Esas No
E. 2021/5450
Karar No
K. 2024/34
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

8. Hukuk Dairesi         2021/5450 E.  ,  2024/34 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince yargılama gideri yönünden başvurunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R

3402... Kanun uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, 105 ada 1 parsel ..., 4.516.976,78 m2 alanlı taşınmaz orman vasfıyla 25.12.2007 tarihinde Hazine adına tescil edilmiştir.

Davacı Hazine vekili 21.12.2017 havale tarihli dava dilekçesinde, 105 ada 1 parsel ... taşınmazın 4342 ... Mera Kanunu'nun 5b maddesi kapsamında (devletin hüküm ve tasarrufunda veya Hazine mülkiyetinde bulunan arazilerden etüt sonucu mera, yaylak ve kışlak olarak yararlanılabilecek yerler) değerlendirilen alanlardan olduğunun İl Mera Komisyonuna bağlı teknik ekip tarafından tespit edildiğini açıklayarak, 105 ada 1 parsel ... taşınmazın tapu kaydının iptali ile mera olarak sınırlandırılarak özel sicile kaydedilmesini istemiş, davalı ... Yönetimi vekili dava konusu taşınmaz orman olduğu gerekçesiyle davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, dava konusu alanların eski tarihte büyük bir kısmının orman olduğu, kalan kısmının ise orman içi açıklık olduğu, orman içi açıklığın genişletilerek günümüzdeki halini aldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf isteği 3402 ... yasanın 36/A maddesi uyarınca davacı ... aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiş, bu son karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince taşınmazın orman içi açıklık olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davada, orman vasfıyla tespit gören taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile mera olarak sınırlandırılması ve özel siciline tescili istenmiş olup, 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığından, taşınmazın orman niteliği dava tarihi itibariyle kesinleşmemiştir. Yörede evvelce yapılan ve kesinleşen orman kadastro çalışması da bulunmadığından, taşınmazın orman olup olmadığının belirlenmesi için nizalı yeri gösteren en eski tarihli hava fotoğrafının incelenmesi gerekir. İlk Derece Mahkemesince icra edilen 02.07.2019 tarihli keşfe iştirak eden orman bilirkişisi tarafından düzenlenen 11.07.2019 tarihli raporda Şekil-7 başlıklı, 1955 tarihli, 657-166 numaralı hava fotoğrafına işaretli dava konusu taşınmazın "A" harfiyle gösterilen yerin kuzey kısımları üzerinde ağaç bulunmadığı gibi muhtelif yapılar mevcuttur ve bilirkişi tarafından yapılan tespitler de bu kanaati destekler niteliktedir. Benzer şekilde, keşif tutanağında Mahkeme gözlemine taşınmazın krokide "A" harfi ile gösterilen alanında yayla evleri bulunduğu, içerisinden araç yolu geçtiği, alanın açıklık olduğu ifadeleriyle yer verilmiş, dinlenen mahalli bilirkişi krokide "A" harfi ile gösterilen yerin eskiden beri mera olarak kullanıldığını beyan etmiş, aynı keşifte görev alan ziraat bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda da aynı yerin mera bitkileriyle kaplı olduğu ve mera vasfında olduğu bildirilmiştir. Buna göre, 11.07.2019 tarihli orman bilirkişi raporundaki Şekil-7 başlıklı 1955 tarihli hava fotoğrafında "A" harfi ile gösterilen alanın kuzey kısımlarında yer alan açıklık kısımlar evveliyatı itibariyle orman olmadığından, mera olarak kullanıldığından bu kısımların alanı belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken tamamen reddi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 ... HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın HMK'nin 373/2 maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.01.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(M) (M) KARŞI OY Davacı Hazine vekili, ... İli İkizdere İlçesi Tulumpınar Köyü 105 ada 1 nolu parselde kayıtlı taşınmazın orman olarak yapılan tespitin iptalini ve mera olarak sınırlandırılarak özel sicile kaydedilmesini istemiş, davalı ... İdaresi vekili ise dava konusu taşınmazın gerek toprak yapısı, gerek eğim durumu, gerekse üzerindeki bitki örtüsü itibariyle devlet ormanı olduğunu, ayrıca dava konusu taşınmazın memleket haritası, amenajman planı ile hava fotoğraflarında orman olarak göründüğünü açıklayarak davanın reddini savunmuş, mahkemece, dava konusu alanların eski tarihte büyük bir kısmının orman olduğu, kalan kısmının ise orman içi açıklık olup, orman içi açıklığın genişletilerek günümüzdeki halini aldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı Hazine vekili tarafından istinafı üzerine Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince, vekalet ücretine yönelik istinaf itirazı dışındaki diğer istinaf itirazlarının yerinde olmadığı açıklanarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Kalkandere Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 16.07.2020 tarihli ve 2017/171 Esas, 2020/119 Karar ... kararının HMK'nin 353/(1)-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş, istinaf kararına karşı davacı Hazine vekilinin temyiz isteği sonunda Bölge Adliye Mahkemesi kararı, sayın çoğunluk tarafından bozulmuştur. Dairenin sayın çoğunluğu ile aramızdaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman mı yoksa mera vasfında mı kabul edileceği, orman içindeki mera olması halinde tapu kaydının iptali ile mera olarak sınırlandırılıp sınırlandırılamayacağına ilişkindir. Dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre, dava konusu 105 ada 1 parsel ... taşınmaz kadastro çalışmaları sonunda 09.08.2007 tarihinde orman vasfıyla ve 4.516.976,78 m² yüzölçümüyle Hazine adına tespit edilmiş, tutanak 25.12.2007 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edilmiştir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 24.11.2007 ila 24.12.2007 tarihleri arasında ilan edilen ve 4342 ... Kanun hükümleri uyarınca ... İl Mera Komisyonunca yapılan mera tespit ve tahdit çalışması bulunmaktadır. Gerek İlk Derece Mahkemesi gerekse Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında kabul edilen gerekçelerde de açıklandığı üzere, orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliği ve hukuki durumu 3116, 4785, 5658 ve 6831 ... Kanun hükümleri gözetilerek en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları, amenajman planı uygulanmak, taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü incelenmek ve konumu itibariyle değerlendirme yapılmak suretiyle belirlenmelidir. Mahallinde yapılan keşif sonucunda alınan bilirkişi raporları incelendiğinde, dava konusu taşınmaz bölümlerinin 105 ada 1 parsel içinde kalan ve A-118.086,876 m2 ve B-19.870,793 m2'lik alanlar olduğu belirlenmiş, 17.07.2019 havale tarihli ziraat mühendisi bilirkişi raporunda ise taşınmazın A ve B ile gösterilen kısımlarının hali hazır durumlarına göre yapılan tespitler itibarıyla orman olmayıp mera vasfında bulunduğu, bu tespitin taşınmazın hali hazırdaki duruma göre yapıldığı, dava konusu taşınmazların kadimden beri hali hazırdaki durumlarına uygun şekilde kullanılıp kullanılmadıklarının ancak en eski hava fotoğraflarının laboratuvar ortamında incelenmesi ile mümkün olup bu incelemenin orman mühendisliği meslek disiplinin konusu olduğu, bu tespitler için orman mühendisi bilirkişinin tespitlerinin esas alınması gerektiği ve kadimden beri bu amaçla kullanılıp kullanılmadığının orman bilirkişi tarafından hava fotoğraflarıyla tespit edileceği bildirilmiştir. Orman yüksek mühendisi bilirkişisinin 11.07.2019 tarihli raporunda, en eski tarihli 1966 tarihli memleket haritası, en eski tarihli (1984) amenajman planı, 1955 tarihli hava fotoğraflarının incelenmesi neticesinde, memleket haritasına göre A ile gösterilen kısımda yeşil ile boyalı gösterilen alanın orman sayılan yerlerde, beyaz ile gösterilen kısmının orman sayılmayan yerlerde kaldığı, yine B ile gösterilen kısmın tamamının beyaz renk ile taralı olarak orman sayılmayan yerde kaldığı, ancak alanların vasfıyla ilgili değerlendirmenin eski tarihli hava fotoğrafına göre yapılacağı, 1955 tarihli hava fotoğrafına göre A ve B ile gösterilen kısımlarının büyük bir bölümünün tespit edilen en eski tarihten beri orman olduğu, diğer bölümün ise orman içi açıklık olup, üzerindeki ladin ve göknar ağaçlarının tahrip edilerek küçük orman içi açıklıkların etrafındaki orman alanlarının zamanla tahrip edilerek genişletilip günümüzdeki sınırlara ulaştırıldığı, sonuç olarak taşınmazların 6831 ... Orman Kanunu’nun 1. maddesi kapsamında orman olduğu açıklanmıştır. 4342 ... Mera Kanunu’nun 28. maddesi gereğince “Orman bölgelerindeki köy ve belediyelere tahsis edilen mera, yaylak ve kışlaklardan o köy veya belediye halkı, bu Kanun ve 6831 ... Orman Kanunu gereğince konulan kayıtlara uymak şartı ile yararlanırlar.” Aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince, "Orman Bakanlığı, orman içi, orman kenarı ve orman üst sınırı mera, yaylak, kışlak ve otlakların koruma, bakım ve ıslahı konusunda kanunlar ile verilen görevi yapmaya devam eder.” Mera Kanunu’nun bu hükümleri ile çelişmeyen Orman Kanunu’nun 19. maddesi gereğince, “Ormanlara her türlü hayvan sokulması yasaktır. Ancak, kuraklık gibi fevkalade haller nedeniyle hayvanlarının beslenmesinde güçlük çekildiği tespit edilen bölgeler halkına ait hayvanlar ile orman sınırları içerisinde bulunan köyler ve mülki hudutlarında Devlet ormanı bulunan köyler halkına ait hayvanların orman idaresince belirlenecek türlerine, tayin edilecek saha ve süreler dahilinde, ormanlara zarar vermeyecek şekilde otlatılmasına izin verilir. Hayvan otlatılmasına izin verilecek sahaların ve hayvan türlerinin belirlenmesi ile otlatma zamanı ve süresinin tayinine ve ilgililere duyurulmasına ilişkin hususlar yönetmelikle düzenlenir. Yangın görmüş ormanlarla, gençleştirmeye ayrılmış veya ağaçlandırılmış sahalarda hiç bir surette hayvan otlatılamaz.” Orman Kanunu’nun “Otlak ve mera işleri” başlıklı IV. Bölümünün 20, 21 ve 22. maddelerinde; orman içi meralar, yaylak ve kışlaklardan otlaklardan ve sulama yerlerinden ne şekilde yararlanılacağı düzenlenmiştir. Buna göre, Orman Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelik hükümlerine göre, Orman Bakanlığının yapacağı planlamalar ve izinler ile bu tür yerlerden yararlanmak olanağı mevcuttur. Anlatılan yasal düzenlemeler karşısında mera tahsis komisyonunun bir yeri mera olarak tahsis etmesi o yerin niteliğini değiştirmeyecek, bu yer orman ise orman niteliğini kayıp etmiş sayılmayacaktır. Ayrıca 6831 ... Kanun’un 17/2. maddesi hükmüne göre; Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollariyle elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiçbir suretle eşhasa satılamaz. Bunlar resmi daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur. Kanun metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır. Yine bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu da yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 ... Kanun’un 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıkların kazanılamayacağı ilkesini içermektedir ve amacı orman bütünlüğünü korumaktır. Her ne kadar yerel bilirkişi beyanı ve mahkeme gözlemi ile hali hazır durumu belirten ziraatçı bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz bölümlerinin mera oldukları açıklanmış ise de taşınmaz bölümlerinin mera olarak veya yaylak konaklama yeri olarak kullanımı o yerin kamu malı olan orman niteliğini değiştiremez. Az yukarıda yazılı olduğu üzere, köylülerin orman sınırları içinde kalan taşınmazları 6831 ... Kanun’un 19, 20 ve 21. maddelerine uygun olarak kullanabilirler. Orman Kanunu’nun 20, 21 ve 22. maddelerinde; orman içi meralar, yaylak ve kışlaklardan otlaklardan ve sulama yerlerinden ne şekilde yararlanılacağı düzenlenmiştir. Buna göre, Orman Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelik hükümlerine göre, Orman Bakanlığının yapacağı planlamalar ve izinler ile bu tür yerlerden yararlanmak olanağı mevcuttur. Bu hükümler orman bütünlüğünün korunması ile de uyumludur. Bu durumda eldeki dosyada, mera vasfını belirten ziraatçı bilirkişinin raporunda açıkça, yapılan tespitin hali hazırdaki duruma göre yapıldığı ve kadimden beri bu amaçla kullanılıp kullanılmadığının orman bilirkişi tarafından hava fotoğraflarıyla tespit edileceği belirtildiğine, hüküm kurulurken dikkate alınması gereken orman mühendisi bilirkişi raporunda da hava fotoğrafı incelemesi neticesinde A ve B harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümlerinin büyük kısmının evvelden beri orman olduğu, bir kısmının ise orman içi açıklık niteliğinde olup üzerinde ladin ve göknar ağaçlarının tahrip edilmek suretiyle genişletilerek bu günkü duruma getirildiği belirtildiğine göre, A ve B ile gösterilen taşınmaz bölümlerinin orman sayılmalarında ve içinde raporda belirtilen küçük bir bölümünün evvelinde açık görülmekle birlikte ladin ve göknar ağaçlarının tahribi neticesinde genişetildiklerine, bu günkü hali ile mera niteliği görülmekle beraber orman içindeki meralardan yararlanma hakları 6831 ... Orman Kanunu’nun 20, 21 ve 22. maddelerinde düzenlenmiş olup, bu hükümlere göre orman içindeki meralardan yararlanma imkanı bulunduğuna, orman içi meranın ayrılması halinde orman bütünlüğü bozulacağına ve ormandan yeni genişletmelere imkan sağlanacağına göre Bölge Adliye Mahkemesinin verdiği kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyoruz.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog