43. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1421
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/05/2023
NUMARASI: 2022/410 Esas - 2023/422 Karar
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin süt ve süt ürünleri pazarlaması yapan bir şirket olduğunu, davalı şirketin ise gıda lojistik şirketi olduğunu, müvekkili şirketin siparişlerinin taşınması için davalı şirket ile anlaşıldığını, davalı şirketin müşterisine göndermek üzere siparişleri davalı şirkete teslim ettiğini, davalı şirketin siparişleri geç teslim ettiğini, ürünlerin yolda bozulduğunu, müşteriler tarafından teslim alınmadığını, davalı şirketin siparişleri geç götürmesi ve müşteriler tarafından siparişlerin teslim alınmaması nedeniyle müvekkili şirketin 21.312,00-TL zararının bulunduğunu, işbu zararın tazmini için Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, esasa ilişkin olarak müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafın dava ve icra takibi konusu alacağın müvekkili şirketçe verilen taşıma hizmetinden kaynaklandığını belirtmiş ise de bu taşıma hizmetinin hangi tarihte, neye ilişkin, hangi hizmetin verildiği konusunda herhangi bir açıklama yapılmadığını, yalnızca taşıma hizmetinden kaynaklanan para alacağının faturalandırıldığı iddiasıyla yetinildiğini, taşıma evrakları ile taşımanın yapıldığına ilişkin evrakların sunulmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Buna göre, eldeki verilere bakıldığında 05/06/2021 tarihli ve 12/06/2021 tarihli mamül teslim fişleri ile ... Hizmetleri tarafından teslim alınan ürünlerin, adı geçen şirketin davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olması, davalı tarafça mamül teslim fişlerine konu ... nolu, ... nolu ve ... nolu irsaliyeleri sunması birlikte değerlendirildiklerinde davacının müşterilerine ulaştırılmak üzere verdiği ürünlerin davalı şirket tarafından alındığını kabul ekmek gerekmiştir. Bu kabulden hareketle davalı tarafça da sunulmayan ... nolu ve ... nolu irsaliyeler yönünden ise, davalının almış olduğu ürünleri teslim etmediğinden sorumlu olacağı kuşkusuzdur.
Davacı tarafından sunulan ... nolu ve ... nolu faturalar ile icra takibine konu ettiği davalıya karşı düzenlenmiş faturaların uyumlu olması, davalı tarafından söz konusu faturaların BA formunda kayıtlarında görülmesi birlikte değerlendirildiğinde, davalının aradaki sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle davacının gerçekleşen bu zararını gidermesi gerekecektir. Açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, davacının takip talebinde alacağın tahsili tarihine kadar istediği faiz oranına göre takip tarihinden itibaren alacağa yasal faiz uygulanmasını istediği kanaatine varılmış, davalı tarafça bilinebilir ve belirlenebilir nitelikte olan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazının haksız olduğu sonucuna varılarak davacı lehine davalı aleyhine asıl alacak tutarının%20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve davanın kabulüne" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararın kendilerine tebliği akabinde söz konusu kararın usule ve Yasaya aykırılığı sebebi ile süresi içinde gerekçeli istinaf başvuru dilekçelerini sunmak kaydı ile istinaf kanun yoluna başvurma zaruretlerinin hasıl olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde istinaf başvurularının kabulü ile tehir-i icra kararı verilmesini, yerel mahkeme tarafından verilen kararın ortadan kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.Davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmadığı ve istinafa cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Dava; taraflar arasında taşıma sözleşmesinden kaynaklanan zararın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, yukarıda belirtilen gerekçe doğrultusunda, davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekilince karar tebliğ edilmeden 12/05/2023 tarihinde herhangi bir istinaf sebebi bildirilmeden süre tutum dilekçesi verilerek karar istinaf edilmiş ve gerekçeli istinaf dilekçesinin kararın tebliği ile sunulacağı beyan edilmiştir. Gerekçeli karar davalı tarafa 15/07/2023 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalı tarafça istinaf sebeplerine ilişkin bir dilekçe sunulmamıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 342/2-e maddesinde, Başvuru sebepleri ve gerekçesinin istinaf dilekçesinde bulunması gerektiği,
HMK'nın 352/1-d maddesinde de başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmemesi halinde öncelikle gerekli kararın verileceği,
HMK'nın 355. maddesinde ise, incelemenin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak, kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunun resen gözetileceği düzenlenmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı her ne kadar davalı vekilince, istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de, istinaf başvuru dilekçesinde, istinaf sebepleri ile gerekçesi gösterilmemiştir. Sunulan istinaf dilekçesi süre tutum dilekçesi olarak sunulmuş olup, başkaca gerekçeli istinaf dilekçesi sunulmamıştır. Bu durumda dairemizce sadece mahkeme kararı kamu düzenine aykırılık yönünden incelemeye tabi tutulmuş ve mahkeme kararında kamu düzenine aykırılık saptanmamıştır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık durumu ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK'NUN 353(1)-b/1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.