını, işçilerin olumsuz koşullarının düzeltilmesi için sendikal faaliyette bulunduğunu ancak davacının bunun önüne geçmeye çalıştığını; müvekkili ...'ın ise sendika başkanı olduğunu, davacı şirkette de 01/05/2016 tarihinde çalışmaya başladığını ancak sonradan sendika üyesi ve yöneticisi olması sebebiyle işten çıkarıldığını, ayrıca dava dışı başka bir işçinin de sendikalı olduğu için iş akdine son verildiğini, bu hususta İstanbul Anadolu 23. İş Mahkemesi'nde sendikal tazminat talepli iki dava açıldığını; müvekkili Sendika tarafından sosyal medya ve diğer iletişim araçları vasıtasıyla paylaşılan bilgilerin tümünün doğru ve gerçek olduğunu, asılsız ve karalayıcı ifadeler değil maddi gerçeklerin açıklanması olduğunu, bu hususta tanıklarının dinlenilmesini istediklerini; müvekkillerin eylem ve protestolarının hiçbiri şiddet içermediği gibi yasal sınırları aşmadığını; anayasal dayanakları bulunan toplantı ve gösteri ile sendikal hakların kullanımından ibaret olduğunu; müvekkillerin sendikanın kuruluş nedenine ve amacına uygun şekilde gerçekleştirdiği eylemlerin Anayasa, AİHS ve diğer uluslararası sözleşmeler kapsamında güvenceye alınmış hakların kullanımı olarak değerlendirilmesi ve davacının tazminat taleplerinin reddinin gerektiğini; ifadelerin gerçek olması durumunda haksız rekabetin varlığından söz edilemeyeceğini ve TTK 55/1,(a), (1) anlamında haksız rekabet koşullarının oluşmayacağının açık olduğunu; davacı şirketin iş yaptığı firmanın isminin açıklanması ticari sır olmadığından,

TTK 55/(d)'ye göre haksız rekabet koşulları bulunmadığını; müvekkili sendikanın davacı şirketin rakibi olmadığından,

TTK 55/(e) kapsamında haksız rekabetten söz edilemeyeceğini; davacının talep ettiği manevi tazminatın afaki ve fahiş olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, davalı Sendikanın başkanı olan diğer davalı ...'ın davacı şirkette 01/05/2016 tarihinde işe başladığı iş akdinin 14/10/2016 tarihinde sonlandırıldığı, bilirkişi heyeti raporuna göre davalı Sendikaya ait olduğu tespit edilen "https//www.facebook.com/..." facebook hesabı, "https//twittercom/..." twitter hesabı ve "http//..." adlı internet sitesinin erişime açık ve yayında olduğu, twitter hesabının 26/08/2017 tarihinden önceki kayıt ve içerikleri göstermediği, davalının davacı iş yeri önünde ve müşterisi ... firmasıyla yapılan görüşmelerle ilgili çok sayıda açıklamanın bulunduğu, davalı Sendika tarafından yapılan açıklamalarda "... deki emek sömürüsü, emek hırsızlığı", "sendikanın düşmanısın ...", "... yönetimi işçi düşmanlığına devam ediyor", "iki yüzlü" ve benzeri birçok ifade ile içeriğin facebook mesajlarında ve video kayıtlarında mevcut olduğu, facebook sayfasından 03/11/2016 tarihinde paylaşılan iletide "avantası kesilen ... yöneticileri kovulan taşeron şirket patronları ile iş tutup Darıca mafyasını devreye soktu...", 26/10/2016 tarihinde paylaşılan iletide "...'nin gerçek yüzü taşeron firmalar ... ve ...'dan komisyon alan yöneticiler var" şeklindeki paylaşımlarının kötüleme sureti ile haksız rekabete neden olduğu; davalının diğer paylaşımlarının ise eleştiri ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davacı ... ile dava dışı ... firması arasında iş ilişkisi bulunduğunun depodaki tüm işçiler tarafından bilindiği, herkesin malumu olan bilginin TTK 55/1-d kapsamında iş sırrı olarak değerlendirilemeyeceği; davalı Sendika ticari faaliyet yürütmediği için kanuna ve tüzüğüne aykırı hareket etmesinin TTK 55/1-e'ye aykırılık oluşturmadığı; ancak davalı Sendika'nın sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımların davacının ticari itibarını zedeleyecek nitelikte olduğu ve davacının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğinden tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak davacı lehine 5.000-TL manevi tazminata hükmedildiği; fakat kısa kararda her ne kadar sehven 5.000-TL maddi tazminata hükmedildiği yazılmış ise de gerekçeli kararda maddi hata düzeltilerek maddi tazminat ibaresi manevi tazminat olarak düzeltildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile haksız rekabetin tespitine ve önlenmesine, davalı sendika tarafından kullanılan facebook, twitter ve dgd-sen.org sitelerinde haksız rekabete ilişkin duyuru, afiş ve ilan gibi araçların yayınlanmasına son verilmesine, hükmün ulusal düzeyde yayın yapan bir gazetede ilanına, masrafın davalı tarafından karşılanmasına, 5.000-TL tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine ve fazla talebin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalılar vekili, cevap dilekçelerinde belirttikleri gibi davacının haksız rekabet kapsamında hangi ekonomik menfaatinin zarar gördüğüne ilişkin bir verinin sunulmadığını; bilirkişi ücretinin verilen kesin süreden sonra yatırıldığı için davacının o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiğini; paylaşımlarda yer verilen olayların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hususunda tanık dinletme taleplerinin reddedilmesinin doğru olmadığını; mahkemenin manevi tazminat gerekçesiyle maddi tazminata hükmetmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu; davalı Sendika'ya atfedilen eylemler sebebiyle, her iki davalının da sorumlu kılındığını, müvekkili ...'ın Sendika'nın başkanı olmasının ve sosyal medya paylaşımlarında bir çok fotoğrafının yer almasının Sendika'nın paylaşımları sebebiyle sorumluluğunu doğurmayacağını, Sendikanın sosyal medya hesaplarından farklı kişilerin sorumlu olduğunu, kendisinin bu hesaplarda yapılan paylaşımlardan ve kullanılan ifadelerden haberinin dahi olmadığını; davacının 26/08/2017 tarihinden önceki sosyal medya paylaşımlarına delil olarak dayanmasının mümkün olmadığını, o kayıtlarla ilgili resmi bir tespit işlemin yapılmadığını, dava dilekçesinin ekinde sunulan ekran görüntülerinin tek taraflı hazırlanması mümkün olan bilgisayar çıktıları olduğunu, bu nedenle 26/10/2016 ve 03/11/2016 tarihlerindeki ifadelerin sıhhati ispat edilmediğinden kötüleme yoluyla haksız rekabet oluşturduğundan söz edilemeyeceğini; müvekkillerine atfedilen paylaşımların esasen kanıtlanmış ve gerçek olan vakıalara dayalı ifadeler olduğunu, müvekkili ...'ın sendikalı olması nedeniyle işten çıkartıldığının iş mahkemesi kararıyla sabit hale geldiğini, dolayısıyla TTK 55/1,(a)'daki haksız rekabet eyleminin oluşmayacağını; tarafların aynı alanda faaliyet göstermemesi nedeniyle haksız rekabetten söz edilemeyeceğini; yargılamaya konu eylemlerin hepsinin anayasal hakların kullanımından ibaret olduğunu ve davacının manevi zararını ispatlayamadığını, bir şirketin manevi üzüntü duyamayacağını ve hükmedilen miktarın fahiş olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile manevi tazminat istemine ilişkindir.TTK 54/2'de hangi davranış ve uygulamaların haksız rekabet oluşturacağını göstermektedir. Buna göre rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasında ilişkileri etkileyen, yanıltıcı ve dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.

TTK 54 genel hüküm niteliğindedir.

TTK 55 ise dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar başlığı altında haksız rekabet hallerinin başlıcaları sayılmıştır.

TTK 55/1,(a)'da, dürüstlük kuralına aykırı reklamlar satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar başlığı altında başlıca haksız rekabet hallerine yer verilmiştir. Bunlar arasında birinci bentteki, başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek hali de yer almaktadır. Kötüleme, genel bir ifade ile bir kişi hakkında olumsuz intiba yaratılmasıdır. Ancak yaratılan olumsuz intibanın kişinin ticari hayatını da etkilemesi halinde haksız rekabet söz konusu olur. Kötülemenin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için, bir açıklamanın başkalarının şahsı, malları, iş ürünleri, fiyatları, faaliyetleri ve ticari işleri hakkında olması, bu açıklamanın yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici olması gerekmektedir.

TTK 55/1,(a),(1)'in gerekçesinde "Kötüleme soyut olaya göre karalamayı, perdelemeyi, değerini küçümsetmeyi ve düşürtmeyi kapsar... Kötüleme iki eylemle ifade edilmiştir: yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalar. Bu iki eylemin de nesnel bir değerlendirme ile gerçek olmaması gerekir; yani kötülemede bulunanın açıklamaları gerçekse haksız rekabet oluşmaz ... “yanıltıcı” kavramı; iş ürününe, faaliyete ... ilişkin açıklamanın veya nitelendirmenin, ... hedef kitlede veya kişilerde bıraktığı genel izlenimle, bunların açıklama konusunu olduğundan değişik ve olumsuz algılaması" şeklinde ifade edilmiştir. “Yanıltıcı” ibaresi, hedef kitle veya farklı bir deyişle muhatapla birlikte değerlendirilmelidir. Gereksiz yere incitici beyanlar, amacını aşan değer yargılarıdır; amacın aşılmasıyla yargılar (eleştiri de denilebilir), gerçek dışı veya gerçeğe uymayan, gerçekle bağdaşmayan veya gerçeğe ters hâle gelmiştir. Ölçüsüzlük ve üslup gerçek payının mevcudiyetine rağmen eleştiri kavramı ile uyuşmuyorsa, eleştiri (beyan) inciticidir. Ölçüsüzlük hatta gerçeğe uygunluk sınırını zorluyorsa, gene gereksiz yere inciticilikten söz edilir." açıklamaları yer almıştır.Davalı Sendika'nın genel başkanı olan diğer davalı ...'ın, aynı zamanda davacı şirkette 01/05/2016-13/10/2016 tarihleri arasında işçi olarak çalıştığı, iş akdinin davacı tarafından sona erdirildiği, o tarihten sonra sendikanın internet sitesinde, facebook sayfasından ve twitter sayfasından davacı şirket hakkında sesli ve yazılı olarak bir kısım paylaşımlarda bulunduğu, bu paylaşımlarda davacı ve davacının dahil olduğu şirketler grubu hakkında "emek hırsızı, işçi düşmanı ...", "yöneticileri hangi alçak yola başvurursa başvursun hesap verecekler", "... yöneticileri ... Darıca mafyasını devreye soktu ... Üç beş mafya bozuntusunun tehdidine boyun eğmez", "çeteleri, mafyayı üstümüze salmakla bu işler olmuyor" "sömürü simsarlığında parlak bir kariyeri olan ...", "hırsızlama varoluşunuz son bulacak" gibi bir çok mesajın paylaşıldığı anlaşılmıştır. Her ne kadar bilirkişi raporunda davalı Sendika'nın 26/08/2017 tarihinden önceki twitter mesajlarına ulaşılamadığı belirtilmiş ise de, dosyada mevcut twitter.com'daki davacı Sendika'ya ait olduğu ileri sürülen mesajlar ve mesajların altındaki fotoğraf-video şeklindeki görüntülerin, hemen hemen tamamının, hem tarihsel hem de içerik olarak bilirkişi tarafından tespit edilen kayıtlarla uyuştuğu anlaşıldığından söz konusu paylaşımlar da delil olarak kullanılabilecektir. Buna ek olarak davalı Sendika'nın genel başkanı sıfatıyla davalı ...'ın davacının müşterisi olan ... firmasıyla söz konusu hususlar hakkında görüştüğü, görüşmeden sonra adı geçen firmanın davacıya ihtarname gönderdiği ve hatta davalıların benzer paylaşımları ... hakkında da yaptıkları görülmüştür. Eleştiri, ifade özgürlüğü ve gösteri yapma hakkı Anayasal haklardan olup, Türk Medeni Kanunu'yla korunan kişilik hakkına veya başkaca korunan haklara saldırı bulunmuyorsa bu hakların kullanılması engellenemeyecektir. Ayrıca çalışanlar sendika kurma ve serbestçe üye olma hakkına sahip olup, hiç kimse bir sendika üyeliğinden ayrılmaya zorlanamayacaktır. Davalı ...'ın davacıya karşı açtığı sendikal tazminat istemli davada İstanbul Anadolu 23. İş Mahkemesi'nin 2016/696 esas, 2019/690 karar sayılı ve 24/10/2019 tarihli karar ile davacı aleyhine 18.856,17-TL sendikal tazminata hükmedilmiş ,karar İstanbul BAM 28. HD'nin 23/01/2020 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun reddi kararı ile kesinleşmiştir.Davalı Sendika'nın internet sitesindeki ve sosyal medya platformlarındaki paylaşımların, eleştiri, ifade ve gösteri yapma özgürlüğü sınırını aştığı, davacının müşterisinin de dahil edildiği süreçte söz konusu yazı ve sesli içerikler ile paylaşımların incitici açıklamalarla kötüleme kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği, davalı Sendika'nın ve Sendikanın Ana Tüzüğünün 25. maddesine göre Sendika tüzel kişiliğini, temsil etme yetkisini haiz diğer davalı ...'ın rekabet teşkil eden incitici ve kötüleyici açıklamalardan oluşan eylemlerde kusurlu bulunduğu anlaşılmaktadır. Zira, söz konusu içerikler amacını aşan ölçüsüzlük içermekte, haksız rekabetin kötüleme unsurunun gerçekleştiği sonucuna varılmaktadır. Davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin yukarıda özetlenen hakların kullanılmasıyla ilgisi bulunmamaktadır.Yine TTK 56/1,(e) yollaması ile TBK 58 uyarınca, davacının ticari itibarının sarsılması nedeni ile davalı Sendika'dan ve genel başkan sıfatıyla Sendika'yı temsile yetkili diğer davalı ...'tan, haksız rekabete dayalı olarak manevi tazminat talep hakkı bulunmaktadır. TMK'nın 50. maddesinde, tüzel kişinin iradesinin, organları aracılığıyla açıklanacağı, organların, hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokacağı, yine organların, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumlu olduğu belirtilmiştir. Yani haksız fiilden dolayı hem tüzel kişi Sendika hem de somut olay açısından davalı Sendika'nın temsilcisi davalı ... müteselsilen sorumludur. Bu nedenlerle, mahkemece davacı lehine takdir edilen ve şartları oluştuğu anlaşılan manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ayrıca davalı ... vekili paylaşımlardan müvekkilinin haberinin ve sorumluluğun olmadığı ileri sürmüşse de, davalı ...'ın tespitlere göre iki gün boyunca açıklama yaptığı ve kendisinin bizzat içinde bulunduğu fotoğraf ile video çekimlerinin genel başkanı olduğu Sendika'nın internet sitesi ve sosyal medya platformlarında paylaşıldığı dikkate alındığında, söz konusu savunma dinlenebilir bulunmamıştır.Her ne kadar davalılar vekili mahkemece tanık dinletme taleplerinin hatalı olarak kabul edilmediğini ileri sürmüş ise de ,davacı dayanağı maddi vakıaların elektronik ve basılı ortamda kayıtlı olduğu, davalının tanıklarının dinlenmesinin yargılamaya katkısı olmayacağından tanık dinlenmemesi sonuca etkili bulunmamıştır. Davacının tazminat istemi manevi tazminata ilişkin olup, kısa kararda 5.000-TL maddi tazminata karar verilmiş,ise de maddi hatanın mahallinde her zaman düzeltilebilecek olmasına göre, bu husus kaldırma sebebi yapılmamıştır. Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde olmayan davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 170,80-TL harcın mahsubu ile kalan 256,8‬0-TL harcın davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Davacı tarafından yapılan 22-TL istinaf yargı giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.29/02/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.