20. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/02/2022
NUMARASI : 2020/413 E. - 2022/29 K.
DAVACI
DAVALI
DAVANIN KONUSU : Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Maddi ve Manevi Tazminat ile İlan
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/02/2022 tarih ve 2020/413 E. - 2022/29 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkilinin “...” ibareli marka altında www...com adlı internet sitesi üzerinden 2020 yılı Mart ayından itibaren dekoratif ev ürünlerinin satışını gerçekleştirdiğini, 27.05.2020 tarihinde de “...” markasının 20 ve 35. sınıflara giren emtialarda tescili için TÜRKPATENT’e başvurduğunu, 2020/54067 başvuru numaralı markanın 22.09.2020 tarihinde tescil edildiğini, markanın tescil süreci devam ederken davalı firmanın “...” markasını müvekkilinin izni olmaksızın online satış platformlarında aynı emtialarda kullanmaya başladığını, davalının bu eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken davacının kendisine ait olmadığını bildiği markayı kullanarak ve oldukça düşük fiyatlarla satış yaparak müvekkilini zarara uğrattığını, müvekkilinin seçimlik hakkı kapsamında SMK'nın 150/2-a maddesi uyarınca maddi tazminat talep ettiğini, davalının eylemleri nedeniyle müvekkilinin manevi zarara da uğradığını, davalı ürünleri kötü bir şekilde üretildiği gibi paketlemeye de tabi tutulmadan kargo poşeti ile gönderildiğini ileri sürerek, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitini, men’ini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, belirsiz alacak davası olarak, 5.000-TL maddi ve 5.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 16.12.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 95.000,00-TL artırarak 100.000,00-TL 'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, dava dışı ... e-ticaret sitesinin buy-box sistemi aracılığıyla Temmuz 2020-Eylül 2020 tarihleri arasında, “...” ibaresinin herhangi bir ayırt ediciliğinin olmadığı, bu ibarenin herkesin kullanımına açık olduğu algısını yaratarak “...” ibaresinin bir cins isim gibi buy-box isimli sisteminde kullanılmasına izin ve onay verdiğini, bu sebeple davalının “...” ibaresini markasal hüviyette kullanmış olmasının SMK'nın 7/5 hükmü anlamında hukuka uygun bir kullanım olduğunu, müvekkilinin “...” ibaresini kullanım şeklinin, ticari teamül ve ticari dürüstlük kurallarına uygun bir kullanım olduğunu, dolayısıyla söz konusu dönemde davacının tazminat hakkının doğmayacağını, davacının davasına mesnet aldığı 2020/54067 sayılı markasının tescilinin 30.11.2020 tarihinde ilan edildiğini, SMK'nın 7/4 maddesi hükmüne göre davacının markasının tescilinin yayım tarihi itibariyle hüküm ifade ettiğini, müvekkilinin ise 30.11.2020 tarihinden sonra markasal bir kullanımının bulunmadığını, davalının dava konusu ibareyi kullanımının marka hakkı ihlali sayılacak olsa bile konu ihlalin sadece Temmuz 2020-Eylül 2020 tarihlerindeki kullanım ile gerçekleşmiş sayılabileceğini, davacının satışlarının düşüşünün sorumluluğunun sadece davalıya yüklenemeyeceğini, davacı markasının müvekkili tarafından ürünler üzerinde, faturalarda, poşetlerde, paketlerde, ambalajlarda kullanılmış olduğunun ispat edilemediğini, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddi istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının satışa sunduğu ürünlerde ve ürünle ilişkili ambalaj, paketleme ve evraklarda “...” markasını kullanmadığı, anca davacı markasını ... e-ticaret platformunda, satışa arz ettiği ürünlerin tanıtıcı işareti, yani markası olarak kullandığı; her ne kadar davalı taraf, ...’un Temmuz 2020-Eylül 2020 tarihleri arasında “...” ibaresini buy-box sistemine dahil ederek, bu ibareyle ilgili, herhangi ayırt ediciliği bulunmayan, herkesin kullanımına açık bir cins isim algısı yaratmış olması ve buy-box sistemi altında dava dışı birçok firmanın “...” markalı ürünlerin satışını gerçekleştiriyor olması nedeniyle davalıya kusur atfedilemeyeceğini ileri sürmüşse de, ... e-ticaret platformunun işletmecisinin dava dosyasına gönderdiği müzekkere cevabında da açıkça belirtildiği üzere, 5651 sayılı Kanun'a göre “yer sağlayıcı” konumunda bulunan dava dışı ... e-ticaret platformu işletmecisinin, aynı Kanun'un 5/1. maddesi hükmü gereğince yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığı hususunda araştırma yapmak yükümlülüğünün bulunmadığı, ayrıca bu işletmecinin, “...” ibaresini buy-box sistemine dahil ederek herkesin kullanımına açık bir cins isim algısı yaratmış olduğu iddiası kabul edilse dahi, davalının veya aynı ürünleri satan diğer satıcıların, basiretli birer tacir olarak, “...” ibaresinin ne olduğu ya da ne olmadığı hususunda bir piyasa incelemesi yaptıktan sonra bu ibareyi markasal hüviyette kullanmaya başlamasının beklenmesinin ticari hayatın olağan akışına uygun olduğu, zira “...” ibaresinin Türkçe’de veya dünyada yaygın kullanımı olan dillerde bilinen/yerleşik bir anlamının bulunmadığı; davalının bu kullanımların SMK'nın 7/5. maddesi hükmü kapsamında “dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içerisinde” gerçekleşmiş kullanımlar olduğu yönündeki savunmalarına itibar edilmesinin mümkün görülmediği; marka başvurusunun Resmi Marka Bülteni’nde yayınlandığı tarihten sonra gerçekleşen fiillerin, marka tescilinin (sonradan) ilan edilmiş olması halinde yasaklanması ve bu fiiller nedeniyle başvuru sahibinin tazminat davası açabilmesinin mümkün olduğu, davacının tescilli markası ile davalının kullanımlarının benzer olduğu, markasal kullanımlarına konu emtiaların, davacının davasına mesnet aldığı markasının kapsamında birebir yer aldığı, davalının ... e-ticaret platformunda gerçekleşen, “...” ibaresinin tanıtma vasıtası hüviyetinde kullanımı fiillerinin haksız rekabet de sayılabileceği; davadışı ... (... İletişim ve Satış Tic. A.Ş.) beyanına göre 29.06.2020 ilâ 31.12.2020 tarih aralığında davalı şirketin "..." markası altında ...’daki net satış adedinin 24.715, net satış tutarının ise 1.272.397,04-TL ve bu bilgilerden ortalama birim satış fiyatının KDV dahil (= 1.272.397,04-TL / 24.715 adet) 51,48-TL/adet (KDV dahil) ve dolayısıyla KDV hariç ortalama birim satış fiyatı (= 51,48-TL/1,18) 43,63-TL/adet (KDV hariç) - Davacı ...’ın "..." markası altında ...’daki net satış adedinin 3.476 olduğu, net satış tutarının ise 453.996,87-TL ve bu bilgilerden ortalama birim satış fiyatının KDV dahil (= 453.996,87-TL / 3.476 adet) 130,61-TL/adet (KDV dahil) ve dolayısıyla KDV hariç ortalama birim satış fiyatının (= 130,61-TL /1,18) 110,69-TL/adet (KDV hariç) olarak hesaplanacağı; davacı maddi tazminatın 6769 sayılı SMK'nın 151/2-a maddesine göre hesaplanmasını talep ettiğinden, maddi tazminatın = [Davalının, 29.06.2020 ilâ 31.12.2020 tarih aralığı için davacının "..." markası altında ...’daki net satış adedi] X [Davacının 29.06.2020 ilâ 31.12.2020 tarih aralığı için "..." markası altında ...’daki satışlarının KDV hariç ortalama birim satış Fiyatı] X [Davacının tespit edilen 2020 yılı faaliyet kârı oranı (%)] = [24.715 adet] X [110,69 TL/adet] X [%9,06] = 247.854,70-TL olduğu, davalının 29.06.2020 tarihinden önceki "..." ibareli satışları tespit edilemediğinden davacı lehine 29.06.2020 öncesi için haksız rekabet yönünden maddi tazminat hesaplanamadığı, manevi tazminat tutarının tarafların ekonomik durumları, ihlâl olunan hakkın mahiyeti, ihlalin etkileri, ihlalin ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü, eylemin gerçekleştirilme biçimi dikkate alınarak belirlendiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının eyleminin davacının tescilli markasından doğan haklarına tecavüz olduğunun ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davacının marka hakkına internet yolu da dahil tecavüzün tekrarının ve haksız rekabetin men'ine, 100.000,00-TL maddi, 5.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kararın ulusal çapta yayın yapan bir gazetede bir defa ilanına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, "..." ibaresinin 3 ay süre ile kullanıldığını, mahkemenin hatalı şekilde 29.06.2020 ile 31.12.2020 tarih aralığını temel alarak tazminata hükmettiğini, mahkemenin müvekkilinin tüm satışlarını bu ibare altında yapmaktaymış gibi karar verdiğini, müvekkilinin sadece dekoratif tablo değil, dekoratif yastık, kılıf, peüş kırment, masa örtüsü vb. ürünlerin satışını da yaptığını, davacının iddiasında bile müvekkilinin "..." ibaresini kullanımının 2692 adet ürünle sınırlı olduğu belirtilmişken 24.715 ürün için değerlendirme yapıldığını, "..." ibaresinin müvekkili dışında 40'a yakın şahıs ve şirket tarafından da kullanıldığını, müvekkilinin bunlardan da sorumlu tutulduğunu, hükmedilen tazminat tutarının yüksek olduğunu, ...'un "..." ibaresini kullanıma açtığını ve bu hususta sanal mağaza sahiplerine izin ve destek verdiğini, dürüstçe ve ticari teamüllere uygun bir kullanımın bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i, maddi ve manevi tazminat ile hükmün ilanı istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının davacının markasını oluşturan "..." ibaresini, dava dışı "....com" adlı internet sitesindeki satışlarında, davacı markası kapsamındaki mallarla aynı ürünler için yaptığı satışlarda markasal olarak kullandığı, her ne kadar davalı tarafça bu kullanımın dava dışı internet sitesinin hatasından kaynaklandığı ileri sürülmüş ise de, basiretli bir tacir gibi hareket ekmesi gereken davacının, anlamı da bulunmayan bu ibarenin ev dekorasyon ürünlerinde tanımlayıcı olmadığını bilecek durumda olduğu ve bu ibarenin ne olduğunu da araştırması gerektiği, davalının eyleminin dürüstçe bir ticari kullanım sayılamayacağı, öte yandan, dava dışı internet sitesinin davalının belirlenen tarih aralığında "..." markası altında 24.715 adet ürün sattığının bildirildiği, yapılan hesaplamada bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 7.172,55-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 1.794,00-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 5.378,55-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3.İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/03/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 21/04/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...