Danıştay 12. Daire Başkanlığı
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2019/2483 E. , 2023/2656 K. "İçtihat Metni"T.C. D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararının iptale ilişkin kısmının davalı idare, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının ise davacı tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Trabzon İli … Anadolu Lisesinde öğretmen olarak görev yapan davacının, Artvin İli, … Anadolu Lisesinde görev yaptığı dönemde işlediği fiil nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının Artvin İli, … Anadolu Lisesinde öğretmen olarak görev yaptığı dönemde bir öğrencisi ile öğretmen öğrenci ilişkisini aşan duygusal yakınlığı olduğundan bahisle yapılan şikayet üzerine yürütülen soruşturma sonunda dava konusu işlemin tesis edildiği; dava dosyasında bulunan soruşturma raporu, eki ifade tutanakları ile diğer bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacıya isnat edilen eylemlerin sübuta erdiği, davacının mesleğiyle bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici bu fiillerinin, Devlet memuruna ve bilhassa öğretmenlik mesleğine duyulan itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; Devlet memurluğundan çıkarma cezasını vermeye yetkili makam tarafından, davacının hakkındaki iddiaları, bu iddiaların dayandığı delilleri, üzerine atılı fiillerin hukuki nitelendirmesini ve önerilen disiplin cezasını öğrenmesinin sağlanması ve savunma yapmasına imkan tanınmasının hukuken zorunlu olduğu; uyuşmazlık konusu olayda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 129. maddesinin ikinci fıkrasındaki hakları hatırlatılmak suretiyle davacının son savunması alınmadan disiplin cezası verildiği, bu nedenle tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı; öte yandan, davacı hakkında, 657 sayılı Kanun'un 129. maddesi uyarınca, bu maddede sayılan hakları hatırlatılmak suretiyle son savunması alınarak yeniden işlem tesis edilebileceği açık olduğundan, doğrudan davacının göreve iadesini gerektirmeyen, anılan Kanun hükmü uyarınca davacının savunması alınarak yeni bir işlem tesisini zorunlu kılan usule ilişkin iptal kararının, bu aşamada davalı idarenin tazmin sorumluluğunu doğurmayacağı, bu nedenle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı gerekçesiyle, istinaf isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından; işlemin iptaline ilişkin hukuka aykırılığın usule ya da esasa ilişkin olmasının, iptal kararının sonuçlarını ve uygulanma kabiliyetini farklı kılmadığı, aynı şekilde verildiği andan itibaren işlemi ortadan kaldırmaya yönelik hüküm ve sonuç doğurduğu, bu nedenle kararın, parasal hakların ödenmesi talebi ile ilgili olarak karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından; davacının 657 sayılı Kanun'un 129. maddesi uyarınca son savunması alınmadan işlem tesis edildiği gerekçesiyle Samsun Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesince verilen yürütmenin durdurulması kararı üzerine davacının sözlü savunmaya davet edildiği ve dosyanın yeniden değerlendirilmesi neticesinde, Yüksek Disiplin Kurulunca davacı hakkında yeniden aynı yönde işlem tesis edildiği, kararın usul ve esas yönünden mevzuata aykırı olduğu belirtilerek, bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFLARIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Davacı tarafından; temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.Tarafların karşılıklı temyiz istemlerinin reddine,
2.Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi hakkında ise karar verilmesine yer olmadığına ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:.., K:.. sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 17/05/2023 tarihinde, kesin olarak, davalı idarenin temyiz istemi yönünden oybirliğiyle, davacının temyiz istemi yönünden oyçokluğuyla karar verildi. (X)KARŞI OY : 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
Bir idari işlemin yargısal bir kararla iptali halinde, bu iptal kararlarının işlemin yapılması sırasında unsurlarında bulunan sakatlıkları saptadığı, işlemi yapıldığı andan başlayarak ortadan kaldırdığı, bu özelliği nedeniyle geriye yürüyen sonuçlar doğurduğu; başka bir anlatımla, işlemin tesis edildiği tarihten önceki hukuki durumun geçerliliğini sağladığı idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. Yargı mercileri tarafından idari bir işlemle ilgili olarak verilen iptal kararının doğurduğu bu sonucun, verilen iptal kararı ister usul yönünden, isterse esas noktasından verilmiş olsun, bu sonucun değişmeyeceği açıktır. Diğer bir ifadeyle, işlemin iptaline ilişkin hukuka aykırılığın usule ya da esasa ilişkin olması, iptal kararının sonuçlarını ve uygulama kabiliyetini farklı kılmamaktadır.
Zira, anılan idare hukuku ilkesinden dolayı idare, iptal kararının amaç ve kapsamına göre yeni bir işlem ya da işlemler yapmak, iptal edilen işlemden doğan sonuçları ortadan kaldırmak, işlemin hiç yapılmamış sayılmasının bir gereği olarak önceki hukuki durumun geçerliliğini sağlamakla yükümlü bulunmaktadır.
Dolayısıyla, hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilen bir kamu görevlisinin yargısal yoldan bu işlemin iptalinin sağlanması halinde, ister usul yönünden, ister esas noktasından verilmiş olsun, idarenin bu karara uygun işlem tesis etmesi ve işlemin doğurduğu hukuki ve fiili bütün sonuçları ortadan kaldırması gerekmektedir.
Belirtilen hususlar karşısında, Bölge İdare Mahkemesince istinaf incelemesi aşamasında iptal edilmesi suretiyle hukuka aykırı olduğu saptanan dava konusu işlem, tesis edildiği tarih itibariyle hukuk aleminden kalkacağından ve idarece davacı hakkında sonradan tesis edilen ya da edilebilecek (yeni tarihli) Devlet memurluğundan çıkarma işleminin geçmişe yürütülmesi hukuken mümkün bulunmadığından; anılan Mahkemece, davacının, dava konusu işlem sebebiyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin kabulü gerekirken, bu istem hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan neden ile, davacının temyiz isteminin kabulü ve Bölge İdare Mahkemesi kararının anılan kısmının bozulması gerektiği görüşüyle, çoğunluk kararının bu kısmına katılmıyorum.