11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2008/11925 E. , 2010/3675 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Giresun 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.04.2008 tarih ve 2006/52-2008/93 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında 09.02.2004 tarihinde dava dışı Orsan Orman Ür. İnş.San.Tic. Ltd.Şti. ile ilgili sözleşme hazırlandığını, sözleşmeye göre müvekkiline dükkan, atölye binası, arsa, makine ve teçhizat devredileceğini, müvekkilinin de ...’e 1.500 Euro nakit para ve tarihsiz 28.500 Euro bedelli senet verdiğini, sözleşmenin 4.maddesine göre şirket hisse devrinin gerçekleştirileceğini, sözleşmeye konu atölye binası ve arsanın davalı ...’in borcundan dolayı hacizli olduğunu, tapunun hacizli olarak müvekkiline devredildiğinin sonradan anlaşıldığını, müvekkilinin verdiği vadesiz senedin davalı ... tarafından anlaşmaya aykırı olarak doldurulup kendi edimini yerine getirmeden senedi kötüniyetle davalı ...’a ciro edip bu davalı tarafından kötüniyetli olarak icra takibi başlatıldığını, sonra da davalı ...’ın talimatı ile alacağın davalı ...’a temlik edildiğini, müvekkiline ait gayrımenkullerin icra dosyasında satışının yapıldığını, müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, müvekkilinin icra dosyasında borçlu olmadığının tespitine, müvekkilinin satılan gayrimenkullerinden alacağa mahsuben alınan gayrimenkulün müvekkiline iadesine, müvekkilinin satılan diğer gayrimenkulünün satışı nedeni ile uğradığı zararın tazminine, dosyaya yatan paranın kendisine ödenmesine, davalıların %40 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin davalı ...’den alacağına karşılık dava konusu senedin verildiğini, bu senedin takibe konulmasından sonra Ayvaz ile aralarında yaptıkları anlaşmaya göre alacağının Ayvaz tarafından ödeneceğini, bakiye kısmının davalı ...’ın isteği üzerine davalı ...’a temlik edildiğini, kötüniyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin davalı ...’dan alacağına karşılık dava konusu alacağı temlik aldığını, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını savunmuştur.
Davalı ..., yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davacının borçlarını ödemediğini, ekonomik sıkıntıya düştüğü için dava konusu senedi davalı Mustafa’ya verdiğini, kötüniyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, tüm dosya kapsamına ve tapu kayıtlarına göre davacının taşınmazları devir alırken haciz bulunduğunu davacı tarafın bildiği, lehdar davalı ... şirket hissedarı olmadığı için devirleri yapmasının mümkün olmadığı, sözleşmeye göre böyle bir yükümlülüğünün de bulunmadığı, 23.8.2003 tarihli imzaları itiraza uğramayan sözleşmeye göre demirbaş eşyaların teslim edildiği, davalı ... dışındaki davalılar bakımından senedin bile bile davacının zararına iktisap edildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, kötüniyet tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalılardan ...' in '1.taraf' başlığı altında dava dışı çocukları ...ve ... ile birlikte '2.taraf' başlığı altında gösterilen davacı ile imzaladıkları 09.02.2004 tarihli protokolle dava dışı Or-San Ltd. Şti.'nin kuruluşu sırasında davacıya üç parça nomine edilmiş (dükkan, arsa ve atelye niteliğindeki) taşınmazlar ile ekli listedeki dökümü yapılan makina ve teçhizatın verilmesi, davacının da (370.000) Euro değer biçilen bu taşınır ve taşınmaz varlıklara karşılık konut ve işyeri niteliğindeki üç adet taşınmaz, nakit ve senet vermesi yolunda varılan anlaşma uyarınca davacının protokolde kararlaştırılan tüm edimleri yerine getirdiği halde karşı tarafın protokolden doğan borçlarını kusurlu ve eksik ifa ettikleri, davacıya ferağ verilecek taşınmazlar üzerindeki hacizlerin gizlenerek ayıplı halde devredildiği, protokolün 2-d maddesince vade tarihsiz olarak anılan davalı lehine keşide edilen 09.02.2004 düzenleme ve 28.500 Euro bedelli bononun daha sonra vade eklenerek davalılardan ...' a gizli tahsil cirosu ile ciro edildiği, bu davalının bonoya dayalı olarak giriştiği icra takibinden doğan alacağı ise diğer davalı ...' a temlik ettiği iddiasına dayalı senede ilişkin takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti, takip sonucu alacağa mahsuben alınan taşınmazının davacıya iadesi, satılan değer taşınmazdan dolayı uğranılan zararın tazmini ve %40 kötüniyet tazminatının ödetilmesi istemine ilişkin olup, bir üst pragrafta özetlenen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, davalılardan ... lehine keşide ettiği bono ile kurulan kambiyo hukuku ilişkisinin temelindeki 09.02.2004 tarihli 'Protokol' başlıklı sözleşmeden doğan edimlerin ifa edilmediğini, bu nedenle senedin bedelsiz hale geldiğini öne sürmüş; davalı lehdar ise, 05.02.2007 tarihli davaya cevap dilekçesinde protokolden doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, senedi borcu karşılığında davalılardan ...' a ciro ettiğini, senede dayalı takibin kesinleşmesi üzerine de gene borcuna karşılık takip alacağının diğer davalı ...' a temlikini sağladığını savunmuştur.
Senet lehdarı davalının bu savunması ve anılan protokolün içeriği karşısında senedin kayıtsız şartsız bir mücerret borç ikrarı olmaktan çıktığı, senedin talil edildiği, senedi talil nedenlerinin de senet alacaklısınca ispatı gerektiği kabul edilmelidir. Çünkü, senetteki bedel kaydının alacaklı tarafından talil edilmiş olması durumunda artık alacaklı, lehine senetten doğan karineden yararlanamaz, ispat yükü bedel kaydını talil eden lehdara geçer.
Öte yandan, kural olarak kambiyo ilişkisinin temelindeki hukuki ilişkiden doğan senet borçlusu ve alacaklısı arasındaki şahsi def' iler bu ilişkinin dışındaki üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez ise de, TTK' nun 599 ve 737/2.maddeleri hükümlerince, hamilin bilerek senet borçlusunun zararına hareket etmek suretiyle senedi iktisap ettiğinin kanıtlanması halinde senet borçlusunun sahip olduğu şahsi def'ileri hamile karşı da ileri sürülebilir. Senedi takibe koyan hamil ve takip alacağını temlik alan davalılardan davaya cevaplarında ve dinlenilen tanık anlatımlarında senet alacaklısı (lehdar) ile diğer iki davalı arasında daire satışı ve başkaca borç ilişkisi ile sıhri hısımlık bağı bulunduğuna dair beyanlar üzerinde durularak senedi talil nedenlerini ispatla yükümlü olan lehdar davalının yanında diğer davalıların da hukuki durumunun ortaya konulan bu hukuki çerçeve içerisinde irdelenip değerlendirilerek oluşacak uygun sonuç dairesinde uyuşmazlığın çözümü gerekirken, lehdar davalının şirket ortağı veya taşınmaz maliki olmasa bile protokolle bağlı üstlendiği edimlerinden sorumlu olduğu gözden kaçırılarak, aksi yöndeki yanılgılı gerekçe ve 09.02.2004 tarihli protokolle yürürlükten kaldırılan 23.08.2008 tarihli protokol hükümlerine dayalı değerlendirmelerde yazılı olduğu şekilde hüküm oluşturulması doğru bulunmamış, eksik inceleme ve yetersiz araştırmayla verilen kararın bozulması gerekmiştir.