T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ... Esas - ... Karar
T.C.
KONYA "TÜRK MİLLETİ ADINA"
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ASLİ MÜDAHALE TALEBİNDE
BULUNMAK İSTEYEN: ... (T.C. Kimlik No: ...)
GEREKÇELİ KARARIN
Konya . Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile verilen görevsizlik kararı üzerine gerekçeli karar 10/07/2023 tarihinde kesinleştirilerek Mahkememize tevzi edilen dava dosyasının Mahkememizce yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... Ltd.Şti. davaya dayanak araçların maliki, davalı ... ise satış vekaletleri verdiği vekili olduğunu, tarafların yakın akraba olmaları ve aralarındaki güven ilişkisi nedeniyle davacı şirketçe davalı ...'e, Konya . Noterliğince 03.08.2012 gün ... yevmiye no ile vermiş olduğu bir satış ve temsil vekaletnamesi bulunduğunu, bu vekaletnamenin dışında davacı şirketin başka vekaletnameler de verdiğini, ancak bu vekaletlerin bilgilerini hatırlayamadığını, öncelikle tarafların göstereceği tüm kanıtların yöntemince toplanılmasından sonra, davacı şirketin vergi numarasıyla birlikte 01.01.2004 yılından itibaren satmış olduğu araçların (vekilinde belirtilmek suretiyle) Konya Trafik Tescil Büro Amirliği' nden ve Emniyet Gene Müdürlüğü' nden ayrı ayrı sorulmasını, devamında bu araçların satışlarına ilişkin noter satış belgelerinin ilgili noterliklerden ve kurumlardan getirtilmesi, araçların liste ve satış fiyatlarının belirlenmesinden sonra bunların değerlerinin dava tarihi itibariyle güncellenmesinden - denkleştirilmesinden sonra, bu miktarların davalı tarafça davacı şirkete ödenip ödenmediği konusunda belirli ve kesin bir süre verilerek, usulüne uygun bir ödeme belgesinin sunulamaması halinde başkaca bir araştırma dahi yapmaksızın hüküm kurulmasını, dava konusu olan araçların dava tarihi itibariyle hesaplanacak güncel değerine karşılık fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak ve iş bu davaya belirsiz alacak davası olarak bakılmak ve alacak belirli olunca alacağı belirleme dilekçesi vermek ve eksik harcı tamamlamak kaydıyla şimdilik 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ten alınarak davacı şirkete ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı, müvekkil ...'in vekalet yetkisine dayanarak şirkete ait olan araçların devrettiğini, bu devirden şirketin haberdar edilmediğini, devirden elde edilen paranın şirkete geçmediğini iddia etmiştir. İş bu nedenle vekil sorumluluğunun kötüye kullanması hasebiyle belirsiz alacak davası açmıştır. İddia edilen olay ve vakıalar tamamen asılsızdır. Hukuki mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.
Davacı şirketin yetkililerinden ... 12.06.2023 tarihinde feragat dilekçesi sunmuş olması, şirketin diğer yetkilisi ...'in 13.06.2023 tarihinde sunulan feragate itiraz etmesi karşısında mahkememizce, şirket ortaklarının iradeleri arasında ihtilaf bulunduğu kanaatiyle, davacı şirkete temsil kayyımı atanmasına yönelik davacı vekiline süre verilmiş, temsil kayyımı atanması sonrasında, davacı şirketi temsilen, temsil kayyımı Muhammet Raşit Şişman'ın katılımıyla davaya devam olunmuştur. Temsil kayyımının davadan feragat etmeyeceğine yönelik beyanda bulunması sonucu, feragat hususu dikkate alınmadan incelemeye geçilmiştir. ... vekilince 25.12.2023 tarihinde, asli müdahale talebinde bulunmaya yönelik dilekçe sunulmuştur. İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; Dava, "Alacak" davasıdır. 6102 sayılı kanunun 5/A maddesine göre; Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun Dava Şartı Olarak Arabuluculuk başlıklı 18/A-2.maddesi " Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. " şeklinde düzenlenmiştir. Dava tarihi 01/12/2022 olup, davanın arabuluculuk sürecine tabi olduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar dava açıldıktan sonra ve Konya .Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verildikten sonra arabuluculuk yoluna gidilmiş ise de; Konya BAM .Hukuk Dairesinin ... E. ve ...
K. Sayılı ilamında belirtildiği üzere;
Davacı tarafından görevsizlik kararından sonra arabuluculuk başvurusunda bulunulmuştur. Yukarıdaki kanun ibaresinden anlaşılacağı üzere kanun koyucu, açıkça arabuluculuk faaliyetinin davanın açılmasından önce yapılmış olmasını aramıştır. Yine kanunda görevsizlik halinde bu hükme bir istisnada getirilmemiştir. Dolayısıyla dava açım tarihinden sonra yapılmış olan bu başvuru halinin sonradan giderilebilir dava şartı olarak görülmesi kanunun gerekçesine, güttüğü amaca ve lafzına açıkça aykırılık teşkil edecektir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; dava, davacı şirket tarafından davalıya verilen yetkinin kötüye kullanılmasıyla şirketi zarara uğrattığı iddiası ile bu zararın alacak davası ile tahsiline ilişkin olduğu, bu nedenlerle eldeki davanın mutlak ticari dava niteliğinde olduğu, ticari davalarda 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi uyarınca davadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu, davacı tarafça arabulucuya başvurulmadan eldeki davanın açıldığı anlaşılmakla davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş,
HMK 65.Maddesi uyarınca; "Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir", denildiğinden, asli müdahale talebinde bulunan ...'in, davasını davacıya ve davalıya birlikte yöneltmesi gerektiğinden ve belirtilen madde kapsamında usulüne uygun bir asli müdahale talebi bulunmadığından ...'in asli müdahale talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Arabuluculuk dava şartı yokluğundan DAVANIN REDDİNE,
2.HMK 65.maddesi uyarınca usulüne uygun asli müdahale talebinde bulunulmamış olması nedeniyle, asli müdahale talebinin REDDİNE (Asli müdahil olmak isteyen tarafın yetkili ve görevli mahkemesinde usulüne uygun dava açmak hakkı saklı kalmak üzere)
3.Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60 TL harcın, peşin alınan 170,78 TL harçtan mahsubu ile bakiye 256,82 TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5.Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (dava değerinin 10.000 TL. olduğunun kabulü ile) davalı vekili için 10.000 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK'nın 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen davacıya iadesine,
Dair ; temsil kayyımı, asli müdahil vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s.
HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.05/03/2024 Katip ... Hakim ... Bu belge 5070 sayılı kanun uyarınca Elektronik İmza ile imzalanmıştır.