11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/8855 E. , 2011/1972 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.04.2009 tarih ve 2007/169 - 2009/197 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili Bankanın Ostim Şubesinde hesabı bulunan davalı Vakfın mevduat hesabına Defterdarlığın yazısı gereğince 31.12.2005 tarihine kadar gelir vergisi kesintisi yapılmadığını, daha sonra Gelir Vergisi Dairesinin denetimleri sonucunda tarhiyat öncesi uzlaşma talebinde bulunulduğunu, vergi dairesince müvekkiline ana para, gecikme faizi, ve vergi ziyaı cezası olarak toplam 1.533.550,28 YTL ödenmesinin tebliğ edildiğini, uzlaşma sonucunda müvekkilince sözkonusu meblağın ödenmesi tebliğ edilmesine rağmen davalının ödeme yapmadığını, sonuçta davalının borcunun müvekkilince ödenmek zorunda kalındığını, davalı tarafından yalnızca anapara tutarı olan 635.596 YTL'nın ödendiğini, davalının ödediği meblağın mahsubu ve hesaplanan faiz çerçevesinde 960.492,30 YTL sebepsiz zenginleştiğini, müvekkilinin VUK'nun 11. maddesi hükmünce asıl mükellefe rücu etmek hakkının olduğunu ileri sürerek, şimdilik 960.492,30 YTL'nın temerrüt faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu olayda sorumluluğun davacı bankada olduğunu, vergi sorumlusu sıfatına sahip davacının yalnızca vergi aslına ilişkin kalemi rücu edebileceğini, vergi aslının da davadan önce ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı bankadaki müşteri mevduat hesaplarına faiz tahakkuku yapılırken mevzuat hükümleri çerçevesinde stopaj kesintisi yapılmasının tamamen davacı bankanın görev ve sorumluluğunda olduğu, geç ödemeden kaynakalanan 896,954,28-YTL.gecikme cezası ile 1.000 YTL vergi ziyaı cezasını ödeme yükümlüğünün davacı bankaya ait bulunduğu, davacı tarafından bu kalemlerin rücuen davalıdan talep edilemeeyceği, ancak davacı Bankanın vergi dairesine ödeme yaptığı 08.01.2007 tarihinden davalının davacıya geri ödediği 19.01.2007 tarihine kadar işlemiş asıl borca ilişkin işlemiş faizden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 5.554,93 TL faiz alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava, davacı Bankada açılan davalının mevduat hesabına tahakkuk ettirilen faizler yönünden yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde gelir vergisi kesintisi yapılmamasından dolayı ödenen meblağın rücuen tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacı Bankanın vergisel yükümlüğünü zamanında yerine getirmediği ve geç ödemeden kaynaklanan yükümlüğünün davacı Bankaya ait olduğu sonucuna varılarak yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak,
VUK'nun 11. maddesi hükmünce her ne kadar stopajın vergi dairesine yatırılması vergi sorumlusu bulunan davacı bankaya ait bir yükümlülük ise de, vergi yükümlüsü olan ve yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde vergi yükümlülüğünün doğduğunu bilen ve verginin yatırılmadığını bilmek durumunda olan davalı Vakfın’da bu hususu denetlememesi ve davacı bankayı uyarmaması da BK'nun 98/2. maddesi delaletiyle sözleşme ilişkilerine de uygulanması gereken BK'nun 44. maddesi uyarınca müterafik kusur teşkil edeceği açıktır. Nitekim, Dairemiz emsal uygulamaları da bu yöndedir. (24.01.2005 tarih 2004/3738 Esas, 2005/156 Karar, 18.12.2006 gün 2006/12915-13505 sayılı ilamı) Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davalının da dava konusu olayda müterafik kusurlu olduğu ilke olarak kabul edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanlış ilkeden yanılgılı değerlendirmeden hareketle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.