11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2010/508 E. , 2010/4152 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07.04.2008 gün ve 2008/20 - 2008/223 sayılı kararı onayan Daire’nin 17.11.2009 gün ve 2008/7687 - 2009/11999 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, asıl ve birleşen davasında, davalı bankanın Ataköy 4. Kısım Şubesi'nde döviz mevduat hesaplarının bulunduğunu, banka çalışanı tarafından hesaplarda usulsüzlük yapılarak paraların zimmete geçirildiğini, talep edilmesine rağmen davalı tarafından hesaplardaki paraların ödenmediğini ileri sürerek, asıl davada 25.000 DM, birleşen davada 90.000 DEM’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların müvekkilinin personeli ile olan akrabalık ilişkisine dayalı olarak salt onun hesabına para yatırdıklarını, iddia edilen hesabın kayıtlarda bulunmadığını, cüzdanların şube sisteminde üretilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “davacıların hesap açma iradesini taşıdıkları, bu amaçla gerekli imza örnekleri ile diğer dokümanları teslim ettikleri ve davacılara şubece bir miktar ödeme de yapıldığı, bankaların belli koşullarda özel yasa hükümleri çerçevesinde kurulan güven kuruluşları olduğu, tüm işlemlerinde ayrıca özen yükümlülüğü altında bulundukları, BK’nun 100. maddesi uyarınca personellerinin yaptığı işlerin görülmesi sırasında vermiş olduğu zararlardan da sorumlu oldukları, bu durumda davalı bankanın personelinin işleminden sorumlu olduğu, işlemi yapan personelin davacı ...’in kardeşinin gelini olmasının bu sorumluluğa etkisinin bulunmadığı kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle davacılar yararına bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen karar,davalı vekilinin temyizi üzerine onanmıştır.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.