11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/9022 E. , 2011/1846 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.01.2009 tarih ve 2007/681-2009/6 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı birlik arasında arsa tahsis ön protokolü bulunduğunu, davalının bu protokol ile arsa tahsis etmek, proje ve alt yapı işlerini organize etmek borcu altına girdiğini, bunların karşılığında 221.760,00 TL ödenmesinin kararlaştırıldığını, davacının bu bedeli tamamen ödediğini, sonrasında arsa tahsisi ön protokolünün imzalandığını, bu protokol ile davalı birliğin projeleri yapma, yapılan işleri kontrol hizmetlerini üstlendiğini, 30.06.2002 tarihli genel kurul kararı ile ortaklardan ek arsa 29.06.2003 tarihli genel kurulda da alt yapı bedelinin ortaklardan tahsiline ilişkin kararlar alındığını, davacının sözleşmedeki yükümlülüklerin davalı tarafından yerine getirileceği inancıyla ek arsa, imar ve alt yapı bedeli karşılığı toplam 393.120,00 TL'nı davalıya ödediğini, 30.06.2002 tarihli genel kurul kararının iptali amacıyla açılan davanın kabulle sonuçlanarak kesinleştiğini, bu hali ile davalının ek arsa bedeli adı altında topladığı paranın hukuki nedeninin ortadan kalktığını, davalının imar planı değişikliği yapmadığının Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yazısı ile sabit olduğunu, yine, 16.01.2006 tarihli anılan belediye yazısından anlaşılacağı üzere, davalının imar ve alt yapı çalışması yapmasının mümkün olmadığı, davacının yapılan ödemeler nedeniyle tahsil edilecek faizin dışında munzam zararının da bulunduğunu ileri sürerek, şimdilik 45.000,00 TL'nın ödemeler tarihinden itibaren temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini, tespit edilecek munzam zararın davalıdan tahsilini istemiş, açıklama dilekçesi ile şimdilik 4.500,00 TL munzam zararın tahsilini istemiş, ıslah dilekçesi ile ek arsa, imar ve alt yapı için ödenen 393.120,00 TL'nın ödemeler tarihinden itibaren temerrüt faiziyle tahsiline, 5.000,00 TL munzam zararın tahsiline, munzam zarara ilişkin ıslah hakkının ve davalıya fazladan ödenen 16.912,30 TL alacağın saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının arsa bedeli olarak 221.760,00 TL ödemesinin, davalının proje ve alt yapı işlerinin birlik tarafından organize edileceğinin kararlaştırıldığı, genel kurul kararı ile ek arsa bedeli kararlaştırılmış ise de bu kararın iptal edilerek hukuki dayanağının kalmadığı, yine genel kurul kararı ile imar gideri tahsil edilse de bu iş ve alt yapı harcamalarına ilişkin harcamalarının yapılmaması, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın imar ve alt yapı çalışmalarını birliğin yapamayacağına dair yazısı nazara alındığında davacının davalı birliğe ödediği 393.120,00 TL'nın iadesi gerektiği, davacının davalıya hitaben keşide ettiği ihtarnamelerle verilen atıfet mehline göre temerrütün belirlenmesi gerektiği, davacının yapacağı mevzuat araştırması ile imar planı ve alt yapı taahhütlerinin üst birlik tarafından yapılamayacağını kolayca anlayabileceği, davacının bu kapsamda davalıya basiretli tacir gibi davranmayarak ödeme yaptığından munzam zararın koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle 393.120,00 TL'nın temerrüt tarihinden itibaren davalıdan tahsiline, munzam zarar isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1.Temyiz dilekçesi verilirken, gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir. Bunların eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren hakim veya mahkeme başkanı tarafından verilecek 7 günlük süre içerisinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde mahkemece kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilir. Bu kararın da temyiz edilmesi halinde HUMK'nun 434/son hükmü kıyasen uygulanır. Mahkemece, hükmü temyiz eden davalıya HUMK'nun 434/2. maddesine uygun muhtıra 29.05.2009 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen eksik harç yatırılmamıştır. HUMK'nun 434/2. maddesine göre verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verme yetkisi hükmü veren mahkemeye ait olmakla birlikte asliye mahkemelerince verilen kararların yasal süre geçtikten sonra temyiz edilmesi veya temyiz kabiliyetinin bulunmaması, masraf ve harcın süresinde yatırılmaması nedeniyle yerel mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmeden dosyanın Yargıtay'a gönderilmesi durumunda HUMK'nun 434/2. maddesine göre Yargıtay'ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceği 01.06.1990 gün ve 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca mümkün olduğundan süresinde eksik harcı tamamlamayan davalı tarafın temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davacı vekilinin temyiz istemine gelince: Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3.BK'nun 105/1. maddesi “alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir” hükmünü haizdir. Madde metninden anlaşılacağı üzere borçlu kendisine hiçbir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe munzam zarar ödemekle yükümlüdür.
Bu itibarla, mahkemenin, davacının basiretli tacir gibi davranmadığına dair ret gerekçesi yerinde olmayıp, borçlunun temerrüde düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği güne kadar geçen süre içerisindeki her yılın enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine verilen faiz oranları, TL karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklik listeleri davacıdan istenmek, gerektiğinde bunları ilgili resmi kurum ve kuruluşlardan araştırmak, uzman bilirkişi görüşünden de yararlanılarak bu süre içindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle alacaklının uğradığı zarar miktarının yukarıda değinilen veriler toplamı ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın temel hukuki yapısı bakımından bir tazminat alacağı niteliğinde olduğundan ve bu zararın meydana gelmesinde ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal ortamının etkili bulunduğu ve bundan gerçek ve tüzel kişilerin etkilenmesinin kaçınılmaz olduğu ve nihayet her somut olayın özelliği dikkate alınarak, bulunacak miktarın BK'nun 42. ve 43. maddesi çerçevesinde değerlendirmeye de tabi tutularak belirlenmesi ve bundan sonra bulunan bu zarar miktarından davacının alacağının tahsil ederken alması gereken temerrüt faizi miktarı düşülerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle munzam zarar isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.